Uefa Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Uefa Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Ağustos 24

Tek Maçtan Yatan Kuponlar #6


Tek maçtan yatan kuponların dramatik olması için iki ayrı senaryoya ihtiyaç vardır. Ya en düşük oranlı, yani en güvenilir maçtan yatılacak ya da en son maçtan... Eğer en son maç ise, o maçın sonucunun bir son dakika golüyle değişmesi işe iki kat acı katacaktır.

Serimizin altıncı kuponunda son dakika golü yok. Fakat bir son maç var. Üstelik oynadığımız ve güvendiğimiz takım öne de geçiyor. O maça geleceğiz. Önce diğerleri...

Cuma gününe Romanya ile başladık. Yaklaşık üç haftalık aranın ardından sonra yeni sezona başlayan Romanya'da açılışı Arges ile Botosani yaptı. Botosani'yi biliyorduk ama Arges'in adını ilk defa duyduk. Programda öyle görünce bize yabancı geldi. Meğer eski meşhur kulüplerden Arges Piteşti'ymiş. Uzun zamandır bu seviyede yoktu. Bir ara üçüncü lige kadar düşmüştü. 11 sezon aradan sonra en üst lige geri dönmüş. Hoşgelmiş. Pandemi, kulübe yarmış, kulübün talihini değiştirmiş. Mart ayında liderin 12 puan gerisindeydiler ama takım sayısı arttırılınca lige çıktılar. Bu bilgiler önemli; zira tercihimizi belirleyen faktörlerdi. Geçen sezonu dördüncü sırada bitiren Botosani ile Mart ayından beri maç yapamayan, alt ligden gelmiş bir takımı tartıya koyduğumuzda ağır basan netti. Gerçi maçın son anları bize biraz stres yaşatsa da Botosani deplasmanda 3-2 kazanmasını bildi. 1.75 oran cepte...

Saat 20.00 seansında iki maçımız vardı. Biri Beyaz Rusya'dan, diğeri yeni başlayan bir diğer ligden; Fransa'dan. Beyaz Rusya'da Dinamo Brest - Belshina maçına KG Var tercihimizi yaptık. 53. dakikada işlem tamamlandı. Öte yandan Belshina'nın son dönemdeki çıkışı takdir edilesi. İlerleyen maçlarda bu takımı göz ardı etmemek lazım.

Fransa Ligi'nin açılış maçı ise sanıyorum herkesin beklediği gibi bitti. Bordeux ile Nantes ikilisini programda görenler "Sabaha kadar oynasalar gol olmaz" demiştir. Oranlar da buna işaret ediyordu. Ben biraz daha güvenli olanı tercih ettim ve direkt beraberlik oynadım. Genelde beraberliğin oranı 3.00 olur. Eğer çok dengeli bir maç ise 2.70'e kadar düşebilir.  Fakat bu sefer beraberliğe nazaran oldukça düşük bir oran vardı. 2.55! Yine de fena bir oran değildi. Sadece iki isabetli şutun çekildiği maçta beraberliği de yakaladık ve akşam keyif ve umutla Avrupa Ligi finali için ekranın karşısına kurulduk.

Tercihimi Inter'den yana kullanmıştım. Hatta "Lukaku gol atar" ile Inter galibiyeti arasında çok gidip geldim. Fakat açıkçası maçta çok fazla gol olmayacağını düşünerek Inter galibiyetini tercih ettim. Eğer Inter öne geçerse, canlıdan Sevilla yenilmez tercihine oynayıp kazanmayı garantileyecektim. Daha maçın 5. dakikasında hem  Inter öne geçti, hem de Lukaku gol attı. Gol erken gelince rehavete girdik. "Sevilla yenilmez" seçeneğinin oranının ilerleyen dakikalarda daha da artacağını düşünerek risk aldık. Ne de olsa bir Conte takımı golü bulduktan hemen sonra savunmasında açık verip gol yemezdi! Ama maalesef yedi. 12'de 1-1 oldu, 33'te Sevilla öne geçti. İlk yarı 2-2 bitince biraz rahatladım ama açıkçası maçın Inter'e gelmeyeceğine ikna olmuş gibiydim. Sevilla daha iyi oynadı. Inter çok zorlandı. Gerçi ikinci yarıda Gagliardini ve Lukaku'nun kaçırdığı pozisyonlar çok netti. Sevilla o kadar net pozisyona giremedi. Yine de topu gezdiren, topu kontrol eden ve hatta sahaya iyi yayılan hep Sevilla'ydı. 

Gerçi Diego Carlos'un şutu da auta gidecekti ama Lukaku sağolsun, ayağını uzattı ve kupayı Sevilla'ya gönderdi. Bizim de, yaklaşık 13 oranlı bir kuponumuz daha çöpe gitti. 

Bu arada ilk yarıdaki pozisyonda Diego Carlos'un eli topa gidiyordu... Sağlık olsun.





Pazartesi, Şubat 17

Sporting - Başakşehir Eşleşmesine Doğru


Yaklaşık iki ay önce Başakşehir, Sporting ile eşleştiğinde durumlar biraz farklıydı. En azından Sporting için...

Okan Buruk yönetimindeki Başakşehir, sevabıyla günahıyla beklentileri sahaya yansıtmaya devam ediyor. Ne oynadığını görebiliyor, ne yapabileceğini tahmin edebiliyoruz. Bazen kötü günlerinde oluyorlar (Beşiktaş maçı gibi) ama yine de şaşırtmıyorlar. Fakat Sporting için aynı durum geçerli değil. Adeta istikrarsızlığın görsel bir sunumu gibiler.

Portekiz'in köklü kulübü bu sezon Avrupa Ligi gruplarına fena performans sergilemedi. En azından kendi evlerinde üç galibiyetle turun kapısını araladılar. Fakat ligde işler o kadar iyi gitmiyor. Lider Benfica'nın 19 puan gerisindeler. Daha ligin yarısı yeni geçilmişken bu kadar fark yemek sık rastlanan bir durum değil. Tabi Benfica'nın kusursuza yakın performansı da önemli bir detay ama yine de Sporting'in oynadığı 20 maçın dokuzunda puan kaybetmiş olması da kolay kolay açıklanamaz.

En azından ligde, iç saha avantajlarını olması gerektiği kadar kullanamadılar. İlk altı sıra içindeki beş rakiplerinin dördüne yenildiler. Sadece Braga'yı mağlup edebildiler ki, onlara da deplasmanda boyun eğdiler. Bunun sebebi ne? En başta evlere şenlik savunmaları...

Sporting'in savunma hattı çok fazla açık veriyor. Hatta bazen açık vermesine gerek kalmadan, bireysel hatalardan rakiplerine goller hediye ediyorlar. Mesela Sebastian Coates sezonun ilk yarısını facia bir şekilde geçirdi. Kırmızı kartlar, kendi kalesine attığı goller, yaptırdığı penaltılar... Buna rağmen eldeki en iyi isim o. Bir örnekle savımızı güçlendirelim. Savunmada zaman zaman şans bulan isimlerden biri, Süper Lig'den adeta alay edilerek yollanan Luis Neto. Sporting savunmasının düştüğü durumu özetlemek için yeterli olur. Gerçi Neto çok fazla şans bulamadı ama rotasyona girebiliyor. Neto'nun forma bulmasını sağlayan değişken ise sistem. Üçlü oynadıklarında kadroya, üçüncü stoper olarak girebiliyor. Dörtlüde ise genelde Coates'in yanında 36'lik Jeremy Mathieu forma giyiyor. Biri sakar biri yavaş iki oyuncu rakipler için nimet. Burada Neto ile üçleme yapılıyor. Fakat bu sefer de öne atılan beklerden hücum anlamında çok fazla verim alınamıyor. Kolombiyalı Borja, Arjantinli Acuna ve Makoedon Stefan Ristovski üçlüsü bu sezon sadece toplam bir asist yapabildi. 

Mesela bu konuda Başakşehir'in ne kadar başarılı olduğunu biliyoruz. Kendi beklerini oyuna katma ve rakip bekleri oyuna fazla dahil etmeme onların en büyük başarıları. Okan Buruk bu sezon beklere, Avcı dönemindeki kadar fazla yük bindirmiyor ama belki de bu sayede daha fazla verim alıyor. Clichy ve Caicara'nın dörder asisti var. Aynı zamanda Başakşehir savunmasının doğru yerleşim konusunda örnek bir takım olduğunu da düşününce oyunun bu kısmında temsilcimizin Sporting'e bir üstünlüğü var. En azından Coates'in ilk yarıdaki durumunda düşecek bir oyuncu yok. Kötü oynadıkları Beşiktaş maçında, savunmalarına güvenerek rakiplerine pozisyon vermediler ve bir tane iyi atak yaparak üç puan alabildiler. Avrupa arenasında savunmadaki doğru tutum, dengeli eşleşmelerde turun anahtarı olabilir.

Hücum kısmında işler, ara transfer dönemine kadar Sporting lehineydi. Başakşehir son yıllarda sonuna kadar geldiği ama bir türlü koparamadığı şampiyonluğun kaçışlarını, hücum hattının kısırlığına bağlamalı. Bir türlü takımın doğru işleyen hücum organizasyonlarını bitirecek doğru santrforu bulamadılar. Hatta bazen santrforsuz oynadılar. Geçen sene Robinho'dan çok şey beklediler. Bu sene ise o sorunu Enzo Crivelli biraz olsun çözdü.  Demba Ba da Beşiktaş'taki ilk döneminden sonra en iyi sezonunu geçiriyor. Üstelik Okan Buruk zaman zaman çift forvetle sahaya çıkarak hücum futbolu aşıklarının özlemini gidermeye çalışıyor. Gerçi bunun Başakşehir için çok işe yaradığını söyleyemeyiz. Hatta Sporting karşısında yeterli olmayabilir.

Neyse ki Sporting de sezonun ilk yarısında ayakta kalan tek oyuncusunu Manchester United'a gönderdi. Bruno Fernandes 27 resmi maçta 15 gol 10 asistlik performansının altından Ada'nın yolunu tuttu. O gittikten sonra skor yükünü çekecek kimse ortaya çıkmadı.

Geçen sezonun devre arasında 2.Lig'den transfer edilen ve gelir gelmez katkı sağlayan (14 maç 8 gol) Luis Phellype, bu sezona tutuk başladı. Ligde henüz altı gol atabildi. 2020'de golü yok. Sönük Ada macerasının ardından İberya'ya dönen Vietto, üretkenlik anlamında bir şeyler yapmaya çalışıyor. Fakat o da bir santrfor değil. Zaten Fernandes gidince; Phellype ile Vietto'yu saymazsak takımda dört gol atan isim yok! Üçer gol atanlar ise stoperler Coates ve Mathieu...

Başakşehir'de ise herkes skora katkı yapmaya çalışıyor. Crivelli ve Demba'dan bahsettik. Onlar dışında Visca, İrfan, Aleksic ve Gulbrandsen devreye girebiliyor. Kısacası Başakşehir'de sistem tıkır tıkır işliyor.

Eşleşmenin kaderini Sporting tarafı belirleyecek. Bu sezon işler halen rayına oturmadı. Bir ara sular durulmuştu ama o da çabuk bozuldu. Sezon içinde, hatta neredeyse başında teknik direktör değişikliğine gitmişlerdi. Şu anda takımı 43 yaşındaki (Okan Buruk'tan üç yaş küçük) Silas çalıştırıyor. Silas geçen sezon Belenenses ile iyi işler çıkarmış, takımını Avrupa potasına sokmuştu. Fakat bu ilk deneyiminin ardından Sporting gibi kaynayan bir kazana düşmesi biraz erken oldu gibi. Şu anda da hem oyuncuların verimini yükseltmekte başarılı olduğunu hem de bir sistem oturttuğunu söylemek zor. Başakşehir ise yetenek bakımından belki bir Portekiz takımının üstüne çıkamaz ama bahsettiğimiz iki alanda da rakibinin üstünde. Ve kıran kırana geçmesi beklenen bir Avrupa eşleşmesine en önemlisi o...

Avrupa Ligi'nin en zorlu gruplarından birinden çıktığını düşününce, Başakşehir'in hem Lizbon'dan galibiyetle hem de eşleşmenin sonundan turla dönmesi şaşırtıcı olmaz. Belki de Lizbon'da onları en çok rakip taraftar zorlayacak ve belki de İstanbul'da karşılık veremeyeceği tek alan orası olacak. Onun dışında tüm kozlar Başakşehir'den yana...

Çarşamba, Ocak 18

Gitti



Bu videoyu yeni izledim. Socrates'in Almanya edisyonunda bahsedilince göz attım. Gerçekten de ironik bir durum yaşanmış. Mayıs ayındaki Avrupa Ligi finalinin devre arasında Liverpool taraftarları coşmuş; 80'lerin ünlü şarkılarından biri olan There She Goes'u söylüyorlar. (Muhtemelen şarkıyı söyleyen The La's; Liverpool kökenli bir grup olduğu için tribündeki coşku artmıştır)

Liverpool taraftarları ile sadece tek sefer bir devre arası geçirdim onda da ağlaya ağlaya You'll Never Walk Alone söylüyorlardı. İki saat sonra hayatlarının en unutulmaz gecelerinden birini yaşamış oldular. Basel'de ise işler değişti. Hayat dersi gibi. Sen 1-0'ın verdiği rehavetle There She Goes söylersen, 'o' da gider  Şarkıdan kısa bir süre sonra, devrenin hemen başında Sevilla beraberliği yakaladı. Sonrasında iki gol daha... Kupayı kazanan İspanyollar... Göz göre göre gitti!

Perşembe, Mayıs 22

Dünyanın En İyi Falcısı


Galatasaray'ın 2000 yılında kazandığı UEFA Kupası ile ilgili birçok efsane mevcut. Dilden dile aktarılan hikayelerin bir kısmı gerçek. Bazıları ise hayal ürünü. Ama olsun, yalan da olsa güzel öyküler var. Fakat bu sefer anlatacağımız yalan değil. Yalan olmamasına rağmen hakettiği değeri de görmemiş.

Geçen sene, UEFA Kupası dönemi ile ilgili bir araştırma yaptım. O nedenle dönemin gazetelerine baktım. Bilmediğim şey pek yoktu. Okuduğum çoğu olayı hatırlıyorum. Ama beni bir tane olay çok şaşırttı.

Maç günü gazetelerde çıkan bir kutu haber... Şampiyonluğun coşkusuyla olsa gerek, devam eden günlerde unutuluyor. Kimse hatırlamıyor. Ama olağanüstü durumlara inananlar veya ilgi duyanlar için muhteşem bir olay, unutulması büyük skandal.

Popescu, maçtan birkaç gün önce ülkesinde bir falcıya gidiyor. Falcı ona mealen, "Kupayı kazanacaksınız, golü de sen atacaksın" diyor. Popescu savunma oyuncusu olduğu için olsa gerek, haber ve fal pek kimse tarafından itibar görmüyor. Maçın penaltılara kalması da önemli etken. 0-0 biten 120 dakika, devam eden günlerde falın sorgulanmasını engellemiş olabilir.

Sözün özü, Popescu "Hadi oğlum" sesleri eşliğinde topa doğru geldi, vurdu ve Rumen çingene falcı haklı çıktı. Olay bu kadar net.

Perşembe, Ağustos 29

Futbolsa



Son yılların popüler tanımı; "Bunların oynadığı futbolsa bizim oynadığımız ne" yi Türkiye'ye ilk getiren 18 Mayıs sabahı Meriç Tunca olabilir mi?

Cuma, Mart 16

Yerel Lig Sizi Bekler




- İlk yarı gol yemeseydi Beşiktaş, olurdu belki.

- Ya da yok, vazgeçtim olmazdı.

- Bir ara televizyon şeref tribününü gösterdi. Ercan Taner oradaki adamların adını sayamadı. Beşiktaş'ın başında kim var kimse bilmiyor. Çeyrek final büyük başarı.

- Carvalhal güzel insan ama kötü teknik direktör.

- Sırf Mustafa Pektemek tercihi (daha sonra edilmeyen tercih) için bunu diyebilirim ama tek neden o değil.

- Galatasaray taraftarına bok atarken adını kullandığı tribünün ıslıklarıyla sahadan çıkan Arda. Haz

- Metin Tekin ne güzel yorumcu, ne güzel insan. Bunu daha önceki maçlarda da yazmıştım sanırım.

- Cenk Gönen; İzmirli. Aynısından bizde de var, Ufuk Ceylan

- Beşiktaş tribünü çok kötü değildi bence. İyi de değildi tabi. Normaldi.

- Sahaya giren adamın da aynısından vardı bizde; Olimpiyat'taki PSV maçı.

- İbrahim Üzülmez de bu akşam iyi maç gezdi.

- O değil de A.Madrid istanbul'da Avrupa Kupası maçı oynayınca akla Caner Erkin geldi.



Cuma, Şubat 24

18 Ayda Dağılan Takım




- Geçen sezonun ağustos ayında Anfield'da Trabzon'un oynadığı futbol. Artık yok.

- Geçen sezonun ağustos ayında Anfield'da oynayan Trabzon'a tüm Türkiye'nin duyduğu sempati. Artık yok.

- Geçen sezonun ağustos ayında Anfield'da oynayan Trabzon'un kalesini koruyan Onur Kıvrak'ın Avrupa'yı hayran bıraktıran oyunu ve fiziği. Artık yok.

- 1.5 senede Trazonspor çok değişti. Şenol Güneş'i severiz, Ersun Yanal'ı sevmeyiz. Ama hak vermek lazım. 1.5 sene önceki takım Ersun Yanal'ın takımı, bu takım Şenol Güneş'in takımı.

- Şenol Güneş stoper istemiş midir? İsteyip de yönetim almadıysa bu yönetimin ayıbı.

- PSV'yi iki maçta da yenebilecek takım, karşısında dağılmayacak savunma yok Türkiye'de.

- Philips Arena'da 3 Karşıyakalı: Olcan, Aykut, Onur Kıvrak.

- Burak 3 gün içinde; frikikten, kafayla ve Avrupa Kupası'nda gol attı. Saldıracak argüman kalmadı.

- Jebrin vardı ne oldu ona?

- Uğur Önver çok kötü maç anlattı.

- Hollanda televizyonunun göstermediği Trabzonspor tribünü için; tıks

- 35 dakikada 3 gol yiyen Türk takımının hocası yabancı bir teknik direktör olsaydı, spikerimiz "x ne yapsın" demezdi, diyemezdi...

Çarşamba, Şubat 22

Havalimanı


Eindhoven havalimanı; Trabzon'da yaşayan, oraya Norveç'ten gelen bir Brezilyalı; Gaziantep'in ürünü baklava; Hollanda'da yaşayan 4 genç kız, bir yaşlı kadın; UEFA Avrupa Ligi...

Çarşamba, Şubat 15

Kartal Dağdan Uçtu




- Öyle bir eşleşme ki çok fazla malzeme verebilir.

- Üstelik Braga'nın dağ başındaki stadının ayrı katkısı da olabilir.

- Herşey bir yana, Batı'daki her maçta kıskançlığım zirve yapıyor, güneşli havada Avrupa Kupası maçı nedir abi?

- Murat Kosova'nın sesini duyunca insan ister istemez Euroleague maçı sanıyor.

- O da zaten Metin Tekin'e "koç" dedi. Baktığımız zaman Metin Tekin.

- Metin Tekin gibi yorumcular artsın, onun gibi insanlar artsın.

- Beşiktaş taraftarının sesi çok iyi geldi. Sağlam gidilmiş.

- Braga tribünü de çok suskundu da zaten Portekizliler'in herhangi bir oluşumu İstanbul'a zor rakip olur.

- Hakem enetersandı, Beşiktaş'ı da yakabilirdi, piyango Braga'ya vurdu.

- Fernandes büyük topçu demiştik değil mi?

- 200.golü atan tarihe geçecekti, Sivok'un atması şık oldu, güzel oldu.

- Gossip Girl'deki Nate Archibald = Beşiktaş'taki Veli Kavlak

- Demirören'in kulakları Braga'dan bile çınladı.

- Geçen sene mayısa kadar Braga maçı izledik, bu sefer erken kesileceğiz herhalde.

Cuma, Kasım 4

Uçan Kaleciler Maçı


- Maç ayrı, son dakika ayrı. Enteresan pozisyon

- Egemen'in gol atması sevindirici. Bir stoper kaç kez gol atar da bunu doğum gününe denk getirebilir.

- Şoykovski o golü atsaydı tribünde çok değişik şeyler olabilirdi.

- Bir son dakika golü daha olsaydı...

- 20 saniyede 3 top kurtaran Cenk Gönen.

- Ukrayna takımında Yusuf diye siyahi topçu var.

- Yusuf Şimşek yokken meydan onlara kalıyor.

- Quaresma eleştiriliyor. Sivas maçında baktım iyidi, dün ondan da iyidi.

- Almeida'nın atamadığı golün ortası mesela. Yuh artık be adam.

- Bir orta da ilk yarıda Simao'dan geldi. Quaresma nedense (Holosko'ya özendi herhalde) kafa denedi, ayak içi vursa banko goldü.

- Beşiktaş'ın son bir ay ataklarında ortak nokta: kenardan arka direğe yerden orta

- Veli iyi gidiyor.

- Bir ara ceza sahası içinde kaleye en çok şut çeken Sivok'tu herhalde.

Perşembe, Mayıs 19

İlk Yarının Son Dakikası


- Cruyff sözü ile başlayalım; Ne yaparsan yap ama ilk yarının son dakikasında gol yeme.

- Braga kötü oynamadı, hatta bu sezon Porto karşısında en iyi mücadele eden takım onlar oldu.

- Falcao'nun gol atması ve rekor kırması hoş oldu, güzel oldu. Severiz.

- Uefa Kupası Finali'ni güneş altında izleyenler.

- Emre Tilev artık bıraksın, gitsin. İlker Yasin çok seviyorsa Star'da başka bir iş versin, sesini duymayacağımız bir iş yapsın.

- Hikmet Karaman oyunun sadece taktik kısmını yorumluyor. Ama sıkılıyoruz bir yerden sonra. Yorumculuk ayrı bir iş.

- Vandinho'nun adını her duyduğumda Mandingo'nun akla gelmedi. Mandingo'yu bilir misiniz?

- Helton ne güzel çalım attı. Hatasını unutturdu.

- 1 hafta boyunca Villas Boas'a dilenenleri okuyalım artık.

- Kupaya FC Porto adı yazılırken garip olmayan Glaatasaraylı var mı?

- Kavga için adam lazım deseler önce Hulk ve Guarin'i çağırırım. Bakışları bile korku salıyor.

- 2000 Finali'nde 120 dakika çalan telefon > 2011 Finali'nde iki defa çalan telefon

Cuma, Mart 18

Braga Yürüyor


- 2 maçta Liverpool'dan gol yemeyen takım çeyrek finali hak eder.

- 2 maçta gol atamayan Liverpool'un taraftarı Torres'i daha bir sevmez artık.

- Braga teknik direktörü Domingos Paciencia'yı Euro 96 Panini kitapçığından hatırlarım. Aynı gün doğmuşuz diye ayrı severdim. Bir de o zamanlar efsanesi vardı; Avrupa'nın en yüzdeli golcüsü diye.

- Braga'nın Kaka'sı geldi.

- Joe Cole rezildi.

- Meirales güzel adam.

- Dakika 75, skor 0-0. Spearing - Ngog oyuna giriyor. Anfield'da olsam o dakika susardım.
Kalın
- Gerçi zaten çok suskun bir stadyum.

- Danny Wilson kim la?

- En çok Dalglish'e üzüldüm.

- Bugün spiker kimdi bilmiyorum ama iyidi. Bir ara Emre Tilev girdi araya ama olsun.

- Milan Tottenham'a elenince Premier Lig'i öven ve Serie A'yı ezen zihniyet, yarın Ukrayna ve Portekiz Ligleri'nin Ada'dan daha iyi olduğunu söylemeli.

Cuma, Mart 11

Heyecan Takımı Benfica


- Bir önceki turda Stuttgart maçında da geriye düşmüştü Benfica, maçı kazanmış turu geçmişti.

- Güzel veya iyi oynamıyorlar ama Benfica maçı izlemek keyif.

- İlk maçı kendi evinde oynamak avantaj. Avantajlı skoru yakalarsan, deplasmanda o skoru koruyabilirsin.

- Coentrao biraz sorumluluk alan bir topçu alsa Avrupa'nın en iyi beki olabilir. Biraz Uğur Uçar gibi, alıp gidiyor işini yapıyor.

- PSG, bu sezon Avrupa Kupaları'nda evinde hiç yenilmedi, sadece Sevilla'dan gol yedi. Bu önemli.

- Coentrao topu alıyor, bir kişinin sarı kart görmesini sağlıyor, diğerini sakatlıyor. Öyle bir adam.

- Franco Jara'nın aklını beğendim.

- Cardozo büyük balonlardan. İyi ki gol atamadı, o iğrenç gol sevincini görmedik.

- İlker Yasin ile açtığımız haftayı Emre Tilev ile kapadık. Her geçen gün daha kötüye gitti. Futboldan soğuduk.

- 1/16 ne ulan, bari son 16 de. Cins herif.

- Neeskens Kebano. Adı Segundo Johan'dan geliyormuş. Dünden önce tanımıyordum, seviyorum artık.

- Carlos Martins bu sene dikkat çeken bir isim.

Cuma, Şubat 25

Selanik City


Aris taraftarı Manchester'a gitmiş, herkes onlardan bahsediyor. Bence Yunan tribünlerinin en zayıf halkası. Daha doğrusu en overrated'ı. Yerinde izlemedik gerçi ama videolardan anladığımız o. Görsellik var, atkı var, konfeti var, meşale var ama ses yok. En azından Yunanistan içinde, ortalama altı kalıyor.

Yoksa dün Avrupa ortalaması üzeri oldukları ortaya çıktı. Aris tribünü, ortalama düşüren Manchester'da kendini gösterdi. 7 bin kişi gitmişler. City de ne bahtsız takım, Avrupa'nın Youtube tribünlerinden ikisi ziyaret etti onları bu sene. Gruplarda Poznan, 2.Tur'da Aris. İnşallah birşeyler kapmışlardır. Kendi sahalarında sürekli deplasman tribünün sesinin duyulması rahatsız edici. City, kendi sahasında sıkıntı yaşarken United tribünü de sağlam bir deplasman yaptı Marsilya'da. Arada fark var gibi, sanki.

Cuma, Şubat 18

Altımdan Geçen Basel...


Spartak Moskovalı Jano Ananidze ve Basel savunmacısı Marco Steinhoffer

Cuma, Aralık 17

A.Madrid'in Aralık Sendromu


Son şampiyonların erken vedası sık rastlanan bir durum aslında. Misal 2000'de Almanya, 2002'de Fransa. Tabi onlar 4 yılda bir düzenlenen turnuvalar. Mayıs ayında şampiyon ol, 7 ay sonra elen. Bu daha büyük bir şok. Fotoğrafta kar yağıyor ama kış mevsiminin asıl zamanını şubat'ı göremeyecekler.
***
Oysa bu sene de 5 hakem vardı Avrupa Ligi'nde. İlginçtir; bu takım geçen sene de bu zamanlarda elenmişti. Şampiyonlar Ligi hüsarnından sonra yola diğer kupadan devam etmişlerdi. O grupta Rum takımı Apoel vardı; 2 maçta da yenememişlerdi. Şimdi de Aris çıktı karşılarına. Aris 10 puan topladı grupta; 6'sı A.Madrid'den. Üstelik sonuncu Rosenborg bile Aris'i yenerek bir galibiyet elde etti.
***
Geçen sene onlar ilerlerken en çok biz üzüldük. Grubu lider bitirip, kurada şampiyonlar ligi takımı çekmek şanssızlık, eşleşmeye forvetsiz çıkmak plansızlıktı. Aguero'nun sakatlanmasına sevinirken oyuna Forlan'ın girdiğini görmek... Neyse, bir tek Forlan için üzüldüm.

Cuma, Aralık 3

Uefa Finalleri


Dün Avrupa Ligi'nde, nedense ben hala Uefa Kupası diyorum, 5.maçlar sona erdi. Bazı takımlar bir üst tura çıkmayı garantiledi, bazıları işini son maça bıraktı. Son maçlar 2 hafta sonra oynanacak. Bu son maçlar arasından 4 tanesi diğerlerinden ayrılıyor. 4 tane final niteliğinde maç var. Kazanan yola devam edecek, kaybeden elenecek, belki de maçlar karakolda bitecek.

Napoli-S.Bükreş: Güney'in sesi Napoli 4 puanla 3.sırada. S.Bükreş, geçen sene Fenerbahçe'nin grubunda perişanları oynamıştı ama bu sene daha iyiler. İlk maçta Anfield'da Liverpool'a 4-1 yenildikten sonra hiçbir maçı kaybetmediler. İki takım arasında oynanan ilk maç ise Bükreş'te 3-3 sona erdi. İlk 15 dakikada 3-0'ı yakalamıştı Bükreş ekibi. Napoli maçın sonunda Cavani'den bulduğu golle 1 puanı alıp döndü. Cavani bu sene çok formda, dün de Utrecht deplasmanında 3 gol atarak takımını Napoli'ye 3-3'lük skordan gelen 1 puanla döndürdü.

Bu arada Napoli'nin grupta hala galibiyeti yok (tam bir İtalyan geleneği) ve onlar da Bükreş gibi sadece Liverpool'a yenildiler. Bu hafta kupaya veda eden Juventus, Sampdoria, Palermo'dan sonra İtalya'nın tek temsilcisi olarak onlar kalabilir. Veya İtalya 4'te sıfır çeker.

Dinamo Zagreb - PAOK: PAOK, Fenerbahçe'yi eleyerek bu tura katıldı. Dün son dakikada yedikleri golle 2 puan kaybettiler. C. Brugge o golü atmasaydı PAOK şu an grubunda liderdi ve gruptan çıkmayı garantilemişti. Şimdi zorlu bir Zagreb deplasmanı onları bekliyor. Futbolda 1 dakikada her şey değişir.

Dinamo Zagreb kendi evinde Villareal'i yenmişti. Zagreb deplasmanının zorluğunu anlatmak için örnek verdim ama gerek de yok aslında, bilen bilir. PAOK takımı, Zagreb deplasmanı gibi deplasmanları her hafta kendi liginde oynuyor. İki takımın Yunanistan'da oynadığı maçı PAOK 1-0 kazanmıştı. Peki, Zagreb deplasmanına Selanikli dostları için Belgradlı gençler de gelir mi?

Sevilla - B.Dortmund: Diğer maçların aksine, erken elenenin karşısında sürpriz yazacak. Müzesinde Avrupa Kupası bulunan iki takım karşılaşıyor. B.Dortmund'un bu sene Bundesliga'da yaptıkları herkesi hayran bırakıyor. Sevilla ise her zaman Sevilla ( Türk yorumcusu). Dortmund'un grupta Karpaty maçları dışında galibiyeti yok. Atmosferi müthiş Westfallen'den 3 puanla dönen takımlardan biri ise Sevilla. Dortmund mutlaka kazanmak zorunda, Sevilla'ya beraberlik de yetiyor ve maç İspanya'da. Klopp'un heyecanı için bile izlenir.

Lille - Gent: 1 sene içinde Fenerbahçe'ye rakip olan bir diğer takım; Lille, yoluna devam etmek için Gent engelini aşmak zorunda. Gent, grubun ilk maçında Sofya deplasmanında 2-1 öne geçmişti. O maçı 3-2 kaybetmeseydi bu karşılaşma formalite maçı haline gelecekti. İki takımın Belçika'da oynadığı maç 1-1 sona ermişti. Gent 7 puanda, Lille 5 puanda. Yani Gent'e beraberlik de yetiyor.

Perşembe, Aralık 2

Kırmızı Top

Aralık ayı geldi, Avrupa'da kar yağışları başladı. Neyse ki buralar -şimdilik- hala güzel. Karın belki de tek güzel tarafı, maçların kırmızı topla oynanması. Dün Uefa Avrupa Ligi'nde sahaya kırmızı toplar da çıktı. Bizim gibiler için mevsim değişimleri böyle farkedilir; Avrupa'da soğuklar hayatı felç etti" haberini okusak tedirgin olmayız, kırmızı topları görünce kışın geldiğini anlarız...


Odense - Getafe: 1-1 (Dk.17 Pedro Rios, dk.90 Hans Henrik Andeasen )



Zenit St.Petersburg - Anderlecht: 3-1 (Dk.12 Aleksei Ionov, dk.65 Alexander Bukharov, dk.87 Kanu, dk.90 Szabolcs Huszti)





Lech Poznan - Juventus: 1-1 (Dk.12 Artjoms Rudnevs, dk.84 Vincenzo Iquinta)


Rosenborg - Bayer Leverkusen: 0-1 (Dk.35 Sidney Sam)



Gent - Levski Sofya: 1-0 (Dk.78 Fernando Pereira Wallace)




Young Boys - Stuttgart 4-2 (Dk.35 David Degen, dk.48 Pavel Pogrebnyak, dk.68 Sven Schipplock, dk.78 Scott Lee Sutter, dk.81 ve dk.83 Emmanuel Mayuka)






Cuma, Ekim 1

Dişe Diş Şerif


Moldova futbolunu hala küçümseyenler var. Bu kanıya nereden varıyorlar bilmiyorum. Moldova'nın milli takımı da kulüp takımları da her daim fark yer inanışı hakim. Oysa öyle birşey yok. Çok güçlü bir futbolları yok ama hiçbir zaman kolay teslim olmuyolar.

Mesela milli takımlarını 2006 yılında 5-0 yenmiştik. O günden bu yana yenildikleri herhangi bir maçta fark yemediler. Sadece Yunanistan'a 2008'de 3-0 boyun eğdiler. Tabi fark yememek başarı olarak adlandırılamaz ama zihinlerde yer edinen yanlış düşünceyi ortadan kaldırmak lazım.

Moldova ile bağlarım var. Seviyorum. Hayatımın kesiştiği bir ülke. Hiç görmedim ama olsun. Bu bağlamda milli takımlarına ve kulüp takımlarına büyük ilgi besliyorum, çok yakından olamasa da ilgiyle takip ediyorum. (Bu cümle de Türkiye hakkında yorum yapan dünya çapındaki topçu cümlesi).

Bu sene Moldova futbolu altın dönemini yaşıyor olabilir. En azından eylül ayı çok verimli başladı çok güzel bitti.

Ay başında 2012 elemelerinde Finlandiya'yı 2-0 yendiler. Ay sonunda yani dün, Sheriff Uefa Kupası gruplarında (bizim 3 takımımızın elendiği, katılamadığı gruplarda) D.Kiev'i 2-0 yendi. Saha sonuçları artık daha güzel. Ve yukarıda dünkü maçtan alınan fotoğraf Moldova futbolunu iyi anlatıyor. 1 kişiye 2 kişi basıyor, tekmeye kafa uzatıyorlar. Belki de bu yüzden seviyorum.

Dirençli takım Sheriff. Grubun ilk maçında Alkmaar'a 83'te boyun eğdi. Bu maçta ise golleri ilk yarıda atınca direncine direnç, gücüne güç kattı, formalar ter oldu.

Şu an grupta 2.sıradalar. Gruptaki bir sonraki maç, Bate Borisov ile.

Saldır Sheriff, okey, let's go..