g.rangers etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
g.rangers etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Şubat 16

Yolun Devamı İstanbul Olur Mu?

Avrupa Ligi'nin son 16 turundaki eşleşmelerden biri Borussia Dortmund - Rangers...

Kağıt üzerinde sıradan bir eşleşme gibi duruyor. Mesela Barcelona - Napoli gibi ışıltılı değil. Lazio -Porto gibi dengeli de durmuyor. B.Dortmund biraz daha ağır basıyor. Yine de belli olmaz tabi. Fakat  bültende, izlenecek daha iyi eşleşmeler olabilir. 

Fakat nostalji bakımından zengin bir eşleşme. Hatta belki de diğer eşleşmelerin yanında en 'tarihi' eşleşme olabilir. Bir arka planı var. Bu iki takım Avrupa kupalarında sık sık eşleştiler. Daha önce üç farklı turnuvada dört kere rakip oldular, sekiz kez maç yaptılar.  İlk iki eşleşmede Rangers turladı, üçüncüsü 1995 Şampiyonlar Ligi gruplarına denk geldi. İki maç berabere bitti, Rangers elendi, Borussia Dortmund tur atladı.

Sonuncusu ise 1999'da...Bizim için önemli olan kısmı da burası.

Kasım ayında oynanan ilk maçı Rangers kendi sahasında 2-0 kazanıyor. İki takımda da tanıdık isimler var. Rangers'ta; daha sonra Beşiktaş'a gelecek Norveçli kaleci Thomas Myhre, Borussia'da ise daha sonra Fenerbahçe'ye gelecek Miroslav Stevic oynuyor. Ayrıca iki takımın teknik direktörleri de Dick Advocaat ve Michael Skibbe...

Şu an Rangers'ın başında olan Gio van Bronckhorst, o gün takımın sol beki. Bugün Dortmund'da parlayan Reyna'nın babası Claudio; bu sefer Rangers'ta...

Dortmund Aralık ayına sarkan rövanşta, Victor Ikpeba ve son dakikada Fredi Bobic'in golleriyle aynı sonucu, 2-0'ı yakalıyor. Haliyle önce uzatmalar, arından penaltılar geliyor. Ev sahibi avantajı böyle seri penaltı anlarında çok işe yarıyor. Son dakika golünde kalesinden çıkıp golde katkısı olan Lehmann, bu sefer üç penaltı birden kurtarıyor ve Dortmund, Westfallen'da turluyor...

İşte bizim için dikkat çekisi kısım burası. O akşam çıkan sonuç sayesinde, B.Dortmund Galatasaray'ın rakibi oluyor. Bahsettiğimiz organizasyon 1999-2000 sezonu UEFA Kupası. Bugünlerde Galatasaray için hayaller kurmak pek mümkün değil. Yani bu yolun sonu kupa finaline gitmez. Fakat ilginç bir tesadüfün ortasında da olabiliriz.

Galatasaray bu turda yok. Bir sonraki turda rakibini çekecek. Yine bir Dortmund - Rangers mücadelesinden sağ çıkan takım Galatasaray ile eşleşirse hoş bir durum oluşur. En azından bu yazı biraz daha değerlenir. Aksi halde pek bir önemi de kalmaz.


Çarşamba, Eylül 30

Ibrox Deplasmanı


Avrupa'da grup aşamalarına doğrudan katılan iki Süper Lig takımı vardı. Başakşehir ve Sivasspor'un yanına sadece bir takım ekleme ihtimalimiz kaldı. O da Galatasaray'ın İskoçya deplasmanında Glasgow Rangers'ı yenmesine bağlı. Hatta bu seneki statü nedeniyle gerçekten de yenmesine bağlı. Yani beraberlik falan kurtarmaz, en fazla uzatır. Gerçi bu da biraz sıkıntılı bir konu. Pandemi nedeniyle bu aşamaların tek maç üzerinden oynanması anlaşılır. Fakat neden tarafsız saha değil? Hadi aynı gün oynanacak onlarca maç için tarafsız saha ayarlamak kolay değil diyelim. Neden beraberlikte deplasmanda oynayan tur atlamıyor? Hani deplasman golü kuralı?

Artık bunları tartışacak konumda değiliz. O yüzden  rakibimizi tanıyalım. Rakibimiz Rangers, uzun zamandır eski günlerinden uzaktaydı. Maddi sorunları nedeniyle 2012'de 3.lige düşürülmüştü. Çabuk toparladı, 2016'da lige geri döndü ama henüz şampiyon olamadı. Yakın tarihte yaşanan bu sorunlar, İskoçya Ligi'ne fazla aşina olmayan Türk futbolseverler için bir yanılgıya sebep olabilir ve Rangers nispeten kolay bir takım gibi gözükebilir. Fakat kesinlikle değil. Hatta Celtic'e biraz daha sempati duysam da son dönemde Rangers'ın daha dikkat ekici bir takım olduğunu belirtebilirim.

En basitinden Rangers'ın güncel durumu bile zorluk çıkarmak için yeterli. Nedir o durum? Mart ayında İskoçya Ligi sona erdi. Yani Covid nedeniyle lig kapandı. Bu da yazın Rangers'ın sahalara dönmesini engelledi. Şöyle anlatalım; Galatasaray Haziran ve Temmuz aylarında sahaya çıkıp maç yaparken, Rangers dinlendi, yavaş yavaş idmanlara başladı ve düzgün bir şekilde yarışmaya geri döndü. Galatasaray ise önce uzun bir araya girdi, ardından kısa sürede idmanlara başlayarak tekrar sezona döndü, sezon bittikten sonra da hem sağlıklı bir kamp dönemi geçirmeden hem de transferlerin uyumunu sağlayacak kadar resmi maç yapmadan bugüne geldi. Rangers ise Ağustos'tan beri maç yapıyor.

Rangers'ı geçen sezon çok izledim ama bu sezon çok verimli bir şekilde bakamadım. Fakat özetlerden anlaşıldığı kadarıyla oyun karakterleri pek değişmemiş gibi. Steven Gerrard, Rangers'ta beklediğimden daha iyi bir teknik direktörlük başlangıcı yaptı. İskoçya'da üçüncü sezonuna başlıyor. Üç sezondur takımın aşama kaydettiği aşikar. İlk sezon dört eleme turu geçip Avrupa Ligi'nde gruplara kalmıştı. Devamında gruplardan çıkamamıştı. Geçen sezon yine dört eleme turu geçti, sonra gruptan çıkmayı başardı ve bir tur geçip çeyrek finalin kapısından döndü. Bu sezon ise çıtayı aşmak isteyecektir. Tabi lig daha öncelikli hedef ve oraya da hiç de uzak değiller.

Rangers geçen sezon savunmasıyla dikkat çekiyordu. İskoçya Lig sona erene kadar 19 gol yemişti. Belki orası ölçü sayılmaz ama Avrupa Ligi'nde de sezon boyunca oynadıkları 18 karşılaşmanın  9'unu gol yemeden bitirdiler.  Bu sezon da iki eleme maçında (ikisi de deplasman) 9 gol atıp gol yemediler. Tamam rakipler belki çok güçlü değildi ama mesela Galatasaray benzer rakiplere karşı aynı performansı gösteremedi.

Az gol yiyen savunma hatlarının en çok öne çıkan yeri tandemleridir. Fakat ben Rangers'ın en çok beklerini beğeniyorum. Sağda James Tavernier, solda Borna Barisic çok etkililer. Özellikle Barisic'in hem duran topları hem de akan oyunda asistleri çok takım içinde fark yaratıyor. Rangers'ın kalesinde ise tanıdık bir isim var. Eski Beşiktaşlı Allan McGregor, ülkemizde eleştiri yağmuruna tutulmuştu ama İskoçya'da oldukça başarılı bir dönem geçiriyor. Şu an 38 yaşında ve takımın en yaşlı iki isminden biri. Diğeri de Premier Lig tarihinin önemli golcülerinden Jermain Defoe

Defoe, kankası sayılacak Gerrard'ın teklifini kabul ederek İskoçya'ya geldi. Çok korkmaya gerek yok. Genelde yedekten geliyor. Eskisi gibi değil. Geçen sezon 20 maçta 13 gol attı. 6 tanesi iki maça denk geldi. Fakat Kolombiyalı golcü Alfredo Morelos çok tehlikeli. Geçen sezon lig ve Avrupa'da 26 gol attı. Henüz 24 yaşında. Ben bu yaz transfer yapacağını tahmin etmiştim ama Rangers'ta kaldı. Böylece iki farklı kuşaktan iki Kolombiyalı Falcao ve Morelos'u karşı karşıya izleyeceğiz. Gerçi Morelos milli takımda çok tercih edilmiyor ama olsun. Onun için de ayrı bir hırs nedeni olabilir bu eşleşme...

Öte yandan Gerrard'ın Liverpool altyapısından getirdiği Ryan Kent de her geçen gün üzerine koyarak ilerliyor. O da bu sezona iyi girdi. Aslında Rangers iki senedir savunmayı sağlam tutan, orta sahada iyi basan hücumda ise işi rakiplerinin maç içinde pes etmesine bağlayan (ve Morelos'un gol yeteneğine) bir takım. Bunun nedenlerinden biri yaratıcı oyuncu konusunda eksik olmalarıydı. Belki de o noktayı kapamak adına Ianis Hagi'yi transfer ettiler. Geçen sezon lig devam etseydi Ianis, takımına daha çok uyum sağlar ve belki oyun liderliğini de alabilirdi. Henüz bu konuma gelemedi.

Peki bizi nasıl bir maç bekliyor? Galatasaray kesinlikle Rangers'tan daha yetenekli bir takım. Belhanda, Feghouli gibi isimleri bile bir kenara bıraksak, Rangers'ın Taylan kadar ayağı kadar düzgün oyuncusu çok yok. Fakat tempo, fizik gibi faktörler devreye girdiğinde Rangers büyük üstünlük sağlayabilir. Bu noktada Etebo'nun kendini kanıtlama, kendi gösterme veya kendini tanıştırma maçı olabilir. Rangers orta sahasında Kamara, Davis, Arfield gibi hiç durmayan oyuncular var. Bu üç oyuncu için, teknik açıdan değil ama ciğer olarak üç tane Gerrard diyebiliriz. Galatasaray'ın bu bölgede üstünlük kurması zor olacak. Fakat imkansız değil. Top oynaması yeterli. olur. Yani oyunu bir kavga ortamından çıkarıp; ki Rangers bunu isteyebilir, top oyununa çekmesi gerekiyor. Bunun için de 90 dakika dinç kalması önemli. Bu aradan kavgadan kastımız çirkeflik değil, sert bir mücadele...

Benim tahminim az gollü bir maç olacağı yönünde. Hatta normal sürede bir 0-0 hissediyorum. Fenerbahçe maçının bu düşüncemle alakası yok. Geçen perşembe eşleşme ortaya çıkınca kafamda beliren bu oldu. Belki 2000 yılındaki maçtan aklımda kalmıştır. Şampiyonlar Ligi'ndeki eşleşmede de iki takım benzer tarzlara sahipti. Her iki takımın da kalitesi daha yüksekti ama Rangers daha savaşçı, Galatasaray daha yetenekli bir takımdı. Mücadele de 0-0 sona ermişti. Yine benzer bir skor çıkabilir. Hatta faullü, çok sert bir maç da olabilir. Daha doğrusu Rangers'ın sert oyununa adapte olamayan Galatasaraylı futbolcular ayarı kaçırabilir. Bu konuda da özellikle Belhanda'dan yana endişelerim var. Yine de Galatasaray sakin kalırsa, 90 dakika içinde bir gol bularak işi uzatmadan eve dönebilir. Hajduk maçının gidişatı gibi bir karşılaşma ortaya çıkabilir.

Sonuç olarak sert, kıran kırana, bana göre keyifli ama çoğu kişiyi tatmin etmeyecek bir maç bizi bekliyor. Ibrox deplasmanları zor ve serttir ama o zorluğun en büyük sebebi olan taraftarın olmaması da bir avantaj. Ama televizyondan izleyenler gerçek bir 'tamam-devam' maçı izleyecek. Gruplar belli olmadan hemen önce turun hakkını verecek bir eşleşme...

Kısmetse, Ekim ayında da Galatasaray'ın gruptaki rakiplerini analiz edeceğimiz bir yazıyı buraya ekleriz.

Pazar, Ocak 12

Gerrad Hoca'nın Sevinci


Güncel bir video değil ama blogda yerini alsın. 

2019'un son günlerinde Celtic ile Rangers karşılaştı. Tarihin en eski derbilerinden. Gönlümüz Celtic'e biraz daha yakındır. Tamam; bu günlerde Türkiye'de Celtic sevmek pek hoş karşılanan bir durum değil ama olsun. Rengimizi belli edelim. 

