Salı, Kasım 13

An


Bugüne kadar hiçbir zaman binlerce insanın gözü önünde gol atmadığımız için bazı duygularla empati kurmamız zor. Fakat yine de; bugüne kadar çok defa binlerce insanın gözü önünde gol atan 19 yaşındaki gençleri gördük. Hemen hepsi de çok büyük bir duygu patlaması yaşamıştır. Futbolda olmasına şaşılmayacak anlar. O golün o çocuklar için ne kadar değerli olduğu aşikardır.

Zaten bir futbolcu için en zor zamandır o günler. Kendisini en çok bilemediği dönem. Gerçekten iyi bir oyuncu mu yoksa yetersiz mi? Tecrübeli futbolcu yeteneklerini ve eksikleri özümsemiş, ona göre kariyer planlamasını yapmış, hatta uygulamıştır. Altyapıdaki oyuncu ise yaşıtları arasında oynarken, kendini onlarla kıyaslayabilir, nerelere doğru gidebileceği hakkında tahminler yapabilir. 

Fakat 19 yaşındaki bir A takım oyuncusu, hem de yeni geldiği bir takımda sonunu göremez. İyi mi kötü mü? Önünde sayısız forvet varken oynamaması normal. Ama gerçekten normal olduğundan mı (sıra beklemesi gerektiğinden) oynamıyor yoksa yetersiz mi? 19 yaş, bu soruları çözebilmek çok zor bir zaman olsa gerek.

Ve işte tam öyle bir kafa karışıklığının ardından, sahaya çıkıp 10. dakikada gol atıyorsunuz. Daha önce defalarca oldu. Futbolda böyle hikayeler mevcut. Hemen hepsinde de bir duygu patlaması olmuştur. Golü atan 'çocuk' hem mahcup bir ifadeyle ne yapacağını şaşırmıştır hem de çılgınlar gibi sevinmiştir.

Güven'in gol sevincinde ise bir fark var. Bilerek mi yaptı, yoksa biz mi abartıyoruz emin değilim ama yazmadan edemeyeceğim. Golün hemen ardından önce çok sevindi, sonrasında sahanın kenarında çömeldi. Büyük ihtimalle o anın coşkusunu görmek istedi. Doğrusu da budur. Yani aslında bu işin doğrusu yoktur zaten ama bana göre en uygunu da budur. O anı özümsemek, görerek yaşamak. Çılgınlığın aktörü olmak yerine, çılgınlık anını izlemek. Kıvılcımı yakan sen olsan bile... Kendi yarattığın eseri izlemek. Teknolojiyi gözardı edersek, bir futbolcu kendi golünü göremez. Olay anında uygulamayı icra eder, diğer herkes ise onu izler. O topa vurmakla yükümlüdür, golü izlemek ise diğerlerine aittir. Fakat golden sonra yarattığınız etkiyi izleyebilirsiniz; eğer kendinizi kontrol edebilecek gücünüz varsa...

Bir daha olmayacak bir andan bahsediyoruz. Güven, bundan sonra çok sayıda daha gol atacaktır. Ama hayatında sadece bir defa "Beşiktaş formasıyla ilk golünü" atacaktır. Bazı eski futbolculara kariyerlerinin ilk gollerini attıklarında neler hissettiklerini sorduğumda çoğu tatmin edici cevaplar veremedi. Hatırlamıyorlar genelde. Golü değil, hislerini. Büyük ihtimalle yıllar sonra Güven'e sorulduğunda çok daha net bir cevap verecektir. Oturup stadyuma bakarak; hem kendi içinden geçenleri dinledi hem de mekanda olan biteni izledi.

Belki de ben abartıyorum. Bakalım ne çıkacak? Fakat abartmadan bir şeyler yazmak gerekirse, bu çocukta kumaş var. Kafa golü attı, uzaktan şut çekti, top indirdi, pres yaptı. İlk sınavında geniş bir repertuvara sahip olduğunu gösterdi. Modern santrfor özelliklerini barındırıyor. Şimdiden merakla 3-4 sene sonrasını beklemeye başladım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder