samsunspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
samsunspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Nisan 13

Hoş Gelen

 

Sezon başında Samsunspor'un Süper Lig'e çıkacağını tahmin etmiyordum.

Aslında sezon başlamadan önce favorilerim arasındaydı. İyi bir kadrosu vardı. Şehir güçlü duruyordu takımın arkasında. Son dönemde de Süper Lig'i çok istemişlerdi. Ayrıca ligde yatırım yapan çok fazla takım da kalmamıştı, yani öne çıkıyorlardı doğal bir şekilde.

Fakat sezona facia bir şekilde girdiler. İlk yedi maçta sadece iki galibiyet! Bir türlü iyi hoca olup olmadığını anlamadığımız Bayram Bektaş dönemi de o sonuçların ardından anında sona erdi.

Kulübün sahibi başkan Yüksel Yıldırım'ın son yıllarda defalarca uyguladığı fevri kararlarından biri olduğunu düşündüm. Bu fevri kararlar, domino taşı gibi devam ederse (ki edebilirdi) Samsunspor play-off bile yapamadan sezonu noktalayabilir diye düşünüyordum.

Bektaş'ın yerine gelen Hüseyin Eroğlu da bu düşüncemi pekiştirdi. Zira yıllarca Altınordu'da çalışan Eroğlu'nun Samsun gibi baskısı kuvvetli bir şehirde, hem de sezon ortasında aldığı bir kadroyla çok fazla ilerleyemeyeceğini düşünüyordum. Hatta gelir gelmez eski takımı Altınordu'ya yenilince beklentim sıfır noktasına geriledi.

Fena yanıldım. O Altınordu yenilgisinden sonra aylarca (geçtiğimiz hafta sonundaki Göztepe maçına kadar) yenilmediler. Müthiş bir çıkış yakaladılar.

Altınordu'na yenildikleri haftanın sonunda puan durumunda sekizinci sıradaydılar. Tabi ki puan farkları azdı ve lig uzun bir maratondu. Play-off'a da girmek mümkün olabilirdi. Fakat yine de favorilerden biri değildi artık Samsunspor.

Sonrasında Samsunspor yükselişe geçti. Lige çıkabileceğine ikna oldum ama o zaman da muhteşem giden bir Eyüpspor vardı.

Zaten ligi takip edenler sezonun gidişatına hakimdir; o nedenle uzatmayalım. Esas şaşırdığımız yakın zamana kadar 9-10 puan geride olan Samsunspor'un Eyüpspor'u geçip, bir de üzerine sezonun bitmesine altı hafta kala şampiyonluğu garantilemesiydi. Müthiş başarı.

Yanıldım ama yanıldığım için şikayetçi değilim. Samsunspor'u Süper Lig'de görmek güzel olur. Esasında "şehir takımı olsun, taraftarı olan takım gelsin" romantizmini pek sevmem. Kim iyiyse o kazansın Süper Lig biletini. Fakat çok kaliteli keyifli bir Ümraniyespor - Konyaspor maçını izlerken de uyuklamak istemiyorum artık. Tribünler, taraftarlar bu işin coşkusu ve rengidir. İstanbul takımlarının bollaştığı bu dönemde geleneği olan bir kulübün geri dönmesi güzel oldu.

Samsunspor'u en son 2011-12'de izlemiştik Süper Lig'de. Çok ilginç bir sezondu. Daha sonra Serie A yapacak Vladimir Petrovic ile başlamışlardı sezona. İşler berbat gidince yollar ayrıldı.

Ardından Mesut Bakkal geldi. Bakkal'ın ilk maçı Fenerbahçe karşılaşmasıydı. 3-1 kazanmışlardı. Maçın yıldızı Gekas'tı. O da kış transfer döneminde gelmiş, ilk defa Süper Lig'de forma giyiyordu. 11 maçta 8 gol atınca Samsunspor'un da ligde kalma umudu artmıştı.

Fakat sonrasında Gekas ile Mesut Bakkal arasında yaşanan kriz; Yunan oyuncunun şehri terk etmesiyle sonuçlandı. Devamında da Samsunspor'un havası söndü. Bir Nisan günü, Beşiktaş'ı İnönü'de 1-0 yenerek küme düştüler.

2014'te Mersin İdman Yurdu'na, 2015'te Antalyaspor'a play-off finali kaybedince düşüş başladı. 2016'da puan farkıyla, 2017'de averajla ligde kaldılar. 2018'de küme düştüler.

Birçok takım için karadelik haline gelen ve geri dönüşün imkansız olduğu 2.Lig'de kaderleri tayin edilecekti. Aşağısı da yukarısı da eşit uzaklıktaydı. İlk sezon yine play-off'ta kaybettiler. İkinci sezon doğrudan lige çıktılar. Ertuğrul Sağlam projesi işe yaramıştı. Fazla uzatmadılar. İş uzasaydı sonu kötü olabilirdi.

Ertesi sezon 1.Lig'de averajla üçüncü oldular. Yeni çıkmış bir takım için oldukça iyi bir performanstı. Bu sefer Yüksel Yıldırım projeyi dağıttı. Sağlam ile yollar ayrıldı. Bence, Sağlam kalsaydı Samsunspor ertesi sezon (yani geçen sezon) Süper Lig'e çıkardı. Fakat üç teknik direktör değiştirdiği sezonda play-off bile yapamadı.

Olan oldu ve sonu iyi oldu. Bu sene çıktılar. Gayet de iyi oynadılar. Çok fazla transfer de yapmadılar. Gelenlerden Douglas Tanque, müthiş bir solak santrfor çıktı. Özellikle ikinci yarıda coştu. Alim Öztürk, Celil Yüksel, devre arası transferi Soner  Aydoğdu sezonun kilit isimleriydi.

Son oynanan Tuzlaspor maçının son dakikasında bir gol yedi Samsunspor. Nizami bir goldü ama hakem Direnç Tonusluoğlu ve VAR, bir faul uydurdu. Haliyle gol geçersiz sayıldı. Samsunspor 1-0 kazandı. Eğer 1-1 bitseydi belki de daha iyi olacaktı. O zaman böyle; bir gece ansızın evde otururken garantilemeyeceklerdi Süper Lig'i.  Ertesi hafta stadyumda yaşarlardı bütün heyecanı ve tüm sezonun mutluluğunu.

Hüseyin Eroğlu için de iyi oldu. Altınordu'nun memuruna dönüşmüştü. Başarılıydı ama başarısını yarışmada test edemiyorduk. Konfor alanından çıktığı ilk sınavında farkını belli etti. Bakalım bir yükselişin ilk adımları mı olacak yoksa "ligi bilen hoca" grubuna mı sıkışacak? Umarız Süper Lig'de devam eder...

2011-12'de Deplase Keyifler'de babasının "Samsunsporlu olma üzülürsün" dediği çocuk acaba şimdi ne yapıyordur? O zaman takım Süper Lig'deydi ve kendisi ağlıyordu. Sonra 1.Lig'i de 2.Lig'i de gördüler. 11 sene sonra yeniden Süper Lig'i yaşayacak. Yine ağlıyor mudur?

Pazar, Ekim 25

Tek Maçtan Yatan Kuponlar #7

Sıcağı sıcağına yatan kuponumuzu hemen paylaşalım. Paylaşalım ki, gençler ibret alsın, bahisçiler bazı gerçekleri aklından çıkarmasın.

Dersimizi en sona saklıyoruz, önce kuponumuzdan bahsedelim. Dört farklı ligden, dört tane maça sahip geniş coğrafyalı bir kupon. Aynı zamanda çok sayıda maça tanıklık edecek Cumartesi gününü yaklaşık 7 saat boyunca kilitleyecek kadar geniş zamanlı.

Önce Rusya'ya gittik. Dinamo Moskova, kendi sahasında Sochi ile oynayacaktı. Dinamo Moskova, son yıllarda hayal kırıklığı ile eş anlamlıydı. Kadrosu fena olmasa da yatırımının karşılığını alamayan, ligde bir türlü kendini yarışa sokamayan bir takım. Fakat bu sene biraz daha iyiler. Sanki çok büyük hatalar yapmayacaklar. Kendi sahalarında Sochi ile oynayacaklarını gördüğümde, ilk önce oranın düşük kalacağını düşündüm ama 1.80'e kadar çıktığını gördüm. Gerçi ben kuponu hazırlayana kadar oran 1.75'e düştü ama olsun; benim için yeterliydi. Dinamo Moskova'nın güçlü tarafı savunması. Bu haftaya kadar iç sahada sadece 1 gol yemişlerdi. O nedenle aklımdan "Sadece ev sahibi gol atar" seçeneği de geçti ama galibiyet oranı yeterli gelince fazlasını denemekten kaçındım. Doğru hareketti, korktuğumuz başımıza geldi. Dinamo Moskova ikinci golünü yedi ama diğer yandan maçın 3-1 kazanmasını bildi.

Rusya'nın küçük kardeşi Beyaz Rusya'nın ligi, 2020'de kuponlarımızın vazgeçilmezi oldu. Bilyoner.com üyelerine yaptığım yorumda Dinamo Minsk - Belshina maçı için KG Var'ı önermiştim. Çok yüksek bir oranı vardı. Ligin alt sıralarında yer alan Belshina son dönemde çok beğendiğim bir takım ama son bir ayda kupa maçları, milli maç arası ve Covid sıkıntıları nedeniyle sahaya çıkamadılar. O nedenle bu maçtan biraz çekindim, zira Belshina'nın en son durumunu bilmiyordum. Dinamo Minsk kendi sahasında gol bulurdu ama Belshina bunu başarabilir miydi?  20. dakikada golü attılar. 32'de de Dinamo Minsk cevap verince yarım saat içinde tahminimiz tuttu ve bize güvenenler kazandı.

Biz kazanamadık ama! Nedenini anlatmadan önce son maçımızdan da bahsedelim. Samsunspor, bu sezon 1.Lig'in en sağlam takımlarından biri. Süper Lig'e çıkarlar mı çıkamazlar mı bilemem ama kendi sahalarında kolay kolay maç kaybetmezler. Gerçi bir İstanbulspor yenilgisi yaşadılar ama bu sayı, sezon sonuna kadar çok fazla artmaz. Keçiörengücü de ligin iyi takımlarından ama Samsunspor'a 2.00'ye yakın bir oran verilince denemek istedim.

Ankara ekibinin en önemli özelliği sahaya iyi yayılması. Hem savunmada, hem de topu aldıklarında çok güzel dağılıyorlar ve alanı çok iyi paylaşıyorlar. Fakat alan her yerde aynı değil! Keçiörengücü, bu özelliğini iç saha maçlarını oynadıkları Aktepe Stadı'nda çok iyi kullanıyor. Tipik bir semt stadında yani. Fakat deplasmanda, özellikle yeni yapılan geniş sahalarda işler biraz zorlaşıyor. Geçen sezon Adana'da oynadıkları iki maçta, İzmir Atatürk'te, ligi sonuncu bitiren Eskişehirspor'un yeni stadında, Bursa'da kazanamadılar. Fakat Bornova'da ve Vefa'da kazandılar. Kısacası Samsun'da da işleri zordu. Zaten ligin en az gol yiyen takımı olarak geldikleri Samsun'dan 4 gol yiyerek döndüler.

Alt ligler zordur. Biz de bu güzel kuponda bir alt lig maçıyla yattık. Millwall - Barnsley maçı, normal şartlarda, hele yoğun hafta sonu programında oynayacağım bir maç değil. Zira çok takip ettiğim bir lig değil. Fakat bu sezon Digitürk'te çoğu ligden mahrum kaldığımız için Championship maçlarına daha çok zaman ayırmaya başladık. Arada özetlere de denk geliyorum. Millwall, fena top oynamıyor gibiydi. Altı maçta sadece bir kez yenilmişti. Diğer tarafta Barnsley, maç kazanamadı. Maç da Millwall'un sahasında olunca kupona ekledik. Sonuç; 1-1! İlginç olan; iki takımın da istatistikleri devam ediyor. Millwall halen tek yenilgide, Barnsley ise yine kazanamadı. Olan bize oldu...

Aslında bu maçı kupona en son soktum. Dördüncü maçı çok aradım ama çoğu maça güvenemedim. Bayburt Özel İdare - Elazığspor maçı ile bu karşılaşma arasında gittim geldim. Hatta Bayburt Özel İdare'nin oranı da beklediğimden yüksekti. Fakat saat 14.00'te oynanacak bir maçtan yatıp yeni bir kupon yatmak istemedim. Onun yerine bir 17.00 maçı koyarak heyecanın uzamasını istedim. Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı ve heyecan daha kısa sürdü. Üstelik 11 misli verecek kupona da yazık oldu...

Peki bu kupondan çıkaracağımız dersler ne?

1) Hakim olmadığınız lige oynamayın. 

2) Maçların saatlerini dikkate almayın.





Tek maçtan yatan kuponlar #6

Cumartesi, Ocak 5

Sakaryaspor 2-2 Samsunspor


Maç oynanalı üç hafta oldu ama biz bloga daha yeni atabiliyoruz. Çok da yoğun değildim ama bu iş biraz alışkanlık istiyor. 'Yarın yaparım' diye öteledin mi, erteleye erteleye gidiyorsun.

Neyse ki o günden kalan hatıralar çok taze. Futbol için şehir şehir dolaşmayı çok seviyorum. Eskiden bunu Galatasaray üzerinden kurgulamak çok kolaydı. Tuttuğun takım zaten bir motivasyon kaynağı oluşturuyor. O takım, büyük kulüp olunca milyonlarca taraftarı oluyor. Haliyle sen de çevrende aynı takımı tutan yüzlerce arkadaşını barındırabiliyorsun. Bir deplasman için yol arkadaşı bulmak da kolay oluyor. Fikstürden maç seçmek gibi bir lüksün de var. Gaziantep'e gitmezsin, iki hafta sonra Ankara'ya gidersin. Malatya soğuk gelir, Antalya'ya iner hem tatil hem hem maç planı yaparsın.

