porto etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
porto etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Mayıs 21

Finallerin Balık Takımı

Federasyon kupalarında sürprizleri severiz.

Bu sene de Portekiz Kupası'nda bir sürpriz var. Şampiyon Porto, ligden düşen Tondela ile karşılaşacak. Favori tabi ki Porto; ligdeki iki maçta rakiplerine 7-1'lik bir üstünlük kurdular. Ayrıca Tondela'nın 2015'te lige yükselmesinden  bu yana oynadıkları 15 maçta sadece bir kez kaybettiler, bir kez de berabere kaldılar. Geri kalan 13 maçta da Porto galibiyeti...

Yine de buradan bir Tondela galibiyeti çıksa fena olmaz. Aslında bu sene kötü de top oynamadılar ama beceriksizlik skoru almalarını engelledi. Sonunda da küme düştüler. Buna rağmen 30.000 nüfusa, 5000 kişilik stada sahip ufak bir şehrin takımı gelip kupayı alsa fena mı olur? Bu sayede önümüzdeki sezon Avrupa Ligi'nde de yer alırlar.  2.Lig'de oynarken Avrupa kupası maçına çıkmak... Tabi tarihlerindeki ilk finali kazanmış olmaları da cabası...

Tamam; bu romantik hikayeleri geçelim. Tarih ve form durumu Porto diyor zaten. Mavi-beyazlılar finali kazanırsa, 18. kez kupayı müzesine götürecek. Bu da Sporting'i geçeceği anlamına geliyor. Fakat 26 zaferli Benfica'ya uzak durmaya devam edecek.

Porto; Sporting ve Benfica kadar köklü bir başarı geleneğine sahip değil zaten. O nedenle bu tip istatistiklerde geride olması normal. 1930-1980 arasındaki 50 yılda sadece 7 lig 4 kupa şampiyonluğu bulunuyor. Her şey 1982'de Jorge Nuno Pinto da Costa'nın başkan olmasıyla değişti. Kendisi halen koltukta oturuyor ve Porto kupa kazanmaya devam ediyor.

Asıl konumuz bunlar değil. Porto 17 kere kupayı kazandı ama finallerde çoğunlukla karşısında Sporting ve Benfica olmadı. Tıpkı bu sene olduğu gibi. 

İlk kupasını aldığında rakip Torreense'ydi. İkincisinde Benfica oldu. Ama sonrasında sırasıyla Setubal, Braga, Rio Ave, Guimaraes, Beira Mar'ı yendi. 1994'ten sonra  iki kez, Sporting'i yenerek kupaya uzandı Fakat sonrasnda yine, Braga, Maritimo, Leiria, Setubal, Paços de Ferreira, Chaves ve Guimaraes finalleri ile koleksiyonu çoğalttı.

9 senelik hasret 2020'de Benfica'yı yenerek sona erdiğinde aynı zamanda 62 yıl aradan sonra finalde Benfica'yı mağlup etmiş oldu.

Yani 17 kupa zaferinin ikisinde Sporting, ikisinde Benfica galibiyeti var. 17'de dört. Büyük ihtimalle 18 olacak ve diğer rakam yine dörtte kalacak. Avrupa'da başka bir örneği yoktur herhalde. Kupalara ambargo koyan üç takımdan birinin, diğer ikisini karşısına almadan müzeyi zenginleştirmesi....

Tabi ki birçok sezonda yarı finallerde ve önceki turlarda Porto'nun ezeli rakiplerini elediğini gördük. Daha bu sezon; yarı finalde Sporting'i iki maçta yenerek turladı Porto. Fakat nasıl derbilerin favorisi olmazsa, finallerin de havası başka olur. İşte o hava Porto'ya pek yaramıyor herhalde.

Zira diğer yandan bakına Porto; Sporting'e 3, Benfica'ya ise tam 8 final kaybetti. Bu da işin bir diğer boyutu.

Öte yandan Porto tarihinde 9 kere duble yaptı. 10. için gün sayıyor adeta. Ne kadar evimizin bir köşesinde Porto atkısı olsa da, gönlümüz düşenin yanında. Tondela, zoru başarır inşallah...

Cumartesi, Mart 12

Golo #25

 


Hiç uzatmaya gerek yok.

Gerçi ligin resmi Youtube kanalı bu hafta Santa Clara'nın yıldızı Rui Costa'nın golünü seçmiş ama bizim gönlümüzde bir Porto golü var.

Porto golü diyoruz, zira goldeki son vuruş çok aman aman estetik bir güzelliğe sahip değil. Hatta basit bir gol olarak görülebilir. Rui Costa ile Evanilson'ı karşılaştırınca, Rui Costa öne çıkar.

Fakat golün hazırlanışı çok güzel. Savunmadan seken topu alan Vitinha, topu sektire sektire sürüyor, sonra havaya kaldırarak ceza sahasına yolluyor. Mehdi Taremi topu yere düşmeden kafayla diğer direğe yolluyor. Tüm savunmanın bakışlarının ardından top Evanilson'un önüne düşüyor. O da zorlanmadan golünü atıyor.

