bahis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bahis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Kasım 12

Tek Maçtan Yatan Kuponlar #9

Genelde aynı eğriye sahibiz. Milli maç aralarından hemen sonra yaptığımız kuponlar pek başarılı olamıyor. Sebebi belli. Ara herkesi bozuyor. Sonrasında yavaş yavaş yükselişe geçiyoruz. Tam üst üste kupon tutturmaya başladığımız anda milli maç arası yeniden geliyor.

Geçen hafta sonu Cuma ve Cumartesi günleri de bu denkleme uygun olarak çok tatlı geçti. Pazar da seriyi devam ettirecektik ama bir son dakika golüyle yıkıldık. Hem de en ummadığımız takımdan.

Pazar kuponumda üç ligden dört ayrı maç vardı. Bu üç lig aynı zamanda Bilyoner'de yorumladığım ligler. Yani en güvendiğim, üzerinde çalıştığım maçları kupona almıştım.

Günün ilk maçı saat 17.00'dee başladı. Portekiz'de Tondela, küme düşme hattındaki Maritimo'yu konuk etti. Tondela'nın yeri yanıltmasın, iyi top oynamaya çalışan bir takım. İstediği sonuçları alamıyor ama biz güveniyoruz. Hatta bundan sonrası için de bir tavsiye olabilir. Son dönemde skoru alamadıkları için artık galibiyet oranları da yüksek oluyor. Bu sefer 1.88'den kuponlarımıza ekledik. Maritimo karşısında iyi bir maç çıkardıklarını söylemek güç. Fakat ilk yarıyı üç penaltı golüyle 3-0 önde kapadılar. Bizim için günün ilk maçı erken koptu. İkinci yarıda gelen gollerle skor 4-2 olarak tescillendi ve diğer karşılaşmaları beklemeye başladık.

Saat 19..00'a üç maç aldık. Rusya Ligi'nde oynanan Akhmat - Nizhny maçında ilginç bir tercih yaptık. Konuk takımın en az bir gol atacağını iddia ettik. Karşılaşmanın 55. dakikasında bu iddiamız gerçekleşti. Zaten Nizhny bu sezon sadece iki maçta gol atamadı. Güvenimizi sarsmadı. Kuponumuz da o golle ikide iki oldu.

Artık Norveç'ten haber bekliyorduk. Mjondalen - Viking ve Haugesund - Bodo Glimt maçlarında konuk takımlara güvenmiştik. Viking geçen sezondan beri çok hoşuma giden bir futbol oynuyor ve genelde bahis konusunda bizi yanıltmıyor. Mjondalen karşısında zorlandılar ama 90. dakikada gelen penaltı golüyle bizi mahcup etmediler.

Fakat tam o anlarda Bodo Glimt bizi perişan etti. Aynı dakikalarda Fenerbahçe - Kayserispor maçını izlediğim için, Norveç'teki iki maçta hangi golün önce olduğundan emin değilim. Fakat Bodo maçında yaşanan gelişmeleri daha sonrasında izledim ve yıkıldım. 

Haugesund maçın 10. dakikasında, geçen sezon Ç.Rizespor'da forma giyen Söderlund'un golüyle öne geçmişti ama Bodo'nun maçı çevireceğinden emindim. En ufak bir şüphem yoktu. Keza beklediğim gerçekleşti. Oyuna ikinci yarıda giren Hugo Vetlesen 76 ve 87. dakikalarda attığı gollerle skoru 2-1'e getirdi. Artık 'won' dememize çok az kalmıştı ki Bodo, inanılmaz bir savunma hatası ile kalesinde golü gördü.

Karşılaşma 2-2 sona erdi. Ağustos ayından bu yana oynadığı 20 resmi maçta yenilmeyen, bu süreçte Roma'yı altı gol atarak deviren Bodo, nadir beraberliklerinden birini bize denk getirdi. Aslında Avrupa Kupası maçı dönüşü bir deplasman maçında bu kadar güvenmemek lazımdı ama birkaç hafta sonra şampiyon olacak bir takımdan en iyisini beklemek de bizim hakkımızdı.

Bari son dakikada umutlandırıp utandırmasalardı. Duygularımız çok çabuk değişti. Bir de yenilen golü görünce...




Tek maçtan yatan kuponlar #6

Tek maçtan yatan kuponlar #7

Tek maçtan yatan kuponlar #8

Cuma, Ekim 1

Tek Maçtan Yatan Kuponlar #8

Uzun süredir ihmal ettiğimiz serimizi yeniden hatırlayalım.

Hafta içi oynanan Şampiyonlar Ligi maçlarında güzel karşılaşmalar vardı. Bahisçi arkadaşlarımızın kazandığını düşünüyorum. Biz ise kazanamadık!

Oysa özellikle Salı günü  çok güzel bir kuponum vardı. Güne Ajax - Beşiktaş maçıyla başladık. Nedense bu maçta farklı Ajax galibiyeti bekleyenlerin sayısı çok fazlaydı. O nedenle 2.5 gol üstü ve MS 1 gibi seçeneklere abananlar oldu. Fakat bu seçeneklerin oranları da çok düşüktü. Farklı bir yol denemek gerekiyordu. Benim tercihim, "İlk yarıda daha çok gol olur" seçeneğiydi.

Bu tip maçlarda; yani bir takım diğerine göre daha favoriyse ve farklı kazanması bekleniyorsa iki ayrı durum gerçekleşir. Birincisi o kadar farklı bir skor çıkmaz, ikincisi farklı skor çıksa bile ilk yarıda fiş çekilir. Ben de Ajax'ın ilk yarıda daha çok gol bulup, sonrasında tempoyu düşüreceğini düşündüm. Hatta Beşiktaş da bu periyotta şok bir gol bulabilirdi ki Batshuayi direğe takıldı. Sonuç olarak 2.80'den şık bir oran geldi.

Aynı saatte başlayan diğer maçta Serie A şampiyonu Inter'in zorlu Ukrayna deplasmanında takılacağını düşündüm. Zaten Avrupa'nın devleri için Ukrayna her zaman zor bir coğrafya olmuştur. Bu sefer Shakhtar'ın ilk maçta Sheriff'e yenilmesi oranlarda değişimlere neden olmuş. Fakat zaten Sheriff'in ne kadar ters bir takım olduğu Madrid deplasmanında iyice ortaya çıktı. Yani Shakhtar için maç öncesinde kullanılan "Bu sene kötüler, Sheriff'e bile yenildiler" önermesi biraz haksızdı. Sonuç olarak karşılaşma tam bir Ukrayna deplasmanı skoruyla, 0-0 sona erdi.

22.00 seansında Leipzig - C.Brugge maçı KG Var için ideal seçenekti. Zaten kupondaki en düşük oran da bu maça aitti. Aslında ilk maçta PSG ile berabere kalan, geçen sezon grubu üçüncü bitiren, ondan önceki sezon Real Madrid'e kök söktüren C.Brugge hakkında daha cesur davranabilirdik. Fakat yine de Almanya deplasmanıydı. Dikkat ve temkini öne çıkarmak normal. 22. dakikada da hedefimize ulaştık.

Bizi üzen ise Borussia Dortmund - Sporting maçı oldu. Bu karşılaşmaya da KG Var dedik. Tamam Sporting ilk maçında fena dağıldı ve bu seviyelere henüz boyunun yetmediğini gösterdi ama Almanya'da bir gol atabilirdi. Borussia Dortmund bu maça kadar oynadığı tüm lig ve Avrupa mücadelelerinde gol yemişti. Gol yemediği maç bizi buldu. Belki ikiyi üçü bulamaması etkilemiş olabilir. 1-0'ın tehlikesi onların savunmada daha dikkatli durmasını sağladı. Maçın özellikle son kısmını izledim. Kuponun gelmesini engelleyen dramatik bir pozisyona bile giremedi Sporting. Kaleyi bulan şutu sadece 1'de kaldı. Dağ fare doğurdu resmen. Ya da güvendiğimiz dağlara kar yağdı.

Kupon çok güzeldi. 15 oran veriyordu. Tek maçtan değil adeta tek golden gitti. Pedro Gonçalves, son bir aydır formasından uzak.O geri dönene kadar Sporting'e güvenmeyeceğim. Bu da bize ders olsun.





Tek maçtan yatan kuponlar #6

Tek maçtan yatan kuponlar #7

Pazar, Ekim 25

Tek Maçtan Yatan Kuponlar #7

Sıcağı sıcağına yatan kuponumuzu hemen paylaşalım. Paylaşalım ki, gençler ibret alsın, bahisçiler bazı gerçekleri aklından çıkarmasın.

Dersimizi en sona saklıyoruz, önce kuponumuzdan bahsedelim. Dört farklı ligden, dört tane maça sahip geniş coğrafyalı bir kupon. Aynı zamanda çok sayıda maça tanıklık edecek Cumartesi gününü yaklaşık 7 saat boyunca kilitleyecek kadar geniş zamanlı.

Önce Rusya'ya gittik. Dinamo Moskova, kendi sahasında Sochi ile oynayacaktı. Dinamo Moskova, son yıllarda hayal kırıklığı ile eş anlamlıydı. Kadrosu fena olmasa da yatırımının karşılığını alamayan, ligde bir türlü kendini yarışa sokamayan bir takım. Fakat bu sene biraz daha iyiler. Sanki çok büyük hatalar yapmayacaklar. Kendi sahalarında Sochi ile oynayacaklarını gördüğümde, ilk önce oranın düşük kalacağını düşündüm ama 1.80'e kadar çıktığını gördüm. Gerçi ben kuponu hazırlayana kadar oran 1.75'e düştü ama olsun; benim için yeterliydi. Dinamo Moskova'nın güçlü tarafı savunması. Bu haftaya kadar iç sahada sadece 1 gol yemişlerdi. O nedenle aklımdan "Sadece ev sahibi gol atar" seçeneği de geçti ama galibiyet oranı yeterli gelince fazlasını denemekten kaçındım. Doğru hareketti, korktuğumuz başımıza geldi. Dinamo Moskova ikinci golünü yedi ama diğer yandan maçın 3-1 kazanmasını bildi.

Rusya'nın küçük kardeşi Beyaz Rusya'nın ligi, 2020'de kuponlarımızın vazgeçilmezi oldu. Bilyoner.com üyelerine yaptığım yorumda Dinamo Minsk - Belshina maçı için KG Var'ı önermiştim. Çok yüksek bir oranı vardı. Ligin alt sıralarında yer alan Belshina son dönemde çok beğendiğim bir takım ama son bir ayda kupa maçları, milli maç arası ve Covid sıkıntıları nedeniyle sahaya çıkamadılar. O nedenle bu maçtan biraz çekindim, zira Belshina'nın en son durumunu bilmiyordum. Dinamo Minsk kendi sahasında gol bulurdu ama Belshina bunu başarabilir miydi?  20. dakikada golü attılar. 32'de de Dinamo Minsk cevap verince yarım saat içinde tahminimiz tuttu ve bize güvenenler kazandı.

Biz kazanamadık ama! Nedenini anlatmadan önce son maçımızdan da bahsedelim. Samsunspor, bu sezon 1.Lig'in en sağlam takımlarından biri. Süper Lig'e çıkarlar mı çıkamazlar mı bilemem ama kendi sahalarında kolay kolay maç kaybetmezler. Gerçi bir İstanbulspor yenilgisi yaşadılar ama bu sayı, sezon sonuna kadar çok fazla artmaz. Keçiörengücü de ligin iyi takımlarından ama Samsunspor'a 2.00'ye yakın bir oran verilince denemek istedim.

Ankara ekibinin en önemli özelliği sahaya iyi yayılması. Hem savunmada, hem de topu aldıklarında çok güzel dağılıyorlar ve alanı çok iyi paylaşıyorlar. Fakat alan her yerde aynı değil! Keçiörengücü, bu özelliğini iç saha maçlarını oynadıkları Aktepe Stadı'nda çok iyi kullanıyor. Tipik bir semt stadında yani. Fakat deplasmanda, özellikle yeni yapılan geniş sahalarda işler biraz zorlaşıyor. Geçen sezon Adana'da oynadıkları iki maçta, İzmir Atatürk'te, ligi sonuncu bitiren Eskişehirspor'un yeni stadında, Bursa'da kazanamadılar. Fakat Bornova'da ve Vefa'da kazandılar. Kısacası Samsun'da da işleri zordu. Zaten ligin en az gol yiyen takımı olarak geldikleri Samsun'dan 4 gol yiyerek döndüler.

Alt ligler zordur. Biz de bu güzel kuponda bir alt lig maçıyla yattık. Millwall - Barnsley maçı, normal şartlarda, hele yoğun hafta sonu programında oynayacağım bir maç değil. Zira çok takip ettiğim bir lig değil. Fakat bu sezon Digitürk'te çoğu ligden mahrum kaldığımız için Championship maçlarına daha çok zaman ayırmaya başladık. Arada özetlere de denk geliyorum. Millwall, fena top oynamıyor gibiydi. Altı maçta sadece bir kez yenilmişti. Diğer tarafta Barnsley, maç kazanamadı. Maç da Millwall'un sahasında olunca kupona ekledik. Sonuç; 1-1! İlginç olan; iki takımın da istatistikleri devam ediyor. Millwall halen tek yenilgide, Barnsley ise yine kazanamadı. Olan bize oldu...

Aslında bu maçı kupona en son soktum. Dördüncü maçı çok aradım ama çoğu maça güvenemedim. Bayburt Özel İdare - Elazığspor maçı ile bu karşılaşma arasında gittim geldim. Hatta Bayburt Özel İdare'nin oranı da beklediğimden yüksekti. Fakat saat 14.00'te oynanacak bir maçtan yatıp yeni bir kupon yatmak istemedim. Onun yerine bir 17.00 maçı koyarak heyecanın uzamasını istedim. Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı ve heyecan daha kısa sürdü. Üstelik 11 misli verecek kupona da yazık oldu...

Peki bu kupondan çıkaracağımız dersler ne?

1) Hakim olmadığınız lige oynamayın. 

2) Maçların saatlerini dikkate almayın.





Tek maçtan yatan kuponlar #6

Pazartesi, Ağustos 24

Tek Maçtan Yatan Kuponlar #6


Tek maçtan yatan kuponların dramatik olması için iki ayrı senaryoya ihtiyaç vardır. Ya en düşük oranlı, yani en güvenilir maçtan yatılacak ya da en son maçtan... Eğer en son maç ise, o maçın sonucunun bir son dakika golüyle değişmesi işe iki kat acı katacaktır.

Serimizin altıncı kuponunda son dakika golü yok. Fakat bir son maç var. Üstelik oynadığımız ve güvendiğimiz takım öne de geçiyor. O maça geleceğiz. Önce diğerleri...

Cuma gününe Romanya ile başladık. Yaklaşık üç haftalık aranın ardından sonra yeni sezona başlayan Romanya'da açılışı Arges ile Botosani yaptı. Botosani'yi biliyorduk ama Arges'in adını ilk defa duyduk. Programda öyle görünce bize yabancı geldi. Meğer eski meşhur kulüplerden Arges Piteşti'ymiş. Uzun zamandır bu seviyede yoktu. Bir ara üçüncü lige kadar düşmüştü. 11 sezon aradan sonra en üst lige geri dönmüş. Hoşgelmiş. Pandemi, kulübe yarmış, kulübün talihini değiştirmiş. Mart ayında liderin 12 puan gerisindeydiler ama takım sayısı arttırılınca lige çıktılar. Bu bilgiler önemli; zira tercihimizi belirleyen faktörlerdi. Geçen sezonu dördüncü sırada bitiren Botosani ile Mart ayından beri maç yapamayan, alt ligden gelmiş bir takımı tartıya koyduğumuzda ağır basan netti. Gerçi maçın son anları bize biraz stres yaşatsa da Botosani deplasmanda 3-2 kazanmasını bildi. 1.75 oran cepte...

Saat 20.00 seansında iki maçımız vardı. Biri Beyaz Rusya'dan, diğeri yeni başlayan bir diğer ligden; Fransa'dan. Beyaz Rusya'da Dinamo Brest - Belshina maçına KG Var tercihimizi yaptık. 53. dakikada işlem tamamlandı. Öte yandan Belshina'nın son dönemdeki çıkışı takdir edilesi. İlerleyen maçlarda bu takımı göz ardı etmemek lazım.

Fransa Ligi'nin açılış maçı ise sanıyorum herkesin beklediği gibi bitti. Bordeux ile Nantes ikilisini programda görenler "Sabaha kadar oynasalar gol olmaz" demiştir. Oranlar da buna işaret ediyordu. Ben biraz daha güvenli olanı tercih ettim ve direkt beraberlik oynadım. Genelde beraberliğin oranı 3.00 olur. Eğer çok dengeli bir maç ise 2.70'e kadar düşebilir.  Fakat bu sefer beraberliğe nazaran oldukça düşük bir oran vardı. 2.55! Yine de fena bir oran değildi. Sadece iki isabetli şutun çekildiği maçta beraberliği de yakaladık ve akşam keyif ve umutla Avrupa Ligi finali için ekranın karşısına kurulduk.

Tercihimi Inter'den yana kullanmıştım. Hatta "Lukaku gol atar" ile Inter galibiyeti arasında çok gidip geldim. Fakat açıkçası maçta çok fazla gol olmayacağını düşünerek Inter galibiyetini tercih ettim. Eğer Inter öne geçerse, canlıdan Sevilla yenilmez tercihine oynayıp kazanmayı garantileyecektim. Daha maçın 5. dakikasında hem  Inter öne geçti, hem de Lukaku gol attı. Gol erken gelince rehavete girdik. "Sevilla yenilmez" seçeneğinin oranının ilerleyen dakikalarda daha da artacağını düşünerek risk aldık. Ne de olsa bir Conte takımı golü bulduktan hemen sonra savunmasında açık verip gol yemezdi! Ama maalesef yedi. 12'de 1-1 oldu, 33'te Sevilla öne geçti. İlk yarı 2-2 bitince biraz rahatladım ama açıkçası maçın Inter'e gelmeyeceğine ikna olmuş gibiydim. Sevilla daha iyi oynadı. Inter çok zorlandı. Gerçi ikinci yarıda Gagliardini ve Lukaku'nun kaçırdığı pozisyonlar çok netti. Sevilla o kadar net pozisyona giremedi. Yine de topu gezdiren, topu kontrol eden ve hatta sahaya iyi yayılan hep Sevilla'ydı. 

Gerçi Diego Carlos'un şutu da auta gidecekti ama Lukaku sağolsun, ayağını uzattı ve kupayı Sevilla'ya gönderdi. Bizim de, yaklaşık 13 oranlı bir kuponumuz daha çöpe gitti. 

Bu arada ilk yarıdaki pozisyonda Diego Carlos'un eli topa gidiyordu... Sağlık olsun.





Cumartesi, Haziran 27

Tek Maçtan Yatan Kuponlar #5


Futbol ligleri başladı, çok maçlı kuponlarımız da geri döndü. Tabi bu sayede dramatik kayıplar da yeniden kendini hatırlattı.

Cuma gününün programı, diğer günlere göre daha sıkışıktı. Artık her gün, hemen hemen her ligde maç var. Fakat Cuma günü biraz daha kısıtlı bir program ile karşılaştık. Yine de eski günleri hatırladıkça fena değildi. Ben de oradan güzel bir dörtlü seçtiğimi düşünmüştüm.

İlk sırada karantina döneminde bizi futbolsuz bırakmayan Beyaz Rusya Ligi vardı. Energetik Minsk, Slavia Mozyr ile karşılaştı. Ev sahibi ekip sezona iyi başlamıştı ama sonrasında biraz sıkıntı yaşadı. Yine de bu maçı zorlansa bile alacağını tahmin ettim. Zorlanmak ne kelime! Yaklaşık 1 saat boyunca 10 kişi oynadıkları maçı 5-0 kazandılar. İnsan böyle maçlarda "Keşke 2.5 gol üstünü de yanına ekleseydim" demeden duramıyor.

Günün ikinci maçına geçeceğiz. Fakat onu yazının sonuna bırakıyoruz. Birbirine yakın saatlerde başlayan iki maç var sırada. Beşiktaş - Konyaspor maçında, Siyah-Beyazlı takıma verilen oran beklediğimden yüksekti. Normalde bu tip maçlarda, İstanbul takımlarına 1.40'ı bulan bayram eder. Beşiktaş'a verilen oran 1.58'di. Hatta riske girip handikap denemeyi bile aklımdan geçirdim ama Konyaspor savunmasının buna o kadar kolay izin vermeyeceğine inanmıştım. Eğer maçın başında Konyaspor 10 kişi kalmasaydı bir kazaya dahi kurban gidebilirdik (sanki gitmemişiz gibi) ama bu maç bizi yanıltmadı ve Beşiktaş tahminimizden kolay bir şekilde maçı kazandı.

Belenenses - Sporting maçı için bilyoner.com'daki yazımda konuk takım galibiyetini önermiştim. Fakat kendim oynarken biraz daha risk almak istedim ve daha yüksek orandan 2.5 gol üstünü tercih ettim. 35 dakikada gerçekleşti.

Fakat kazanamadık! Zira en güvendiğimiz Altınordu - Keçiörengücü maçı bizi mahvetti. Hem de ne mahvetmek! Keçiörengücü maçlarının klasiğidir. İlk yarı 0-0 berabere biter, maç da 2.5 gol altına kilitlenir. Bu sezon oynadıkları 29 maçın 16'sında aynı senaryo gerçekleşmişti. Ben bir kez daha aynısının olacağını düşündüm. Altınordu da bu senaryoya uygun bir rakipti sonuçta. Hatta yine bilyoner.com'da bu maça 2.5 gol altı seçeneğini önerdim. Fakat kuponu yaptığım saatte 2.5 gol altının oranı 1.35'e kadar inmişti. Bu orana oynamaktansa, ilk yarı beraberliği almayı tercih ettim. Böylece sadece ilk yarıyı izleyerek, Beşiktaş - Konyaspor maçı başlayana kadar zamanı da geçirmiş olurdum.

45 dakika beklediğim gibi gerçekleşti. Altınordu biraz daha atak oynasa da maçta tehlikeli pozisyon yok gibiydi. Hakem maçın sonuna bir dakika ekleyince biraz işkillendim. Zira Altınordu son anlarda golü düşünmeye devam ediyordu ve Keçiörengücü de biraz konsantrasyon kaybı yaşamaya başlamış gibiydi. Neyse ki Altınordu o baskıdan sonuç çıkaramadı ve devre boyunca hücuma çıkmaya elverişli olmayan Keçiörengücü topu kaptı. Devamında da kendi yarı sahasında bir faul kazandı. Süre geçirmek için tüm şartlar müsaitti. Faul atışını kaleci Metin kullandı, şişirdiği topu hücum oyuncuları tekrar geriye oynadı. Artık bir dakika da bitmek üzereydi. Son kez topu sola attılar. Nedense Altınordu savunması o topa hareketlenmedi. Keçiörengücü son bir atağa kalktı. Soldan yapılan ortaya Cem Ekinci (kendisi geçen sezon Bodrumspor'daydı) kafayı vurdu ve gol! Santrası bile yapılmayan bir gol...

Çok temiz gelecek bir kupon bir anda çöpe gitti. Yine de beterin beteri vardır! İyi ki 2.5 gol altı oynamamışım. Zira maçın sonu daha dramatikti. 90. dakika sona erdiğinde skor 1-0'dı . 90+3'te Altınordu beraberliği yakaladı. Sonrasında Keçiörengücü bir gol daha atarak maçı kazandı. Normal sürede gol olmayan maç, 2.5 gol üstü bitti. Bizim ise ellerimiz boş kaldı.





Tek maçtan yatan kuponlar #4

Perşembe, Şubat 13

Tek Maçtan Yatan Kuponlar #4


Daha önce tek maçtan yattığımız sayısız kupon oldu. Kimisi son maçın son dakikasında gitti. Kimisi çok yüksek oranlıydı, bize yar olmadı, kimisi de en tahmin edilemeyen, en düşük oranlı maçtan yattı. Çok üzüldüğümüz kuponlar oldu. Fakat kupon gözümüzün önünde giderken bu kadar sinirlendiğimiz azdır.

Geçtiğimiz Pazar günü öğleden sonra hazırladığım kupondan çok büyük bir beklentim yoktu. Fakat en azından ilk iki maç tutarsa, devamının geleceğini düşünüyordum. O korktuğum ilk maçlar sayesinde kupon iyi başladı. Kendi evindeki son 11 lig maçında sadece PSG'ye yenilen Montpellier, seriye St.Etienne karşısında da devam etti ve rakibini Andy Delort'un attığı gole 1-0 mağlup etti. Aynı saatlerde İngiltere'de Sheffield United, Bournemouth'u konuk etti. Bu sezonun en renkli takımlarından biri olan Sheffield United'ın maçları genelde gollü geçiyor. Fakat ben kazanacağını da düşünüyordum. Öyle de oldu. Kırmızı-Beyazlılar geriye düşse de, maçın son bölümünde attığı golle sahadan 2-1 galip ayrıldı. Zaten bize sadece Sheffield United galibiyeti yetmiyordu, 1.5 gol üstü de lazımdı. O da sağlandı.

Üçüncü maç kuponun en yüksek oranlı karşılaşmasıydı. Galatasaray, Kasımpaşa deplasmanındaydı. Galatasaray'ın gollü bir maç sonunda kazanacağını tahmin ediyordum. Aklımda bazı seçenekler vardı. Galatasaray handikaplı kazanır, Galatasaray kazanır ve 2.5 gol üstü, ilk yarı 1.5 gol üstü ve 3.5 gol üstü öne çıkan seçeneklerdi. İlk etapta Galatasaray galibiyetlerini eledim. Zira Sarı-Kırmızılı takım rakibine kıyasla ne kadar ağır bassa da ufak bir sürpriz ihtimalini göz ardı edemezdim. Son dönemde Galatasaray iyi oynamaya başlasa da sezonun ilk yarısında bu tip karşılaşmalarda canımızı çok yaktı. O nedenle gol bahislerine yöneldim.

Malum; ilk yarı 1.5 gol üstü ile maç sonu 3.5 gol üstünün oranıdır. Birinde 45 dakikada 2 gol, diğerinde 90 dakikada 4 gol gereklidir. Eşit gibi gözüküyorlar ama genelde maçların ikinci yarısı daha gollü geçer. Bir takım kırmızı kart görebilir, yorgunluk nedeniyle orta sahalar çabuk geçilebilir, oyuna sonradan girenler kendilerini göstermek için gaza gelir. Birçok neden sayabiliriz. O nedenle ben de bu maçta direkt 3.5 gol üstünü seçerek, ilk yarıdan yatma ihtimalini sildim.

Galatasaray ilk yarıya fırtına gibi girdi. 45 dakika sonunda skor 3-0 oldu ve çok rahatladım. Geriye kalan 45 dakikada sadece bir gol daha lazımdı. O golün gelmeme ihtimali de yok gibiydi! Kasımpaşa dağılmıştı. Galatasaray'da da oyuna Onyekuru girince bir hareketlenme oldu. Fakat o hareketlenme bir saman aleviydi. Yine de dördüncü gole çok yaklaşıldı. Onyekuru'nun bir şutu çizgi üzerinden çıkarıldı. Dönen topa Feghouli çok rahat vuracakken, hat-trick yapma sevdalısı Adem hem topa vuramadı, hem de daha rahat durumdaki Feghouli'nin pozisyonunu bozdu. Son dakikada Selçuk İnan'ın pasında Onyekuru kaleci Fatih ile karşı karşıya kaldı ama çok rahat atabileceği golü adeta santimlerle kaçırdı.

Bu esnada Sporting - Potimonense maçı da başlamıştı. O karşılaşma için 2.5 gol üstü demiştim. Galatasaray maçı sona erdiğinde skor 1-1  oluştu bile. Keza 72.. dakikada o da tuttu. Fakat işte Kasımpaşa - Galatasaray maçının adeta çöpe atılan 45 dakikası, benim de kuponu çöpe atmamama neden oldu. Cidden yazık... Bundan sonra en azından ilk yarı 1.5 üst seçeneğine bu kadar çabuk sırtımı dönmeyeceğim.




Perşembe, Aralık 19

Tek Maçtan Yatan Kuponlar #3


Biz bir seriye başlayalım dedik ya; hemen ardından canlı bahis geldi, minimum maç sayısı düştü. Haliyle tek maçtan yatmanın dramı azaldı. Zira dört maçlık kuponda tek maçtan yatınca illa karşınızdan "Kardeşim sen de o kadar maça oynama!" tepkisi geliyor. Haksız da değiller. Zaten bizim de oynadığımız kuponlardaki maç sayıları düştü. O yüzden hızlı başladığımız seriye uzun bir ara verdik. Yine de zaman zaman dört maçlı kuponlar yapıyoruz ve sıkça tek maçtan yatıyoruz.

Bu haftanın yatan kuponu oldukça çok can sıkıcıydı. Bu sefer Bilyoner'de oynamadık ve bayiden kuponumuzu yaptık. Yukarıda görüyorsunuz. Yaklaşık 12 oran var. Fena değil. 

Pazar gününün gündüz seansında Türkiye'de oynanan maçlardan bir dörtlü kupon yaptık. İlk üçü aynı saatte başladı. Keçiörengücü - Hatayspor maçı tam beklediğimiz gibi ilerledi. Yüreğimiz yetseydi 0-1 gol bile oynardık ama 2.5 gol altı ile yetindik. Keçiörengücü kendi sahasında çok zor yenilen, çok zor gol yiyen bir takım. Hatayspor'a gol atmak da kolay değil. İki takım da çok sabırlı. Kıran kırana bir maç olacaktı. Atan kazanır tadında bir maçtı ve lider Hatayspor galibiyete bir adım daha da yakındı. Öyle de oldu. 90 dakika golsüz bitecekken son dakikada Bokila bir gol attı ve Hatayaspor üç puana ızandı.

Diğer maçta Ümraniyespor, Osmanlıspor'u 1-0 yendi. Osmanlıspor zaman zaman bazı takımlara zorluk çıkaracaktır ama artık büyük resimde onların artık eridiğini görüyoruz. Zamanla tarihin tozlu sayfalarına karışacak gibiler. Aynı cenahın yeni takımı Ümraniyespor sezona sallantılı başlasa da son dönemde biraz toparladı gibi. En azından sezonun devamında kendi sahasında kolay kolay yenilmeyecektir. Osmanlıspor'u rahat yenerler diye düşündük ama o kadar da rahat olmadı. Penaltı golüyle kazanabildiler. Yine de istediğimiz oranı aldık. Az kalsın handikaplı galibiyetli oynayacaktık. İyi ki oynamamışız demek isterdik ama kuponun tek maçtan yatması daha kötü oldu!

Gaziantep FK - Kayserispor maçının favorisi ev sahibiydi. Her ne kadar hiç beğenmesem de bu sezon fena puanlar toplamadılar. Kendi sahalarında da Kayserispor'u yenebilirlerdi. Fakat oranları çok düşüktü. 1.42'lik galibiyet oranının riskine girmek istemedik. 2.5 gol altı ise 1.90'a kadar çıkmıştı. Gaziantep maçlarının çok gollü geçmesi, Kayserispor'un da çok gol yemesi oranın artmasına neden oldu herhalde. Fakat aslında iki takımın oyun yapısını düşününce 2.5 gol üstü pozisyon bile olmayabilirdi. Gaziantep, topu alınca hiç üretemediğini Galatasaray karşısında çok net göstermişti. Onların aradıkları; boş alanlar ve o alanlara sarkan Twumasi, Kayode, Güray gibi oyuncular. Kayserispor deplasmana bir puan için geleceğinden, rakibine o alanları vermezdi. Bülent Uygun oyunu sıkıştırmak adına her şeyi yaptırırdı. Zaten gol de atabilecek bir takım değil. O zaman 2.5 gol altı oynanırdı.

Gerçekten de maç beklediğimiz gibi ilerledi. 65 dakika boyunca gol olmadı. 67'de Kayserispor'un bir anlık hatasından Güray Vural golü attı. Olabilir; sorun değildi. Gaziantep şimdi geriye yaslanırdı, Kayserispor'da gol atamazdı. Fakat ne olduysa golden sonra oldu. Eski takımına gol atan Güray, gol sevincini yaşamak için Kayserispor taraftarlarının önüne gitti. Ortalık karıştı. İki takım oyuncuları birbirine girdi. Hakem Özgür Yankaya kartlar çıkardı. Tribüne yollananlar oldu. Sinirler gerildi. Oyun uzun bir süre durdu. Konsantrasyon bozuldu. Ve maç başladıktan hemen sonra inanılmaz bir şekilde Gaziantep ikinci golü attı. İki dakikada 2-0! Bir anda sınıra dayandık.

Yine de 20 dakika iyi dayandık. Gol olmadı. Son dakikaya kadar geldik. Ve yine pozisyon yokken, tehlike yokken olmayacak bir şey oldu ve Djedje, saçma sapan bir penaltı yaptırdı. Hakem Yankaya penaltıyı vermese bir şey demezdik. Ama biz 2.5 gol altı oynadığımız için o penaltı verilecekti!

Daha da kötüsü penaltı az daha çıkarılıyordu. Kayode topa vurdu, Lung topu koltuk altından kaçırdı. Dakika 90+3! Skor 3-0...

En üzüldüğüm yatan kuponlar, içinde beraberlik olanlardır. Dördüncü maçımız Balıkesirspor - Akhisarspor maçıydı. Keşke onda da yatsaydık da bu kadar üzülmeseydik. Fakat  bildik. Her ne kadar Çifte Şans'ta Akhisar galibiyetini önersem de iki gün sonrasında kararımı değiştirdim ve beraberliğe oynadım. Karşılaşma 0-0 sona erdi, puanlar paylaşıldı. Bizimse elimiz boş kaldı...



Çarşamba, Ağustos 28

Tek Maçtan Yatan Kuponlar #2


Yaklaşık bir aylık aradan sonra yeniden tek maçtan yatan bir kuponla karşınızdayız. Sanmayın ki aradan geçen bir ayda hiç tek maçtan yatmadık. Bir sürü kupon, bu süreçte heder oldu. Özellikle Paul Pogba'nın kaçırdığı penaltı ile 2.5 gol üstüne dönüşmeyen Wolves - Manchester United maçı bizi çok yaraladı. Fakat geçmişi bırakalım ve bu haftanın tek maçtan yatan kuponuna bakalım.

Görüldüğü gibi tematik bir kupon yapıldı. Çekya Ligi özel kuponu. Futbol nerede oynanıyorsa oradayız, ilgimiz var, heyecanımız yüksek. Fakat kazanamıyoruz.

Kupon yüksek bir orana sahip değil. 6.70'lik bir orana sahip. O yüzden yatması çok üzmez. Fakat kupondaki en güvendiğiniz maç sizi yatırıyorsa; sinirleniyorsunuz.

Önce tutanlar... Pribram - Jablonec maçında ev sahibinin kazanacağına neredeyse emindim. Pribram alt  sıralarda yer alsa da kötü takım değil. Özellikle iç sahada oynadığında, karşısında da Slavia, Plzen gibi takımlar yoksa ona güvenilebilir. Jablonec'i de bu sezon deplasmanlarda çok fazla görememiştik. Oynadıkları iki deplasmanı da kaybettiler. O nedenle Pribram galibiyeti ağır basıyordu. Fakat bahis oranları çok dengesiz olunca biraz şaşırdık. Bilmediğimiz gelişmeler olabilirdi. Hatta Jablonec'in eksikleri çok fazlaydı. Böyle bir bilgiye sahiptik ama insan yerel gazeteleri okumayınca şüpheye düşebiliyor! Yine de aynı nedenden dolayı (oranların dengesizliği) tercihimizi çifte şans ile koruma altına alma ihtimalimiz yükseldi. 1-0 çifte şansa 1.60 veriyordu. Gayet iyiydi. 30 dakikada 2-0 oldu maç. 90 dakika ise 4-0 bitti. Şu bir gerçek ki; eğer kupon tutsaydı yine üzülecektik ve "Keşke direkt 1 oynasaydık" diyecektik.

Bir sonraki maç Mlada Boleslav - Ceske Budejovice karşılaşması. 2.5 gol üstü ağır basıyordu. Biz de onu tercih ettik. İki takım da ligin en çok gol yiyenlerinden. Savunmaları çok kötü. Ekstradan Boleslav'ın kendi sahasında çok daha golcü olduğunu biliyorduk. Oran biraz daha iyi olsaydı galibiyetlerine oynardık ama düşük orandan alınacak, çok güvenilir bir takım değil. Onun yerine 2.5 gol üstünü aldık, pişman olmadık. Mlada da güç bela kazandı. 2-0'dan 4-2 aldı maçı. Biz ilk yarıdan istediğimizi kopardık.

Bir diğer maç yine 2.5 gol üstüydü. Slovan Liberec - Sparta Prag karşılaşmasında favori belki konuk takımdı ama bu sezon Sparta Prag'a kolay kolay güvenilmez. Hücumda iyiler, baskı kuruyorlar, top oynuyorlar ama inanılmaz savunma hataları yapıyorlar. Ben kazanacaklarını tahmin ettim ama yine de güvenemedim. İyi yapmışım. Deplasmanda vasat, dört haftadır maç kazanamayan Liberec'e mağlup oldular. KG Var da aklımdan geçmişti ama daha yüksek orandan 2.5 gol üstünü aldım. 63. dakikada hem KG hem de 2.5 gol üstü geldi. Sparta Prag aslında daha iyi oynadı ama savunmada öyle işler yaptılar ki... Hele yaptıkları bir penaltı var ki evlere şenlik... Neyse biz alacağımızı aldık.

Fakat toplamda bir şey alamadık. Zira en güvendiğimiz maçta Fastav Zlin, ligin son sırasındaki Karvina'ya 4-1 yenildi. Bu, Karvina'nın ligdeki ilk galibiyeti! Resmen bize denk geldi. Maçın başında öne geçtiler, sonra devamlı atak yediler ama gol yemediler. İkinci yarıda ev sahibi 10 kişi kalınca da farka gittiler.

Ne desek boş...Futbol ve bahis böyle durumları yaşatıyor. Güzel bir kupon bize yar olmadan yok olup gitti.

Pazar, Temmuz 28

Tek Maçtan Yatan Kuponlar #1



Tıkanan, biraz monotona bağlanan, uzun süre güncellenmeyen, eski ışıltısını kaybeden bloga yeni sezonda bir renk katmak gerekiyordu. Hem az yazıyoruz hem de blog aynı eksende ilerliyordu. Bir yenilik gerekiyordu. O nedenle yeni bir seriye başlıyoruz. Bakalım ne kadar ilerleyeceğiz?
Malum, yeni sezonda bahis dünyasında yenilikler olacak. İhale sonrası beklentiler yüksek. Canlı bahis oyunlarının geleceği söyleniyor. Oranların artacağını da iddia edenler var ama ben bu konuda negatifim. Zira vergi verilen bir ortamda daha yüksek oran biraz zor. Bekleyip göreceğiz. Fakat kesin olan bir nokta var, zaten çok revaçta olan bahis dünyası artık daha da ilgi çekecek. Bu dönemde sık sık kupon verenler, maç yorumlayanlar, hatta karşılaşma esnasında bahis tüyosu verenler çıkacak karşımıza.
Bu blog hiçbir zaman somut bir şeyler kazandıramadı. Kazandırmak gibi bir iddiası da olmadı. Haliyle aynı iddiada yine bulunamazdı. Sizlere kuponlar, maçlar verecek değiliz. Aynı zamanda bu mecra, kendi reklamını yapmaya çalışan bir blog da olmadı. Tamam ara sıra satır aralarında şovlar döndü ama o kadar! O nedenle size tutan kuponları da göstermeyeceğiz. 11 senelik mazisi olan bloğun ruhuna uygun olarak; karşınızda tek maçtan yatan kuponlar…
Herkesin belalısı olan tek maçtan yatan kuponlar benim de çok canım yakıyor. Çok sevdiğim canım sevgilim, bu konuda benim dünyada tek olduğumu sanıyor ama biliyorum ki bu ülkede tek maçtan yattığını saklamayacak yürekli bahisçiler var. O yüzden toplumsal bir yaraya, ortak bir kadere eğileceğiz ve yolumuz burası olacak.
Tam bu kararı vermişken çok şükür bu hafta da tek maçtan yatmayı başardık ve serinin ilk içeriği için çok beklemedik. Kuponu yukarıda görüyorsunuz. Esasında ilk maçtan yattığımız için, yattığımız maçtan da çok büyük beklentimiz olmadığı için derin bir hayal kırıklığımız yok. Fakat ben kuponu yaptıktan sonra uzun bir süre internete giremedim. Ertesi gün TRT’de Real – Atletico maçının tekrarına denk gelince kuponu hatırladım. Geri dönüp baktığımda o kaçınılmaz sonla karşılaştım. İnsan bir anda tek maçtan yattığını görünce, son maçtan yatmış kadar üzülüyor.
Kendim yaptım diye demiyorum ama güzel kupondu. 25 oran çok cazipti. Önce tutanlardan bahsedelim.
Geçen sezon play-out’tan düşen Stuttgart’ın kısa sürede Bundesliga’ya döneceğini tahmin ediyorum. Böyle köklü takımlar uzun süre aşağıda kalmaz, kalsa bile en azından o ilk dönemi zirveye yakın geçirirler. Tabi karşılarındaki takım Hannover de cidiye alınmalı. Üstelik henüz sezonun başında kimin ne oynayacağına dair bir tahminim de yoktu. Fakat birçok lig henüz başlamamışken, hele bir Cuma gününde maç bulmak kolay değil. Sonbahar ve kış aylarında (pazartesi olmadıkça) böyle bir maça kolay kolay oynamam ama bu sefer güvenerek oynadım. Yanılmadım da.
Atletico Madrid’in Real Madrid’i yeneceğinden emin değildim esasında ama oranlar arasında o kadar dengesizlik vardı ki… Bu bir derbi ve aynı zamanda bir hazırlık karşılaşmasıydı. Her an her şey olabilirdi. O nedenle böyle yüksek oranlı bir Atletico galibiyeti yakalamışken kaçırmak istemedim. 7-3 kazandıklarını görmek şaşırttı ama skorun kendisi bile doğru bir yöntem izlediğimizi kanıtladı.
Bir diğer maç da MLS'ten eklendi. New York City, ligin iyi takımlarından. Hatta belki de Los Angeles FC ile beraber en iyi takımı. Onlara özellikle iç sahadaki maçlarında ayrı güveniyorum. Sporting Kansas karşısında kazanacakları kesin gibiydi. Riski arttırdık ve handikap dedik. Yanılmadık. 
Kuponu yatıran maç için 'Ne alaka?' diyebilirsiniz ama Romanya Ligi yakından takip ettiğim bir organizasyon. Nedeni de internetten kolayca izliyor olmam. Maç saatleri de biraz absürd olduğu için genelde Türkiye ve diğer büyük liglerle pek çakışmıyor. Dünyanın bir yerinde maç yokken, Romanya'da bir lig maçı oynanıyor olabilir. O nedenle iki takıma dair geçen sezonlardan kalan bir fikrim vardı. Fakat sonuçta sezon başındayız. Romanya kısır bir lig. Sezonun başında bu tip maçlarda kolay kolay denge bozulmaz diye düşündüm. Esasında Astra’nın daha iyi bir takım olduğunu biliyordum ama sonuçta deplasmandaydı. Voluntari öne geçti, devre 1-1 bitti. Astra ikinci yarıda öne geçti. O süreçte Voluntari bir gol sıkıştırabilirdi. Maçın özetini dahi izlemedim ama son anlarda kaçan müsait bir gol veya direkten dönen bir top beni çok üzer. Asıl üzücü olan ise oranlar arasında çok fark olmamasıydı. Astra galibiyetine oynasaydık 2.20'yi yakalayacaktık. 25 yerine 21 olacaktı. Yani açgözlülükten kaybetmedik.
Sağlık olsun. Açıkçası uzun bir süre benzer orandan bir kuponu buraya taşıyamayız gibi hissediyorum. Serinin ilk parçası yakışıklı bir kupona denk geldi. Fakat daha dramatik kuponlar gelecektir.