Fakat artık o günler eskide kaldı. Passolig boykotuna devam edeceğim. Bu da izleyebileceğim maçların, liglerin sayısını azaltıyor. En üst lig 2.Lig! Şikayetçi değilim. Çok severek takip ediyorum. Fakat o ligdeki maçları izlemek için ekstra motivasyonlar lazım. Birincisi İstanbul içindeki takımların stadyumları çok uzak. Eskiden Kadıköy'den Karagümrük'e gitmek zor gelirdi, şimdi Karagümrük bile kendi sahasında değil. Olimpiyat'a gidiyorlar. Maçların büyük bir kısmı sabah (Bizim için sabah) 13.30'da, o da biraz üşendiriyor.

Tüm bunları yazdıktan sonra Sakarya'ya gitmek çelişki gibi durabilir. Fakat Pendik-Arifiye treninin sadece bir saat sürdüğünü düşününce, yolun çok da zor olmadığını görebiliriz. Burada önemli olan organizasyon. Sakarya'da yaşayan arkadaşımız biletleri aldı, biz de İstanbul'dan üç kişi yola çıktık. Hafta içinde alınan kararla maçın 19.00'a çekilmesi de güzel oldu. Planlarımızı 13.30 için yapmıştık. Öyle olsaydı yine gidecektik ama 19.00 kararı, günü daha da tatlandırdı.

Sakarya'ya daha önce, yine maç için gitmiştim. 2012 yılıydı. Sakaryaspor - Akhisarspor maçıydı. Altı yıldan fazla süre geçmesi inanılır gibi değil. O günden sonra ben de Sakarya da, Sakaryaspor da çok değişti. O günlerde Sakarya'ya trenle gidemiyorduk. Hatta "Tren seferleri başlamadan gelmem" yazmıştım. Şimdi trenle gidebiliyoruz. Fakat kalkış noktamız Pendik; Haydarpaşa hâlâ kapalı...

Altı sene önceki Sakarya, depremin izlerini atamamış gibiydi. Aradan 13 sene geçmişti ama melankolik ve yaralı bir hali vardı. O 13 sene değişime direnmiş gibiydi ama sonraki altı senede biraz daha çok değişip geliştiklerini görebildik. Tabi insan o şehirde yaşamadan bilemez. Günübirlik gelip, şehrin en güzel yerlerini gezip döndükten sonra sağlıklı değerlendirme yapmak kolay değil. Fakat zaten altı sene önce de aynı şeyi yapmıştık. Benzer bir deneyim, farklı gözlemler. 

Tabi bizim için en önemli değişim stadyum. Eski Atatürk Stadyumu yıkık dökük bir şekilde duruyor. Oraya artık millet bahçesi mi yapılacak alışveriş merkezi mi ilgilenmiyorum. Sakaryalı bu duruma ne diyor onu da bilmiyorum. Fakat yeni stadyumun kapasitesini duyunca hayret ettim. 25.000!

Eskişehir, Samsun, Diyabakır, Adana, Kocaeli gibi şehirler genelde 33.000 kişilik stadyumlarla ödüllendirildiler. Sakarya şehri onlar gibi bir büyükşehir değil. Nüfusu az. Sakaryaspor da son dönemlerde alt liglerde. Fakat oradaki futbol sevgisini bilmeyen yok. Alt liglerde bile tribün doldurabilen bir kitle var. Er ya da geç bu kulüp Süper Lig'e çıkacak ve bu yepyeni 25.000'lik stad az gelecek.

Zaten Samsunspor maçında da aynısı oldu. Stadyum ağzına kadar doluydu. Bence fazlası bile vardı ama o konuya girmeyelim, sonra bu lige de Passolig gelir. Maça ilgi olması doğaldı. Sezonun en önemli maçlarından birini izledik. Beyaz Grup, bu sezon oldukça zorlu. İçerisi Şampiyonlar Ligi gibi. 2.Lig'i stadyumdan daha çok izlediğimi söyledim ama burada da Beyaz Grup, Kırmızı Grup'a göre çok önde. Pendikspor bana çok yakın, Bodrumspor el altında sayılır, Sakaryaspor'un da yoluna alıştık. Yarış da çok heyecanlı. Hafta başlarken Sakaryaspor lider, Samunspor arkasında, Sarıyer takipteydi. Gündüz seansında Sarıyer deplasmanda Uşakspor'u son dakika golüyle yenince hesaplar karıştı, izleyeceğimiz maçın önemi biraz daha arttı.

Maça kadar geçen sürede şehrin ilgisini görebildik. Seneler önce bir üst ligde izlediğimiz Sakaryaspor, bu kadar merkezde değildi. O zaman şehrin bir kırgınlığı vardı. Şimdi ise alt ligde olmalarına rağmen heyecan daha büyük. Formalı, atkılı insanların sayısı çok fazla. Merkezde toplanıp yürüyüş yapan geniş bir grup da vardı. Bu hava maçı da etkilemiştir muhakkak.

İki takım hakkında kulaktan dolma bilgilerimiz vardı. Bu bilgiler ışığında Sakaryaspor'un daha avantajlı olduğunu düşünüyordum. Bir kere iç sahada, muhteşem bir atmosferde maça çıkacaklardı. Ayrıca İsmail Ertekin göreve geldiğinden beri hiç yenilmemişler, sadece bir kez berabere kalmışlardı. Gerçi Samsunspor da fena bir tabloya sahip değildi ama sonuçta deplasman takımıydı.

Fakat maç beklediğimiz gibi başlamadı. Maçtan önce kendi aramızda yarı şaka "Böyle maçlarda maçın başında gol yemek adettendir" cümlesi gerçek oldu. Samsunspor, 6. dakikada Samet'in harika golüyle öne geçti. Haliyle golün ardından da kendi sahalarına geçtiler. Oyunu çirkinleştirmediler ama alan daraltarak rakibi zora soktular, oyunu kısırlaştırdılar. Rakibe çözüm bulamayan Sakaryaspor'un imdadına ise Samsunspor'un savunması yetişti. Sağ tarafta Erhan Kartal'ın dalgınlığı, rehaveti ve sakarlığı Sakaryaspor sol beki Canberk'in ceza sahasına girmesine neden oldu Devamında da Canberk yerde kaldı. Dilaver'in penaltısıyla Sakaryaspor beraberliği yakaladı. Kalan 10 dakikada başka gol olmayınca devre 1-1 sona erdi.

İkinci yarıda bu sefer daha farklı bir başlangıç öngörüyorduk. Fakat yine aynısı oldu. Hemen devrenin başında Oğuz Gürbulak Samsunspor'u öne geçirdi. Ardından da Sakaryaspor beraberliği yine penaltıdan buldu. En azından bu sefer cevabı erken verdiler. 53. dakikada skor 2-2'ydi. Yarım saatten fazla süre vardı. Ev sahibi için avantajdı. Fakat kalan sürede galibiyeti kaçıran Samsunspor oldu. Çok daha organize, çok daha düzenli oynadılar. Korkmadılar, sinmediler. Çok iyi paslaştılar. Pozisyona girdiler. Direkten dönen topları oldu. Sakaryaspor ise çok kısır kaldı. Sürekli uzaktan şut denemek zorunda kaldılar. Takımın en golcü ismi, Galatasaray altyapısından yetişen Berk İsmail Ünsal, sezon boyunca dikkat çekici işlere imza attı. Onu ayrı bir gözle izlemek istedim ama 90 dakikada varlık gösteremedi. Zaten Sakaryaspr'da da öne çıkan pek olmadı.

Tek bir 90 dakika ölçü olmak için yetersiz ama Sakaryaspor'un oyun olarak rakibine karşılık veremediğini, böyle devam ettikleri takdirde sezonu zirvede tamamlamalarının zor olduğunu belirtmek gerek. Bu gruptan sadece bir takım direkt olarak üst lige çıkacak. Play-off ise cadı kazanı gibi bir yer. İşin oraya kalması kimseyi memnun etmez. Sarıyer'i çıplak gözle izlemek kısmet olmadı ama onların da iddiasını düşününce Sakaryaspor üçüncü aday gibi duruyor. Transfer döneminde de eli kolu bağlı olan takım Yeşil-Siyahlılar. Sakaryaspor'un ikinci yarının hemen başında Sarıyer'e, sezonun son maçında da Samsun'a gideceğini düşününce fikstür de onlardan yana olmayacak. Bu arada Samsunspor ile aynı puanda olan Keçiörengücü'nün de yarışta olduğunu eklemek gerek ama Galatasaray karşısında izlediğim Ankara takımının bu sert yarış için biraz acemi olduğunu düşünüyorum.

Bu arada ikinci yarı da o maçla başlayacak. Yani 20 Ocak; Sakaryaspor - Keçiören karşılaşmasıyla. Bir anda kendimizi bu maçta da bulabiliriz, hiç belli olmaz. Zehri aldık. Bu sefer bir gündüz maçı (şimdilik öyle gözüküyor) bize farklı bir tat katabilir.

Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Son yıllarda çok az maça gittim. Aklım hala 2000-2010 arası dönemde. Stadyumların eski ama atmosferlerin yoğun olduğu seneler. Tabi ki benim için Ali Sami Yen Stadı yılları demek. Sakarya'da  o günlere benzer bir gün yaşadım. Yeni stadın şekli, havası, insanların maçtaki tavırları, dolu merdivenler, yakılan meşaleler, gece maçı, heyecan... Muhakkak bir 2.Lig maçı izledik. Ortam ne kadar güzel olsa da maçın kalitesi ortada. Sakaryalı da üst düzey liglerde maç izlemeye alışkın bir seyirci grubu. Gece maçı olunca hafıza bir oyun oynamış olabilir. Beklentiler yüksek kalmıştır. Puan kaybı da yaşanınca maçtan keyif alamayanlar çoğunluktaydı. Fakat ben uzun zamandır böyle bir maç günü yaşamaya hasrettim. İyi oldu.

Keşke bir de stadyum şehirden, en azından terminalden bu kadar uzak olmasaydı. Neyse ki altı sene önce saat 21.00'de sona eren İstanbul otobüsleri, artık 22.00'de de vardı. Bindik döndük. Bir saat sonra evdeydik. Herkes 2-2 biten Beşiktaş - Trabzonspor maçını konuşuyordu. Kesin çok kaliteli bir maç olmuştur ama biz daha güzel bir gün yaşadık!

Çarşamba, Haziran 20

Anadolu'da Hedef Koymak



Samsun’a gittim ve dört sene orada görev yaptım. İkinci Lig’den çıktık, aynı sezon 1. Lig’i üçüncü bitirdik. Tanju (Çolak), Rıfat (Benli) gibi yetenekli çocuklar vardı. Tanju; son derece disiplinli, idman kaçırmayan, devamlı çalışan, takımla yaptığının üstüne bir de özel olarak bireysel idman yapan bir çocuktu. Kendine iyi bakardı. Bir tek sıkıntısı var; konuşmalarında itici davranıyor, nerede nasıl davranması gerektiğini bilmiyordu. Samsun’a ilk gittiğimde orta saha oynuyordu ama santrfor özellikleri vardı. Bana göre, ayağının içini dünyada en iyi kullanan oyunculardan biriydi. Şut atmazdı o; yakalarsa ayağının içiyle direkt kalenin içine bırakırdı. Bir de tekrar metoduyla kafa vuruşunu geliştirmiştik. Bir taraftan Rıfat (Benli), öbür taraftan da Zafer (Çabalar) ortalardı. Tanju’ya haftada en az 250 kafa vuruşu yaptırırdım. Tanju’yu böylece santrfor yaptık.

Ertuğrul (Sağlam) da öğrencimdi, ona çok kızardım. Biraz topa ürkekliği vardı. Diğer oyunculara, bilerek “Sert oynayın!” derdim. Ancak antrenör olarak başardığı şeye saygım büyük. Bu ülkede üç İstanbul takımı şampiyon olur, kural budur bir bakıma. Bu yüzden Anadolu takımı futbolcularını inandırmak çok zordur. Bursaspor’u çalıştırdığım sezon (1980-1981) şampiyonluk yarışında çok fazla takım vardı. Galatasaray’ı yenmişiz, Beşiktaş’a beş gol atmışız. Topladım futbolcuları, “Bana bu dünyada en çok istediğim şeyi sorun” dedim. Sordular, cevap verdim: “Bursaspor ile şampiyon olmak, o takımın fotoğrafını evimin duvarına asmak ve torunlarıma bunun hikâyesini gururla anlatmak istiyorum.” Hepsi güldü, “Hocam bırak ya, ne şampiyonluğu” falan... Bu inançsızlık art arda mağlubiyetler getirdi. Çok iyi bir takımımız vardı hâlbuki. Samsun’da da yaşandı. Beşiktaş’ı yenmişsin, Fenerbahçe’yi iki kere mağlup etmişsin ama oyuncuların “Hocam, bizden şampiyon olmaz. Üçüncü olalım iyidir işte” diyebiliyor.

Fethi Demircan / Socrates Ağustos 2017

Çarşamba, Mart 27

2 Kere




Soldaki kızın şirinliğine bayıldım. Allah nazardan saklasın.

Samsunspor, her hafta şehirdeki bir okulu ziyaret ediyor. Ortadaki, Mamadou Kere. Başlık o yüzden bu kadar kötü... 

Güzel proje, çocuklar için güzel anı. Arkadaki velet de ayrı komedi.

Cumartesi, Şubat 16

Denizli'ye 4 Atan Hoca



Besim Durmuş, Mustafa Denizli'ye 4 gol attı. 

Mustafa Denizli kariyerinden kaç kere 4 farklı yenilgi yaşamıştır acaba? Milli takımla; Fransa, İsrail, Arnavutluk maçları vardı mesela. Son yenilgisi yine alt ligde Manisaspor ile. İstanbul BB Spor'dan 5 yedi.

Samsunspor'u çalıştıran hoca Besim Durmuş. Kartalspor'un eski futbolcusu, eski teknik direktörü. Teknik direktörken Kartalspor'da pek başarılı olamadı. Şu anda da pek iyi anılmaz. Ama Samsunspor'da başarılı işler çıkarıyor. Gerçi onun takımına yapılan takviyeler çok iyiydi. Hoca iyi bir takım buldu. Mesela hayran olduğum solaklardan biri Dimitrov 3 gol attı bugün. 

Sadede gelelim, efsane teknik adamın takımı 4 gol yedi. 4 gollü tarafın hocasına tebrikler; Besim Durmuş... 

Salı, Ağustos 14

Kırılma Maçları #8




"Soyunma odasında uyarı biraz hafif kalır, daha fazlası vardı"

Böyle diyordu Fatih Terim maç sonunda. Skor bir anda 2-0 olmuştu. 7 maçtır kazanan, 10 maçtır kaybetmeyen takım, hiç beklemediği bir yerde Samsun karşısında şok yaşıyordu.

Samsun'a Samsun'da yenilmek sorun olmayabilir aslında. Lig içinde böyle kazalar olabilir. Ama böyle maçları çevirmek, takım karakterini oluşturmak ve kazanma alışkanlığını geliştirmek için çok önemli. Daha da önemlisi, takımı, tribünü, camiayı şampiyonluğa inandırmak için gerekiyor. Son yıllarda şampiyon olan takımlara bakınca, son dakikada kazanılan maçların ve geriye düşülen maçlarda alınan puanların fazla olduğunu görürsünüz.

Samsunspor, klasik bir 3 puandan daha fazlasıydı. "Şampiyonluk" için gereken soyut, manevi, ruhani vs şeyler burada ortaya çıktı. Eğer bir şampiyonluk CD'si, belgesel hazırlanırsa, açılış sahnesi bu maç olmalıydı.

Cumartesi, Nisan 21

Tribünlere Bahar Gelmiş



Federasyonun muhteşem uygulaması. Biten ligin heyecanını mayısa kadar tutalım. Nah tutarsın. İki küme düşmüş takım.

Normalde turnuvanın adı Bahar Kupası olacaktı. Bahar ayında ya, Bahar Kupası... Ne kadar zekice. Tribün ahalisi bahar gelmişken, ortada amaç yokken neden tribüne gelsin? Sonunda böyle bir manzara çıkıyor ortaya.

Bu turnuvanın kazananı, daha doğrusu mutlusu Ankaragücü. Genç çocuklar üst seviyede maç tecrübesi kazanmaya devam ediyor. Ve daha da entresanı maç kazanıyorlar. Samsunspor'u Hasan Ayaroğlu isimli bir gencin golüyle yendiler. Burada adı kalsın, 3-4 sene sonra bakalım, bu çocuk nerede olacak.


Pazar, Nisan 1

Kahraman Bakkal




- Güzel maç oldu. Ekstradan bir de unutulmaz oldu.

- Murat Yıldırım güzel gol attı.

- Bank Asya'da son hafta kümede kalınırken de takımdaydı, Süper Lig'e çıkarken de. Murat Yıldırım, bayrak adam olmuştur herhalde.

- Samsunspor ligde kalırsa bu maç efsane olur.

- Antalya yine böyle sinsi sinsi küme düşmüştü, 2007'de. Onların da bir Beşiktaş maçı vardı İnönü'de, Murat Şahin'in devleştiği maç.

- Maçın başında Beşiktaş taraftarının "yönetim istifa" şakası. Güldürür.

- Maçın sonunda Antalyaspor'un 7 yabancıyla oynadığı şakası. Öldürür.

- Ekihgo ile Anıl az daha "Samsun'u küme düşüran futbolcular" sıfatını kazanıyorlardı.

- Quaresma'nın herkesi geçip çok kötü vurduğu top, Hasn Şaş'ın efsane Göztepe maçı pozisyonu.

- Play-off olmasa bugün Samsun düşerdi.

- Ertuğrul da kritik oynadı.

- Samsunsporlu Ertuğrul Sağlam.


Pazar, Ocak 8

Sezonun Baba Maçı




- Baba. Çıldırdı ve çevirdi maçı.

- Bir böyle geri dönüşler, bir de son dakika kazanılan maçlar. Şampiyonluğun anahtarı.

- Takımın havası zaten müthiş, bir de böyle galibiyet elde etmek... İnsanın Florya'da yaşayası geliyor.

- Takım herşeyi hakediyor, maçı izleyenler hak etmiyor.

- Forumlar zaten forum, twitter bile bir ara foruma döndü. Maç sahada kazanıldı.

- Topçuyu 45 dakikada silen taraftar artık olmasın

- Topun üzerinde 55 yazıyordu. Mahalle maçı topu gibi. Zidane, Ginola falan yazsaydı tam olacaktı. Topun sahibi de herhalde Kemal Tokak falan.

- Gerçi sahada 55 numaralı tek adam Sabri. Dünyanın bütün topları onun olsun.

- Baros'un golü ayrı bir kapak zaten.

- Semih Kaya'yı 45 dakika Webo 45 dakika Ekhigo.. Zorladı.

- Sabri'de de hata var. Sakatlıktan yeni çıkmıssın hazır değilim de, rahatla.

- 30. dakikada fincan diyenler, 80. dakikada istifa diyordu. Futbol işte...

- 12 numara org'un işi Aziz Yıldırım'ı içeriden çıkartmaya çalışmak değil miydi? Zaten o konuda patlayacak, bari başka konulara girip rezil etmeseydi kendini.

- Şu takım Ali Sami Yen'de oynamayı hakediyordu. Biz de üniversite yıllarında bu takımı izlemeyi hak ediyorduk.

- Selçuk ile sıkıntılarım hala var ama adam oynuyor.

- Gol sevinçlerinize kurban, Hakan Balta

- Şampiyonluk CD'sinin açılış sahneleri dün çekildi...

- Semih Kaya'nın gol atması ayrıca sevindirici.

- Engin Baytar'a dilendik ama şansını zorluyor.

- Kazım'a güvenmeyenlere, ıslıklayanlara... Keita'nın arkasında oynayan Sabri gibi, gelişim var ama adı çıkmış, günah keçisi.

- Muslera'nın eli bu sefer harbiden küçük kaldı. Olsun sonuçta yendik.

Salı, Kasım 22

Bursa'da Arap Baharı





- Bu başlık ırkçı mı?

- Ama golü atan Arap ve Bursa uzun bir aradan sonra kazandı.

- Bu arada Basser gerçekten Arap mı? Her Kuzey Afrikalı Arap olmayabilir.

- Basser bu sezonun şu ana kadarki en iyi sağ beki olabilir. En istikrarlısı olduğu kesin.

- Turgay Bahadır olayı çok enteresan, dün maçtan sonra tavrını inandırıcı bulmadım, bugün inandım.

- Ahmet Şahin, bu sene ilk defa bir topa uzandı. Vederson'un frikiği...

- Bursaspor golden sonra iyidi.

- Scott Carson büyük oynadı. Sezon başından beri iyi, bunu tahmin etmiyordum.

- Maçın kırılma anı Zenke'nin kırmızı kartı.

- Zenke yeni Emenike olamazdı, olamadı da..

- Bance, yeni Zenke bile değil.

- Samsunspor deplasmanda 1 gol atmış. Tahmin nerede ve kim atmış?

- Fark yaratan adam Batalla..

- Bursaspor handikap yapsaydı, 45 liramız olacaktı.

Cumartesi, Kasım 5

Vay Arkadaş

Galatasaray 2010-2011...

Burada yer bulsun, ara sıra dönüp bakarız..

Vay anasını , vay arkadaş. Her baktığımda garip oluyorum

Cumartesi, Şubat 19

Cumartesi Lideri Samsunspor


- Boluspor'un daha çok zorlaması lazımdı.

- Ferhat, Oliveria gibi topçular etkisiz kaldı.

- Samsunspor geçen sene Hüseyin Kalpar geldiğinden beri deplasman takımı hüviyetinde. Kontra oyun. Ama şampiyonluk için yeterli değil, iç saha önemli.

- Zenke & Agbetu

- Boluspor tribünü iyidi.

- Ömer Üründül burada da karşımızda.

- Boluspor 3 maçtır Samsunspor'a gol atamadı.

- Boluspor için geride kaldı demek hele bu lig için haksızlık olur ama bu kadronun yeri de burası değil.

- Ligin yükselen yıldızı Ahmet Şahin. Son ayda sadece 3 gol yedi.

- Pazartesi ve cumartesi iki Samsunspor maçı. 2 maçta da çok kötü Billy Mehmet

- Boluspor'da Peev'i beğendim.

- Eğer yarın oynanan maçlardan sonra Samsunspor lider kalmaya devam ederse, herhalde 20 seneye yakın bir süre sonra ilk defa bir ligde lider olacak.

Pazartesi, Şubat 14

Mourinho Samsun'da


- Geçen sene Şampiyonlar Ligi yarı finalinde oynanan Barcelona - Inter maçına çok benziyor. Tek fark o maçta Barcelona gol yedi, Kartalspor yemedi.

- O yüzden Mourinho Engin Korukır.

- 10 kişi kalınca Kartalspor'un tutunamayacağını düşündüm. Sahaya karakter, yürek, ter, ellerinde ne varsa koyan futbolcular tertemiz 1 puan aldı.

- Semih Kaya maçın en iyisi. Son 3 maçın en iyisi. Ergün Penbe onu sağ bekte harcadı.

- Son 3 maçta yenilmeyen Kartalspor.

- Erhan Yılmaz = Thiago Motta

- Tarihinde hiç küme düşmeyen Kartalspor, bu sene de düşmez.

- Zenke'nin kart cezalısı olması çok büyük şanstı.

- Billy Mehmet Kartalspor savunmasının en büyük yardımcısıydı.

- Önder Çengel = Milito.

- Sağ bek Hamza Gezmiş olmalı.

- Kartalspor deplasmanda, Kartalspor 10 kişi, Kartalspor rakibinden daha zayıf. Buna rağmen bir kez bile herhangi bir Kartalsporlu futbolcu yere yatıp zaman geçirmedi, kaleci Kaya zaman geçirmeye çalışmadı.

- Oktay'ın bir pozisyonda Caner'i itip ayağından topu alması. (İkisi de Kartalspor oyuncusu).

- Samsunspor yenseydi, tahminim 20 senelik aradan sonra herhangi bir ligde ilk defa lider olacaktı.

- Şu an Bank Asya 1.Lig'deki ilk 4 takımın puanı aynı; 34

- Kartalspor haftaya Diyarbakırspor ile oynayacak, bu puanın anlam kazanması için yenmesi lazım.

- Ergün Penbe Galatasaraylı'dır severiz, sayarız ama Kartalspor'un 6 ayını da çöpe atmış. Her maç bir kez daha anlıyoruz.

- STAT: 19 Mayıs

HAKEMLER: Taner Gizlencİ, Birol Güldane, Erdem Gökalp

SAMSUNSPOR: Ahmet, Adem (Musa dk. 61), Ersin, Kemal, Orhan, Hakan, Murat, Aldülaziz, Ufuk, Agbetu(Dilaver dk. 70), İzzet (Billy Mehmet dk. 46)

KARTALSPOR: Kaya, Önder, Hamza, Erhan Yılmaz, Erhan Şentürk (Oğuz dk. 59), Tolga (Caner dk. 63), Semih, Sezer (Uğur dk. 79 ), Mehmet, Engin, Oktay

KIRMIZI KART: Erhan Yılmaz (dk. 34)

SARI KARTLAR: Erhan Yılmaz

Pazartesi, Kasım 22

Cana Ailesinde Rıdvan Etkisi


Rıdvan Dilmen, Cana'yı beğenmiyor. Biz Cana'yı saviyoruz, o yüzden de ister istemez Rıdvan Dilmen'e mesafe koyuyoruz. Ama sevdiğimiz Cana'nın henüz 4 yaşında babasız kalmasını engelleyen isim de Rıdvan Dilmen'miş. Galatasaray Dergisi Kasım 2010 sayısında yapılan röportajda baba Agim Cana anlatıyor:

"Benim o kazada olmamam çok büyük bir şans. Fenerbahçe'de o zaman Rıdvan vardı. Şeytan Rıdvan. Bana maçtan önce hoca; "Agim, onu sadece sen tutabilirsin." dedi. Ben maçta sarı kart gördüm ve cezalı duruma düştüm. Şimdi 2.hayatı yaşıyorum! Malatya'ya giden otobüste, benim yerime oturan Mete öldü."

Samsunspor kafilesi Ocak 1989'da Malatyaspor deplasmanına giderken Havza yakınlarında trafik kazası geçirdi. Kazada 3 futbolcu, teknik direktör Nuri Asan ve otobüs sürücüsü hayatını kaybetti. O sezon Agim Cana Samsunspor formasıyla giyiyordu. Agim Cana ayrıca Gençlerbirliği'nde de top koşturdu.

Pazartesi, Eylül 20

Kartalspor 0-0 Samsunspor


Maçın başlamasına 20 dakika kala Kartal Meydanı'ndan stada doğru yürürken kendimizi Samsun'da sandık. Samsunspor taraftarları maça çok büyük ilgi göstermişlerdi. Geçen sene Giresunspor maçında da deplasman tribünü bu kadar kalabalıktı. İstanbul'da yaşayan Karadenizliler kendi takımlarını buldukları zaman yalnız bırakmıyorlar.

Yine de maçın ev sahibi takımı Kartalspor'du ve Samsunspor klasik Hüseyin Kalpar anlayışına uygun oynadı. Kontra atağa yatkın bir futbol Samsunspor'un son 1 senedeki kimliği. Buna uygun futbolcular da yok değil. Akeem Agbetu ve Zenke bu tarz futbolcular. Ama belki de ligin en iyi takım savunmalarından biri Kartalspor'da. Geri dörtlü ve önlerindeki defansif oyuncuların hepsi Kartal barlarında bodyguard olarak işe alınabilirler. İri fizikli Hamza, Mehmet, Serkan, Erhan, Muhammed, kolay kolay adam geçirecek futbolcular değil.

Yine de Agbetu'nun Kartalspor savunmasını yıprattığını, özellikle ikinci yarıda Kartalspor'un sağ tarafını felç ettiğini söylemek lazım. Bu dakikalarda fatura sağ kanat oynayan Aydın'a patladı. Bek Hamza'nın açıklarını kapatmaya çalışan ama pek de paşaramayan Aydın, tribünden baya tepki yedi. Oysa Aydın'ın işi bu değildi. Ergün Penbe'de yorulan ve dağılan Aydın'ı oyundan aldı. Agbetu'nun tek eksiği ise kaleye gitmeyi fazla düşünmemesi. Kenarlarda çok takılıyor. Biraz dik oynasa daha fazla tehlike yaratırdı.

Geçen sene kasım ayında kadro dışı kalan Sercan Temizyürek yaklaşık 1 sene sonra (geçen hafta yarıda kalan Mersin İY maçını saymazsak) ilk defa Samsunspor forması giydi. 10 numaralı formayı sırtına geçiren Sercan takımını da 10 kişi oynattı diyebiliriz. Hiçbir etkisi yoktu. Sadece ilk yarıda, sol çizgide topla buluşunca yapmaya çalıştığı Celil ortası tribünleri güldürdü, nostalji yaşattı. Kartal halkı bile "ulan o çocuk Celil mi yoksa" sorusunu birbirine sormaya başladı. Celil etkisi Samsunspor'da hala var demek ki, genç futbolcular Celil'den, Serkan Aykut'tan etkileniyorlar Ve belki de o kuşağın en başarılı ve tek aktif futbolcusu Cenk İşler yeniden Samsunspor'da. Buna rağmen Hüseyin Kalpar bu maçta ona şans vermedi.

Maçta fazla pozisyon olmadı. Galibiyete çok yaklaşan bir takım olmadı. Samsunspor'un iki tane fırsatı vardı, ikisinde de kaleci Kaya başarılıydı. Kritik kurtarışlarla kaza kurşununa izin vermedi. Bu sonuçla Samsunspor oynadığı 3 maçta da gol yememiş oldu. Tek golünü Altay'a attı. Kartalspor'un ise ilk 3 maçını 0-0 noktalamış oldu. Samsunspor hücum yollarında daha potansiyelli futbolculara sahip. Kartalspor'un ise bu konuda sıkıntısı var. Geçen sezon oynadığı futbolla göz kamaştıran Okan Yıldız'ın A2 takımda oynaması sıkıntı. Yakubu, Efecan ve hatta Tayfun Seven takımdan ayrılmışken takıma hücum anlamında kan yapabilecek futbolcu Okan olabilirdi. Kartalspor bir sonraki iç saha maçını büyük hedefli Karşıyaka'ya karşı oynayacak. Bu maçta Kartalspor'un bu sezonki hedefini daha iyi anlayabiliriz.

Son 3 sezonu da Apertura-Clasura gibi 2 farklı sezon olarak geçiren, ilk yarılarda yükselen, ikinci yarıda çöken Kartalspor bu sene çok heyecan vermeyecek belki ama çok fazla da sıkıntı çekmeyecek. Ergün Penbe'nin ilk etapta katkısı bu olmuş.

Bu arada Ergün Penbe hatrına mı bilinmez ama takım her sahaya çıkışında I will survive çalması da hoş oldu. "Galatasaray'ımızın golü 67 numaralı formasıyla Penbeee....."

Pazar, Nisan 25

Güzel Oyun Veya Gereken Puan?

- Maç başlamadan önce öyle bir İstiklal Marşı çaldı ki, utandım. Biraz daha özen gösterilsin bu işe veya hiç yapılmasın.

- İlk yarıda pozisyon yoktu. Gol yoktu. Ama aynı anda başlayan maçlarda da biri dışında 1'den fazla gol olmamıştı. Mevsim gerginliği sanırım.

- Hüseyin Kalpar'ın kontra atak futbolu Samsunspor'u bu sezon yukarılara taşıdı. Bu sezon en çok zorlandıkları maç bu oldu belki de. Çünkü karşılarında 10 kişilik bir Ziya Doğan savunması vardı. Boş alan bulamadılar.

- Turgut Doğan Şahin, bu ligde şu ödülü almalı: Yeteneklerine ihanet eden genç futbolcu.

- Samsunspor taraftarı kendini 70.dakikada duyurdu. Fazla maça dahil olmadılar.

- Ziya Doğan maçları can sıkıcı oluyor, dayanılmıyor. Ama istediğini de alıyor.

- Stat: 19 Mayıs

Hakemler: Mustafa Kamil Abitoğlu, Volkan Akçit, Cumhur Altay

Samsunspor: Ahmet Şahin, Adem, Kenan, Pavlik, Orhan, Murat, Turgay, Abdülaziz, Savaş (Dk. 90 Oğuzhan), Turgut, Oktay(Dk. 77 Sezer)

Konyaspor: Haluk, Ömer, Ahmet Görkem Görk, Mehmet Ayaz, Da Silva, Eser(Dk. 82 Tayfun), Erdal (Dk. 46 Yusuf), Mehmet Şen (Dk. 69 Ferdi), Zafer, Volkan, Ufukhan

Sarı Kartlar: Dk. 30 Ahmet Görkem Görk, Dk. 60 Ufukhan (Konyaspor)

Pazartesi, Şubat 15

Kim Haklı



Olayı anlatalım karar sizin. Samsunspor, dün Kocaelispor'u deplasmanda 4-0 gibi farklı bir skorla yendi. Samsunspor çok önemli bir 3 puan elde ederken, Kocaelispor ligde kalma şansını mucizelere bıraktı. "Resmen küme düştü" demek için çok beklemeyeceğiz sanıyorum.

Böyle bir ortamda Samsunsporlu futbolcular soyunma odasında seviniyorlar. Kaleci Ahmet omuzlara alınıyor. İyi mi oynadı bilmiyoruz, belki de takım içinde, aralarındaki bir sevgiden. Önemli değil.

O esnada Samsunspor'un savunma oyuncusu Ersin Veli odaya giriyor ve arkadaşlarına "beyler biraz yavaş, adamlar küme düştü ağlıyorlar içeride" diyorlar. Kaleci Ahmet bu lafın üzerine agresifleşerek, "ne yapalım amına koyım, yendik sevinmeyelim mi, biz de küme düştük" diyor. O sırada biri, kim olduğunu bilmiyoruz, biri "Ahmet haklı" diyor ve sevinç devam ediyor.

Sizce Ahmet mi haklı? Ben kararsız kaldım. Normal koşulda sevinmek hakları, kimse karışamaz. Ama öyle deplasmanlar olur ki, orada odanı basarlar kimsenin ruhu duymaz. Bu boşluğu fırsat bilip bunu yapmak saygısızlık, hatta daha da ötesi samimiyetsizlik. Odanın başında 3-5 tane güvenlik kılığındaki taraftar olsa, kapıya 2 yumruk atsalar en önce Ahmet mi susar acaba? Veya Ersin'in korkusu da bu mu? Rakibini düşünmekten öte, biraz da kendini mi düşünüyor.

Ama en önemlisi, Ahmet Şahin yıllar önce sanırım 2-3 sezon Kocaelispor forması giymişti. Ersin Veli'nin Kocaelispor ile alakası hiç yok.

Cuma, Ekim 30

Tepki Mevsimi


Sezon başı geçti, artık bekleneni veremeyenlere tepki koyma vakti. Ülkenin her yerinde. Bu da İzmir'de oynanan Altay maçında futbolcularını protesto eden Samsunspor taraftarları..
Foto: www.tribundergi.com

Salı, Ağustos 18

1.Lig Doğu Karadeniz Takımları


Bu sene, tıpkı geçen sene olduğu gibi 6 Karadeniz takımı yer alıyor. Bunlardan 4 tanesi Doğu Karadeniz takım. Geriye kalanlar Boluspor ve K.Karabükspor.

En doğudan başlayalım. Ç.Rizespor, geçen sene bu zamanlar şampiyonluğun en büyük favorisiydi. Sonuç beklenildiği gibi olmadı. Play-Off'a bile kalınmadı. Taraftar ve şehir takıma çok büyük tepki gösterdi. Taraftar siteleri, futbolcuları tabir-i caizse rezil ettiler. Geçen sene görev yapan 3. ve son teknik adam olan Raşit Çetiner bile ilallah dedi ve görevini bıraktı. Yerine ise 1 değil 2 isim geçti.

İsveç Milli Takımı'nın Lars Lagerback - Tommy Söderberg ikilisini hatırlatan Oktay Çevik ve 3 Mayıs 1989'daki kupa maçının(GS-FB) kahramanı Hasan Vezir yeni teknik direktörler oldu. Geçen sene büyük tepki toplayan takımın birçok oyuncusu takımdan ayrıldı. Serdar Samatyalı ve Erman Özgür Boluspor'a, Okan Öztürk Karşıyaka'ya, Ömer Ateş K.Karabükspor'a, Şadi Çolak Göztepe'ye gitti.

Geçen sene Süper Lig'e doğrudan çıkan Diyarbakırspor'un en iyi oytunculardan 3 tanesi, ligin en iyi stoperlerinden Ulaş Ortakaya, Fenerbahçe altyapısı çıkışlı Mithat Yaşar, geçen sezon Yılın 11i'ne seçilen Engin Öztonga Rize'ye geldiler. Geçtiğimiz sezona Kartalspor'da başlayan, Sakaryaspor'da devam eden A.Diakhate, Süper Lig'in vazgeçilmez sağbeki Hasan Yiğit, Beşiktaş altyapısından Kenan Özer ve Mehmet Sedef, Kasımpaşa'nın 53 numarası Evren Kürkçü, Galatasaray'dan, geçen sene bu ligde en çok gol atan 2.futbolcu olan Özgürcan Özcan, Sivasspor ve Bursaspor ile Süper Lig'e çıkma sevinci yaşayan kaleci Yavuz Eraydın, Vanspor'un Hagi'si Murat Özkalkan yeni transferler olarak dikkat çekiyor.

Bir 11 kurmak gerekirse; Yavuz - Hasan, Evren,Ulaş, Mehmet Sedef - Mithat, Engin, Diakhate, Kenan- Özgür, Riberio.

Görüldüğü gibi sadece Riberio dışında tamamen yeni transferlerden kurulu bir 11 oluşabilir. Bu takıma ilave edilecek Murat Ocak, Mustafa Çiçek, Mehmet Şen, Çağrı Yarkın gibi isimler de düşünülürse ne kadar zengin bir kadro olduğu ortada. Şahsi fikrim takımın pek bir sıkıntısı yok, fakat teknik heyet pek güven vermiyor. Çift başlı sistem ne sonuç doğuracak, en azından bunu göreceğiz.

Orduspor hazırlık maçlarında en iyi sonuçları alan takımda. Yanılmıyorsam yenilmediler. Veya 1-2 defa mağlup olmuşlardır. Altyapıdan çıkardıkları gençler hala takımda. Bunlara gurbetçi çocuklar da eklendi. Memleketine dönen Bruno büyük kayıp. Onun yerine Bolivya'dan Vargas geldi. Akın Sinan Dağdelen, Hamza Gezmiş, Serdar Sinik, Haydar Koç, Fatih Şen, Mehmet Deliorman ve Aytekin Viduşlu takımdan ayrıldı. Yeni oluşan genç kadronun başında, daha önce genç bir kadroyla, Hacettepe ile dikkatleri çekmiş Osman Özdemir olacak. Kağıt üstünde kadro yetersiz gözüküyor, fakat ligi iyi bilen bir teknik adam, etkili bir stad ve taraftar, genç ve dinamik kadro, hazırlık maçlarında alınan skorlar ve yükek moraller Orduspor'un zirveye oynayacağının göstergeleri.

Mor menekşelerin ezeli rakibi Giresunspor ise takımı baştan aşağıya yeniledi. Galatasaray maçlarının kasap stoperi İsmail Güldüren, Galatasaray maçlarının virtüözü Hasan Üçüncü, eski Galatasaraylı Emrah Eren yeni transferlerden en dikkat çekeni. Yabancı hakkını forvete kullanan Çotanaklar, S.Bükreş'ten Ricardo Pedriel ve Flamengo'dan Fabiano Oliveria'yı getirdi.Ali Sakal, Buğra Erdoğan, Şenol Demirci, Eren Görür, Fatih Şen, Volkan Bekiroğlu gibi yolu Karadeniz'den geçen futbolcular takıma dahil edildi. Rizespor'un yaşadığı sıkınıtı bu ekipte de var. Takım baştan aşağı yenilendi. Fakat hoca konusunda çok avantajlılar. Yüksel Yeşilova duruşu ve futbol bilgisiyle bu ligin üstünde bir hoca olduğunu kanıtlamak için bu sezonu kullanacaktır.

Karadeniz'de doğunun bittiği, batı'nın başladığı yerde, Samsun'da sıkıntılar çok büyük. Henüz transfer yapılmadı. 10 günden biraz fazla zaman var. Savunmacılar Can Ulun, Gökhan Kolomaç ve Veysel Aksu takımdan ayrıldı. Geçen seneki kadroda büyük değişiklik yok. Genç ve yetenekli bir kadro var. Başlarındaki isim ise Güngören gibi küçük bütçeli bir takımla mucize yaratan Turhan Özyazanlar. Şu kadro hiçbir sıkıntı olmasa kafaya güreşir ama saha dışındaki sorunlar çok baş ağrıtacak gibi. 6 Karadeniz takımı arasından TFF 2.Lig'e en yakın olanı.