dortmund etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dortmund etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Haziran 7

Derin



1993-94 sezonu...

İspanya La Liga'da Barcelona ve Deportivo la Coruna şampiyonluğa çekişiyor. Sezonun son haftasına lider giren Depor, Valencia'yı yenerse şampiyon olacak. Barcelona ise kazanması halinde rakibinin puan kaybını bekleyecek.

Maçlar aynı saatte başladı. Barcelona iki kere yenik duruma düşmesine ve ilk yarıyı geride kapamasına rağmen son 20 dakikadaki üç golüyle maçı kazanmasını bildi. Deportivo için ise işler iyi gitmiyordu. Valencia kilidini bir türlü açamadılar. Karşılaşma 0-0'a kilitlendi. Buna rağmen son dakikada bir penaltı kazandılar. Fakat penaltıyı kullanan Miroslav Djukic, topu filelere gönderemedi. İspanya futbol tarihinin en büyük trajedilerinden biri o gün gerçekleşti. Günlerden 14 Mayıs'tı.

Bir gün sonra Bursaspor'u 2-0 yenen Galatasaray, Süper Lig şampiyonu oldu.

2001-02 sezonu...

Bundesliga'da Borussia Dortmund, Bayer Leverkusen ve Bayern Münih şampiyonluğa çekişiyor. 

Sezonun muhteşem takımı Bayer Leverkusen üç kulvarda yoluna devam ediyordu. Almanya Kupası ve Şampiyonlar Ligi'nde finale çıkmıştı. Ligde de sondan bir önceki haftaya lider girmişti. Önündeki Nürnberg (küme düşme hattındaydı) ve Hertha Berlin maçlarını kazanması ona yeterdi.

Fakat planlar tutmadı. Nürnberg'e 1-0 yenilip liderliği kaptırdılar. Ertesi hafta da herkes kazandı, yani Leverkusen kaybetti. Bir daha da şampiyonluğa hiç o kadar yaklaşamadılar. Hatta o maçın ardından Şampiyonlar Ligi finalini ve Almanya Kupası'nı da kaybettiler. Her şeyin başladığı gün o gündü. Günlerden 27 Nisan'dı.

Bir gün sonra Kocaelispor'u 2-0 yenen Galatasaray, Süper Lig şampiyonu oldu.

2011-12 sezonu...

Diğer hikayelerden biraz daha farklı ama kalbi zayıf olanların zorlandığı bir gün.

Manchester City, 44 senedir hasret kaldığı şampiyonluğa 90 dakika uzaklıkta. Kazanmak için sahaya çıkıyor. Premier Lig'de sezonun son haftası, rakip vasat QPR. Puan durumunda City ve Manchester United aynı puanda ama averaj City'den yana. QPR karşısında kayıp yaşamazsa şampiyon City, tökezlemesi durumunda United kazanacak kupayı.

İşler iyi de başlıyor. City öne geçiyor. Fakat ikinci yarının başınca QPR beraberliği yakalıyor, ardından da öne geçiyor. Üstelik United da 1-0 önde Sunderland deplasmanında. Etihad'da 90 dakika halen 2-1 devam ediyor. Uzatma tabelası 5 dakikayı gösteriyor. City'nin talihi de bundan sonra dönüyor. Beraberliğin bile yetmeyeceği maçta beş dakikaya iki gol sığdırıyor ve şampiyon oluyor. Manchester City için tarihi bir gündü ama aynı zamanda Premier Lig'de unutulmaz bir 90 dakikaydı. Günlerden 13 Mayıs'tı...

Bir gün önce Fenerbahçe ile 0-0 berabere kalan Galatasaray, Süper Lig şampiyonu olmuştu.


2022-23...

Yine Almanya'dayız. 21 sene önce şampiyonluğu son anda kazanan Borussia Dortmund bu sefer senaryoyu tersten yaşıyor. 33. haftada Bayern'in puan kaybıyla liderliği eline geçiriyor. Son hafta maçını kazansa şampiyon olacak. Fakat olmuyor. Bayern de son dakikada kazanıyor. Ligin düğümü bir 27 Mayıs günü çözülüyor. Borussia Dortmund son hafta şampiyonluğu veriyor.

Üç gün sonra (seçim olmasa bir gün sonraydı) Ankaragücü'nü 4-1 yenen Galatasaray Süper Lig şampiyonu oldu.

Çarşamba, Şubat 16

Yolun Devamı İstanbul Olur Mu?

Avrupa Ligi'nin son 16 turundaki eşleşmelerden biri Borussia Dortmund - Rangers...

Kağıt üzerinde sıradan bir eşleşme gibi duruyor. Mesela Barcelona - Napoli gibi ışıltılı değil. Lazio -Porto gibi dengeli de durmuyor. B.Dortmund biraz daha ağır basıyor. Yine de belli olmaz tabi. Fakat  bültende, izlenecek daha iyi eşleşmeler olabilir. 

Fakat nostalji bakımından zengin bir eşleşme. Hatta belki de diğer eşleşmelerin yanında en 'tarihi' eşleşme olabilir. Bir arka planı var. Bu iki takım Avrupa kupalarında sık sık eşleştiler. Daha önce üç farklı turnuvada dört kere rakip oldular, sekiz kez maç yaptılar.  İlk iki eşleşmede Rangers turladı, üçüncüsü 1995 Şampiyonlar Ligi gruplarına denk geldi. İki maç berabere bitti, Rangers elendi, Borussia Dortmund tur atladı.

Sonuncusu ise 1999'da...Bizim için önemli olan kısmı da burası.

Kasım ayında oynanan ilk maçı Rangers kendi sahasında 2-0 kazanıyor. İki takımda da tanıdık isimler var. Rangers'ta; daha sonra Beşiktaş'a gelecek Norveçli kaleci Thomas Myhre, Borussia'da ise daha sonra Fenerbahçe'ye gelecek Miroslav Stevic oynuyor. Ayrıca iki takımın teknik direktörleri de Dick Advocaat ve Michael Skibbe...

Şu an Rangers'ın başında olan Gio van Bronckhorst, o gün takımın sol beki. Bugün Dortmund'da parlayan Reyna'nın babası Claudio; bu sefer Rangers'ta...

Dortmund Aralık ayına sarkan rövanşta, Victor Ikpeba ve son dakikada Fredi Bobic'in golleriyle aynı sonucu, 2-0'ı yakalıyor. Haliyle önce uzatmalar, arından penaltılar geliyor. Ev sahibi avantajı böyle seri penaltı anlarında çok işe yarıyor. Son dakika golünde kalesinden çıkıp golde katkısı olan Lehmann, bu sefer üç penaltı birden kurtarıyor ve Dortmund, Westfallen'da turluyor...

İşte bizim için dikkat çekisi kısım burası. O akşam çıkan sonuç sayesinde, B.Dortmund Galatasaray'ın rakibi oluyor. Bahsettiğimiz organizasyon 1999-2000 sezonu UEFA Kupası. Bugünlerde Galatasaray için hayaller kurmak pek mümkün değil. Yani bu yolun sonu kupa finaline gitmez. Fakat ilginç bir tesadüfün ortasında da olabiliriz.

Galatasaray bu turda yok. Bir sonraki turda rakibini çekecek. Yine bir Dortmund - Rangers mücadelesinden sağ çıkan takım Galatasaray ile eşleşirse hoş bir durum oluşur. En azından bu yazı biraz daha değerlenir. Aksi halde pek bir önemi de kalmaz.


Çarşamba, Kasım 10

Kamp mı Futsal mı?

 


"Doksanların ortasındaki ve sonunda Borussia Dortmund'da teknik direktörlük yapmak zor bir görevdi. Bir grup çılgın ve tamamen farklı insandan oluşuyorduk. Her zaman alev alev yanan Matthias Sammer gibi adamlar vardı mesela. Ya da daha önceki yıllarda Serie A'da forma giymiş Andreas Möller ve Stefan Reuter gibi oyuncular... Ve tabi tatillerden düzenli olarak geç dönen, oldukça dik başlı bir Brezilyalı Julio Cesar... Ottmar Hitzfeld, bir yaz sezon başı kampını Brezilya'da düzenledi. Ve tahmin edin kim gelmedi? Julio! Onu, akşam televizyonda bir futsal turnuvası oynarken gördük."

Knut Reinhardt / Borussia Dortmundlu eski futbolcu

Cuma, Ekim 1

Tek Maçtan Yatan Kuponlar #8

Uzun süredir ihmal ettiğimiz serimizi yeniden hatırlayalım.

Hafta içi oynanan Şampiyonlar Ligi maçlarında güzel karşılaşmalar vardı. Bahisçi arkadaşlarımızın kazandığını düşünüyorum. Biz ise kazanamadık!

Oysa özellikle Salı günü  çok güzel bir kuponum vardı. Güne Ajax - Beşiktaş maçıyla başladık. Nedense bu maçta farklı Ajax galibiyeti bekleyenlerin sayısı çok fazlaydı. O nedenle 2.5 gol üstü ve MS 1 gibi seçeneklere abananlar oldu. Fakat bu seçeneklerin oranları da çok düşüktü. Farklı bir yol denemek gerekiyordu. Benim tercihim, "İlk yarıda daha çok gol olur" seçeneğiydi.

Bu tip maçlarda; yani bir takım diğerine göre daha favoriyse ve farklı kazanması bekleniyorsa iki ayrı durum gerçekleşir. Birincisi o kadar farklı bir skor çıkmaz, ikincisi farklı skor çıksa bile ilk yarıda fiş çekilir. Ben de Ajax'ın ilk yarıda daha çok gol bulup, sonrasında tempoyu düşüreceğini düşündüm. Hatta Beşiktaş da bu periyotta şok bir gol bulabilirdi ki Batshuayi direğe takıldı. Sonuç olarak 2.80'den şık bir oran geldi.

Aynı saatte başlayan diğer maçta Serie A şampiyonu Inter'in zorlu Ukrayna deplasmanında takılacağını düşündüm. Zaten Avrupa'nın devleri için Ukrayna her zaman zor bir coğrafya olmuştur. Bu sefer Shakhtar'ın ilk maçta Sheriff'e yenilmesi oranlarda değişimlere neden olmuş. Fakat zaten Sheriff'in ne kadar ters bir takım olduğu Madrid deplasmanında iyice ortaya çıktı. Yani Shakhtar için maç öncesinde kullanılan "Bu sene kötüler, Sheriff'e bile yenildiler" önermesi biraz haksızdı. Sonuç olarak karşılaşma tam bir Ukrayna deplasmanı skoruyla, 0-0 sona erdi.

22.00 seansında Leipzig - C.Brugge maçı KG Var için ideal seçenekti. Zaten kupondaki en düşük oran da bu maça aitti. Aslında ilk maçta PSG ile berabere kalan, geçen sezon grubu üçüncü bitiren, ondan önceki sezon Real Madrid'e kök söktüren C.Brugge hakkında daha cesur davranabilirdik. Fakat yine de Almanya deplasmanıydı. Dikkat ve temkini öne çıkarmak normal. 22. dakikada da hedefimize ulaştık.

Bizi üzen ise Borussia Dortmund - Sporting maçı oldu. Bu karşılaşmaya da KG Var dedik. Tamam Sporting ilk maçında fena dağıldı ve bu seviyelere henüz boyunun yetmediğini gösterdi ama Almanya'da bir gol atabilirdi. Borussia Dortmund bu maça kadar oynadığı tüm lig ve Avrupa mücadelelerinde gol yemişti. Gol yemediği maç bizi buldu. Belki ikiyi üçü bulamaması etkilemiş olabilir. 1-0'ın tehlikesi onların savunmada daha dikkatli durmasını sağladı. Maçın özellikle son kısmını izledim. Kuponun gelmesini engelleyen dramatik bir pozisyona bile giremedi Sporting. Kaleyi bulan şutu sadece 1'de kaldı. Dağ fare doğurdu resmen. Ya da güvendiğimiz dağlara kar yağdı.

Kupon çok güzeldi. 15 oran veriyordu. Tek maçtan değil adeta tek golden gitti. Pedro Gonçalves, son bir aydır formasından uzak.O geri dönene kadar Sporting'e güvenmeyeceğim. Bu da bize ders olsun.





Tek maçtan yatan kuponlar #6

Tek maçtan yatan kuponlar #7

Cumartesi, Mayıs 11

Kolej Havası


Biz bunu en son orta okulda falan yapıyorduk. Ama komik yani, yapılır...

Pazar, Kasım 6

Gelb


Belki başka bloglarda veya sitelerde görmüşsünüzdür. En kötü televizyonda illa göreceksiniz. Görün. Güzel işle yapıyorlar. B.Dortmund tribünü, buradan saygıyla izlenen tribündür. Beyaz kuru kafa iyidir ama kuru kafa daha çok St.Pauli işidir. Gelb, Almanca sarı demek. Kuru kafadan öte sapsarı tribünler daha çok hoşuma giderdi.

Perşembe, Mayıs 5

Veteran Nuri


Cuma günleri maçtan bir gün önce gençler tecrübelilere karşı bir maç yapar. Ben tam sınırdayım. Bir kişi eksik olunca tecrübelilerin tarafına geçiyorum. Teknik direktörümüz Klopp da benimle dalga geçiyor. 22 yaşında veteranlar takımında olmak biraz komik.

Cuma, Kasım 5

Kuledibi

Dortmund taraftarı, Eyfel Kulesi'nin altında. Paris deplasmanı, ismi bile tırt. Maça mı gidiyorsun gezmeye mi?

Pazartesi, Ekim 4

Klopp







Dün Trabzonspor-Beşiktaş maçı başlamadan önce ve maçın devre arasında Dortmund-Münih maçına bakındık. Jurgen Klopp hayranı iki kişiydik ve muhabbette özne oydu. Diğer arkadaşımız kendisini tanımıyordu. Daha sonra ekrana Klopp yansıdı. Durgundu. Skor çoktan 2-0 olmuştu. Klopp bilmeyen arkadaşımız "öğretmen tipli biri" dedi.






Tabi ki öyle biri değil. Veya her okulda 1 tane olan ve öğrencilerin hayat boyu unutmadığı o farklı öğretmen tiplidir. Ölü Ozanlar Derneği özentisi hocalar olur ya...




Klopp'un çılgınlıklarını ve coşkusunu seviyoruz. Dün de maçtan sonra tribünün önüne geldi. Bir Türk takımına gelse, bütün futbolcular soyunma odasına gider üçlüyü o çektirir.






Bu arada Dortmund tribünleri öyle bir zıpladı ki 2.golden sonra, deprem olur dedik şakasına. Akabinde deprem oldu Marmara'da.

Perşembe, Eylül 23

Dortmund İnandı

Her sezon başı aynı haber: Dortmund kulübü şu kadar kombine satarak rekor kırdı.
Her sezon sonu aynı haber: Dortmund'un Westfallen Stadı, doluluk oranıyla rekor kırdı.
Her sezon ortası aynı haber: Dortmund lige erken havlu attı.
Bu sezon ortası aynı haber çıkmayacak gibi.

Dortmund taraftarı şampiyonluğa inanıyor. 90'ların Avrupa Şampiyonu, bu sezon bambaşka. Zevk veren takım. Üründül tabiriyle "kollektif takım", Dilmen tabiriyle "saldıran takım", Erman tabiriyle "ısıran takım", Şansal tabiriyle "şampiyonluğun en büyük adayı".. Dortmund şehri bekliyor, uyumaz...
Bu takımın mimarı Jurgen Klopp. Klopp'u bize defalarca anlatan Borges için sağ tarafı tıklayın, illa birşeyler bulursunuz.
Dünkü 5-0'lık galibiyetten sonra bir Dortmund geleneği. Futbolcular yere çöker, tribünle kaynaşır. Bizim burada, takımı 5 dakika boyunca çağırırsın maçtan sonra; 5 kişi gelirse ne mutlu. Dortmund'da bir ritüel, bir gelenek.

Dünkü maçın açılışını ve kapanışını yapan golcü Lucas Barrios. Seviyorum kendisini.

Pazar, Nisan 11

Mainz'dan Bir Foto

Eski Beşiktaşlı Karhan ile milli futbolcumuz Nuri Şahin karşı karşıya. Yer Maniz'in Bruchweg Stadı. Kazanan Karhanlı Mainz. Golü bu sezon ilk defa gol atan Macar Adam Szalai attı. Bu gol Dortmun'un 3.sıraya yükselmesini engelledi.
Bu arada maçın hakemi de bir Türk; Deniz Aytekin.

Perşembe, Şubat 25

Ruhr Derbisi


Hatırlatalım, yarın Almanya'da derbi var. Ruhr derbisi. Borussia Dortmund, Gelsenkirschen'e gidiyor, Schalke'ye konuk olacak. Almanya'nın tribün ortamı Akdeniz gibi değil ama kuzeyliler gibi de değil. Belki de en ideali.

Fotoğrafta Dortmund taraftarları kendi sahalarındaki Schalke 04 maçı için Westfallen'e yürüyor. Maçı TRT verir herhalde. Saat 21.30'da başlayacak. İlk yarıdaki maçı konuk Schalke 1-0 kazanmıştı.

Perşembe, Ağustos 20

Otur Dinlen Başucuma


Var böyle şeyler. Tuttuğun takımın sembol oyuncusu hayatını kazanmak için yurtdışına gider. Bu hikayede dünyanın en üst düzey kulübüne gider. Sonra bir gün stada geri döner. Sadece bir maçlığına.

Hayat futbola benziyorsa şöyle diyelim. Bir kızı sevdin. Berabersin. Herşey güzel. Ama kız başka yere gidiyor. Sonra bir gün geri geliyor yanına. Sadece bir gün. Çok klas arkadaşlarıyla. Sana bakıyor. Ne konuşacaksın ki? Oturup bakışırsın sadece.

Bu takım tutmayı karşı cins ilişkilerine benzetenler için. Ben aile ile bağdaştırırım genelde. O zaman bir de şu var.

Bir kardeşin, kuzenin, canın ciğerin.. Beraber büyüyorsun, oynuyorsun, okuyorsun. Sonra o yurt dışına gidiyor. Oxford'a, Sorbonne'a falan okumaya. Sonra geri geliyor. Sadece kısa bir süreliğine. Yanında Oxford'un çıtır kızları, klas abileri(varsa tabi, İstanbul'da Oxford yoktu tabi ki bilmiyorum). Ne konuşacaksın. Oturur bakışırsın. Bir iki kahkaha atarsınız, sonra geri gider.

Zor ve dramatik anlardır. Ama güzeldir. Birşey katar adama. Şöyle bir düşündüm, bizim böyle bir anımız olmuş mu? Bir eski topçumuz gelip Kapalı'nın önüne oturmuş mu? Oturmasa bile buna benzer bir duygu yoğunluğu? Yok. 2000'den beri maça gidiyorum düzenli olarak. Aklıma gelmiyor. Gidenleri düşünüyorum, Emreler, Okanlar, Krallar, Fatihler.. Hepsi gittikten sonra çıktı Sami Yen'e. Nasıl oldukları ortada. Bir de İliçler, Mondiler var, onlar daha geri gelmedi mesela. Zor gelirler zaten. Bize nasip olmayacak böyle şeyler herhalde.

Onlarca kez bizi çıldırtan, defalarca ağzımıdan küfürlerin kaçtığı Cihan Haspolatlı mı yapar yoksa bunu bu sezon. Anca öyle olur zaten.

Bak hatırladım şimdi 100.yıl rüya maçına gelen Prekazi vardı. Ama benim için daha çok, sadece fotoğraflardan tanıdığım amca olur. Bir gün eve döner ve öyle tanışırız. Neyse, bize de nasip olur bir Metzelder herhalde, bekliyoruz.

Pazartesi, Ağustos 10

Dortmund Tribünü


B.Dortmund kült bir takım oldu artık. Sebebi 90larda kazanılan başarılar değil. Bir zamanların Avrupa Şampiyonu takımı eskisi kadar başarılı olamasa da adından hala sözettiriyor. Bunun nedeni de dolu tribünleri ve satılan kombineleri.

Artık taraftar sayılı ve tribün konulu muhabbetler açılıdığında Westfallen tayfasının adı anılmadan geçilmiyor. Bunu da hakettiler zaten.

Bu sene 100.yılını kutlayacak olan kulüp, sezon başında 50.675 kombine satmış. Kombine satışını sezon başlar başlamaz durdurdular. Resmi siteden haberi "yüzyılın rekoru" diye vermişler ana sayfada. Bundan sonra bilet satılacak. Bizde ise kombine satılsın diye eylüle kadar satış yapılıyor. Alan olmuyor.

B.Dortmund taraftarının bu heyecanı 100.yıl ile ilgili değil. Yukardaki foto geçmiş sezonlardan. Hemen hemen her maç böyle orada.