Pazar, Aralık 12

Galatasaray 0-2 Gençlerbirliği


Başlıkla alakasız bir yazı. Sadece gittiğim maç olduğu için skoru yazıyorum. Yoksa dün akşama ait çok başka başlıklar çıkardı.

Maça gitmeyeceğimi bütün hafta boyunca her arkadaşıma söyledim. Aklımda yoktu. Kendimi, kimsenin gelmeyeceği Şekerspor maçına hazırlamıştım. Hafta içi haber çıkıyor. Şekerspor maçında tören olacakmış. İnsan evini yıkarken tören yapar mı? Bizim büyüklerimiz yapıyor. Yapay bir gece olacak. Olsun, yine de kupa maçıdır kimseler gelmez. Cumartesi işteyim. Az sonra işten çıkıp evime gideceğim. Sabah evden çıkarken eve dönecek şekilde hazırlandım. Bu soğuk ve yağışlı havada üzerimde kazak yok, ayağımda bot yok. Sami Yen için uğursuz olan Marsilya atkım var sadece. İşten çıkmayı beklerken Aykut arıyor. Daha doğrusu msn'de konuşuyoruz.

Beni 15 dakika içinde maça gitmeye ikna ediyor. "Hava soğuk, paramız az, takım kötü, tam gidilecek maç". Maçın kendisi 3.planda, Sami Yen'e veda 2.planda.

Birinden kapalı bileti buluyoruz. Sokak'ta son kez takılma. Son kez. Kapalı'ya son kez giriş. Ortanın solundayız. Sahayı gören en iyi tribün. Muhteşem akustik. "Mimar Sinan gelse aynısını yapamaz." Tanıdık yüzler, adını bilmediğimiz her hafta gördüğümüz insanlar. Son kez görüyoruz.

Tribünlerde coşacaksın başlıyoruz. Yıkıl. İstiklal Marşı arası. Ardından bir daha. 14 senelik bu çile. Maç başlıyor. Gol yiyoruz. Anlıyoruz, bu maç da o maçlardan. Ardından 2-0. Şaşkınlık var. Sinir bozuluyor. Islıklamalar da oluyor. Oluyor bir şeyler. Normal, lig devam ediyor.

Devre arası başlıyor. Derste kar yağar ve tenefüste az önce bomboş olan bahçede çocuklar kartopu oynamaya başlar ya o hesap. Herkes koltuk kırıyor. İnanılmaz bir ses çıkıyor. Herkesin amacı eve evinden bir parça götürmek. Koltuklar kırılırken "seni yıkacak dozerin"... Bunu bile anlayamayanlar var hala. Koltuklar niye kırıldı, yakışmadı diyenler. acaba "Evinizi yıkıyoruz" diyen belediyenin dozerine taş atan adama da "yakışmadı" diyorlar mıdır?

İkinci yarı başlıyor. Artık maç önemli değil. Eski besteler, eski günler. Hakanlar, Jardeller. 1999 yılında tribünde değildim yaşım 14'tü. Hiç Kapalı'da "hanginiz oynadı yarı finali" diye bağırmak nasip olmamıştı. Bağırıyoruz 10 senelik gecikmeden sonra. Sanki haftaya Leeds maçı var. Milan'ı yenmişiz zaten "işte böyle her sene böyle". Hasan Kabze'den Taffarel'e, Ali Şen'den Leeds'e herkes anılıyor.

Hala kaçan gole üzülen, pas hatasına sinirlenen var. Bırak abi artık maçı. O sırada sol'dan isyan sesleri. Yönetim istifa. Tepki büyük. Olmalıydı. Çok da yerinde oluyor. "Herkes gider biz kalırız" diyenler çıkıyor. Eskiden onlar çıkarken, peşlerinden herkes gelirdi. Şimdi çıktıkları fark edilmiyor bile.

Arda oyuna giriyor. Ne bir alkış ne bir tezahürat. Uzaktan cılız bir şut çekiyor. "Emre abi'nin anasını sikiyim" diye bağırıyorlar. Ondan sonra tekrar Adnan Polat'a isyan. "Şirketler birleşti, siktirin gidin." "GS Bonus oley" sesleri. Ne olursa olsun Başkan'a "siktir" denmez ama duygusal yoğunluk çok fazla. Üstü örtülür.

Sami Yen hakkını sizlere helal etmiyor. Aykut diyor ki "ana avrat sövselerdi daha iyiydi". Maç bitiyor. O koltuk kırma seansı bir daha başlıyor. Bu sefer kimse gülmüyor. Gözü yaşlı olanların sayısı daha fazla.

Geçen sene Antalyaspor maçını son maç sanmıştım. Salak bir Yalın şarkısı girmişti maçtan sonra. Bu sefer hiçbir şey girmedi. Girselerdi küfürün kralını yerlerdi zaten. O koltuk kırma seansı.. Günün maç sonu şarkısı, anlatabilmek mümkün değil. Yaşlı sarhoş bir adamdan, genç kıza kadar herkes koltuk arıyor kendine. Koltuk sevdası.

Çıkmakta zorlanıyoruz. Stad boşalıyor. Yeni Açık'ta, EskiAçık'ta ve Kapalı'da toplasan 20 kişi kalmış. Galatasaray çatısı altında son kez fotoğraf çekiyoruz. 5-6 kere son kez bakalım diyoruz. Çevik Kuvvet giriyor. Onlar bile anlıyor halimizi. Daha önce defalarca kavga çıkartmışlar bu tribünde; bu sefer izliyorlar. Oturup hüngür hüngür ağlayan adama bakıyoruz. Biz de ağlayacak gibi oluyoruz.

Koridora girince bir daha hüzün. Tribünü bıraktık bunun daha koridoru var. Oradan çıkmamız da bir 10 dakika sürüyor. Ve çıkıyoruz. Son kez. Bitti. İğrenç Mecidiyeköy sokaklarına çıkınca soğuk ve rüzgar çarpıyor. İçeride de vardı soğuk ama bu kadar koymamıştı. Artık burada sıcak bir evimiz yok. Soğuk daha fazla zorluyor.

Gençlerbirliği takımını, özellikle Oktay Delibalta'yı beğendim.(20 dakika izledik)

1 yorum: