gaziantep bb etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gaziantep bb etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Nisan 29

Fair-Play Şovunun Geldiği Son Nokta

Gaziantep FK - Göztepe maçında yaşananlar halen konuşuluyor. Daha da konuşulacak. Uzun yıllar boyunca hatırlanacak. Herkes bir haftadır maçta ne olduğunu, neden olduğunu, olması gerekeni tartışıyor. Fakat bizim asıl konumuz niye böyle anlara maruz kaldığımız...

Yine de önce maç içinde yaşananlara kısaca değinelim. 

İlk gol

Göztepe'nin golü nizami bir goldü. Etik açıdan da bir sorun yoktu. Gaziantep saçma sapan bir şekilde gol yedi. Hatta ortalığın bu kadar karışması golün kendisinden daha enteresandı. Soner'in kaleye vurmasına şaşırmamız gerekirken, top direkten döndü ve gol oldu. Yanlış deneme pozitif netice vermişti. Fakat bunu tartışmaya vakit bulamadan, oluşan kaosa şaşırdık. İlk başta "Acaba, Soner topu Gaziantep'e mi verecekti" diye düşündüm. Pozisyonunun başını da hatırlayamadım. Fakat öyle bir durumun olmadığını da gördük.

Kaleyi açmak

VAR inceledi, kural kitabına bakıldı ve golün nizami olduğu anlaşıldı. Konunun kapanması gerekiyordu. Fakat devamında Göztepe'nin kaleyi açması daha da saçmaydı. Neden böyle bir eylem yapıldı ki? Gaziantepli oyuncular kuralı bilmedikleri için habersiz mi yakalandılar? Öyleyse bile bir jeste gerek var mıydı? 

Mahalle maçlarında bazen bazı kurallar maçtan maça değişir ya; mesela kaleciye geri pas... Maçın başında kaleci topu eline alır, rakip takım "geri pas" diye itiraz eder. Diğerleri de "Kaleci bilmiyordu bu sayılmaz" der. İlk pozisyon öyle geçiştirilir, maçın devamında kural uygulanır. Onun  gibi oldu adeta.

Gaziantepliler kuralı bilmiyordu. Kaleye vuramayacağını sandılar. Soner kaleye vurunca şaşırdılar. "Oluyor mu ya öyle, bilmiyorduk biz" deyip, kandırdılar herhalde Göztepeli oyuncuları: "Tamam bir daha ki sefere olmasın, açıyoruz kaleyi!"

Tamam; kaleyi açıyorlar ama o konuda da bir fikir birliği yok. Oyuncuları çoğu kendi arasında ve yedek kulübesiyle diyalog halinde. En geç pes eden Atakan, "Sizin yapacağınız işe..." der gibi bakıyor Figuerido'nun arkasında kaldıktan sonra... Ve skor 1-1 oluyor.

Penaltı

Tabi ki Jahovic'in golünden sonra maç 1-0 devam etseydi, kalan sürelerin senaryosu da bambaşka olurdu. Fakat yeni şartlar atında Gaziantep bir de penaltı kazandı. Hiç beklenmiyordu. Her şey olağan bir şekilde ilerlese 1-0'ı koruyan Göztepe izleyecektik ve öyle bir kontra yaşanmayacaktı. Tabi ki bastıran Gaziantep'in yaratacağı karambollerden ne çıkardı onu da bilemezdik.

Yine de tüm yaşananların ardından, o atmosferde penaltı çıkması ekstra oldu. Ve bence tüm o beş dakikanın en anlaşılır hareketini Muhammet yaptı. Anlaşılır diyorum ama ben olsam yapar mıydım bilmiyorum. Fakat yine de düşününce, o beş dakikanın en normali penaltının auta atılmasıydı.

Rakip nizami bir gol atmış. Sonra kaleyi açmışlar. Sebepsiz yere 1-1 olmuş.. Bir de üstüne penaltı kazanınca; kafalar karışıyor. Yani benim kafam karışırdı. Ben penaltıcı olsam, topun başına geçmezdim bile. Bu arada takımdaki penaltıcı Maxim sanırım; o geçmiyor topun başına. 

Penaltıyı atsam da kaçırsam da rakip küme düşüyor. O zaman atayım auta 1-1'e bağlansın. Sonuçta Göztepe'nin golünden sonra her şey olağan bir şekilde devam etse, ardından da bir penaltı kazanılsa maç 1-1 bitecekti. O saçma golden sonra, penaltıyı atmaya gerek kalmadı. Yani bir şekilde maçın hakkı 1-1'di zaten. Tabi 1-0'dan sonra senaryo daha farklı olacaktı; bunu atlamayalım...

Bunlar niye yaşandı?

O zaman esas konuya dönelim. Biz bu saçmalığı neden izledik?

Türkiye'de toplumun her alanında gösteriş esastır. Kimse verimli çalışmayı düşünmez ama herkes çalışma şovunu yapar. Mesela işini iyi yapan birinin, herkesten ayrı bir şekilde evden çalışması (özellikle pandemi öncesinde) mümkün değildi. Fakat tüm mesaisini laklakla geçiren adam, mesai saati sona erdikten sonra 1-2 saat daha ofiste kalırsa ve bunu da herkes görürse terfi alma ihtimali yükselir.

Örnekler çoğaltılabilir ama yazıyı uzatmayalım. Futbolda da benzer bir zihniyet hakim. Saha içinde kazanmak için her türlü numara yapılır, deplasmana gelene su bile verilmez, yerde sakatlık numarası yapandan autta zaman geçirene kadar her türlüsü revaçtadır ama "topu rakibe vermek" gibi eylemler oldu mu kimse bizle yarışamaz.

Lincoln'un yıllar evvel bir maçın (Galatasaray - Hacettepe) son dakikasında top sektirmesi yerin dibine sokulmuştu. Karşı cephede duranlardan biri TRT spikeri Tansu Polatkan'dı. Polatkan, ""Eğer bu rakibi aşağalamaksa, en büyük terbiyesizliği gol atan futbolcular yapıyor." demişti. Ve o cümle 12-13 sene sonra gerçek oldu adeta. Atılan bir golde etik dışı durum arandı.

Top oynama dışındaki anlara çok büyük anlamlar yüklüyoruz. Göztepe'nin kaleyi açması da ilk anda takdir gördü. Direkt spikerin tepkilerine bakın. "İnsanlık ölmedi" ve "Her şey kazanmak değil" gibi laflar havada uçuşuyordu. Gerçi o da ne yapsın; "Bu ne şimdi" dese onu da topa tutabilirlerdi. Riske girmedi.

Beşiktaş - Giresunspor maçında Mert Günok sakatlanınca insanlar Giesunspor'un neden gol attığını sorguladı. Büyük ihtimalle ayağı kayan (ve maç içinde daha önce de kayan) Mert'in sakatlandığını zaten idrak edemediler. Zaten fark etmiş olsalar bile, kendi kendine sakatlanan ve çok acil müdahaleyi gerektirmeyen bir pozisyonda durmamak neden "fair dışı" bir hareket olmalıydı ki?

Belki de Gaziantep'teki futbolcular da benzer bir sorunu yaşadılar. "Acaba bu işte bir yanlış var mı?", "Neyi kaçırdık" gibi düşüncelere kafalara girmiş ve kafaları bulandırmış olabilir. "Şimdi gol yemezsek bizi de suçlarlar mı" korkusu bünyeleri sarmış olabilir.

Benzer bir durum Muhammet için de geçerli. Çok alakasız belki ama yıllar önce Fernando Muslera, Manisa'da penaltı atınca, "Küme düşen takıma kaleci neden penaltı attı" denmişti. O maç bile bir anlık kafalara girmiş olabilir. "Şimdi atsak ne derler,  oysa 1 dakika önce bizim için neler yaptılar. Şimdi küme düşen takıma gol atarsak kara deftere yazılmayalım"  tarzında düşüncelere kapılmış olabilirler.

Türkiye futbolunda saçma sapan, yüzeysel bir fair-play anlayışı var. Tamamen şova dayalı. O yüzden insanlar ne yapacağını bilemiyor artık. Bu neden Muhammet'i bir şekilde anlıyorum. O şovun bir parçası olmaktan ziyade, o şova katkı sunmadığı için lince uğrama korkusu baskına gelmiş olabilir.

Bu tip anların tekrar yaşanmaması için tamamen futbola odaklanmamız lazım. Yani saha içine. Her atağa kalkan rakibi görünce yere yatmamak, yere yatanı görünce topu taca atmamak, taca atana topu iade etmemek bir başlangıç olabilir. Bunları yapmaktan, bunları düşünmekten top oynayan kalmadı ligde. Her şey o kadar sıradanlaştı ki, ezberin dışına çıkılıp atılan bir golde bile insanlar şaşkınlık yaşıyor. Maçların ezberleri o kadar kanıksanmış ki, zihinler hata veriyor.

Oysa Jahovic'in golü gündem olmaya yeterdi. "Kuralı bilmeden kaleye vuran oyuncunun topu direkten dönünce, takım kümede kaldı (veya umutlandı)"

Başlı başına mükemmel bir futbol hikayesiydi; şimdi sulandırılmış bir şova döndü...

Perşembe, Aralık 19

Tek Maçtan Yatan Kuponlar #3


Biz bir seriye başlayalım dedik ya; hemen ardından canlı bahis geldi, minimum maç sayısı düştü. Haliyle tek maçtan yatmanın dramı azaldı. Zira dört maçlık kuponda tek maçtan yatınca illa karşınızdan "Kardeşim sen de o kadar maça oynama!" tepkisi geliyor. Haksız da değiller. Zaten bizim de oynadığımız kuponlardaki maç sayıları düştü. O yüzden hızlı başladığımız seriye uzun bir ara verdik. Yine de zaman zaman dört maçlı kuponlar yapıyoruz ve sıkça tek maçtan yatıyoruz.

Bu haftanın yatan kuponu oldukça çok can sıkıcıydı. Bu sefer Bilyoner'de oynamadık ve bayiden kuponumuzu yaptık. Yukarıda görüyorsunuz. Yaklaşık 12 oran var. Fena değil. 

Pazar gününün gündüz seansında Türkiye'de oynanan maçlardan bir dörtlü kupon yaptık. İlk üçü aynı saatte başladı. Keçiörengücü - Hatayspor maçı tam beklediğimiz gibi ilerledi. Yüreğimiz yetseydi 0-1 gol bile oynardık ama 2.5 gol altı ile yetindik. Keçiörengücü kendi sahasında çok zor yenilen, çok zor gol yiyen bir takım. Hatayspor'a gol atmak da kolay değil. İki takım da çok sabırlı. Kıran kırana bir maç olacaktı. Atan kazanır tadında bir maçtı ve lider Hatayspor galibiyete bir adım daha da yakındı. Öyle de oldu. 90 dakika golsüz bitecekken son dakikada Bokila bir gol attı ve Hatayaspor üç puana ızandı.

Diğer maçta Ümraniyespor, Osmanlıspor'u 1-0 yendi. Osmanlıspor zaman zaman bazı takımlara zorluk çıkaracaktır ama artık büyük resimde onların artık eridiğini görüyoruz. Zamanla tarihin tozlu sayfalarına karışacak gibiler. Aynı cenahın yeni takımı Ümraniyespor sezona sallantılı başlasa da son dönemde biraz toparladı gibi. En azından sezonun devamında kendi sahasında kolay kolay yenilmeyecektir. Osmanlıspor'u rahat yenerler diye düşündük ama o kadar da rahat olmadı. Penaltı golüyle kazanabildiler. Yine de istediğimiz oranı aldık. Az kalsın handikaplı galibiyetli oynayacaktık. İyi ki oynamamışız demek isterdik ama kuponun tek maçtan yatması daha kötü oldu!

Gaziantep FK - Kayserispor maçının favorisi ev sahibiydi. Her ne kadar hiç beğenmesem de bu sezon fena puanlar toplamadılar. Kendi sahalarında da Kayserispor'u yenebilirlerdi. Fakat oranları çok düşüktü. 1.42'lik galibiyet oranının riskine girmek istemedik. 2.5 gol altı ise 1.90'a kadar çıkmıştı. Gaziantep maçlarının çok gollü geçmesi, Kayserispor'un da çok gol yemesi oranın artmasına neden oldu herhalde. Fakat aslında iki takımın oyun yapısını düşününce 2.5 gol üstü pozisyon bile olmayabilirdi. Gaziantep, topu alınca hiç üretemediğini Galatasaray karşısında çok net göstermişti. Onların aradıkları; boş alanlar ve o alanlara sarkan Twumasi, Kayode, Güray gibi oyuncular. Kayserispor deplasmana bir puan için geleceğinden, rakibine o alanları vermezdi. Bülent Uygun oyunu sıkıştırmak adına her şeyi yaptırırdı. Zaten gol de atabilecek bir takım değil. O zaman 2.5 gol altı oynanırdı.

Gerçekten de maç beklediğimiz gibi ilerledi. 65 dakika boyunca gol olmadı. 67'de Kayserispor'un bir anlık hatasından Güray Vural golü attı. Olabilir; sorun değildi. Gaziantep şimdi geriye yaslanırdı, Kayserispor'da gol atamazdı. Fakat ne olduysa golden sonra oldu. Eski takımına gol atan Güray, gol sevincini yaşamak için Kayserispor taraftarlarının önüne gitti. Ortalık karıştı. İki takım oyuncuları birbirine girdi. Hakem Özgür Yankaya kartlar çıkardı. Tribüne yollananlar oldu. Sinirler gerildi. Oyun uzun bir süre durdu. Konsantrasyon bozuldu. Ve maç başladıktan hemen sonra inanılmaz bir şekilde Gaziantep ikinci golü attı. İki dakikada 2-0! Bir anda sınıra dayandık.

Yine de 20 dakika iyi dayandık. Gol olmadı. Son dakikaya kadar geldik. Ve yine pozisyon yokken, tehlike yokken olmayacak bir şey oldu ve Djedje, saçma sapan bir penaltı yaptırdı. Hakem Yankaya penaltıyı vermese bir şey demezdik. Ama biz 2.5 gol altı oynadığımız için o penaltı verilecekti!

Daha da kötüsü penaltı az daha çıkarılıyordu. Kayode topa vurdu, Lung topu koltuk altından kaçırdı. Dakika 90+3! Skor 3-0...

En üzüldüğüm yatan kuponlar, içinde beraberlik olanlardır. Dördüncü maçımız Balıkesirspor - Akhisarspor maçıydı. Keşke onda da yatsaydık da bu kadar üzülmeseydik. Fakat  bildik. Her ne kadar Çifte Şans'ta Akhisar galibiyetini önersem de iki gün sonrasında kararımı değiştirdim ve beraberliğe oynadım. Karşılaşma 0-0 sona erdi, puanlar paylaşıldı. Bizimse elimiz boş kaldı...



Cuma, Mayıs 11

Kim Gelsin?


Rizespor ve Ankaragücü'nden sonra Süper Lig'e yükselecek son takım 10 gün içinde belli olacak. Siz bu satırları okuduğunuzda büyük ihtimalle yarı finallerin ilk maçları sona erecek. Yine de biz gönlümüzden ve aklımızdan geçenleri yazalım.

Boluspor, Ümraniyespor, Gazişehir ve BB Erzurumspor dört adayımız. Şahsi olarak hiçbir takıma yakınlığım yok. Fakat bazılarına çok uzağım. İktidarın son projesi Ümraniyespor bunlardan biri. Son dönemde üst üste lig atladılar ve 1.Lig'deki daha ilk sezondan play-off'a kaldılar. Ne İstanbul BB Spor gibi geniş bir çatısı var ne Kasımpaşa gibi köklü bir tarihi... Üstelik bu sezon lehlerine yapılan hakem hatalarıyla da sempati toplama şanslarını da kaçırdılar. Oldukça da sıkıcı bir futbol oynuyorlar. Çoğu maçı 1-0'la kazandılar. 17 galibiyetin 7 tanesini 1-0, 10 tanesini tek farkla kazandılar.  Zaten diğer yedi galibiyeti de ligin son dört sırasında yer alan takımlardan aldılar. Teknik direktörleri Bayram Bektaş, henüz kalitesini ispat edemedi. Yaşının gençliğine verebiliriz bu durumu. Zaten Süper Lig'de beş tane İstanbul takımı var, altıncısını istemeye gerek yok.

Bir diğer istemediğim takım Gazişehir.. Bu takım eskiden Gaziantep BB Spor'du. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi de eskiden CHP'ye aitti. Celal Doğan'ın Gaziantepspor'a altyapı oluşturma isteğinin ürünüydü. 2004'e kadar bu şekilde devam ettiler. Daha sonra 2004'te AKP'den Asım Güzelbey seçilince takım daha yarışmacı bir kimliğe büründü ama yine de kendi yağında kavrulan bir ekipti. Süper Lig'den genç oyuncuları kiralayıp, çok fazla yabancı oyuncu oynatmazlardı. Sert ve enerjik bir futbolları vardı. Üst sıraları pek zorlamaz ama yukarıdaki her takıma çelme takarlardı. Mesela Karşıyaka çok çekmişti onlardan. Küme düşme tehlikesi de pek yaşamadılar. Sonra Fatma Şahin yönetiminde yeni Türkiye'nin gelişimine ayak uydurdular. Hem isimleri hem karakterleri değişti. Yıldız oyuncuları yüksek paralarla kulübe getirdiler. Üretim yok edildi, tüketime kapılar açıldı. Kimya o kadar uymadı ki geçen sezon az kalsın küme düşüyorlardı. Bu sezon ise Süper Lig kapısındalar. Öte yandan şehrin bir diğer takımı ve asıl kulübü Gaziantepspor'un kasası boşaltıldı, oyuncuları yalnız kaldı, taraftarı unutuldu. Böyle bir durumdayken Süper Lig'i ve Anadolu futbolunu seven biri Gazişehir'in başarılı olmasını istemez. Biz de istemiyoruz.

Geriye iki takım kalıyor. En çok istediğim Boluspor. 90'ların başında hayal meyal Süper Lig'de hatırlıyorum onları. Zor deplasmandı. Kar yağardı. Sonra küme düştü, gözlerden uzak kaldı. 2007'den beri bu ligdeler. Bu ligin tüm kahrını çektiler. Play-off da kaybettiler, ligden düşmekten son hafta kaçmayı da başardılar. Açıkçası takıma bir sempatim yok. Nötr yani. Fakat bu kadar kıdemden sonra artık Süper Lig'e çıksınlar. Çok beklediler, çok çektiler. Hak ettiler. Hatta direkt ilk ikiden bile çıkabilirlerdi ama Fuat Çapa'ya çok şans verdiler. İlk 10 haftada sadece iki galibiyet alabilmişlerdi. O sayı üç veya dört olsa şu an Süper Lig kutlamaları yapılıyordu. Geç olsun güç olmasın, Ümraniye ve Gazişehir'in olduğu yerde onlar çıksın.

Diğer takım ise BB Erzurumspor. Erzurum kentinin bizde uyandırdığı hissiyat olumsuz. Belediye desteğini alınca gümbür gümbür çıkmalarını istemeyiz. Zaten lige yeni çıkan bir takım; ne gerek var. Biraz burada darbe alsın, büyüsün, gelişsin, sonra güçlü bir şekilde çıkar. O nedenle, en azından şimdi istemem çıkmasını. Fakat Süper Lig için renktir. Zor deplasmandır. Rakım yüksektir, hava soğuktur. Çatır çatır maçlara neden olurlar. Bir de en önemlisi; teknik direktörleri Mehmet Altıparmak, sevdiğimiz biridir. Kartalspor en güzel günlerini onunla yaşadı. İnsan başarılı olmasını istiyor. Hakkı verilemeyen teknik direktörlerdendir. Onun etkisiyle ikinci sıramda Erzurumspor var. 

Kısacası olabilecek en kötü şey Ümraniyespor - Gazişehir finali olur. Umarım olmaz. Bursa'daki Boluspor - Erzurumspor finalini de rahat rahat izleriz. Yine de iyi olan kazansın...

Çarşamba, Aralık 4

Galatasaray 2 -2 Gaziantep BB Spor (6-5)



Böyle maçların güzellemesini çok yaptım. Hala da yapıyorum. Ama bu blogda bu tarz yazıların misyonu doldu. En azından bu maç için değil. Çünkü çok değişik bir maç yaşadık. Ve aslında sonu yine bir güzellemeye bağlanacak. Berbat bir futbol ve insanın içine işleyen soğuğa rağmen yine de çıkarken "İyi ki gelmişim" diyebiliyorum. Uzun seneler sonra bile insanlara anlatabileceğim bir maç oldu.

Tabi sahadaki futbolcular için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Konuk takımın futbolcuları belki bizler gibi unutamayacak bu maçı, çocuklarına Galatasaray'ı nasıl ellerinden kaçırdıklarını buruk ama gururlu bir şekilde anlatabilecek. Ama Galatasaray'ın oyuncuları, bu maçtan kimseye bahsedemeyecekler. Zaten artık eski dönemler gibi değil, unutulması kolay değil. İnternet, youtube, akıllı telefonlar; bu maçı kolay kolay hafızalardan silmek, unutturmak mümkün olmayacak.

Hiç altyapı seçmesi izlediniz mi? Hala aynı mı bilmiyorum ama biz çocukken çok acayip ve korkutucuydu. Onlarca çocuk heyecenla sahada koşar. Kendilerini göstermek için didinir, hatta biraz bencil oynayıp şova kaçmaya çalışırlar. Hepsi kendini forvet veya 10 numara olarak görür. Fakat eğer bu çalımcı çocuklar çok çok yetenekli değilse kadroya giremez, seçilen çocuk, her zaman pasa yatkın olan, diğerlerinden farkı olan, farklı duran olur. 

Bu maçın havası da öyleydi. 11 tane futbolcu sahada resmen önümüzdeki sene takımda kalabilmeyi garantilemek için sahaya çıkmıştı. Üstelik aslında hepsi birbirinin rakibi gibiydi. Aydın, Bruma, Amrabat, Engin ve Emre Çolak; doğrudan "Kim Gitsin" yarışması düzenleyebilecek bir beşli. Aynı şekilde Hakan-Ceyhun-Dany üçlüsü de... Belki de bu "seçme"yi sağlıklı ve adil hale getirme çabası, Mancini'nin 90 dakika boyunca oyuncu değiştirmemesine neden olmuş olabilir. Daha mantıklı bir açıklama bulmak zor. Ama işin acı boyutu, bu hissiyatı sahadaki oyuncuların beslememiş olmamasıydı. Kaşar topçular Gökhan Zan ve Hakan Balta olayın ciddiyetinin biraz daha farkındaydı sanki. Ama geri kalanı, sanki Türkiye Kupası maçında oynama fırsatı bulan yedek topçu değil de formayı kapan yıldız adayı topçu görünümündeydi. Yine de bütün bu isteksizliğe rağmen işler yolunda gitti ve devre 2-0 sona erdi.

Uzun senelerdir bu tip kupa maçlarında çok hüsran yaşadık. Daha geçen seneki 1461 Trabzon yenilgisi çok taze. 2-0 olunca en azından bu maçı kazasız belasız atlattığımızı düşündük. Ama Türk futbolundaki Gaziantep BB Spor gerçeğini çoğu kişi ilk defa gördü.

Yıllardır aynı istikrarı koruyan, yabancı oyuncu transferine bile sıcak bakmayan, kadroyu bozmayan, oyun stilini dğiştirmeyen Gaziantep BB Spor, her zaman taş gibi bir takım olmuştur. PTT 1.Lig'in en sert ve en sağlam savunma yapan takımlarından biridir. Üst lige çıkmanın yanına bile yaklaşamaz çünkü hedef maçları koparamaz. Buna rağmen birçok şampiyonluk adayına çelme takar ve artık bu çelmeler sürpriz olmaktan çıkmıştır. Bunu da en iyi Karşıyaka, Boluspor gibi senelerdir bu ligde takılıp kalan güçlü camialar bilir. Ve soru tam bu esnada karşımıza çıkar: Acaba Mancini daha önce hiç PTT 1.Lig maçı izledi mi? Veya Tugay Kerimoğlu ona, bu ligin (1.Lig) dinamiklerinden ve takımlarından bahsetti mi? Eğer bahsettiyse Galatasaray'ın santrforsuz ve birbirine benzeyen oyunculardan kurulu bir 11'le çıkmasının bir açıklaması olmalı... Hızlı, yumuşak ve boş alan arayan oyuncuların, açık vermeyen ve berabere hareket etmeyi bilen sert savunmaya karşı etkisiz kalacağını görebilmek için rakibi incelemek gerekiyordu. Ama sorun değil, böyle hataları diğer hocalar da yapmıştı. Geçen sene Fatih Terim de yaptı. Başka hocalar da. Mancini'nin şansı, böyle acı bir tecrübeden gülerek çıkmış olması...

İnatçı Gaziantep BB Spor, maçı 2-2'ye çevirmeyi başardı. Maçın yıldızı olan Serdar Deliktaş, yıllardır alt tarafın en çok gol atan isimlerinden biriydi. Onu ilk defa böyle düzgün bir zemin ve modern bir stadyumda oynarken izledim. Kalitesini böyle bir ortamda bir tık daha arttırdı. En sonunda golünü de attı ve takımının maça ortak olmasına neden oldu.

Uzatma dakikaları ve penaltılar aslında sadece tur atlayan takımı belirledi. Çünkü elenen Gaziantep BB Spor maçı kazanmış sayılabilirdi ve mutluydu. Galatasaraylı futbolcular, o maçı artık 5-2 bile kazansa en az yarım saat daha soğukta kalacak taraftarını memnun edemez, kendilerini de aklayamazdı. Olmadı zaten. Maçın her uzayan dakikası, kaçan penaltılar bile, tribünlerin sinirlerini bozmaya yetti. Ufuk'un kurtardığı son penaltıdan sonra 5 saniyelik kısa ve toplu bir sevinç sonrası ıslıkların yükselmesi bunun en büyük işareti. Kazanmak rahatllttı ama kimseyi de tatmin etmedi.

Bu maçtan çok hikaye çıkardı. Engin Baytar, Yiğit Gökoğlan, Sabri, Umut, Galatasaray altyapısından çıkıp eski takımını turdan etmeye çok yaklaşan kaptan Cihan Can, yukarıda bahsettiğimiz Serdar.. Ama hiçbr bireysel hikaye, son iki seneyi 4 kupa ile kapatan takımın bu kadar kısa sürede dibe çakılmasından daha ilginç bir hikayeye neden olamaz. Çok ilginç bir maçtı. O yüzden böyle bir mücadeleyi tribünden izlediğim için kendimi şanslı sayıyorum. Ve aslında keyif aldığımı da itiraf ediyorum. Gaziantep BB Spor'un turu hak ettiğine inanıyorum. "Hasan Özer hoca taş gibi bir takım yaratmış".

Ve aslında içimdeki en derin düşünceyi açığa vurmam gerekirse, bu tip maçların keyfi Ali Sami Yen'de çok daha başkaydı....

Pazartesi, Aralık 24

Galatasaray 84-66 Gaziantep BB Spor




Cumartesi günü öğleden sonralarına iyi alıştık. Beşiktaş derbisi dışında 6 maçı da cumartesi günü oynadık. Bu ülkenin çalışan nüfusu büyük çoğunlukla haftada 6 gün çalışıyor. Cumartesi günü 16.00-17.00 gibi saatlerde İpekçi gibi ulaşımın da zor olduğu bir yerde maç olması taraftar sayısını azaltıyor.

Bu sorunun federasyonun veya Lig Tv'nin veye Galatasaray yönetiminin düşünmesi gereken kısmı. İngiltere Ligi'ne göre saat ayarlaması yapılınca sıkıntı oluyor haliyle. Yine de  bunlar bahane olmamalı. Taraftar da düşünmeli. Neden gelmiyorlar? Cumartesi günü çalışmayan 5.000 Galatasaray taraftarı yok mudur? Cumartesi saat 12.00'de Fenerbahçe maçı olsa kaç kişi gelir? Havanın soğukluğu çok geçerli bir bahanedir ama havanın iyi olduğu zamanları da biliyoruz. Fenerbahçe yenilgisi etkilemiş midir? 10'da 10 gidilen zamanı da biliyoruz.

9 Ocak'ta Kazan maçında salon hatırı sayılı bir kalabalığa ulaşacaktır. Videolar da paylaşılır. Ne güzel tribün yapıldığından bahsedilir. Fotoğraflar şahanedir. Kıskananlar çatlayacaktır. İstanbul tribünlerinin en büyük sorunu kendilerini çok iyi ve cefakar sanmalarıdır. Oysa cefakar olanların sayısı her tribün için 2000'i geçmez.

Gaziantep maçı saat 16.00'da olsaydı gidemezdim. Cuma akşamı, saat 17.00'ye alındığını öğrendim. Çok rahat yetişirim diye düşündüm. Zaten gitmek için artı motivasyon yaratan faktörlerden bir rakip takımda Kötü Gün Dostu Cem Akdağ'nın olmasıydı.  Cem Akdağ bu şubenin en çok saygı görmesi gereken figürlerinden biridir. Ama ne yazık ki maç başını kaçırdık. Koç için neler yapıldı bilmiyorum. Belki de hiç bir şey yapılmadı. Kafa abiler de yolunu Vakıfbank maçına çevirmiş, pankart falan hazırlandığını da sanmıyorum.

Maçın başından beri üstündük. Neyse ki, geçen seneki Antalya maçı gibi veya Beşiktaş yarı finali gibi "keşke taraftar olsaydı" diyebileceğimiz bir son olmadı. Maçı baştan sona üstün götürdük. Son dakikalarda Ender, Can Korkmaz, Doğukan, Furkan, Sertaç beşiyle mücadele ettik. Muhteşem anlardı. Biraz da üzüntülüydü. Keşke Göksenin de sağlıklı olsaydı ve Ender yerine o dakikalarda orada o oynasaydı. Ve 5 tane genç oyuncuyla parkede olsaydık. O zaman dilen sabah kadar. Göksenin'e bir kez daha üzülmemize vesile oldu.

Maçta oynayıp sayı atamayan tek oyuncumuz da Doğukan oldu. Sanırım TBL'deki ilk maçı oldu. En azından bir ihtimal yıllar sonra "ilk maçını izledik" diyebileceğiz. Bizim bunu dememiz için onun iyi bir oyuncu olması lazım. Can da 4 sayıyla ligdeki kariyer rekorunu kırdı)

Bu tip maçlarda kayıp yaşamazsak normal sezonu lider bitiririz diye tahmin ediyorum. Fakat haftaya Banvit deplasmanı çok önemli. Fenerbahçe'nin Aliağa ile; Efes'in Tofaş ile, Karşıyaka'nın da Edirne ile, yani nispeten kolay rakiplerle oynayacağını düşünürsek, bu yazıdan 4 gün önce liderken, bu yazıdan bir hafta sonra 5.sıraya düşmüş olabiliriz. Bu puan durumunda, matematikte çok da sıkıntı yaratmaz ama psikolojik olarak ufak bir yara açabilir.

Banvit'i yenelim, Hacettepe maçı da pazar günü olsun, ondan sonra ikinci yarı bambaşka bir havada yaşansın.


Salı, Ocak 24

Taş Gibi Gaziantep




- Gaziantep Belediye, taraftarı yok diye sevilmez. Ama her zaman çok iyi top oynayan takımdır.

- Yine de Gaziantep Belediye maçı izlemek zordur, çünkü tribün sesinden çok yedek kulübesindeki teknik heyetlerin sesi gelir.

- Ramazan Altıntepe ve Kenan Aslanoğlu üst düzey iki futbolcudur. Bucaspor'da kalsalardı çok farklı olurdu Buca'nın kaderi, Gaziantep gibi göz önünde olmayan bir takım yerine başka bir takımı tercih etselerdi yıldız olurlardı.

- Rize'de düşüş sürüyor. Rize her sene bunu yaşıyor. (6 maçtır kazanamıyor)

- Rize'nin son galibiyeti Karşıyaka maçı. Karşıyaka'ya atılan 4 gol. O beddualar alınmayacaktı.



- Rize her sene Gaziantep'te hüsran yaşıyor. 3 senedir 3-0 mağlup oluyorlar, düştüklerinden beri maç kazanamıyorlar.

- Çağrı Yarkın'ın oynamasına sevindim ama etkili olamadı. Mehmet Al girdi ikinci yarı.

- Ramazan Kurşunlu bu seviyede bile zorlanıyor.

- Bir de Ramazan Durdu var sahada. Rizespor'un aradığı adam hiç değil.

- Hüseyin Kalpar, Samsunspor'u lige çıkarırken bile Samsun'da sevilmedi. Rize'de bu sefer başarı gelmeyebilir.

- Serdar Deliktaş'ın golü çok güzel.


- Stat: Kamil Ocak

Hakemler: Volkan Bayarslan, Ceyhun Sezigüzel, Esat Sancaktar

Gaziantep Büyükşehir Belediyespor: Onur Bulut, Ferit, Cihan Can, Kenan (Dk. 46 Turgay), Ramazan, Ahmet Devret, Eren (Dk. 85 Mithat), Serdar Deliktaş, Samet, Onur Kalafat, Volkan Yılmaz (Dk. 65 Abdullah)

Çaykur Rizespor: Ramazan Kurşunlu, Aytek, Sezer, Engin, Çağrı (Dk. 68 Fahri), Jallow, Bikoko, Şahinali, Cenk Ahmet (Dk. 56 Caner), Ramazan Durdu (Dk. 46 Mehmet Al), Osman

Goller: Dk. 8 ve Dk. 60 Ramazan, Dk. 24 Serdar Deliktaş (Gaziantep Büyükşehir Belediyespor)

Sarı Kartlar: Dk. 18 Serdar Deliktaş, Dk. 88 Ahmet Devret (Gaziantep Büyükşehir Belediyespor)

Salı, Ocak 17

Yağmur Yetmedi




- Karşıyaka yağmurda başka oynar dedik. Bu sefer Antep yağmuru yaramadı.

- 4 senedir yenemediği Gaziantep BB'den deplasmanda 1 puan almak kötü sayılmaz sonuçta.

- Maçı Karşıyaka'dan görüyorum. Neden böyle olduysa?

- Kadro çok değişmiş. İlk yarı ile ikinci yarı arasında iki ayrı sezon gibi fark var.

- Orta sahada Cihan Yılmaz, Fatih Şen ve Erhan Şentürk. İleride Özgürcan. Koşmayan 3 adam. Bütün yük Taha'nın üzerinde.

- Verilmeyen kırmızı kart gidişatı değiştirdi.

- Hakem Bülent Birincioğlu'nun orta hakem olarak Bank Asya'daki ilk maçı.

- Mahmut Boz sırıtmadı.

- Gaziantep hayal kırıklığı bu arada. Daha iyi oynamaları gerekirdi.

- Mithat Yaşar'ı böyle bir zeminde yetek oturtmak doğru karardı bence.

- Karşıyaka kalecisi Ramazan da iyidi.

- Kötü maç değildi. Yağmurunu sesi yerine tribün sesi duysak daha iyi olurdu. Topçu da gaz olurdu

- 30. dakikada bembeyaz forması simsiyah olan Taha. Bayrak adam olsun hep Karşıyaka'da kalsın. Zaten hala Süper Lig'e gidememesi ilginç.

- Karşıyakalılar bu futbolu görüp "Umudumuz Şaban" deseler haklıdır. Maçı aldırırdı.

- Adiyah nerede?

- Otobüsü devrilen Karşıyaka taraftarlarına geçmiş olsun.

Çarşamba, Aralık 14

Atamayana Atarlar

- Önce golü atan adamdan başlayalım. Volkan Yılmaz kim?

- Kestiği adam Serdar Deliktaş, geçen yılın flaş transferi.

- Volkan ve Serdar iki devre iki gol

- İki gol arasında Kartalspor'un kaçırdığı goller ibretlik. Sezer, Gökhani Ayaz.. Biri girse..

- Tartışmamız gereken isim Besim Durmuş.

- Oyuna giren isim Ersel; 18 yaşında 2.resmi maçı

- Oyuna giren isim Selçuk; 36 yaşında bu sezon 2. resmi maçı

- Selçuk bu sezon 57 dakika forma giydi, o sahadayken Kartalspor 2 gol yedi.

- Deyvison'dan sol bek, Mehmet Uslu'dan sol açık olmaz.

- Hamza-Deyvison tandemi bozulmayacaktı, bir kere bozuldu devamında takım dağıldı.

- Fofana?

- Kürtçe maç izlemek zor, daha zor olanı saha kenarındaki herkesin bağırdığı az seyircili maçı Kürtçe izlemek.

- Mehmet Altıparmak göreve, İskender Alın takıma.

- İskender Alın çıktı içeriden, şu an boşta, 6 ay kiralık oynasın, sonra dönsün İBB'ye.

- Onur Kalafat, ligin değeri en az bilinen savunmacılarından

- Gaziantep de ligin en az hakkı teslim edilen takımlarından.

Çarşamba, Ekim 19

Antep Kebap, Adana Acı



- Kişisel olarak bir ilk; Kürtçe maç keyfi

- Ne güzel gündüz maçı, uygun saat, hafta içi. Antep'te hiç mi öğrenci yok. Tam izlenecek maç oysa. Belki stadın yeri kötüdür, bilmiyorum.

- Penaltıya sebep olan Tolgahan aslında. Elinden kaçırdı topu, boş yere korner kazandı Gaziantep. Sonra penaltıyı kurtarması artı oldu.

- Spiker Kürtçe Mithat diyor, anonsçu Türkçe Cihan Can diyor.

- "Belediye şak şak şak" diye tezahürat mı olur lan

- Adnan ne güzel gol attı.

- Ramazan Altıntepe bu ligin iyi topçularından, sürekli es geçiliyor.

- Levent Eriş iyi top oynatıyor aslında, ama pozisyona giremiyorlar. Eski Eriş takımları gibi değil.

- Bir maçta da yayının kesilmesin be TRT

- Geçen Adana-Akhisar maçında Emrah Bedir nerede dedik, bugün oyuna girdi. Kendisi 88 doğumluymuş, hala kaybedilmiş bir şey yok o zaman.

- Bülent Bölükbaşı oyundan çıkarken ıslıklandı veya ben yanlış yorumladım.

- Serdar Deliktaş, deli pres yapıyor. Severim öyle forvetleri.

- Emrah Bedir, 2 numara giyiyormuş. Arada Feyyaz yapardı bunları.

Perşembe, Şubat 3

Fikstürün Azizliği


Gaziantep BB Spor, BA 1.Lig'in en sağlam takımlarından biri, hatta belki de en sağlamı. Az bütçeyle, kısıtlı kadroyla iyi işler yapıyor. Belki şampiyonluğa oynayamadılar (belki de oynamadılar) ama hiçbir zaman da küme düşme korkusu yaşamadılar.

Her zaman, o ligin yüksek bütçeli şehir takımlarına kök söktürdüler. 2 sezondur Play-Off oynayan Karşıyaka'ya 2007'nin kasımından beri (7 maç) yenilmediler. Ç.Rizespor, Süper Lig'den düştüğünden beri Gaziantep'i yenemiyor (5 maç). Örnekler çoğaltılabilir.

Böyle bir takım mavi-beyazlı ekip. Ligdeki bu başarısını, bu sene kupayla süsledi. Türkiye Kupası'nda son 8 takım arasına kaldı ve bunu başaran tek alt lig takımı oldu. Üstelik en zor gruplardan birinde, BJK ve Trabzonspor'un olduğu grupta başardı. İkisine de yenilmedi.

Dün ise, grupta 1-0 yendiği Beşiktaş'a 5-0 mağlup oldu. Tekrar bir sürpriz yapması zordu ama 5-0 biten maçtan sonra Gaziantep BB Spor'un zayıf bir takım olduğu izlenimi ortaya çıktı. Hakkını vermek lazım.

Güneydoğu ekibi, geçen çarşamba Manisaspor deplasmanındaydı. Mutlak kazanması gereken bir maçı son dakikalarda gelen golle kazandı. Süper Lig takımını yendi, tur atladı. Hafta sonu lig maçı için Denizli deplasmanındaydı. Onları da mağlup ettiler. Ligin en güçlü takımını yendiler, Hamza Hamzaoğlu istifa etmek zorunda kaldı.

1 haftadaki 3.deplasman için de dün İnönü'ye çıktılar. Haliyle dayanamadılar. Fark açıldı. Skor yanıltmasın, Gaziantep BB Spor iyi bir takımdır.

Güzel top oynamazlar ama BA için gerekeni yaparlar. Kadro biraz daha zengin olsa üst tarafı zorlayabilirdi, bu sene onu da gerçekleştiriyor. Genelde 7-12 sıraları arasında gezen takım, bu sezon ilk 6 içine girip çıkıyor. Sezon sonu Play-Off oynarken görebiliriz.

Pazartesi, Ekim 11

Acaba?


2009-2010 sezonu. Ç.Rizespor ilk 6 hafta 3 galibiyet-3 beraberlik.12 puan ve namağlup.
7.Hafta Gaziantep BB deplasmanı, 3-0 yeniliyor. Ç.Rizespor ligde kalmayı son hafta başarıyor.

2010-2011 sezonu. Ç.Rizespor ilk 6 hafta 3 galibiyet-3 beraberlik. 12 puan ve namağlup.
7.Hafta Gaziantep BB deplasmanı, 3-0 yeniliyor. Acaba?

Pazartesi, Nisan 26

İzmir Takımı Rahat Sevmez


- İzmir insanı ne kadar rahatsa, İzmir takımları da o kadar rahatsız. Rahata ulaştılar mı birşeyler oluyor hepsine. Göztepe, Altay ve en çok Karşıyaka. Bucaspor da katıldı buna. Bucaspor, 2 hafta önce Süper Lig'e göz kırpmışken şimdi Adanaspor'u ensesinde hissediyor.

- İki maçta, iki iç saha maçında galibiyet alamamak Bucaspor'u zor durumda bıraktı.

- Gaziantep BB Spor, sevdiğim bir takım. Belki de Gaziantepliler dışında bu ülkede bu takımı seven tek kişi benim. Garip bir takım çünkü. İsimsiz topçularla oynuyorlar, kafalarına göre maç kazanıyorlar. Ve aslında iyi de oynuyorlar. Üst sıralarda yer alıp da bu takıma maç kaybetmeyen yok nerdeyse.

- Bucaspor gibi iyi organize olan bir takım ile Gaziantep BB Spor gibi iyi savunma yapan bir takım karşı karşıya gelince güzel maç oldu. Belliydi zaten.

- Bu maçta gol olmaması, Galatasaray - Bursaspor maçında gol olmaması kadar garipti. Ama asıl garip olan tıpkı 0-0 biten Galatasaray -Bursaspor maçının karşısında olan Kasımpaşa - Fenerbahçe maçında olduuğu gibi, aynı saatte başlayan Adanaspor - Kartalspor maçının da son anlarda gelen golle 1-0 bitmesiydi. Şu cümleyi baştan okumak lazım, tane tane, sakin sakin.

- Bucasporlu futbolcular İBB-Bursaspor maçındaki Bursasporlular gibiydi. Bir telaş, bir heyecan. Gaziantep Belediye de Belediye zaten.

- Konuk takımın iki oyuncusu Kenan ve Ramazan, sezonun ilk yarısında Bucaspor'da oynuyordu. Devre arasında takım değiştirdiler. Peki iyi karşılanmadılar. İkisi de oyundan çıktı. Çıkarken ıslıklandı.

- Bucaspor takımı aslında iyi oynadı ama o gol gelmedi işte. Zafer, Onur, Batdal çok gol kaçırdı. Gaziantep BB Spor ise sert oynadı. Topa sert. Çıkan bütün kartlar onlara çıktı.

- Stat: Yeni Buca

Hakemler: Özgür Yankaya, Neşet Merdin, Engin Erdem

Bucaspor: Atilla, İzzet, Mehmet Polat, Veli, Serkan, Zafer, Bekir(Dk. 90Yakup), Yılmaz, Sercan (Dk. 79 Türker), Yunus (Dk. 68 Onur), Mehmet Batdal

Gaziantep Büyükşehir Belediyespor: Bora, Osman, Cihan, Ferit, Ahmet, Gökhan (Dk. 46 Serkan), Mustafa, Kenan (Dk. 68 Mehmet), Eren, Ramazan (Dk. 82 Erhan), Serdar

Sarı kartlar: Cihan, Ferit, Ramazan, Serkan

Perşembe, Ağustos 20

1.Lig Diğer Takımlar


Diğer takımlardan kasıt, daha önce tanıtmadığım Boluspor, K.Karabükspor, Hacettepe, K.Erciyesspor, Gaziantep BB ve Konyaspor.

Kısa geçiyorum. Bu kadar değişken takımları yazmak çok can sıkıyor bazen. K.Erciyesspor ve Hacettepe öyle mesela. Kadrolar tamamen değişti. K.Erciyesspor en iyi oyuncularını yolladı nerdeyse. Bir Bikoko kaldı geçen seneden adam akıllı. Kayserispor'un kullanmadığı ne kadar futbolcu varsa buraya geldi. Hacettepe de aynı olayı Gençlerbirliği ile yaşadı.

2-3 sene evvel A.Madrid ile oynayan takım seneye TFF 2.Lig'de olabilir. Hacettepe ise herşeye rağmen Süper Lig'e çıkabilir. 2 sene evvel çıkarken yaşattıkları süpriz hala akıllarda. Taş gibi bir takım, yıldız topçusu olmasa bile bu ligde iş yapabilir. Yeter ki çatır çatır top oynasın.

Bunun en iyi örneği Gaziantep BB. Yıllardır bu ligdeler. Uzamaları mümkün değil ama kısalmıyorlar da. İsmine aşina olduğunuz topçular olmuyor. Geçen sene Galatasaray altyapısı sayesinde bizim Canlar (Cafer, Cihan, Efe Mülayim, Uğur) ordaydı. En azından onları biliyorduk. Şimdi o bile yok. Ama küme düşer mi diye sorulursa kolay kolay düşmezler derim. Belediye takımları için iyi bir örnek Gaziantep. Daha doğrusu şehir kulüpleri için. Aşağıdan çıkarılan gençlerle halı saha gibi bir yerde maç yaparak Türkiye'nin en üst 2.liginde mücadele ediyorlar. Sakaryaspor, Göztepe ve hatta bu ligdeki diğer takımlar örnek almalı.

Süper Lig'den düşen Konyaspor mesela. Her sene kadro yenile, 3 büyüklerin kaşarlarını al. Ne oldu? 6 sene boyunca sıktı bizi ve küme düştü. Uzamadı ama kısaldı işte. Şimdi kurtlar sofrasından bir daha ne zaman çıkar belli olmaz. Kadro güçlü bu lig için. Ama herşey kadro değil. Heyecansız bir takım Konyaspor. İşi zor.

Heyecanlı takımlardan ikisi Boluspor ve K.Karabükspor. Hele kendi aralarındaki maçlardaki heyecan ve gerilim izlenmeli. Kadroları çok sağlam, tribünleri çok sağlam, heyecanları en üst noktada. Çıkarlar mı? Belli olmaz. Ama çıkarlarsa da süpriz olmaz. Zaten Boluspor iki senedir Play-Off oynamış olmanın getirdiği bir hırsa sahip. Psikolojik olarak 1-0 önde. Nedense herkes Boluspor çıkar diyor.

Tribün Dergi'de yapılan ankette çıkma yolunda Karşıyaka ile beraber favori görülüyor Yarenler. Forum ahalisinin yüzde 14'ü KSK, yüzde 12'si Boluspor diyor. Tabi taraftar sayısı da etkili bu ankette. Ama misal Adanaspor, Orduspor, Giresunspor takımlara o kadar şans verilmemiş. Yani çok da sübjektif değil.

Neyse olay budur. Fazla futbolcu adı vermeden yazdık bu yazıyı. Bu sefer böyle oldu. Hafta sonu lig başlıyor. Mayıs ayında neler olacak hep beraber göreceğiz.