hıncal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hıncal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Ekim 7

Biri düzeltsin

İnsanın sevmemesine hatta nefret etmesine rağmen ısrarla okuduğu, belki de yine ne saçmalamış diye okuduğu yazarlar vardır. Hıncal Uluç o kategoride benim için. Rijkaard geldiği günden beri sallıyordu hocaya, e düşmez kalkmaz bir Allah, Galatasaray illa ki yenilecek, yorulacak, puan kaybedecek... İş ben demiştim'e geldi. Kesinlikle ciddiye almamak lazım bu adamı, ama nefret eden benim bile okuyup sinirlendiğim yerde ciddiye alan yüzbinler hatta milyonlar olacaktır.
***
Salı ve çarşamba günleri Fotomaç'ta Bülent Can ile yaptığı röportajlar malum. İki günde de ağırlıklı konu Galatasaray'ın Ankaragücü mağlubiyetiydi. Bugün Rijkaard'ın 90 dakikada 90 yanlışını bulurum diyor Hıncal Uluç. Bulur ya da bulmaz o ayrı konu, doğrular yanlışlar subjektiftir. Ama hocaya bir paragraf dolusu kini kusmanın sebebi olarak Elano'nun yerine Mehmet Topal'ın oyuna girmesini söylüyor. Ve başlıyor giydirmeye, yok efendim korkakmış, Elano bugünler için transfer edilmemiş miymiş, Galatasaray'ın mucizeye ihtiyacı varken o mucizeyi yaratacak tek adamı oyundan almak olur muymuş, 0-0'a razı imiş vesaire gibi klasik Hıncal eleştirileri. İyi de be mübarek, oyuna Mehmet Topal girmedi ki, Kewell girdi. Elano'nun yerine Kewell girdi oyuna. Peki Bülent Can bunu niye düzeltmez? 90 Dakika'da da salak saçma yorumlar yapardı binbir yanlışla dolu, Haşmet Babaoğlu düzeltmezdi. Yok o öyle değil demezdi. Bilirdi halbuki doğrusunu... Neyse serde az da olsa arşivcilik olduğundan, Fenerbahçe'nin 2008'de Avrupa'da başarıyla ilerlerken Hıncal Uluç'un krizlere girdiği günlerden bir paragrafı koyalım da buraya bu blogu okuyan birkaç iyi adam bari ciddiye almayıversin...
***
"Çeyrek final kuraları çekilirken "İngiliz takımları önünde Fenerbahçe'nin turu geçme şansı diğerlerine göre daha kolay olur" demiştim. Bu İngiliz rakipleri önünde de en cazip olanı Chelsea demiştim. Neden? 1- İngiliz futbolu bize daha çok uyar. Bizim oynadığımız ağır aksak futbolu onlar da aşağı yukarı aynı şekilde oynuyorlar. Avrupa futbolu gibi mekanik bir fiziksel güce, kora kor mücadeleye ve bunun üstüne futbolun yıldızlarını koymaya dayalı futbol oynamıyorlar..."
***
Demek ki neymiş, ciddiye almamak lazımmış...

Salı, Ekim 6

Nerede O Kaşkol?


Rahmetli annemin en sevdiği yazarlardan biriydi. O zamanlar beyni bu kadar sulanmamıştı daha. Bu da bizim şımarıklığımız, annemin kemikleri sızlıyordur, oturduğum yerden yıllardır bu işin içinde olmuş, insanları etkilemiş birine sallıyorum diye. Ama işte o yıllarda farklıydı, elime verilen ilk kitapların arasında onunkiler de vardı.

Neyse, annemlerin kuşağından futbolu seven kim varsa, daha doğrusu Galatasaraylı kim varsa bu adama taparmış. Sarı-kırmızılı kaşkol demiş yer yerinden oynamış spor basınında, basın tribününde.

Şimdi? Bizim kuşak nasıl tanıyacak? 1996'da Fenerbahçe'den 4 yerken, dün hatılattığım Sarıyer maçında İnönü'yü 40.000 kişi doldururken, o Fatih Terim'e şehir kırosu diyordu.

Galatasaray'ın geçiş döneminde takımı alan Lucescu'ya neler dediğini hepimiz biliyoruz. Bir çeyrek final, 1 şampiyonluk kazanıldı.

Galatasaray tarihinin en zor kazanılan şampiyonluğunda, teknik bilgisi bir yana adamlığıyla kalpleri fetheden Gerets'e her hafta salladı.

Askerdeydim çok net bilmiyorum ama kesin Kalli'ye de bunak demiştir, o savaşan takımı kurunca.

Ve şimdi sıra Rijkaard'da. Go Home demiş. Yazıyı baştan sona ele alsak buraya taşıyacak 50 tane şey buluruz ama gerekmez. Başlık Go Home ise yapacak birşey yok.

Biz de burada kıçımızı yırtıyoruz. 200-300 Galatasaraylı okusa, onlara "sabır" lafını aşılasak kardır, iyidir diye. Ama hepsi boşmuş sonuçta. Hıncal abim gelecek "go home" diyecek son 10 yılda Galatasaray'ın başına gelen en güzel şeye. Kahvehanelerde, sokaklarda şimdi herkes "Rijkaard hoca değil" diyecek, desinler. Beni, Sami Yen'de kombinesi olan 1000'lerce kişi ilgilendiriyor. Onlar bu gaza gelmez inşallah. Kombine alırken, bilet alırken sadece maç izlemek için orada olmadıklarını biliyorlardır inşallah.

Yoksa zaten go home Rijkaard. Biz burada takılırız Terim, Daum, Denizli, Yanal....

Pazar, Ağustos 23

Sen de olmasan...

Öyle sıkıcı bir pazar, öyle kasvetli bir gün ki... Zor deplasmandan puanla dönmemize rağmen üstüste yaşanan kayıplar bizi güç durumlara düşürdü. Hoş böyle olabileceğini önceden tahmin etmiştik, lig uzun bir maratondu çünkü... Öte yandan iş bulma konusunda atılamayan somut adımlar da can sıkıcı... Ama o var işte, en zor durumlarda bile yazdıklarıyla söyledikleriyle yüzümüzü güldürüyor. Arda mı, Messi mi sorusunun "Ben bu tür mukayeselere karşıyım" cümlesiyle başladığını görünce zaten bir sevinç kapladı içimi, çünkü cevap devam ediyordu aşağıda... "İki sene sonra Messi hangi ülkede ise o ülke basını onu Arda ile mukayese eder. Arda hakikaten dünyanın en büyük adamlarından biri olacak..."