rıdvan dilmen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
rıdvan dilmen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Haziran 21

İmzayı Görmeden İnanma


"Bir gün Ergun (Gürsoy) bana telefon etti. 'Ağabey yazıhaneme bir uğrayabilir misin? Hem bir çay içeriz' dedi. Gittim baktım Rıdvan orada. Ergun, 'Rıdvan'ı Galatasaray'a alıyoruz' dedi.  Hadi hayırlısı olsun dedim. Rıdvan kalktı, elimi öptü. 'Ben Galatasaray'ı çok seviyorum' dedi. 'Aferin oğlum. Gel bir öpeyim seni' dedim. Ergun, 50 milyon avans vermişti yanlış hatırlamıyorsam. Aradan bir süre geçtikten sonra Rıdvan'ın Fenerbahçe'ye geçtiğini öğrendik. O zaman Ergun'a dedim ki: 'Parayı geri aldın mı?'"

Ali Tanrıyar / Galatasaray'ın eski başkanı 


Çarşamba, Kasım 21

17 İmza



Fenerbahçe'nin küme düşmeyeceğine eminim. İş oralara gelmez. Fakat öyle bir takım küme düşme hattına girdiği anda rakipleri tarafından makaraya alınır. Bunlar işin normaliydi. Yine de 34 hafta sonunda aynı yerde olmayacağına eminiz. Bunu önce söyleyelim, sonra asıl anlatmak istediğimize geçelim.

Rıdvan Dilmen'in geçenlerde bu konuyla ilgili yaptığı çıkış çok konuşuldu. Ne demek istediğini anlıyorum. Fenerbahçe'nin ülke futbolu için ne kadar önemli olduğunu, kulübün küme düşmesinin sektöre ve oyuna ne kadar çok zarar getireceğinden bahsediyordu. Olabilir. Haklıdır.

Fakat orada söylenen bir söz, aslında Dilmen'in de içinde bulunduğu "futbol ailesi"nin nasıl bir zihniyete sahip olduğunun göstergesiydi. 

Dilmen, "Fenerbahçe küme düşmesin diye diğer 17 takım imza toplar, Fenerbahçe yine küme düşmez" diyordu. Fenerbahçe'nin eski futbolcusu olduğu için bazı makaralara kızması anlaşılabilir. Fakat verilen örnek çok şık değil. "Galatasaray, Trabzonspor vermez, küme düşmekten kurtulan takım vermez" gibi karşı görüşler de çıktı. Bunlar başka bir boyut. Bizim meselemiz, sportif başarının ve başarısızlığın böyle gelişmeler sonucunda değişebileceği ihtimalinin olması.

Süper Lig'de 34 hafta sonunda en az puan toplayan üç takım küme düşer. Bu üç takım Fenerbahçe de olsa, başkası da olsa değişmemelidir. Kimin gelip, kimin gideceğine veya gitmeyeceğine diğer 17 takım karar veremez. İlkeler esas olmalıdır. Bunun söylenmesi, akla gelmesi bile bir faciadır.

Bizim, hepimizin spora bakışı bu bakış önermeler üzerinden şekillendi. Komplo teorileri de "başkaları kollanıyor" düşünceleri de buradan çıktı. Sadece kollanmak ve teori yaratmak da değil mesele. Bazı çıkarların sporun, sonucun önüne geçmesi de bu felsefenin ürünü. Küme düşmek dünyanın sonu değil. Bir takım az puan toplarsa küme düşer. Bu gerçeği düşenler de kalanlar da kabullenir ve olgunlukla karşılar. Olması gereken budur. Başka çıkarlar; toplumsal memnuniyetsizlik, yayın gelirlerin düşmesi vs. gibi konuları bu gerçeğin önüne geçemez, geçmemeli. 

Fakat, futbol ailesinin kafası hep buna çalışıyor. Hatırlatalım, sözde de olsa zamanında Rıdvan Dilmen federasyon başkanlığına aday olacağını söylemişti.

Taraftar, sponsor, borsacı, yayıncı derse anlarım ama sahanın içinden gelen biri bunu dediğinde insan üzülüyor. Küme düşmeyi kabullenemeyen zihniyet, ikinciliği de kabullenmez. Şampiyonluk esas olur. Ondan sonra çıkıp "Üzerimizde çok baskı var. Başarı zorunluluğu var" demesinler. Çünkü belki de bunu kendileri yaratıyordur.

Cuma, Ekim 31

Özledik


Dolu tribünler, kontrolsüz futbol, toprak saha....

Pazar, Ekim 14

Nasıl Olsa Yeniliriz



Milli takım formasıyla ilk (resmi) maçıma çıkıyordum ve gerginliği had safhada yaşıyordum. Yanımda Rıdvan vardı ve bana "Oğlum niye geriliyorsun? Nasıl olsa yenileceğiz. Rahat ol sen" demişti. Biz de maçı 2-0 kazanmıştık. Sağ olsun gerginliğimi almış oldu.

Engin İpekoğlu (Four For Two Ekim sayısı)

O maç

Magdeburg panteri

Salı, Haziran 7

Hoşgeldin Transfer Dönemi

11 ayın en sıkıcı dönemi. Eskiden sarıyordu, küçükken eğlendiriyordu ama artık baş ağrısı. Sadece yalan-yanlış haber yazan basın çalışanları suçlu değil. Futbolcu, yönetim, taraftar; herkesin payı var.

Pazartesi, Kasım 22

Cana Ailesinde Rıdvan Etkisi


Rıdvan Dilmen, Cana'yı beğenmiyor. Biz Cana'yı saviyoruz, o yüzden de ister istemez Rıdvan Dilmen'e mesafe koyuyoruz. Ama sevdiğimiz Cana'nın henüz 4 yaşında babasız kalmasını engelleyen isim de Rıdvan Dilmen'miş. Galatasaray Dergisi Kasım 2010 sayısında yapılan röportajda baba Agim Cana anlatıyor:

"Benim o kazada olmamam çok büyük bir şans. Fenerbahçe'de o zaman Rıdvan vardı. Şeytan Rıdvan. Bana maçtan önce hoca; "Agim, onu sadece sen tutabilirsin." dedi. Ben maçta sarı kart gördüm ve cezalı duruma düştüm. Şimdi 2.hayatı yaşıyorum! Malatya'ya giden otobüste, benim yerime oturan Mete öldü."

Samsunspor kafilesi Ocak 1989'da Malatyaspor deplasmanına giderken Havza yakınlarında trafik kazası geçirdi. Kazada 3 futbolcu, teknik direktör Nuri Asan ve otobüs sürücüsü hayatını kaybetti. O sezon Agim Cana Samsunspor formasıyla giyiyordu. Agim Cana ayrıca Gençlerbirliği'nde de top koşturdu.

Cuma, Nisan 2

Eskiler


Eski günleri, 80'lerin futbol ortamına hayranlık duyuyorum. O günlerin sonuna yetişmiş olmak bile yetiyor. Sıcak ve doğal bir futbol kültürü varmış. Özellikle İstanbul'da. Zaten Anadolu'da biraz daha devam ediyor bu belki ama İstanbul'da hiç kalmadı. İşte o günlerden bir Rıdvan Dilmen anısı:

"Bir keresinde Fenerbahçe-Galatasaray maçına yetişmeye çalışırken maça iki saat kala köprü trafiğinde kaldım. Bir polis geldi cama vurdu: " Abi sen oynamıyor musun?" dedi. Ben de " Yetişirsem oynayacağım" dedim. Polis atla hadi arkaya dedi ve beni motoruyla maça yetiştirdi."

Şu anda derbi maça kendi giden bir futbolcu, onu motoruna bindiren bir polis memuru... İmkansız.

Bu arada fotoğraftaki tarihe dikkat. Sabah saatlerinde Gelişim Spor bayilerdeki yerini aldı, öğlen saatlerinde Fenerbahçe, Galatasaray'ı 3-0 geriden gelip yendi.