Çarşamba, Nisan 2

İkinci perde

Arsenal-Liverpool ve Fenerbahçe-Chelsea... İstediği kadar ligde üstünde olsun, Arsenal turun favorisi değil, burası bir gerçek. Eksik kalmamak turun altın kuralı bence, haftasonu Diaby'nin yaptığı hata bu gece tekrarlanırsa işleri çok zor, karşılarında Bolton yok. Arsene Wenger "günümüzde olduğumuzda yenemeyeceğimiz takım yok, Milan, Liverpool ya da bir başkası" demiş, embesil İngiliz medyası da Gunstoppable yazmış bunun üstüne, demekki kelime oyunlu cin başlıklar sadece bizim memlekette olmuyor.



Bizim kaderimizse yukarıdaki ikiliye bağlı. Soldakinden hiç şüphem yok ama sağdaki için endişelerimi Beşiktaş maçından sonra yazmıştım. Ayağında top tutabildiği için Semih en mantıklı tercih ama bu gece Kezman oynayacak. Uzun uzun Semih-Kezman geyiğine girmeyeceğim, en azından yapacağı hücum presle savunmayı zorlaması gerekiyor. Duran toplar Kezman'dan daha büyük bir silah olacak. Gol yemeden alınacak galibiyet tabii ki avantaj ama galibiyet galibiyettir.


Bitemedin

Tugay Türkiye'de kalsaydı 5 sene önce falan bırakmış olurdu. Hakan kadar kredisi yoktu, kimse o kadar sabretmezdi heralde. Menejeri "bu yaz sözleşmesi bitiyor ama Tugay bir sene daha oynayabilir, kendini hazır hissediyor" demiş. Milan'da istediğini bulamayan Johann Vogel'le anlaşmıştı Blackburn, ortasaha için ekstra bir kontenjan oluşturdular ama ben yine de Tugay'ın bir yıl daha oynayacağını düşünüyorum.

İntikam yalan oldu

Acayip kıl oldum Manu'nun İtalya deplasmanında elini kolunu sallaya sallaya kazanmasına. Maçın sadece ilk yarısını izleyebildim o da yetti. Roma deplasmanda gibiydi sanki. Ulan madem böyle oynayacaktınız ne diye güzelim Real'i elediniz? Totti sakatlandıktan sonra hissetmiştim acı gerçeği ama bu kadar kolay olacağını da beklemiyordum. Gerçi iki takım arasındaki uçurumu da belirtmek lazım, özellikle savunmalar arasında gerçekten uçurum var. Old Trafford'da ne olur? 7 olmaz ama 4 olur sanki veya rövanş Arsenal maçı öncesine geleceği için çok kasmazlar. Rooney'e kılım.

Cristiano Ronaldo ve James White

George Best, Beckham için "biraz yavaş koşuyor, sol ayağını da kullanamıyor galiba, bir de hiç kafa vururken görmedim onu, onun dışında iyi herhalde'' demişti. Eğer yaşasaydı aynı şeyleri Ronaldo için asla söyleyemezdi buna eminiz. Dün attığı kafa golünde Hakan'ın Bologna'ya attığı gol gibi olduğu yerde sıçramadı, geriden geldi, faul çizgisinden! Geçtiğimiz hafta Abdi İpekçi'deki smaç yarışmasında birinci olan James White kadar kaldı heralde havada, o yumuşak ortaya o kadar sert vurabilmek için zaten deparla gelip yapıştırmak lazımdı, salı ve çarşambanın şimdiden en güzel golü olmaya aday. Bu arada grup ikincileri de yavaş yavaş dökülmeye başladı. İkinci tur maçlarında çok iyi işler yapmışlardı, birinciler çeyrek finalin ilk ayağında deplasmanda bile şans tanımadı.

Salı, Nisan 1

Salon Adamı

Abdullah Avcı kuşkusuz birçok yönüyle memleketteki genel teknik adam profilinden ayrılıyor. Yaptığı açıklamalar, saha kenarında duruşu ve uzaktan hissedebildiğim kadar oyuncularına yaklaşımı da bambaşka. Kasımpaşa deplasmanında, stadda yaşadıkları zorluğu açıklarken "iyi bir deplasman olmuş" diyip, inceden ayar veriyor mesela. Beşiktaş maçına üç forvet ve nispeten yumuşak bir ortasaha ile çıkarken açıklamalarında bunu sadece "kuru cesaret" şeklinde dillendirmiyor, olayın taktiksel yönünü hayatında hiç böyle teknik adam yorumu duymamış basın mensubuna izah ediyor. Farklı bir adam, belki de olması gereken budur da, olması gerekeni göremediğimiz için bize farklı geliyordur.

İlk perde

Star Schalke-Barcelona maçını verecekmiş, iyi oldu bu, Totti'siz Roma'yı izlemek istemezdim zaten. Barcelona'nın işi tahmin ettiğinden çok daha zor, Schalke kendi evinde hem zor gol yiyor, hem de attıktan sonra müthiş bir direnç gösteriyor. Schalke'nin de kaderi bizimkisi gibi biraz, gol yemeden alırlarsa maçı, Barcelona'yı ikinci maç için az da olsa paniğe sürüklerler. Orta sahada Poulsen sertliğinde devam eden Ernst ve Jones'un performansı önemli. Roma mutlaka geçen senenin intikamını almak isteyecektir, bu Man Utd karşısında daha az şanslı gibi gözükse de asla kolay teslim olmazlar bu sefer.

Hakan Kutlu

Her basın toplantısında ortalama olarak bu vücut diline sahip Hakan Kutlu. Asla gazetecilere bakmıyor, kafası önde, yüzünde sert bir ifade var, sürekli konsantre. Saha kenarında bu adamın taklalar attığını sanırsınız sinirden ama pek de öyle değil, daha vakur bir duruşu var. İlk zamanlar "göze hoş gelen futbol oynatayım, bol gol izleteyim" derken ortaya çok yiyen bir takım çıkmıştı. Şimdilerde daha dengeli. Bir önceki hafta galibiyeti haketmişlerdi Rize deplasmanında berabere kaldılar, bu hafta belki mağlup olacaklardı ama kazandılar. Gel-git'li performansa rağmen daha standart bir oyun tutturdular. Taraftar gibi ateşli olsa da bu dengeli oyunda hocanın katkısı büyük.

Dillerdesin

Shevchenko'nun İstanbul'a gelmediği haberi eminim bütün Fenerliler'i rahatlattı. Bu sadece Milan maçıyla ilgili bir durum değil, Saraçoğlu'nda Ukrayna maçında yaptığı şov da akıllarda hala. Hepsinde esas oğlanımıza eşlik eden yardımcı erkek oyuncu Servet şu an olmasa da kimsenin "ya Servet yok nasılsa" diye yalandan kendini teselli ettiğini sanmıyorum. Ha bir Edu gerçeği var, ama daha çok sanki Joe Cole'un şutuna ya da kesmesine ayak sokup bizi biraz korkutacak gibi, bu sefer de gol atarsa hat-trick olacak çünkü.

Pazartesi, Mart 31

Jerry&George


-what is this show all about?
-nothing!
-what's going on this serie?
-nothing!
-what's gonna happen then?
-nothing!

"Çapa" Servet

İlkin şaka zannettim ama değilmiş. G.Antep maçında önlibero oynatmış Kalli Servet'i. Tamam hırslı, çalışkan savaşıyor vs. Ama bu tercihi anlamak mümkün değil. Şu takımda heralde en son top yapıp, oyun kuracak adamdır Servet. Barusso ve Okan neden ilk 18'de değil, bunu da anlamış değilim. Seneye takımda kalmayacağı kesin Kalli'nin. Löw söylentileri var ama sanmıyorum, Avusturya ve Polonya'lı gruptan Almanlar'ın çıkacağını düşünürsek takımın başına geçmesi, transferleri yönetmesi temmuzu bulacaktır. Bir de Abdullah Avcı ismi geçiyor, Necati'yle beraber gelirler artık. Ama Arif Erdem gelir mi onu bilmiyorum.

Azıcık aşım kaygısız başım

Garantici demişken bir başka garantici de Maldonado. İlk kez 90 dakika izleyebildim. Selçuk'tan iki tane olmulu yönüyle ayrılıyor bence; birincisi bulunduğu mevki riski kaldırmaz, risksiz oynuyor, Selçuk gibi taraftarın yüreğini ağzına getirmiyor. İkincisi ise daha çok adam kovalıyor. Ama yine de daha tam hazır değil, bir iki pozisyonda yere yattı, savunmacı adam çok mecbur kalmadıkça yere yatmamalı. Yine de Chelsea maçı için en mantıklı tercihtir.

Hasar yok

Eğer Kanoute'nin beraberlik golünden iki dakika sonra Raul o golü atmasaydı işi çok zordu Real'in. İkinci yarıyı da 3-1'e kadar huzursuz izledi seyirciler. Gollü ilk yarıdan sonra çok sıkıcı bir ikinci yarı oldu bana kalırsa. Bir ara Guti ve Gago'nun pas istatistikleri geldi ekrana. 49 pasından 44'ü isabetli imiş Guti'nin. Gago'nun yüzdesinin yüksek olması normal, daha geride oynuyor, daha garantici. Ama Guti öyle değil, sürekli deniyor, daha çok ileriye doğru oynuyor. Bu yüzden 49'da 44 mükemmel bir istatistik. Higuain'in golünde sol ayağıyla yaptığı asist de mükemmeldi. Puan farkı Villarreal ile 6'ya çıktı. Ama bu Real deplasmanlarda yine takılacaktır. Sevilla'da ise ligin bitmesi bekleniyor belli. Sezon sonunda kesin gidecek oyuncular var, çok fazla kasmadıkları aşikar.

Pazar, Mart 30

Allah yardımcısı olsun



Dengesiz Beşiktaş savunması arasında bir tane bile top alamadı Kezman. Kejman mı desek yoksa? İlker Yasin daha iyi bilir. Toraman-Zan arasında top tutamayan, ayakta kalamayan bir adam Terry-Carvalho karşısında ne yapar bilemiyorum.

Kısa ve Acısız



%100 futbolda Rıdvan Dilmen, "benim gördüğüm yıllar içerisinde Fenerbahçe tarihinin gelmiş geçmiş en büyük futbolcusu" dedi resimdeki arkadaş için. Pek de haksız sayılmaz, ilk golde yaptığı koşu, ikinci golde düştükten sonra kalkıp yaptığı gol vuruşu kusursuzdu. Oyunun hiçbir anında soğukkanlı olamadı Beşiktaş, oyun içinde gösteremedikleri soğukkanlılığı geri kalan haftalarda göstermeleri çok zor. Basri Baykoç Fanatik'teki yazısında "karşılarına son iki maçta iki tane takım gibi takım çıktı, ikisine de kaybettiler" yazmış, katılıyorum. Galatasaray-Antep berabere bitmiş, maçı izlemedim ama son yarım saatin nasıl geçtiği hakkında bir fikrim var. Sivas'ta Cvetkov coşmuş gene, 4 tane birden yazmış, enteresan bir adam. Böyle giderlerse bu ligin kaderini Ali Sami Yen'deki derbi bile belirlemeyecek. Ligin dibinde ise son haftaya kadar hiçbirşey belli olmaz. Kasımpaşa hariç.

Cuma, Mart 28

FOX'un sinir sistemimize etkisi

Premier League maçlarını aldı FOX tv herkesin malumu. Milyon dolar verip yayın haklarını aldığı bir ligin maçlarını gecenin köründe boks anlatan spikerlere anlattrıması zaten hepimizin keyfini kaçıran bir durum sezon başından beri. Büyüklerin maçı dururken iddiasız Middlesbrough'nun maçlarını yayınlamasını da sineye çektik, Tuncay hatrına izledik. Ama hiçbir maçı doğru düzgün yayınlamıyorlar artık, haftada 2 maç verip geçiştiriyolar çoğu zaman. Geçen pazar Man Utd-Liverpool maçını vermemenin başka bir açıklaması yok. Geçtiğimiz hafta içinde ise tam 8 golün atıldığı mis gibi Londra derbisini (Tottenham-Chelsea) yayınlamadı. "Ahmet Çakar'la şansa bak" tercih edildi. Hayır Ahmet hocaya lafım yok, yine çıksın ekranlara ama maçı yayınla onu da yorumcu yap, çok mu zor? Okay Karacan ve NTV'li günleri özlüyoruz.