nostalji futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nostalji futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Kasım 24

Trabzonsporlu Tanju

 

23 Mayıs 1990, Ankara

Başbakanlık Kupası maçında Galatasaray, Trabzonspor'u 1-0 mağlup ediyor. Tek gol Tanju Çolak'tan...

Maç sonu kupa töreninde Cüneyt Tanman, Bülent Korkmaz, Tugay Kerimoğlu ve Tanju Çolak... Herkes Galatasaray formalı, Tanju Trabzonspor formalı...

Eskiden böyle adetler çoktu. Benim aklımda kalanlar Galatasaray formalı Mehmet Özdilek ve Hami Mandıralı'ydı. Keşke gerçeğe bürünselerdi.

Cuma, Aralık 3

3 Aralık 1910



"Tehlikeli melek. Altın yürekli ve çıkarsız haydut. “Yenilmez Armada”nın azıcık boydan kısa kaptanı. Lise yıllarında birçok kez seyretme olanağı bulmuştum Baba Hakkı’yı. Fenerli olduğum için çok ürkerdim ondan. Gittiğim Hakkı’lı maçların hepsini kaybettik.
Taş gibi bir adam kalmış belleğimde. Kendisi de anlatır anılarında, futbolun yanı sıra barfiks, güreş, boks da yapmış. Ama asıl heybeti hızından, inanılmazı gerçekleştirebilmesinden geliyordu.
Granit amatör. Elini beline koydu mu karşısındakilerin işi bitik."

Cemal Süreya

Perşembe, Aralık 2

Bir Penaltıdan Daha Fazlası

 


Panenka penaltısı bugün doğmadı ama Antonin Panenka bugün doğdu.

Ve Panenka, bir penaltıdan daha fazlasıydı...

Salı, Kasım 16

Osmanlı'da bir Alman Futbolcu

Galatasaray tarihine ve özellikle ilk yıllarına ilgi duyanların adını sıklıkla duyduğu isimlerden biridir Emil Oberle. Benim de ona dair bilgilerim herkes kadar. İnternette dolaşan, bazı yazılı kaynakta yazan cümlelerden daha fazlası değil. Bu yazıda daha fazlasını anlatmam beklenemez.

Fakat hikayesinin satır başları bile benim için çok ilgi çekici. Daha fazla bilgiye ulaşmak isterdim. Gerçi o dönemin birçok futbol sevdalısı genci de benzer meraklar uyandıran figürler... Dönemin dünyasından kopuk olmadan yaşamak zorunda olan insanların, o günlerde 'uzaydan gelmiş' gibi görünen bir oyuna ilgi duyması insanın ruhunu alevlendiriyor.

Emil Oberle 16 Kasım 1889'da, yani bundan tam 132 yıl önce Karlsruhe'de doğmuş. 18 yaşında, şehrinin takımında futbol oynamaya başlamış. Hatta Almanya Milli Takımı formasını da giymiş. Tabi o dönemler milli takımda oynamak, milli takımda oynayan futbolcular dışında kimsenin ilgisini çekmiyor.

Bir noktadan sonra para kazanmak gerektiği için, hemen her futbolcunun esas bir mesleği var. Oberle de 1912'de İstanbul-Bağdat demiryolunun çalışmaları için İstanbul'a gönderilmiş. Ve bir bankada çalışmaya başlamış.

20'li yaşlarında Doğu topraklarına ve yıkılmakta olan çalkantılı bir ülkenin başkentine gelen bu Batılı genç, herhalde toplumla ilişki kurmakta oldukça zorlanmıştır. Fakat o günlerde imdada futbol yetişiyor. Hemen, 'Batı'ya açılan pencere'nin futbol takımına dahil oluyor.

Oberle, başarılı bir kariyer inşa ediyor Galatasaray'da. Fenerbahçe derbilerinde goller atıyor. 1914'teki meşhur maçın aktörlerinden mesela. 

Hemen analım maçı. Galatasaray'da, derbi öncesi çok eksik var. Eksiklerden biri hasta olan Emil Oberle. Fenerbahçe Kaptanı Galip Kulaksızoğlu, Galatasaray'a "İsterseniz maçı erteleyelim" teklifinde bulunuyor. Galatasaray kabul ediyor. Birkaç hafta sonra oynanan karşılaşmayı Galatasaray 6-1 kazanıyor. Gollerden biri Emil'den...

Emil, Galatasaray'da takım kaptanlığına kadar yükseliyor. Kardeşi Joseph'i de İstanbul'a getirip, onu da takıma kazandırıyor. Joseph de bir yandan top oynarken bir yandan elektrik mühendisliği yaparak geçimini kazanıyor.

Bu bilgilere ulaşmak mümkün. Fakat bu adamların, krizlerin ve savaşların eşiğindeki Osmanlı topraklarında emekleme aşamasında olan futbol oynarken yaşadıklarını ve hissettiklerini bilmek pek olası değil. Oysa hikayenin en merak uyandırıcı yerleri orası...

Ne yazık ki elimizde futbol tarihimize dair çok az kaynak var. 1910'lardan vazgeçtik, 1980'ler bile samanlıkta iğne aramak gibi..

Yukarıdaki fotoğraf, Galatasaray'ın 1914 kadrosu... Oberle, sanıyorum en önde topu tutan. Sağ yanındaki de kardeşi...

Oberle 1.Dünya Savaşı sonrası memleketi Karlsruhe'ye dönmüş. Orada da 66 yaşında hayata veda etmiş. "Futbolla geçen bir ömür" demek doğru mu emin değilim. Fakat Türkiye futbolunun kurulma aşamasındaki idealistlerden biri olduğu gerçek.

Bu vesileyle de doğum günü kutlu olsun diyelim. 

Çarşamba, Eylül 8

Renk


 Her yeni sezon ve 'yeni sezon formaları' mevsimi başladığında aklıma gelen isim...

Bu forma işini çok abartmaya gerek yok bence, abartacasak da böyle abartalım...

Cumartesi, Şubat 15

Sinyor


"Souness'ın bayrak diktiği maçta Can Bartu'yla beraberdik. Gazeteciler var, öbür yanda da Şeref Tribünü, orada da bir milletvekili... Can'ı görünce bağırdı: "Can nasılsın?" Şimdi herhangi bir insana milletvekili öyle seslense kimisi yanına gider koşa koşa, kimisi ayağa kalkar, en azından cevap verir. Can adamı hiç tınmadı bile; döndü, elini hafiften bir kaldırıp selam verdi... O kadar! Herkes şaşırdı. O, 'Sinyor' sıfatını biraz da böyle kazandı. Kendini çok iyi muhafaza etti."

Uğur Köken / Socrates Kasım 2019

Salı, Ocak 28

Eva Peron Kupası


Bundan 68 sene önce Türkiye'de çok ilginç bir kupa verildi. Arjantin'in First Lady'si Eva Peron'un hastalandığı günlerde, Türkiye'de, Fenerbahçe Kulübü'nün öncülüğünde onun için bir mevlid okutulur. Şişli Cami'ndeki bu organizasyon Arjantin'den duyulur. Eva Peron bu jest üzerine bir kupa hazırlar ve Türkiye'ye gönderilmesini ister. Bu amaç doğrultusunda Arjantin Ligi dördüncüsü Lanus Türkiye turnesine çıkar. Bu turne esnasında Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe ile maç yapar.

Lanus ilk önce Fenerbahçe ile karşılaşır ve 2-1 kazanır. Fenerbahçe'nin tek golünü Mehmet Ali Has atar. Daha sonra Beşiktaş'a rakip olan Lanus kalesine beş gol görür. 5-2 sona eren maçta Beşiktaş'ın gollerini Recep Adanır (2) ve Şevket Yorulmaz (3) kaydeder. Galatasaray ise 5-1 yenilir. Sarı-Kırmızılı takımın tek golünü Ali Soydan atar.

Lanus, 28 Ocak günü (yani tam bugün) Fenerbahçe ile karşılaşır. Oldukça sert, gergin ve kavgalı geçen maçı Fenerbahçe 3-2 kazanır. Golleri Abdullah Matay, Burhan Sargun ve Fahir Ülgür atar. Haliyle kupa da Fenerbahçe'nin müzesine gider. Bir kesim, aylar önce yapılan jest nedeniyle kupanın Fenerbahçe'ye verildiğini iddia eder. Fakat maçın sertliği ve Lanus oyuncularının agresifliğini baz alanlar bu iddianın karşısında olur. Gerçi o yıllarda Arjantin futbolu oldukça sert olduğu için belki de Lanus oyuncuları için standart bir karşılaşmaydı.

Türkiye'de kulüplerin müzelerinde ilginç kupalar vardır. Bu da onlardan biri olarak tarihe geçer. Acı kısım ise, bu kupa ve turnuva Evita'ya şifa olmaz. Tam altı ay sonra; 28 Temmuz'da hayata gözlerini yumar.


Pazartesi, Ekim 9

Bekleyiş


İnönü Stadı, 70'ler, Trabzonspor, uzatmalar...

Foto

Çarşamba, Temmuz 26

Parça



Bir futbolcunun en önemli silahı ayakkabılarıdır....

Salı, Aralık 22

Daha Çok Genç



Ancelotti, yıllardır aynı tipte. Teknik direktörleri düşününce sanki Lippi, Trapattoni, Ferguson dönemindenmiş gibi... Babacan, Hulusi Kentmen tadında. Oysa sadece 56 yaşında. Mourinho ondan sadece 4 yaş küçük. Benitez ile aralarında bir yaş var. 

Şu fotoğraf da çok acayip Adamın suratı aynı. Sanki şimdiki halini 25 sene öncesinin Milan'ına fotoşoplamışlar gibi.

Cuma, Eylül 12

Hugo



"Ne yapacağanızı düşünmeyin, çünkü zaman kaybedersiniz"

Salı, Kasım 6

Kalli'nin İlk İstanbul Teması


Kasım ayının ilk haftası. Sene 1985. Galatasaray, Kupa Galipleri Kupası'nda Bayern Uerdingen ile eşleşiyor. Alman temsilcisinin başında Alman Karl Heinz Feldkamp var. Galatasaray'da ise Alman Jupp Derwall. Alman basınının bu maça ilgisi Derwall'den dolayı oldukça yüksek. Türkiye'de ise standart bir Avrupa Kupası maçı havasında. Hatta asıl ilgi Şampiyon Kulüpler Kupası'nda Göteborg ile eşleşen Fenerbahçe üzerinde.



İlk maçı Galatasaray deplasmanda 2-0 kaybediyor. Henüz Xamax maçı oynanmadığı için, 3-0 alırız inancı pek yok. Kalli, yani o sıralar Feldkamp, 2-1 tahmini yapıyor rövanş için. Derwall ise "yaralı aslandan korkulur"  diyor. Kalli'nin takımı İstanbul'daki son maç öncesi idmanını İnönü Stadı'nda yapıyor. İnönü Stadı'nın zeminleri gerçekten felaket. 80lerde ilk kez tribüne gidip "yeşil çimleri gördüğüm an futbol aşkım tavan yaptı" diyeni bir daha bulup konuşmak lazım.





Maç 1-1 sona eriyor, Almanlar tur atlıyor. Kalli, ülkesine dönüyor. Bir daha Türkiye'ye ne zaman geleceği belli değildi. Belki de hiç gelmeyecekti. Gitmeden önce son sözleri bu oldu. Cehennem lakabının United maçı zamanına denk geldiğini düşünenler yanılıyor. En azından 80'lerde bir cehennem sorusu sorulmuş Kalli de, cehennem değil demiş.

İstanbul'un cehennem olmasını sağlayan, Kalli'nin kurduğu takımdı.