Tıpkı küçükken mahallede oynadığımız aylık oyunları gibi. Havadan yolluyorlar birbirlerine, tek dokunuşla (sektirme tek dokunuş sayılırdı) paslaşıyorlar.

Aslında Porto son dönemde çok güzel goller atmaya başladı. Başrolde de Taremi-Evanilson ikilisi var. Jesus Corona, Sergio Oliveria ve tabi ki Luis Diaz devre arasında başka ülkelere gidince takımın hücum gücünde bir düşüş olacağını düşünmüştüm. Fakat Evanilson-Taremi'den apayrı seviyede bir ikili çıktı.

Taremi Şubat ayına kadar toplam 7 asist yapmıştı. Şubat ayında aynı sayıda servisi takım arkadaşlarına yolladı. Bu asistlerin beşinde golü atan isim Evanilson oldu.

Geçen sezon pek ortalardan gözükmeyen Evanilson ise yeni sezona yedekte başlamıştı. Sezonun 2021 aylarında ligde iki gol atabilmişti. Fakat Ocak ayıyla beraber atağa geçti. İki ayda sekiz gol kaydetti. 

Bu ikili, hafta içinde de (yani 10 gün önce) Sporting ile oynanan kupa maçında da enfes bir gole daha imza attılar. Adeta futsal golü. Yazının başlığı serimizin geleneği olmasaydı, "Bu ikiliye dikkat" klişesini buraya yapıştırabilirdik. Kalan 9 haftada ilgiyle izleyeceğiz.

GOLO #24

GOLO #22 GOLO #15

GOLO #14 GOLO #13

GOLO # 12 GOLO #11

GOLO #9 GOLO #8  

GOLO #7 GOLO #6 

GOLO #4 GOLO #2

Pazar, Aralık 5

Golo #12

Bu hafta Portekiz'de 30 gol atıldı ama bu gollerin yedisi tarihe geçecek Belenenses - Benfica maçında geldi. Zaten maçta atılan gollerin neredeyse tamamı altıpas içinde, yarı boş kale gibi pozisyonlarda kaydedildi. O maçı es geçiyoruz.

Geriye kalan maçlarda güzel goller vardı. Moreirense - Gil Vicente karşılaşmasında hem Lino'nun hem de Vitoria'nın serbest vuruş golü görülmeye değerdi mesela.

Fakat benim favorim Porto - Guimaraes maçından geldi. Porto, kendi sahasında oynadığı maçta yenik duruma düştü. Hemen bir reaksiyon göstermesi gerekiyordu. O yüzden de topu Luis Diaz'a yolladılar.

Bu sezonun yıldız ismi, sol tarafta topla buluştu. Önündeki rakibinden sıyrıldı, ceza sahasına girer girmez  sağ ayağıyla müthiş bir şut çıkardı. Kaleci Bruno Varela'nın yapabileceği bir şey yoktu. Top imkansız bir noktaya gitti. Zaten topun süzülüşü de golün güzelliğine ekstra katkı yapmış. Direğe çarpan toplar, gol olmayınca bile bizi mest eder. Bu sefer hem direğe çarpıyor, hem içeri giriyor.

Kolombiyalı sol açık Luis Diaz, bu sezon fırtına gibi esiyor. Ligde 12 maçta 10 gol kaydetti. Şu an gol krallığı listesinin zirvesinde. Şampiyonlar Ligi'nde de iki golü var. İlginç olan, o bu kadar formdayken ve yanında Muriel-Zapata ikilisi, arkasında James Rodriguez varken Kolombiya'nın Güney Amerika elemelerinde oynadığı son beş maçı gol atamadan noktalaması... 

Neyse orası bizim konumuz değil. Biz Portekiz'e bakıyoruz. Ve bu sene orada Luis Diaz damgası var.. Porto'da geçirdiği önceki iki sezonu 11'er golle tamamlamıştı. Bu sezon henüz Kasım ayında 12'yi buldu. Bakalım kaça çıkacak?

GOLO #11

GOLO #9 GOLO #8  

GOLO #7 GOLO #6 

GOLO #4 GOLO #2

Çarşamba, Eylül 29

Golo #7

Genelde buraya herkesin beğendiği golü koymak istemiyorum. O yüzden seçim yaparken biraz daha farklı noktalara eğiliyorum. Bu hafta da ona çabaladım ama uğraşlarım beyhudeydi.

Haftanın ilk gününde (Cuma) Mehdi Taremi çok güzel bir gol attı. Diğer üç günde, oynanan yedi maçta daha iyi goller çıkar mı diye çok bekledim. Güzel goller de atıldı. Mesela Taremi'nin takım arkadaşı ve bu serinin müdavimlerinden Sergio Oliveira, maçın son dakikasında harika bir serbest vuruş golü attı. Famalicao'dan Ivan Jaime güzel bir sol ayak golü kaydetti. Santa Clara'dan Lincoln, serbest atıştan fileleri havalandırdı. O da sol ayakla attı.

