Salı, Ağustos 21

Nur Tatar




Tabi ki 1 ay öncesine kadar sokakta görsem tanımazdım. 1-2 sene öncesine kadar ismini de bilmezdim. Sonra ismini duymaya başladım, tekvandocu olduğunu öğrendim ama iyi midir, kötü müdür bilmiyordum. Tekvandoyu da bilmiyordum zaten.

Londra'daki ilk maç. Sabah seansı. Bizim kız çıkacak dediler, baktık. Bir sporcuda en sevdiğim özellik; konsantrasyon. Bakışından, vuruşundan, duruşundan, sevinmesinden; her halinden belli. İşin tekniğini de bilmiyoruz ama rakiplerine göre daha atletik sanki. Yaptığı aksiyonu o kadar güzel ve kusursuz yapıyor ki, rakibine karşı bir atak yaptığını düşünmüyorsun o anda. Sadece izliyorsun. Maç (ya da ne deniyorsa) sonunda kaskı çıkardı. Pırlanta gibi güzel,sevimli bir genç kız.

19 yaşındaymış. Gün içinde maçlar. Her rakibi aynı şekilde yenmeye devam. Finale kadar yürüdü. Bir gün boyunca büyük heyecan. Bizim sporcumuz olmasa yine sevecektik sanki. Servet ve Rıza gibi. Hemen hakkında aramalar yapıldı tabi internette. Eski röportajları okundu. Örnek sporcu dediğimiz, burnumuzun önündeymiş biz görememişiz.

Devamı da var. Final maçında ağlaması, madalya töreninde utangaçlığı, bir gün sonra Londra gezisindeki sempatikliği. Sanki kardeşimiz gitmiş, madalya almış gibi seviniyoruz.

Böyle bir sporcu ancak iyi bir aile ortamından çıkar. Vanlıymış, Antalya'ya yerleşmişler. Tekvandoya Van'da başlamış. Abisinden görmüş. Abisi bırakmış o devam etmiş. Van'da kızının tekvando yapmasını teşvik eden bir babanın kızı. Annesi madalya sonrası röportaj veriyor, neşe saçıyor. İlk örnek aldığı insan olan abinin o gururu gözlerinden okunuyor. Böyle bir aileden örnek sporcunun çıkması şaşırtmaz.

Bundan sonra onun büyük hayranıyım. Zaten daha kariyerinin başında. Uzun süre daha bizimle.  O mutlu olsun, o gülsün, o kazansın, ailesi sevinsin, biz izleyelim, biz sevinelim. Belki ileride kızımız olursa, onu sporcu yapabilmek için elimizde bir örnek olur. Doğmamış çocuğuma örnek, henüz 19 yaşında.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder