
Muhabir: Hakan Şükür'ü alacakmışsınız doğru mu?
Şener: Yok değil, Hami ile Ünal'ı alıyoruz..

Milliyet'in sitesindeki bir haber dikkatimi çekti, "Emre'den Aragones'e şok cevap" diye... Emre daha tam düzelmediğini -ki kulübün dergisine verdiği röportajda da 2-3 hafta sonra ancak takıma katılabileceğini söylemişti- Arsenal maçında da oynayamacağını söylemiş. ŞOK cevap bu yani. Basına malzeme lazım tabi olur mu, Emre çıkacak, "ayağım kopsa bile oynarım" diyecek. Bugün Akşam gazetesinde de benzer bir haberi gördüm zaten, sinirlerim bozuldu. Bu fedakarlık değil, düpedüz gerizekalılık olur. Gökhan acaba ne zaman 3-4 aylığına sakatlanacak diye ödüm kopuyor maçlarda, her maça iğne ile çıkıyor, sakat sakat oynuyor.
Telegol yine güldürüyor. Şu an yayınlanan programda dakikalar önce konu Lubos Micheldi. Slovak hakem, hakemliği bırakıp S.Donetsk takımında yönetici olunca Samsunspor Maçının Hakemi sıfatlı Cem Papila, yıllar önce bir Telegol programında Çavuşeskulu cümleler kuran Lucescu'yu suçladı. Eğer böyle üst düzey bir hakem, mesleğini bırakıp ülke dışında çalışıyorsa kesin Lucescu'nun parmağı vardır demek istedi. Buna en çok kızan 2004 yılında şampiyon olan Fenerbahçe'nin 70lerdeki efsane kaptanı Ziya Şengül oldu. Ve canlı yayında aynen şunu dedi Papila'ya:
Fenerbahçe'nin bu sene oynadığı maçlardan sonra yazdıklarıma baktım. Çelişkili çok nokta buldum açıkçası, ama dünkü rezilliğin sorumlusu ne Aragones ne de yönetim bana kalırsa, Fenerbahçe'de oynayan futbolcu bir şekilde dünkü maçı koparacak. Olmuyor, olamıyor, gücü yetmiyor Fenerbahçe'nin...
Açıkçası 2000 yılında Odin'in burun farkıyla Ağakaraca'dan kopardığı koşudan bu yana son yıllarda gördüğüm en sağlam grup bu grup. Bir yanda geliri 6 trilyona vurmuş Kafkaslı, diğer yanda geçen sene bu yarışı 1.44 küsurla kazanıp rekor kırmış, 2007'nin kuşkusuz en iyi atı İzbatur ve öteki yanda da Ayabakan. Senenin en iyi 4 yaşlı dişisi Yücelay ve 1400 metrede 1.29 ile Bursa'da rekor kıran Demirsoy da var. Gerçekten süper bir yarış olacak. Bir de benim tuttuğum safkanlardan biri olan Uçanbey var. Bu at tutma mevzusu da enteresandır zaten...
Ne yalan söyleyeyim, üniversiteden sonra çalıştığım bir yıl boyunca işe 2-3 kere isteyerek gitmişimdir, pek memnun değildim işimden. Aralık ayında askere gideceğim için kasım sonunda ayrılmayı planlıyordum ancak fazla trafiğe maruz kaldığım bir sabah kayışı kopardım, gittim istifamı sundum. Bugün de ceketi asıp ayrıldık. Lise, üniversite, iş tecrübesi derken hayatımda bir dönemi daha kapatmış oldum askere gitmeden.
Çayı hiç sevmedim uzun yılar boyunca... Kahvaltılarda şu canım ince belli bardağın yarısını dökerdim, berbat gelirdi açıkçası. Kah meyve suyu aldı yerini, kah sadece su. Evet kahvaltıda sadece su içtiğim bile oluyordu, o kadar sevmiyordum çayı. Bu ramazan ayında birşey oldu, eşle dostla iftardan sonra içince tatlı geldi. Maç izlerken içmeye başladım, evde bizimkiler demlediği zaman içmeye başladım. Kahvaltıda ince belli bitmezken, şimdi fincanın dibini görüyoruz. Velhasılkelam bu küslük de bitmiş oldu. Hayat ne garip vapurlar falan...
Dün Almanya maçının özetini izledim youtube'dan... Hakikaten çok güzel maçmış, her anında yeniden heyecanlandım diyebilirim. İkinci yarıda bir pozisyonda Colin Kazım sağ çaprazdan ceza sahasına gireyim derken kalabalığın arasına daldı ezdi topu. O esnada Kerem Öncel "Ya Kazım..." dedi. Çünkü o kalabalığa dalmasa atak daha etkili olabilirdi. Hani maç anlatmıyor olsa belli ki kalayı basacak Kerem Öncel. Cümleyi biz tamamlayalım...
Selim Kaya'nın "o bir prensestir" dediği Ribella bugün bir törenle jübilesini yapıyor. Ribella'nın bırakmasıyla da bir devir tam anlamıyla kapanmış olacak. Onun devrinden koşan kimse kalmamıştı, Ribella her yarışında bize Pawnee Rhythm'i, Dinyeper'i, Akındayım'ı hatırlatıyordu. Doping cezası aldıktan sonra onun bir daha eskisi gibi olabileceğini düşünmüyordum ancak o asıl sürprizi 7 yaşından sonra hazırladı bizlere. Kariyerindeki en unutulmaz yarışları, yaşıtları haradayken yaptı, İzmir kumunda bile kalitesini ispat etti. Bu jübile töreni de Türk at yarışçılığı tarihinde bir ilk.
Bu postu cuma günü girecekken, yazının ortasında blogla bağlantı kesildi, yasak tam o saatlere denk gelmiş meğersem. Lafı uzatmayalım, kısmet bugüneymiş...