Blogu yakından takip edenler, sol ayakla atılan gollere imtiyaz tanıdığımı bilirler. Fakat Mehdi Taremi öyle bir gol attı ki, herhangi bir ayrımcılığa fırsat tanımadı.

Biraz abartalım, belki Puskas ödülüne bile aday olabilir. Büyük ihtimal olmaz bence ama bu tip bir gol her sene adaylar arasında yer alıyor. Yani, orta sahadan atılan goller. Yazılı ve resmi olmayan böyle bir kategori var. Zordur ve nadir görülür bu goller. O yüzden ilgi görür ve beğeni toplar. Taremi'nin golü, o türün en iyilerinden.

Benzerlerinden daha iyi olmasının nedenlerini sıralayalım. Birincisi bu tip gollerin bir kısmında kale boştur. Burada Gil Vicente kalecisi Ziga Frelih kalesinden açılmış olsa da çok alakasız bir yerde değil. Yani her oyuncu maç içinde rakip kaleyi böyle yakalayabilir ama golü atan pek çıkmaz.

İkincisi vuruş kalitesi çok üst düzey. Ayrıca görsel olarak da şık. Normalde bu tip gollerde, vuruş öncesinde topun sektiğini görürüz. Yani havalanan bir topa vurarak oldukça yukarıdan bir şekilde inerek kaleye gönderilen toplar revaçtadır. Taremi'nin vuruşunu zorlaştıran ve güzelleştiren detaylar bunlar. Topa yerdeyken vuruyor. Asıl önemlisi alışıldık bir aşırtma denemesi değil, sanki bir uzun pas atar gibi giriyor dibe. Top da ip gibi gidiyor. Sanki aşırma gibi değil de 40 metreden kalesinin sağına bırakılan plase gibi... Kaleci yukarıya uzanamıyor değil de, sağına uzanamıyor sanki...

Arıca Taremi bu golü atmadan önce de bir çaba koyuyor ortaya. Gil Vicente savunmasının arasına girip topu kapıyor. Üstüne bir de çalım atarak kremasını ekliyor.

Yukarıda saydığımız diğer üç gol, başka haftalarda çok rahat 'haftanın golü' seçilirdi. Fakat sezonun gollerinden birine denk geldiler. Talihsizlik.

Taremi bu yılın en dikkat çeken santrforlarından.  Nisan ayında Chelsea'ye attığı gol halen hafızalarda. Bakalım hangi gol Aralık ayında daha çok anılacak?

GOLO #6

GOLO #4

GOLO #2


Cuma, Temmuz 31

16 Yıl Sonra Yeniden


Bu hafta sonu Portekiz'de kupa finali oynanacak. Finalde kozlarını paylaşacak takımlar ise Porto ve Benfica olacak. Böyle bakınca pek haber değeri yok gibi. Bu sezon ligi ilk ikide bitiren iki takım, üstüne bir de final oynayacaklar. Üstelik geçen sezon da beraber ilk ikideydiler. Ondan önceki sene de.... Ondan öncesinde de...

Son altı sezonun beşinde ilk ikide Porto ve Benfica yer aldı. Sadece bir kez araya Sporting girdi. Son 18 sezonda bu iki takım şampiyon oldu. 11 kez Porto, 7 kez Benfica. Lig tarihine de bu ikisi damga vurdu. 37 kez Benfica, 29 kez Porto şampiyonluk yaşadı. Yani kısacası ülke futbolunu bu iki takım sırtlıyor. Biraz da Sporting. Ama en çok diğer ikisi...

Hal  böyle olunca bu iki takımın kupa finalinde karşılaşması da çok büyük haber değeri taşımıyor gibi gözükebilir. Ama öyle değil. Kupa karşılaşmaları, yani elemeli statüler sürprizlere açık. Ayrıca finalden önce eşleşme durumları da mevcut. Bu sebeplerden dolayı iki takım uzun süredir beraber finalde yer alamadı. Son final 2004'teydi.

O yüzden hazır hafta sonu Porto - Benfica finali varken, 2004'ü yeniden hatırlayalım. Zira o gün (16 Mayıs) önemli figürler vardı sahada. Hatta kulübelerde de. Porto'nun başında Jose Mourinho var mesela. 2004 Porto kadrosu zaten halen akıllardadır. O unutulmaz kadro, bu maçın 10 gün sonrasında, Gelsenkirchen'de Şampiyonlar Ligi finaline çıkacak ve kupayı da kazanacak.

Benfica ise Porto'nun gölgesinde kaldığı o sezonda müzeye bir kupa getirmek istiyor. Başlarında İspanyol Jose Antonio Camacho var. 

Özetten bakınca Simao inanılmaz oynamış. Özellikle ilk yarıdaki birçok atakta kendisi var. O süreçte Benfica'nın bir topu da direkten dönüyor ama ilk yarının sonunda Derlei'nin golüyle Porto öne geçiyor. Fakat ilginç bir şekilde Mourinho'nun takımı skoru koruyamıyor! Ve kupayı kazanan uzatmalarda Simao'nun attığı golle Benfica oluyor. 

Simao bu kadar iyi oynayıp, bir de kupayı getiren golü atmasına rağmen maçın en iyi oyuncusu olarak Yunan sol bek Takis Fyssas seçilmiş. Onun da herhalde kariyerinin ve hatta hayatının en güzel iki ayıdır. Zira devamında EURO 2004 oynadı ve Portekiz'de Yunanistan ile Avrupa Şampiyonu oldu. Hadi güncelle bağlantılı bir not daha verelim. Fysass kariyerini Panathinakos'ta noktaladı. O dönem Panathianikos, Erol Bulut'u da transfer etmek istemişti ama sol tarafta Fysass olduğundan yedek kalacağını düşünen Erol Bulut, direksiyonu Olympiakos'a kırmıştı.

Neyse; daha fazlası videoda. Güzel bir nostalji. Mayıs ayında gündüz maçı oynanmış. Bu sefer gece oynanacak. Temmuz sonunda mümkün değildi zaten ama zaten artık gündüz finallerine çok rastlamıyoruz. Bu arada o finale Belenenses'in maçlarını oynadığı Ulusal Stadyum ev sahipliği yapmıştı. 1970'lerden beri kupa finallerine ve milli maçlar burada oynanıyordu. İlk defa bu sene final uzun bir aradan sonra başka bir şehre taşınacak. Bakalım Coimbra kime şans getirecek?

Cuma, Şubat 28

Golo #22


Portekiz'de haftanın golü genelde, haftanın son maçlarında geliyordu. Bu hafta bir değişiklik olması adına ümitlendik. Zira haftanın açılış maçında V.Guimaraes oyuncusu DavidsonAves kalesine çok şık bir gol attı. Biraz kaleci hatası barındırsa da, diğer maçlarda onun golüne yaklaşabilen biri çıkmadı.

Fakat Pazar gününün son maçının son anlarında işler değişti. Bu maç haftanın son maçı değildi; sondan bir önceki maçıydı ama o gece şampiyonluk yarışı açısından heyecan doruktaydı. Porto kendi sahasında Portimonense ile karşılaşıyordu. Ertesi gün ise Benfica, zorlu Gil Vicente deplasmanına çıkacaktı.

Küme düşme hattında yer alan Portimonense, rakibine beklemediği kadar sıkıntı yarattı. Jackson Martinez ilk yarıda bir penaltı kaçırdı, hatta topu adeta uzaya yolladı. Eğer atsaydı maç nereye giderdi meçhul. Fakat kaçan penaltıya rağmen Porto galibiyeti bir türlü yakalayamadı. Ta ki 87. dakikaya kadar....

Duran topların usta ismi Alex Telles, bu sefer akan oyunda sahneye çıktı. Porto'nun muazzam baskı kurduğu dakikalardı ama Portimonense de pek açık vermiyordu. Haliyle o savunmayı ancak yetenekli bir ayak uzaktan şutla delebilirdi. Topu önünde bulan Telles, yaklaşık 35 metreden öyle bir şut çıkardı ki...

Zaten daha önce bu serimizde solaklara ayrıcalık tanıyacağımızı söylemiştik. Fakat bu golün de ekstra bir ayrımcılığa ihtiyacı yok. Davidson'un kendisi bile Telles'in golünü daha çok beğenmiştir! 

Porto bu golle maçı kazandı ve bir günlüğüne liderlik koltuğuna oturdu. Ertesi gün Benfica, deplasmandan aynı skorla dönünce yarış iki takım adına kayıpsız devam etmiş oldu. Bu açıdan bakınca Telles'in golünün ayrıca sezonun en önemli golü olma ihtimali de var. Golün önemi; bizim kriterlerimizden biri değil ama sezon sonunda sosyal medyada veya Porto'nun olası şampiyonluk kliplerinde bu sanat eserini çok sık görebiliriz.

Öte yandan Telles, 11. haftadan sonra 22. haftada da ödülümüzün sahibi oluyor. Sezonun şu anki bölümüne kadar 10 kere bu seriye devam edebildik ve o 10 haftada 'duble' yapabilen başka bir oyuncu çıkmadı. Bir sol bek için çok özel bir beceri...


GOLO 20   GOLO 19


GOLO 15      GOLO 14

Çarşamba, Şubat 19

Irkçılığa Kırmızı Kart


Moussa Marega'nın Guimaraes deplasmanında yaşadıkları haftaya damga vurdu. Daha doğrusu gösterdiği tepki sayesinde dünyanın her yerindeki haber sitelerine özne oldu.

Aslında olay, haber sitelerinde ve sosyal medyada özet geçilirken biraz yanlış aksettiriliyor. Genelde "Rakip tribünlerin ırkçı tezahüratlarında dayanamayan Marega maç oynanırken sahayı terk etmek istedi" şeklinde bir ana fikir hakim. Fakat tam olarak öyle değil.

Yine de ortada bir tepki olduğu doğru. Marega, arkadaşlarının ısrarına rağmen kararından dönmedi ve oyundan çıktı. Onun neler hissettiğini anlamamız mümkün değil. Tabi şimdi uzun uzun 'Irkçılık kötüdür, ırkçı tezahürat yapmayın' yazacak halimiz de yok. Sene 2020 olmuş. Artık insanların, diğer insanları ikna etme veya durumu izah etme misyonu olmamalı. Kurumlar, kuruluşlar ve hatta devletler bunun için var. Harekete geçme ve cezalandırma görevi olanlar, işlerini yapmalı.

Mesela hakemler! Bu olayın da esas kaynama noktasında hakem Luis Godinho yer alıyor. 

Tribündeki rakip taraftarların aslında büyük bir kısmı ideolojik kaygılarla bu tezahüratları yapmıyor. Çoğu ne yaptığının farkında dahi olmayanlar. Salaklar veya kalabalığa uyarak normal olan bir şeyi yaptıklarını düşünüyorlar. Zaten ideolojik bir düşünceyle saldırsalardı; önce kendi takımlarındaki siyahi oyunculara her hafta tepki gösterirlerdi. Öyle bir kaygıları yok. Bu kesimin tek amacı rakip oyuncuyu yıldırmak ve moralini bozmak. Fakat bu sefer işler planladıkları gibi gitmiyor. Marega bu tezahüratlar altında mücadelesine devam ediyor ve maçın 60. dakikasında takımını öne geçiren golü kaydediyor.

Golden sonra Marega'nın sevinci, bir protesto eylemine dönüşüyor. Tribünlere kolunu; yani ten rengini gösteriyor. Tribünler de iyice çıldırıyor ve ona koltuk yağdırıyor. Marega durmuyor; sahaya atılan siyah koltukları alarak kafasının üstüne kaldırıyor. Esasında buraya kadar alışıldık; ya da hayatın normal akışına uygun bir gidişat var. Irkçılığa uğrayan bir oyuncu var. Takımını öne geçiren golü atıyor ve tribünleri adeta çıldırtıyor. Ardından da öfke ve gurur karışımı duygularıyla protestosunu gerçekleştiriyor.

Peki sonra ne oluyor? Asıl şaşılacak olay burası. Aslında maçı o dakikaya kadar oynatması bile tartışılması gereken hakem Godinho, Marega'ya sarı kart gösteriyor. Marega'nın oyundan çıkma isteği de orada başlıyor.

Gerçekten ilginç bir olay. Bu esnada takım arkadaşları da onu oyuna geri döndürmek istiyor. Twitter'da birçok insan, bu duruma anlam verememiş. Arkadaşları ırkçılıkla uğraşırken, onların halen oyunu ve kalan dakikaları düşünmeleri ilk bakışta saçma gelebilir. Fakat Marega zaten sahada ırkçı tezahüratlara cevap vermiş, onlara karşı mental açıdan güçlü durabildiğini kanıtlamış. Yani maç oynanırken, tezahüratlara dayanamayacak noktaya gelmemiş. O sınavı başarıyla vermiş. Fakat hakemin işgüzarlığı bardağı taşıran son damla olmuş. Takım arkadaşları da, büyük ihtimalle o sarı kartı fazla önemsemeden işine dönmesini istemiş.

Onlara da çok fazla kızmak doğru olmaz. Zira gerçekten ilginç bir olay var. Daha önce birçok stadyumda ırkçı tezahüratlar yükseldi. O maçların bazıları tatil edildi, bazıları protesto eylemlerine sahne oldu, bazılarında ise tezahüratlar duymazlıktan gelindi ve maça devam edildi. Fakat ilk defa (en azından ben ilk defa görüyorum) ırkçılığa uğrayan ve tepki gösteren oyuncu sarı kartla cezalandırıldı.

Marega oyundan çıkarak, hatta daha doğru ifadeyle sahayı terk ederek büyük bir gündem yaratmayı başardı. Sadece Portekiz'de değil, Türkiye'den İngiltere'ye bütün Avrupa Marega'yı konuştu. Hafta boyunca ırkçılık lanetlendi. Avrupa'yı geçelim; belki Portekiz Futbol Federasyonu bile hem tezahüratlara, hem de hakemin sarı kartına kulağını kapatacaktı. Fakat Marega'nın isyanı sonrasında muhakkak bir ceza ve yaptırım hazırlamışlardır.

Futbolda ırkçılığı önleme konusunda çalışmalar var. UEFA'nın prosedürleri aslında çok da eksik veya hatalı değil. Fakat Marega olayında futbol dünyasının bir noktayı gözden kaçırdığını anlamış olduk. Bu yaptırımlar; tribünlerin veya belki de bazı futbolcuların ırkçı olması, ırkçılık yapması ihtimali üzerine hazırlanmış.

Peki ya hakem? Yani o kuralları uygulaması gereken kişi gizli bir ırkçıysa ne olacak?

Belki Godinho, ırkçı bir insan değildir. İsmini bu haftaya kadar duymadığımız biri hakkında kesin yorumlar yapmayalım. Fakat tezahüratların önlenmesini engellemeyen, maçı sonlandırmayı düşünmeyen ve üstelik ırkçılığa uğrayan oyuncuya sarı kart gösteren bir hakeme ne diyeceğiz? 

Marega maç sonunda bunun cevabını şöyle vermiş; utanç kaynağı! 

Çarşamba, Şubat 12

Golo #20


Bu hafta Portekiz'de çok sayıda güzel ve ilginç gol vardı. En güzel gole karar vermek benim açımdan zordu. Fakat önce ilginç gollerden bahsedelim.

Moreirense - Setubal maçında, konuk takım 12. dakikada öne geçti ve son anlara kadar üstünlüğünü korudu. Fakat duran topta alana bir kişi daha sokarsanız tehlike yaratırsınız. Moreirense, son dakikada kazanılan köşe vuruşunda Brezilyalı kalecisi Mateus Pasinato'yu ceza sahasında gönderdi. Kendisi gol atmadı ama Abreu'ya asist yaptı. 

Diğer yandan golün kendisi ilginç olmasa da Jackson Martinez 20. haftada sezonun siftahını yaptı. Kolombiyalı oyuncu transfer rekorları kıran kariyerinin son günlerini, lig sonuncusu Portimonense'de vasat bir performansla geçiriyor. Bu sezon fileleri havalandıramamıştı. Sporting deplasmanında şık bir vuruşla topu bu sezon ilk kez ağlara yolladı. İlginçtir bu sezon resmi maçlarda bir gol daha atmıştı; o da Lig Kupası maçında yine Sporting'eydi... 

Portekizliler haftanın golünü bu maçtan seçti. Sporting'in Fransız savunma oyuncusu Jeremy Mathieu, klas bir serbest vuruşu golüyle fileleri havalandırdı. Başka haftalarda olsa benden de 'en iyi' oyunu alırdı ama benim için üçüncü sırada.

Bu hafta atılan iki gol arasında gittim geldim. Guimaraes'in deplasmanda Famalicao'ya gol yağdırdığı (7-0) maçta Pepe'nin golü öne çıktı. Kalabalık ceza sahasında, uzak bir köşeden üst köşeye bıraktığı şut oldukça etkileyiciydi. 'Üç büyük takım'dan biri olmaması nedeniyle pozitif ayrımcılık yapmak istedim. Fakat günün sonunda Sergio'ya haksızlık edeceğimi düşündüm.

Porto'nun bu sezon çok fazla şans bulamayan oyuncusu Sergio Oliveira, kritik Benfica maçında perdeyi açan isim oldu. Otavio'nun sağdan gelen ortası zaten çok iyiydi. Tam insanı gaza getirip topa yatmasını heveslendirecek cinsten bir top. O topu gören Sergio, ceza sahasına çok iyi koşu yaptı. Ardından yaptığı vuruş ve topun gittiği yer şahaneydi. En ölü noktaya, direğin içine topu dokundurdu ve takımını öne geçirdi. Ayrıca Tiquinho Soares'in de öncesinde voleye kalkması görsel bir katkı sağladı. Sanki önceden hazırlanmış bir koreografi gibiydi.

Diğer yandan her iki maçtaki rakipler de bu iki gol arasındaki sonucu belirledi. Pepe, yedek kadroyla çıkan, 10 kişi kalan, saha içinde dağılan Famalicao'ya dördüncü golü ataraken, Sergio şampiyonluk maçında Benfica karşısında öne geçen golü atıyordu.

Üst üste ikinci defa Portekizli oyuncular bizden ödülü kaptı. Targetstriker olarak tebrik ederiz! Portolu oyuncular ise 11. hafta Telles ve 14. haftada Otavio'dan sonra bir kez daha blogumuza konuk oldu...




GOLO 15      GOLO 14

Pazar, Aralık 29

Golo #14


Geçtiğimiz hafta; daha doğrusu Noel ve yılbaşı tatili öncesinde oynanan son lig haftasında, Portekiz Ligi'nde 23 gol atıldı. Portekiz Ligi için fena bir rakam değil. Fakat haftanın en güzel golünü bulmak kolay olmadı. Bazı haftalarda (mesela bu serinin son yazısı olan 11. haftada) çok güzel goller arasından seçim yapmak zorunda kalıyorduk. Hatta o 11. haftada ilk üçün dışında kalan goller bu hafta zirvenin tartışmasız sahibi olurdu. Bu haftanın en güzel golünü ise o haftalarda direkt elerdik. Kısmet işte...

Bu hafta iki gol arasında gittim geldim ve günün sonunda yine bir Porto golü zirveyi ele geçirdi. Porto - Tondela maçında skoru belirleyen gol, yani haftanın atılan son golü, ödülü kaptı. Otavio'nun golü bireysel güzellikten uzak, hazırlanış bakımından klas bir golü. Paslaşmalar çok güzeldi. Özellikle Jesus Corona'dan gelen son pas çok şıktı. Zaten Corona o akşam çok iyi oynadı ve üç golün ikisinde asist yaptı. Otavio'nun vuruşu da klastı. Brezilyalı oyuncu bu sezon ligdeki ilk golünü de atmış oldu ve ilk golüyle haftanın golü ödülümüze layık oldu.

Bence Otavio'yu zorlayan tek gol ise Gil Vicente'den Bozhidar Kraev'in golüydü. Porto'nun golüne benzer nitelikte. Hızlı çıkarken bir anda set hücumuna dönen Gil Vicente, Guimaraes savunmasını gafil avladı. Öldürücü darbe ise dar alanda kaleci Douglas Renato'ya şık bir çalım atan Kraev'den geldi. Belki de bazıları bu golü Otavio'ya göre daha çok beğenebilir. Bana göre Porto'nun golündeki fark oyuncuların daha hızlı hareket etmesiydi. Gil Vicente oyuncuları ağırdan alınca estetik biraz kaybolmuş...

Öte yandan Kraev'e ufak bir parantez açmak lazım. 22 yaşındaki Bulgar oyuncu sezon başında Danimarka'dan transfer edildi. Sezonun ilk haftasında Porto'ya gol atınca dikkatleri çekti ama sonrasında kayboldu. Aralık ayı ona uğurlu geldi. Önce Sporting'e, sonra da Guimaraes'e gol atarak yeni yıla umutlu girdi. 2020'de gözümüz üzerinde olacak. 

2019'u Otavio'nun golüyle sonlandırdık. Portekiz Ligi'nde 15. hafta maçları 4 Ocak'ta başlayacak. Merakla beklediğimiz maç ise Sporting - Porto mücadelesi olacak. Haftanın golü de ya oradan ya da Benfica - Guimaraes maçından çıkabilir.

GOLO #11

GOLO #7

GOLO #2

Cuma, Kasım 29

Golo #11



Portekiz Ligi'nde 12. hafta Santa Clara - Boavista maçı ile başlayacak. Yeni hafta başlamadan önce biz 11. haftaya dönelim. Milli maç arası ve kupa mesaisi nedeniyle ligi unutmuştuk. O haftayı, haftanın golü ile yeniden hatırlayalım.

Aslında 11.haftada çok güzel goller atıldı. Rio Ave'den Mane'nin golünde topa dokunuş hiç fena değildi. Famalicao'dan Uros Racic usta işi bir  gol attı. Fakat benim favorim ikisi de değildi. Gerçi objektif bir tercih yaptığımı da söyleyemem. Zira Paços'dan Pedrinho da çok güzel bir gole imza attı. Hatta ligin Youtube kanalı, haftanın golü olarak onu seçti. Fakat Alex Telles de harika bir gol attı ve oyumu aldı.

İki golü kıyasladığımızda; topun süzülüşü, gidişi, kaleye girdiği nokta gibi görselliğe renk katan unsurlarda Pedrinho'nun golü ağır basıyor. Fakat Telles hem daha uzaktan, hem daha zor yerden, hem daha zor bir yere, hem de daha kalabalık bir yerden vuruyor. Üstelik atağın başında orta yapması da önemli. Orta yapıyor, top kafalardan sekip önüne geliyor. O anda "Madem siz atamadınız ben vuracağım" der gibi şutunu çekiyor ve golünü atıyor.

Her iki oyuncunun da golü sol ayakla atması keyiflendirdi. Telles'in Süper Lig geçmişinin de tercihimde payı olduğunu inkar edemem. Galatasaray scout ekibinin yine yenilgilerden sonra eleştirildiği bir dönemde Telles'in önümüze düşmesi de manidar oldu. Brezilyalı oyuncu kaç sene önce gitti ama hâlâ 27 yaşında...

Telles bu sezon şimdiden üç gole ulaştı. Kalan haftalarda iki gol daha atarsa Portekiz Ligi'ndeki en golcü sezonunu geçirmiş olacak. Duran top kullanması bu sayının artacağına dair en önemli delil.  Gerçi Porto, bu sezon o kadar da golcü değil. 11 maçta 22 gol attılar ki; onların genel lig performansına kıyasla düşük bir rakam. Son beş lig maçının dördünde tek gol atabildiler. Marega geçen seneyi aratıyor, Ze Luis de sezon başındaki formunda değil. İş biraz Telles'e, Marcano'ya, Pepe'ye; yani savunmacılara kalıyor.

Bu hafta Porto ile Paços karşı karşıya gelecek. Yani Telles ile Pedrinho. İkisi de çok skorer oyuncular değiller ama bir 'unvan maçı' havasıyla göz gezdireceğim.

Perşembe, Mayıs 19

İlk Yarının Son Dakikası


- Cruyff sözü ile başlayalım; Ne yaparsan yap ama ilk yarının son dakikasında gol yeme.

- Braga kötü oynamadı, hatta bu sezon Porto karşısında en iyi mücadele eden takım onlar oldu.

- Falcao'nun gol atması ve rekor kırması hoş oldu, güzel oldu. Severiz.

- Uefa Kupası Finali'ni güneş altında izleyenler.

- Emre Tilev artık bıraksın, gitsin. İlker Yasin çok seviyorsa Star'da başka bir iş versin, sesini duymayacağımız bir iş yapsın.

- Hikmet Karaman oyunun sadece taktik kısmını yorumluyor. Ama sıkılıyoruz bir yerden sonra. Yorumculuk ayrı bir iş.

- Vandinho'nun adını her duyduğumda Mandingo'nun akla gelmedi. Mandingo'yu bilir misiniz?

- Helton ne güzel çalım attı. Hatasını unutturdu.

- 1 hafta boyunca Villas Boas'a dilenenleri okuyalım artık.

- Kupaya FC Porto adı yazılırken garip olmayan Glaatasaraylı var mı?

- Kavga için adam lazım deseler önce Hulk ve Guarin'i çağırırım. Bakışları bile korku salıyor.

- 2000 Finali'nde 120 dakika çalan telefon > 2011 Finali'nde iki defa çalan telefon

Cuma, Nisan 29

Benfica'ya Gözdağı

Söyle Guarin söyle, Benfica....

Denizaltı Bombacısı Falcao


- Falcao'yu beğenmeyenler vardı, hala var.

- Bence Hulk'tan daha iyi. En azından Hulk'tan daha çok seviyorum.

- Kolombiya ve Güney Amerika candır.

- Kolombiya demişken, Guarin'i unutmamak lazım.

- Villareal'in bu şekilde dağılması kötü oldu, 2-1'de tutsalar avantaj olurdu.

- Porto'yu bu sene yenebilen 2 takım var; Nacional M. ve Sevilla. Toplam oynadıkları maç sayısı:50

- Cazorla onu atsa..

- Mubarek Wakaso

- Geçen turlarda sanırım Braga maçında duymuştum, dün de Dragao'da söylendi: Horto Magiko

- Rövanş gününde tercihimiz; Braga-Benfica maçı olur.

- Guarin'in golü mahallede 8 sayılır. Kafa+bacak arası

-

Cuma, Kasım 5

Beyler Ülke Puanı


- Çocuklar saat 9 buçukta uyusun diye, İbrahim Kutluay, Metin Akpınar falan ekrana çıkıyor ya, Star da sağolsun İlker Yasin'i koymuş. Uyumayan çocuk kalmamıştır, biz de zor dayandık.

- Stadın çimleri müthişti.

- Hakan Arıkan'ın kariyerinde bu noktaya gelmesinin tek bir nedeni var; 2007 yazında, sezonun ilk maçında Galatasaray'ın 2 penaltısını kurtarması. İstanbul takımı kalecisi olduğunu düşünmüyorum.

- Falcao penaltıdan da olsa attı yine golünü, seviyoruz kendisini.

- Maçtan çok konuşulacak birşey varsa, o da Bobo'nun 2 muhteşem şutu. Özellikle ikincisi. Dünya tarihinin kaçan en güzel golleri listesine girer.

- Bobo zaten iyi bir adam da Beşiktaşlılar pek beğenmez nedense.

- Nihat da güzel gol attı, kaynamasın.

- 2 sezon Adanaspor ile çok maçını izledim. Ersan Adem Gülüm beni şaşırtmıyor.

- Bu sezon Beşiktaş'ın 2 deplasman maçını izledim, ikisi de 1-1 bitti. (Diğeri Fenerbahçe maçı)

- Yaklaşık 3 sene önce iki takım aynı stadyumda maç yaparken, ben Beşiktaşlı babamla beraber Bodrum'dan Tekirdağ'a gidiyordum. Bir gün sonra askerlik başlıyordu. Vay be.
- Beşiktaş'ın bu gruptan çıkacağı zaten kesin gibi birşey. Bari topladığı kadar puan toplasın, bize de yarasın.

- Bernd Schuster Oley

Perşembe, Ekim 21

Q7


Portolular son idmanını İnönü'de yaparken açılan pankart /forma hoş olmuş. Ama Q7 sakat, o nedenle de biraz talhsiz olmuş. Bu stadyumda gol atan son Portolu'nun Quaresma olduğunu da hatırlamak lazım.

Pazartesi, Şubat 8

Oldu Bu Çocuk


Şampiyonlar Ligi'nde 3, ligde 14 gol. Bu çocuk Avrupa futboluna adını yazdırıyor. İlk senesi üstelik daha. CV'de Porto yazan adam boş adam değildir önermesine bir satır daha.