efsane yarışlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
efsane yarışlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Ağustos 7

Efsane Yarışlar / 2001 yılı Lara Koşusu


Efsane olan, yarıştan ziyade koşuyu kazanan Velociraptor'dur ancak onun yarış karakterini en iyi anlatan yarışlardan biri olduğu için değinmekte fayda var. Velociraptor 2000 yazında Trapper, Bartrobel, Sorgunbeyi Texas Gal ve hatta ekürisi Medya'nın da koştuğu 2 zorlu çim yarışından sonra arıza göstermiş, geçirdiği diz sakatlığının ardından 13 ay gibi uzunca bir süre hiç start almamıştı.
***
Uzun aradan sonra koştuğu ilk kum  yarışında Majestic Colt gibi normalde yanına yaklaşamayacak bir ata geçildiği için muhtemeli 1,05'lerden yukarı doğru çıkmaya başlamış, ikinci yarışında ise dönemin Fays, Gülahmet, Pacha gibi kendi kalitesinin çok altında olan rakipleri zar zor geçebilmiş, ve gerçekten kendi sikletindeki büyük kumcularla kapışmadan önce gördüğü bu 2 yarışla yarışseverin kafasında da bir soru işareti bırakmıştı şampiyon.
***
Koşudaki isimlere değinecek olursak, zaman zaman sağlam tempo yarışları yapan, Alp Tony, Çimini ve Roman Art gibi kaliteleri uzun mesafe kum yarışlarında geride bırakmayı başarmış Sivrihisarlı, Sivrihisarlı ile birlikte gruptaki diğer Barnato yavrusu olan, kalitesi bu grubun çok çok altında kalan Babagündüz, bu yarışta değil belki ama Velociraptor'u birlikte koştuğu hemen her yarışta çok zorlayan kalite kısrak Sun Child, güçlü kum orijiniyle ve zaman zaman ters yarışlar koşmasıyla Hot Jazz, kum çim ayırt etmeden kralına kafa tutan, genelde orta mesafelerde daha iyi yarışlar koşan tam bir açık yarış atı Bosporus ve İzmir kumunda imparator ile fırtınalar estiren, koşuda da Velociraptor'un en ciddi rakibi olan Centaur gibi isimler koşuda start almışlardır.
***
Velociraptor, genelde yaptığının aksine koşuyu forse eden grubun 20-25 metre gerisinde takip etmiş, zaman zaman dışa açılan yarışta kendisi de dışa doğru gelerek onu tek yazanlara hassiktir dedirtmiş ve son 150'ye kadar kadraja girememesi ve koşunun sürprizi Hot Jazz'in liderliği almasından dolayı yarışsevere ufak çapta bir kalp krizi geçirtmiştir.
***
İrfan Umut'un da tam olarak anlayamadığı biçimde en dıştaki bariyerin dibinden kara tren gibi kopup gelen şampiyon rakiplerini ekarte ederek yarışı kazanmıştır. Koşuyu ilk defa izleyecek olanlar muhtemelen oha oha oha diyerek o muhteşem sprinte eşlik edeceklerdir. 

Cumartesi, Temmuz 4

Efsane Yarışlar / 2005 yılı Ankara Koşusu

Triple Crown'un üç ayağından biri olduğu için Ankara Koşusu mevsim sonunda üç yaşlı İngilizler'in koştuğu fevkalade mühim bir yarıştır. Özellikle son 100 metresi nefes nefese geçmiş bu yarışta kimlerin koştuğunu bir kez daha hatırlamakta ve belki de hatırlatıp gecenin bu saatinde yatmadan ağızlarda güzel bir tat bırakmakta fayda var diye düşündüm.
***
Yıllardır Ankara'da start alan ve ne zaman yazmadıysam o zaman gelmiş olan, bu tip uzun mesafe yarışlarını seven, Francesco Sponza isimli sahibini merak ettiğim kır safkan Alpiko, yine Ankara'nın müdavimlerinden olup uzayan mesafelerde başarılı yarışları ile hatırladığımız Ateşağa, bir önceki yıl bu pistte Çaldıran Koşusu'nu kazanan, Gazi'de sessiz sedasız 8. olduktan sonra fırtına gibi esen Champs to Champs, bir pıtrak misali çoğalan alışveriş merkezlerindeki oyun salonu isimleri gibi ismi olan ve hiçbir yarışı çöp hafızamda yer etmeyi başaramamış Dixie Land, o yıl koşulan Gazi Koşusu'nu Melisa Eliyeşil'in gözyaşları eşliğinde kazanarak eküriye Mümin Çılgın'lı Hafız'ın (Tuncaylı Middlesbrough) 1986'da kazandığı Gazi'den tam 19 yıl sonra bu sevinci yaşatan ve son düzlükte su gibi akan seri Popular Demand, ne hikmetse benim izlediğim her maçında rakibinden bir araba sopa yiyip Orhan Ayhan'ı sıkıntıya sokan Boğaz'ın Boğası Sinan Şamil Sam'ın Runner Boy'u ve Yudum gibi isimler katılmışlardır.
***
Soz düzlükte Alpiko'nun temposunun düşmesiyle birlikte bu safkanı içten Ateşağa, dışından ise Yudum sıkıştırmışlardır. Yudum'un da dışından Champs to Champs ve en dış kulvardan da (at yarışlarında illa ki birileri en dış kulvardan gelir) 1.05'lik muhtemeliyle Türkiye'nin Teki konumunda olan Popular Demand kopmuşlardır. Yüksel Saymaz'ın şahane anlatımıyla buyrunuz:

Perşembe, Ekim 23

Efsane Yarışlar / 2005 yılı TJK Koşusu

Direncin, dayanıklılığın, yarış karakteri kelimesinin tam manasıyla ifadesi olan, aynı zamanda bir döneme damgasını vurmuş Grand Ekinoks'un da kazandığı son yarış olan bu koşu sadece koşan isimler itibariyle değil, birçok yönüyle hatırlatmaya değer. Öyle zannediyorum ki efsane spiker Zadik Gökoğlu'nun da anlattığı son yarışlardan biridir. Ağızlarda güzel tat bırakmış bir koşudur.
***
Yine farklı jenerasyonlardan farklı isimlerin yer aldığı bu leziz koşuda, maalesef Süleyman Akdı'nın binmesiyle hayatı kayan ve önce geçilip daha sonra da yarış hayatı biten, benim gördüğüm en iyi atlardan biri olan ve kuşkusuz Distant Relativ'in en başarılı yavrusu olan Yavuzstar'ı Cumhurbaşkanlığı Koşusu'nda geçerek büyük bir sürprize imza atan Altın Ordu, Velociraptor'un özkardeşi olduğu için start aldığı her yarışta yarışsevere acaba dedirtse de akıllarda kalacak yarışını hatırlamadığım Ganj Nehri, bu yarıştan bir ay kadar önce şampiyon Senex'e Veliefendi'yi dar etse de yarışı burun ucuyla vermekten kurtulamayan Grand Ekinoks, ne zaman ne yapacağı belli olmayan sinsi Hücum, koştuğu yarışlara tempo veren tavşan Radikal Prens, Eliyeşiller'in son yıllarda az sayıdaki başarılı atlarından biri olan Ultramar, Dubai'de hakkında fıkralar anlatılan ilginç at Win River Win, maalesef erken yaşta ölerek bizleri üzen karakterli at Wolf's Son, Perfect Storm jenerasyonunun parlak atlarından Eylül Fırtınası ve her ne kadar bir miler olsa da bu mesafede bile acı sprintiyle etkili olabilmiş Ribella start almışlardır.
***
Yarış taktik savaşı şeklinde geçmiş, Grand Ekinoks her zamankinin aksine bu yarışı biraz daha önlerde kabullenmiştir. Bariyer dibi avantajıyla son 400'den sonra liderliği alan Grand Ekinoks, gerek Halis Karataş'ın ekonomik kullanımı gerekse de eşsiz yarış karateriyle, sprintinin çok kuvvetli olduğu bilinen Ribella ve Wolf's Son gibi isimlere direnerek bu yarıştan da alnın akıyla çıkmasını bilmiştir. Yarışın son metrelerinde Zadik Gökoğlu "...ve bilmemkaçıncı TJK Koşusu'nu sayın Volkan Ekinci'nin..." diyip susmuştur, çünkü biraz erken demiştir bunu ve Ribella'nın sprinti de tam o esnada kuvvetlenmiştir. Yarım boya kadar inse de fark Grand Ekinoks yarışı kazanmış, Zadik Gökoğlu da keyifle cümlenin geri kalan kısmı olan "...Grand Ekinoks isimli safkanı Halis Karataş'la kazanıyor..." bölümünü tamamlamıştır.

Çarşamba, Ekim 8

Efsane Yarışlar / 2006 yılı Enternasyonel Topkapı Koşusu

Türk atlarının resmi geçidi gibi olan, deli oğlan Kaneko'nun enteresan performanslarından birini sergilediği, Ribella'nın akıllarda en çok kalan yarışıydı bu yarış. Öncelikle koşuya katılan isimleri gözden geçirelim:
***
Her zaman başa güreşmiş, hep en sert gruplarda koşmuş, kah geçmiş kah geçilmiş, Dubai'de bile harika işlere imza atmış Kaneko, bir tanesi Dubai'de olmak üzere, bu koşuya girmeden önce koştuğu 5 yarışın tamamını kazanan, o günlerde hayatının en formda günlerini geçiren Sabırlı, henüz üç yaşlı olmasına rağmen koşuya kaydı yaptırılmaktan çekinmeyen, zaten yaşıtlarından üstün olduğu her haliyle belli olan, an itibariyle ise en formda İngiliz diyebileceğimiz Kurtiniadis, bir önceki yıl Erkek Tay Deneme Koşusu'nu kazanıp, Gazi'de de Popular Demand arkası ikinci olan fakat yaşadığı sakatlık nedeniyle toparlanamayan süratli isim Mahalle Çocuğu ve ideal mesafesi 1600 metre gibi görünse de uzun mesaflerde de harika yarışlar çıkarmış, doping yaptığı söylentilerinin ardından ceza almasına rağmen kariyerinin en büyük yarışlarını da aldığı cezadan sonra koşmuş, gelmiş geçmiş en büyük kısrak olan Ribella koşuya bizden katılmışlardır.
***
Yabancı atlardan ismini duyduğum bir tane bile yoktu. Zaten bu yarıştaki dökülmeden sonra yabancı eküriler bu koşuyu ciddiye almaya başladılar ve hatırlarsak ilk defa geçen sene Godolphin ekürisinin atları gelmişti Veliefendi'ye. Bosporus yavrusu Billy Allen ve Ryono o gün şans verilen isimlerdendi ama gerek performans gerek kalite açısından bizimkilerle yarışamayacakları belliydi. Bizde de Sabırlı'nın çok rahat bir şekilde yarışı kazanması bekleniyordu.
***
Filmi biraz başa saralım. Temmuz ayında koşulan Adnan Menderes Koşusu inanılmaz bir mücadeleye sahne olmuş, ezeli rakipler Ribella, Sabırlı ve Kaneko'nun kapışmasından 1.33.77 gibi bir derece çıkmış 1600 metrede, ve yarışı Sabırlı kazanmıştı. Eylül ayındaki enternasyonel yarıştan önce üstad Reşat Köstem, Ribella'nın sahibi Selman Taşbek'le hipodromda röportaj yaparken şunları dinledik: O yarışta kızım (Ribella'dan bahsediyor) çok yıprandı. Zaten rekor bir dereceyle bitmişti yanlış hatırlamıyorsam. Bir daha koşamayacağını düşündük ve onu anne olması için çiftliğe götürmeye karar verdik. Çiftlikte bir süre istirahat ettikten sonra adeta yeniden hayata döndü, yerinde duramıyordu, ondaki bu heyecanı ve parıltıyı gördüğüm için bu yarışa katılmaya karar verdik dedi.
***
Koşuda startla birlikte her zaman numarayı almasa da genelde koşuyu önlerde götüren Kaneko bu kez mükemmel bir çıkışla liderliği almış, yarışı sert temposuyla götürmüş, son virajı da uzak farkla grubun önünde geçmiştir. Yarışın sürdirek favorisi Sabırlı ve Selim'le hep bekleme yarışı yapan Ribella son iki sırayı paylaşmaktadır. Son 400'de yine Kaneko açık ara liderdir ve bu metrelerde görülmektedir ki farkın kapanacağı falan yoktur, çünkü o kapasitede olan bizim atlarımız çok gerilerdedir, o kapasitede olmayan yabancıların ise Kaneko'yu yakalamaları imkansızdır. Fakat son 200'le birlikte zaten ufak tefek birşey olan Ribella o inanılması güç sprinte imza atar.
***
Yarış bittiğinde Selim Kaya şovunu yapar ama fotofinişte ben açıkçası anlayamamıştım Ribella'nın kazandığını. Ribella sadece yarışta dipten çıkmamıştır, belki de kariyerinin sonuna gelecekken yeniden ben de varım demiştir. Bugüne kadar izlediğim yüzlerce yarış içerisinde kesinlikle en güzeli, en anlamlısı ve en görkemlisi bu yarıştı. Bu muhteşem finali izlemek isteyenler koşuyu youtube da bulabilir.

Perşembe, Ekim 2

Efsane Yarışlar / 2007 yılı Fikret Yüzatlı Koşusu

Mümkün mertebe güncelden uzak durup, eski isimleri hatırlatmaya çalışsam da efsane yarışlar altında geçemeyeceğim bir yarıştır 2007 yılı Fikret Yüzatlı Koşusu. Sabırlı'nın sürdirek favori olarak girdiği, yarış boyunca, normal olarak onu tek yazan bütün yarışseverlere tırnaklarını yedirdiği, saçını beyazlattığı bir yarıştır.
***
Mayıs ayında koşulan bu yarışa, artık performans olarak bu gruptaki bazı rakipleriyle boy ölçüşemeyecek olan, genelde Fuat Çakar'ın tercihiyle Akındayım, geçen sene Fatih Sultan Mehmet Koşusu'nu kazanmayı başarmış, kalitesi tartışılmayacak olan ama öyle zannediyorum ki sorunlarından ötürü istikrar yakalayamamış George Thomas yavrusu Cincinnati Kid, Popular Demand jenerasyonunun en iyi atlarından, Özbelge ekürisinin Golden Sun'ı, üzerine ne yazarsak az kalacak olan, kısa ve orta mesafe şampiyonu, bundan 20 yıl sonra da eminim her 1600 metre yarışında bizlere "bir zamanlar bir Sabırlı vardı" dedirtecek olan, sprinti görülmeye değer Sabırlı, genelde kum yarışlarında başarılı olan Son Of Sun, ve önde kurduğu sert tempo ile kaça kaça bitirmeye çalışan, genelde Arap atlarıyla tanıdğımız Karacalar'ın Ezbiderli'si katılmıştır.
***
Yarış 1200 metrede koşulmuştu. Yarışın başlamasıyla birlikte bilinen temposuyla Ezbiderli öne düşmüş, onu Akındayım, Cincinnati Kid ve Golden Sun takip etmiş, yarışın büyük favorisi, muhtemeli 1,20 olan Sabırlı ise yine starttan biraz nazlı çıkmış, Karataş'ın teşvikleriyle önlere doğru yaklaşmaya çalışsa da son 600'e girilirken değil Ezbiderli'nin grubun uzak farkla gerisinde kalmıştır. Son düzlükten özellikle de son 200'den sonra içten Cincinnati Kid, onun da dışından bu yarışta mükemmel koştuğunu düşündüğüm Golden Sun atak yapmış, Golden Sun rahat bir biçimde liderliği almıştır. Sabırlı bu metrelerde ataklarını hızlandırsa da yine Golden Sun'ın oldukça gerisindedir. Hatta 2006 yılında yeniden yarış anlatmaya başlayan efsane spiker Ali Kayakıt bile bu metrelerde Sabırlı'dan bahsetmemektedir. Son 100'le birlikte Sabırlı'yı bize 20 sene sonra bile hatırlattıracak o muhteşem sprinti başlamış, at adeta kanat takmıştır. Ne kadar anlatsak az kalacak o muhteşem sprinti atan Sabırlı, yarışı burun ucuyla koparmıştır. Yalnız burada topu biraz da Halis Karataş'a atmak lazım. Son 100'e son sırada girmiş bir atı, üstelik 1200 metresi 1.09larda bitmiş çok süratli bir yarışta, değil kazanmak tabelaya sokmak bile başarıydı. O gün gerçekten imkansızı başarmıştı Sabırlı ile birlikte. İzleyen hemen hemen hiçkimsenin unutması mümkün değildir bu yarışı. Post fotoğrafı meşhur foto-finiş. Sabırlı dıştaki 4 numaralı at. Sabırlı bugün 7 yaşında. Son yarışında Kutiniadis'den uzak yiyip, üçüncü oldu. Yavaş yavaş okeye dönmeye başladı o da. Hey gidi Sabırlı!

Pazar, Eylül 28

Efsane Yarışlar / 2004 yılı Başbakanlık Koşusu

Benim izlediğim Başbakanlık Koşuları içerisinde açık ara en zevkli bitmiş yarış işte bu yarıştır. Tıpkı 2000 yılı İsmet İnönü Koşusu'nda olduğu gibi çok kuvvetli bir grup yer almaktadır burada da, gerçi bir Grup I mücadelesi olduğu için zor grubu normal karşılamak lazım. Yine de bu koşuda start alan safkanlar gerçekten bir döneme damgasını vurmuş isimlerdir.
***
Daha ziyade kısa ve orta mesafelerde başarılı olmuş, özellikle 4 yaşlılığında seri birinciliklerle nevaleyi toplasa da sonradan sonraya zirveden uzaklaşan, benim şimdiye kadar gördüğüm en verimli jenerasyonun en iyi temsilcilerinden Akındayım; Yaman Zingal'ın "bundan bir cacık olmaz" diyerek yok pahasına sattığı, 7 yaşında iken bile yaptığı yarışlar kalitesini anlatmak için yeterli olan, Türk yarışçılık tarihinde Triple Crown yapabilmiş üç attan biri efsane Grand Ekinoks; Ankara'da takılan Cavcav ekürisinin atlarına "x to x" şeklinde isim koymasından nasibini alan ama yine de Ankara’da yaptığı yarışlarla akıllarda yer etmeyi başarmış Teeth to Teeth; rivayete göre Dubai'de tam yarışı kaybettiği anda yanından transit geçen atın jokeyinin "bye bye" demesi üzerine gazı alıp yarışı kazanan, Süleyman Akdı ile akıllarda kalmış Win River Win; ne zaman ne koşacağı belli olmamakla birlikte bu grubun kalite olarak altında kalan, halihazırda İzmir’de koşmaya devam eden Keremkoç; taylığında koştuğu başarılı kum yarışlarından sonra kalitesini çimde de ispat etmiş, Kitapçı ekürisinin Luxor ile birlikte en sağlam atlarından biri olmayı başarmış kara oğlan Wolf's Son; bana göre Ribella'dan sonra gelmiş geçmiş en iyi kısrak olan, kariyerinde bir çok grup koşu birinciliği bulunan, son düzlükteki inadıyla rakipleri perişan eden Mary Ellen; nasıl bir at olduğunu 2006 yılında koşulan Enetrnasyonel Topkapı Koşusu'nu yazarken anlatacağım Ribella; genelde başarılı yarışlar koşmuş olsa da genel performansı itibariyle mevcut rakiplerin yanından bile geçemeyecek Eylül Fırtınası; 2006 yılında benim diyen her atı geçmeyi başarmış, bana göre o yılın en başarılı safkanı Marlyn Monroe yavrusu Hücum; ve 3 yaşlılığında bu koşuya kaydı yaptırıldığına göre siz anlayın gerisini dediğim, aynı yılın Erkek Tay Deneme galibi, ahırın kapısını kırarak ayağını sakatladıktan sonra koştuğu yarışları bile başarılı olan, maalesef henüz 5 yaşında iken yarış hayatını noktalamak zorunda kalmış Kaneko koşuda start almışlardır.
***
Yarışı beklenildiği gibi Mary Ellen süratlendirmiş, bekleme yarışı yapan, koşunun sürdirek favorisi şampiyon Grand Ekinoks her zamanki gibi grubun arkalarında Wolf's Son ile birlikte yarışı takip etmiş, bir diğer acı sprinte sahip isim olan Ribella da Yalçın Akağaç ile elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmıştır yarış boyunca, artık ne kadar yapılabiliyorsa... Mary Ellen inatçı karakteriyle bence ona göre uzun olan mesafeye rağmen Grand Ekinoks'un kuvvetli ataklarına direnç gösterirken, geriden yaklaşan grubun en dışındaki safkan Wolf's Son son 50'de yarışı bir baş bir boyun koparmıştır. İzlenmesi en zevk veren bir kaç yarıştan biridir, izlenesidir. Youtube'da bulmak mümkündür, izleyindir... Gerçekten 10 yıldır takip ettiğim at yarışları içerisinde izlediğim en zevkli birkaç yarıştan biridir.

Perşembe, Eylül 25

Efsane Yarışlar / 2001 yılı TBMM Koşusu

2000-2001 sezonu... Her anlamda unutulmaz. Hayat desek henüz Lise 1'deyim, hayata dair bildiğim şeylerin sayısı çok az, yavaş yavaş öğrenmeye başladığım yıldır belki de... Futbol desek, Mustafa Denizli demek sanırım yeterlidir. Gün geldi Kenneth Andersson'un sakatlığına üzüldük, gün geldi Rapaic'in frikiği ile coştuk, gün geldi Jardel'e giydirdik sırf farklı renkte forma taşıyor diye. At yarışlarında ise bana göre efsane sezondur. Ribella, Akındayım, Kurtaran, Dinyeper, Pawnee Rhythm gibi canavarların 2 yaşlılığı, Grand Ekinoks'un tarihe geçmesi, Özgünhan-Demirkazık-Anadolu Ateşi triosunun 3 yaşlılığı, Velociraptor'un dönüşü, Trapper'ın uğurlanışı ve Odinhan'ın talihsiz sakatlığı hep bu sezona denk gelmiştir ne hikmetse. Dedik ya bir kere unutulmaz sezon diye.
***
Bu unutulmaz sezonun unutulmaz yarışlarından birisi de 2001 yılı TBMM Koşusu'dur. Yine farklı jenerasyonlardan farklı isimlerin renklendirdiği bu koşuda, artık 6 yaşına gelip "seneye de koşar, sonra bırakır" heralde diyen herkesi yanıltan, kumu ayrı çimi ayrı zevk veren Ağakaraca; sadece ismi karizmatik olan Ağakılıç; kah Adana kumunda, kah Ankara çiminde üstelik de en formda günlerinde Odin'i geçmeyi başarıp Gürbüz Refioğlu'nun saçını beyazlatan Antepli; özellikle İzmir kumunda parlak yarışları ile hatırladığımız Gülerceler'in Magrip, x karaca ekolünden takılsa da güçlü orijiniyle dikkat çeken Pirkaraca; belki de üstüne ayrı bir yazı yazılmayı hakeden, koştuğu yarışta başka herhangi bir atı tek yazmak yürek isteyen, plaselerin en tehlikelisi Şirinoğlu; bu grupta ne iş yaptığını bilmediğim, herhalde oradan geçerken koşuya dahil olan Veyselcan; yarış kariyerini talihsiz bir sakatlıkla bitirmek zorunda kalmasına rağmen hiçbir yarışseverin halen unutamadığı, koştuğu 23 koşunun hiç birinde tabela dışı kalmayıp start aldığı süre boyunca hemen hemen bütün klasikleri kazanma başarısı göstermiş büyük şampiyon Odinhan ve hem Odinhan'a hem de Özgünhan'a kariyerlerinin en iyi döneminde kafa tutup zmaan zaman onları geçmeyi de başarmış, Kafkaslı ile aynı döneme denk gelse muhtemelen onun gelirini yarıya düşürecek olan Tamerinoğlu start almışlardır.
***
Koşuyu ekürilerden Pirkaraca ve Antepli süratlendirmiş genelde bekleme yarışı yapmayı seven Odinhan da, kendisine en çok yakışan jokeyi Selim Kaya ile son düzlüğe son sıralarda girmiştir. Son 400le beraber artan tempoda içten kabus at Şirinoğlu, dış kulvardan Tamerinoğlu ve onun da dışından kuvvetli sprintiyle Odinhan kopmuştur. Son 100'le beraber Odinhan koşunun liderliğini almış, bariyer dibinden Şirinoğlu'nun çabaları sonucu değiştiremeyince bu klasik koşuyu kazanan isim olmuştur. Bu yarışta ikinci olan Şirinoğlu yavru vermeden ölmüştür maalesef. Efsane yarışlara devam edeceğim... Biraz da İngilizler'den bahsetmek lazım...

Pazar, Eylül 21

Efsane Yarışlar / 1999 yılı Cumhuriyet Koşusu

Resim bulma konusunda sıkıntı yaşıyorum bu efsane yarışlarla ilgili. Yoksa bu postun resmi Dayıbey ve Özgünhan değildi. Bu da Cumhuriyet Koşusu ama benim bahsedeceğim 1999 yılına ait. Heralde şimdiye kadar koşulmuş en güzel GR I mücadelelerden biridir Araplar arasındaki. Zaten Cumhuriyet Koşusu ve 4 yaşlılara ait İstiklal Savaşı Koşuları Arapların derbisi diye nitelendirebileceğimiz koşular.
***
Koşu bir çok açıdan ilginç. Farklı nesilleri bir arya getiren bir koşu. Bir önceki yıl Enternasyonel Malazgirt Koşusu'nu kazanan, kısa mesafelerde sert temposu ile bir çırpıda potoyu gören Yelhan, Yavuzhan'ın ekürisi diye başlayan yarış kariyerini koştukça parlatan, uzun yıllar 1400 metre çim pist rekorunu elinde bulunduran, beraber koştukları yarışlarda koşunun altında Yavuzhan-Caş eküridir yazısını en azından bana özleten Caş, az daha kassa Al Anood'u neredeyse geçmeyi başaracak olan, Serhanbey'in gelmiş geçmiş en iyi yavrusu Altaha, devamlı açık yarışlarda koşmuş, bugünlerde yine aygırlık yapan Benim Oğlum, o zamanlar şimdiki kadar etkili olmayan Kaya ekürisinin Börühan'ı, buradaki bir çok rakipten yaşça büyük olan, Sergen Yalçın'ın Sergen'i ve Rişvanbey.
***
Grup bu atlardan ibaret değil, ama ayrıca bahsetmeye değer gördüğüm bir kaç isim var haliyle. Bir tanesi Odin. Odin, Gürbüz Refioğlu'nun atıydı, Gürbüz Refioğlu, Dimas transferinde görüşmeler sırasında otel lobisinde uyuyan adamdı, Dimas, Fenerbahçe'ye gelmiş iyi yabancılardan biriydi. Odin ise bana kalırsa hem sahibinden hem de Dimas'tan daha kaydadeğer bir canlıydı. Bu yarışa kadar olan 11 yarışın sadece 2'sinde geçilebilmiş, yarışseverleri Özgün - 55.Kemiyetülırak orijiniyle tanıştıran attır. Bu verimli çiftin, ezeli rekabetler konulu postlarda Tamerinoğlu ile kapışmalarına yer vereceğim Odinhan diye de bir oğlu vardır. Odin özellikle 3 ve 4 yaşlılığında fırtınalar estirmiş, zaman zaman Antepli ve Şirinoğlu gibi ters atlar tarafından tokatlansa da 2001'e kadar A Grubu tüm koşularında muhtemeli en düşük veren at olmayı başarabilmiştir. Odin'le ilgili anlamadığım da tam olarak budur. Sanki bütün enerjisini 3 yaşlılığında tüketmiş bir attır, mesela 5 ve 6 yaşında iken koştuğu kaydadeğer hiçbir yarışını hatırlamıyorum. Grubun bir diğer klas ismi Ağakaraca; pist, mesafe, rakip, şehir, kilo, jokey ayırt etmeksizin koşan, starttan biraz nazlı çıkıp kısa mesafelerde tırnak yedirse de, dönemin en başarılı Arap atlarındandı. Uzaktan takip eden herkesin bildiği ortak bir isimdir Ağakaraca. Kalitesini İzmir kumunda bile ispat etmiştir,Volga 2'nin en değerli yavrusudur.
***
Bu iki safkan haricinde benim özellikle değinmek istediğim bir at var ismi unutulmuş, itibarını teslim etmek lazım, Hisarhan. Yarış hayatına Bursa'da başlamış, yine şahane bir taylık döneminin ardından Odin ile birlikte bu koşuya kayıt yaptırmış bir diğer 3 yaşlıdır. Çok klas bir attı Hisarhan, bu sezonun sonunda arızalanıp uzun süre koşmamış, daha sonra da kendisinden bekleneni pek verememişti. Zaten o pistlere geri döndüğünde Odinhan çoktan onun yerini almıştı benim gönlümde.
***
Yarışa emektar Rişvanbey'le birlikte Hisarhan ve Caş tempo vermiş, o dönem kendinden daha genç ve formda rakipleri karşısında tutunamayan Caş temposunu kaybetmiş, ben Hisarhan'dan bombayı beklerken, son düzlükte Börühan, Odin ve Ağakaraca ön plana çıkmış, yarışı kafa göz bitirmişlerdir. Odin ve Ağakaraca atbaşı, Börühan da bir burun farkla bunların gerisinde yer almıştır. Yarış karakteri itibariyle farklı yaştan farklı atları bir araya getiren, son 10 yılda efsane diye sayılabilecek 10 isimden 3'ünün (Caş, Ağakaraca, Odin) koştuğu bu yarışı unutmak da haliyle mümkün olmuyor. Hafızaları tazelemek lazım, iyidir.

Çarşamba, Eylül 10

Efsane Yarışlar / 2000 yılı Celal Bayar Koşusu

Grubun bir önceki kapışması olan İsmet İnönü Koşusu müthiş bir finalle bitmiş, Medya koşuyu kazanmıştı. Rövanş bir önceki gruba göre daha zayıftı, Atman ekürisinin Talaria'sı yerine Lyna vardı bu kez. Lyna ilginç bir attı, kayda değer pek bir başarısı yok ama hep açık yarışlarda koşar genelde numarayı alır önden kaçardı. Uzun mesafelerde kolay grup0larda iyi işler çıkarabilen Best Side Story, Kuyumciyan ekürisinin Freeman'i, Baykoca ve Kupon. İsmet İnönü Koşusu'nda koşmamış, geçen senenin Ankara Koşusu ve Cumhurbaşkanlığı Koşusu galibi Sorgunbeyi de vardı ki, üzerine bir kaç kelam edilmesi gereken atlardandır...
***
1999 yılı Cumhurbaşkanlığı Koşusu Trapper'ın hemen hemen yarış kariyerinde sürdirek favori olarak girdiği birkaç yarıştan biridir. O hep favoriydi ama o yarıştan önce 121111 gibi bir totosu vardı yanılmıyorsam. 1'lerden biri eksik ya da fazla olabilir. Ankara Koşusu galibi apoletiyle girdiği yarışta Sorgunbeyi sürprizi yapmış, Trapper'ı geçmişti. Bu anlamda bu iki isim için de bir rövanş niteliği taşımaktaydı bu yarış. Yarışın favorisi tabii ki Trapper'dı, üstelik mesafe bu kez 400 metre daha uzamış, ideal mesafesine dönmüştü Trapper'ın.
***
Velociraptor'un çimde göstermiş olduğu performans, sempati duyduğum bir at olduğu için kendisi, beni heyecanlandırmıştı bir sonraki kapışma için. Üzerinde koşudaki bir diğer rakibi Yalçın Akağaç vardı. Trapper'a alışılageldiği gibi imparator binmekteydi.
***
Yarışı ilk metrelerde Lyna süratlendirmiş, bu kısrak son düzlüğe kadar da liderliğini korumuştu. Son düzlükte beklenildiği gibi arkadaki gruptan kopup gelebilecek üç isimden ilki; Velociraptor içe dalıp koşunun liderliğini almıştı. Trapper 200'e sakladığı sprintine yeni yeni başlarken, Sorgunbeyi de efendi insan Ahmet Atçı ile onun dışına açılarak kulvarını bulmuştu. Trapper Velociraptor ile kafa kafaya gelip onu sollayacakken, Yalçın Akağaç gayrı ihtiyari atı dışarı almış, Trapper'a da haliyle faul yapmıştı. Sorgunbeyi de bundan etkilendi ve belki de iki atı birden geçip hayatının yarışını koşacakken üçüncülükte kaldı. Velociraptor koşuyu kazandı, fakat sonuç resmileşmeden haliyle Aydın ekürisinden protesto geldi yarışa. Resmi sıralamada Trapper Komiserler Kurulu kararıyla koşuyu kazanmış sayıldı, Sorgunbeyi ikinciliği alınırken, Velociraptor üçüncülüğe atılmıştı. Yarış 2400 metre için 2.26'larda bitti. Belki de Celal Bayar Koşusu tarihindeki en iyi derece budur. Kaderin cilvesi, 2005 yılında Yalçın Akağaç Sabırlı ile 1600 metre rekorunu kırarken bu kez de Luxor'a faul yapacak ve yine birincilikten alınacaktı.
***
Kötü haber bundan sonra geldi asıl. Velociraptor'un ilk uzun süreli sakatlığı bu koşudan sonra oldu. Bir daha onu görebilmek için benim de tam 13 ay beklemem gerekti. Ondan sonra da bir iki parlak yarışı hariç hiçbir zaman eskisi gibi olamadı. Trapper da 2001 yılında tamamen güçten düşecek ve o yıl fırtınalar estiren Grand Ekinoks'a TJK Koşusu'nda mağlup olduktan sonra pistlerden elini eteğini çekecekti.

Pazartesi, Eylül 1

Efsane Yarışlar / 2000 yılı İsmet İnönü Koşusu

Bu satırlarda uzun zamandır at yarışlarıyla ilgili kafama eseni yazıyorum, genelde de güncel oluyor. 10 yıldır takip ettiğim yarışlarla ilgili hikaye anlatmaya kalksam biliyorum çok gerilerde kalacağım, çünkü bir Yavuzhan'ı fit zamanında izleyememişiz, Bold Pilot desen Trapper'la kapıştığı bir kaç yarışı hatırlıyorum hayal meyal. Mirhat falan hepten yalan... Ama bizim zamanımızda da efsane diyebileceğim yarışlar oldu.
***
2000 yılı, mayıs ayının sonları... Orta sondayım. O günlerdeki gündeme dair net hatırladığım iki şey var: Birincisi gündem tamamen sarı-kırmızı. Malum ezeli rakip UEFA kupasını kaldırmış, bizde işler karma karışık, Mustafa Denizli ile anlaşılmış mıydı net hatırlamam mümkün değil, ama Euro 2000 oynandığı sırada aynı zamanda Fenerbahçe'nin yeni teknik direktörüydü. Futbol gündemi yoğun yani, transfer sezonu bir yandan, avrupa şampiyonası öbür yandan. Gündeme dair unutamadığım bir diğer ayrıntı da Çelik'in çıkardığı albümdü. "Artık devir değişti, e tabi Çelik de değişti" kalıbını ilk o yaz duydum ve duyduğum gibi de iğrenmiştim, albümü aldım ama, Erkin Koray'ın "Yalnızlar Rıhtımı"nı harika yorumlamıştı, tıpkı "Öyle Bir Geçer Zamanki" gibi.
***
İstanbul sezonu başlamış ama okuldan, dersten kafamızı kaldıramıyoruz ki... O zamanlar şimdiki gibi internet de yaygın değil, günlük Yarış alırsam bir sonraki günün yarışından anca haberdar oluyorum. Bir cumartesi, pazar programında kim koşuyo diye aldığım bülteni hiç unutamam. Gazi günü falan değil, ama geçmişe baktığımda 2004 yılı Başbakanlık Koşusu ile birlikte en sağlam grubun koştuğu yarıştı 2000 yılındaki İsmet İnönü Koşusu. Kimler yoktu ki? (At yarışını bilmeyenler burdan sonrasını okumaya devam etmese de olur)
***
Özçolak ekürisinin belki de gelmiş geçmiş en büyük iki atı; Medya ve Velociraptor. Medya'nın esamesi okunmuyor belki şimdilerde ama Velociraptor gibi kumcu halen daha gelmedi. Yarışın ilginç yanı kumda krallığını ilan etmiş Velociraptor'un 111111 totosuyla ilk kez çimde koşacak olması. Kime karşı? Dönemin şampiyonu, Süleyman Akdı'nın tercih ettiği Trapper'a... Trapper, Gazi kazanamayıp da efsane olan atlar arasındadır benim gözümde. Hemen hemen bütün klasikleri kazanmıştır. Bültenlerin arka sayfasındaki yorum köşesinde isminin karşısında "şampiyon için yoruma gerek yok, normal şartlarda kazanır" yazılabilen bir at'tı, gerisini siz anlayın. Grup bununla bitmedi. 1999 yılı Gazi şampiyonu Bartrobel... 11 aylık bir ara ve o Gazi'den sonraki ilk koşusu. Gücü yetebilir mi o gruba, işte o gün için tam bir muamma idi bu soru. Aynı Gazi Koşusu'na büyük favori olarak giren, Atman ekürisinden Talaria. Kuru çimde zaman zaman efsane yarışlar koşan, kalburüstü gruplarda her zaman söz sahibi olabilmiş Freeman. İyi yarış bekleyip yanıltan her at için yazılan "kalitesi kadar koşarsa kazanır" ibaresini ilk kez onun isminin karşısında okuduğum Texas Gal. Ve böyle gruplarda koşmaya alışkın bir diğer kumcu Dear Star, uzunu seven Taşkın ve Başpilot gibi dönemin klas atları bu koşuda start alacaktı.
***
Bir yarışsever için bültende bu isimleri görmek, mutluluk veren birşey. Kimse sanmasın altılıyı bulmak için olduğunu. O gün oynayıp oynamadığımı hatırlamıyorum bile. Kaldı ki çok kaliteli atlar arasında seçim yapmak zor olduğu için muhtemelen kalabalık tutulacak bir yarış, cebe zarar her halükarda. Yarış mı? Net hatırladığım Velociraptor'un 200'de liderliği Başpilot'tan alması, içine gelen Trapper'la kapışırken, dıştan Medya'nın kopup gelmesi. Velociraptor gibi bir at, ekürisine fedai koşar da bu yarış efsane olmaz mı? Uyuz olup, yarış kariyeri boyunca ısınamadığım Medya... Şampiyon Trapper ikinci, çimde görmeye alışık olmadığım Velociraptor ise 3. bitirmişti yarışı. Bir yarışseverin en çok üzüldüğü şeylerden birisi 111111 şeklinde giden totonun bozulmasıdır. O gün yıkıldı 8 yarışlık saltanatı büyük kumcu'nun. Bartrobel ve Talaria o günden sonra kaybolup gitti. Yakın farklarla bu yarışı üçüncü bitirmek de ilk çim yarışına göre başarılı sayılırdı. Zaten neden kumcuydu ki o? En büyük yarışlar hep çimde koşuluyordu.
***
Dönemin en efsane İngiliz atlarını buluşturan bu yarışın rövanşı da oldu. Üstelik bu yarışı kazanan Medya koşmayacaktı o yarışta. O da bir başka post konusu olsun, 2000 yılı Celal Bayar Koşusu...