Son derbide istediğimiz ve hatta beklediğimiz sonuç çıkmadı. Rangers, dokuz sene aradan sonra deplasmanda Celtic'i yendi. Bunu başaran kadronun başında da Steven Gerrard var. Gerrard'ın galibiyet sevinci görülmeye değerdi. Genelde böyle 'karizma' futbolcular teknik direktör olduklarında daha ağır başlı görüntü çizerler. Gerrard pek öyle değil. Maçın son düdüğü geldikten sonra kopuyor adeta. Büyük bir boşalma. O maçın atmosferine uygun olan da bu zaten. Ezeli rakibini dokuz sene aradan sonra deplasmanda yeniyorsun. Üstelik o dokuz sene içinde ne badireler var... Gerrard gibi 'yeni' bir teknik direktör için de oldukça değerli bir galibiyet. Belki de kısa kariyerinin en önemli anıydı...

Aslında Celtic favoriydi. Ligde lider, bu sezon Avrupa Ligi'nde de iyi işler çıkarıyorlar. Kendi sahalarında Rangers'ı yeneceklerini düşünüyordum. Bu maçtan yaklaşık 3 hafta önce oynadıkları Lig Kupası finalinde de kazanan Celtic olmuştu. Gerçi o maça hakem kararları ve Rangers'ın kaçırdığı penaltı damga vurmuştu. Hatta Rangers'ın o gün daha iyi oynadığını bile söyleyebilirdik. Fakat Celtic'in sahasında oynanacak lig maçında ev sahibi galibiyete daha yakındı.

Fakat Rangers gerçekten iyi oynadı. Gerçi bu sefer de Celtic penaltı kaçırdı. Daha doğrusu Beşiktaş'tan tanıdığımız Allan McGregor kurtardı. Steven Davis'in de çizgiden çıkardığı bir top var. Sonuç olarak kazanan Rangers oldu. İki Hırvat (yani büyük ihtimalle Katolik) Katic ve Barisic maçı Rangers'a getirdiler.

Steven Gerrard taş gibi bir takım kurdu. Şu an maç eksiğiyle ikinci sıradalar. Son şampiyonluğunu 2011'de yaşayan Rangers, son 10 yılda çok zor zamanlar geçirdi. 2011'den beri ciddi bir kupa kazanamadı. Mali nedenler nedeniyle küme düşürüldü. Bütün ligleri tek tek yeniden tırmanmak zorunda kaldı. Yeniden en yukarıya döndü. Ve şimdi şampiyonluk ateşini yakmış durumda. Aslan payı Gerrard'ın. Liverpool taraftarlarının Celtic ile arası iyidir ve Rangers'ı da pek sevmez ama....

Bu arada videoya güncel değil dedik ama bu maçtan bu yana iki takım da sahaya çıkmadı. İskoçya Ligi'de tatilde. Ligler 10 gün sonra başlayacak. Yani tam olarak bu noktadan. Sonu merakla bekliyoruz.

Pazartesi, Nisan 25

Oğlan Bizim Kız Bizim


İnsan niye böyle bir atkı yapar anlamak mümkün değil. Size ne Prens'ten, Kate'den. Bu Rangers tribünü de ilgin bir kalabalık.

Pazartesi, Ocak 3

Ibrox Faciası


İskoçya futboluna ilgim yok. Celtic-Rangers rekabeti bile çok az ilgimi çeker. Dün iki takım karşılaştı, maçın sonucuna bugün baktım.

Maçtan öte, Rangers'ın bundan 40 sene evvel yaşadığı acı bir trajidinin dün yıldönümü olması daha çok ilgimi dikkatimi çekti. Ayrıntılar burada.

Ranger takımı eski tarz formalarıyla, kenetlenerek sahaya çıkmış. Celtic tribünü yine atkı şovuyla maça başlamış.

Rangers, yine 2 Ocak günü acı yaşadı. Orada derbi atmosferi yoğun. Ibrox'da Celtic'e yenilmek büyük şok. Golleri Yunan Samaras atmış. Manken topçu ekolünden, kansız olarak itham eden çoktur.

Perşembe, Eylül 30

İş Zora Girdi


- Bursaspor'un hedef maçıydı yazık oldu.

- Rangers'ı Bursa'da yenmek bile artık yetmeyebilir, en azından ekstra 1 puan almak lazım.

- Bursaspor'un sıkıntısı yabancılarda olabilir. Çok etkisizler. Insua saman alevi, Ergiç ve Batalla (geçen sezondan beğensek de) çok güçsüz, Nunez durgun, Svensson çok yabancı.

- Hatta Svensson o kadar yabancı ki, bazen onu rakip takım topçusu sanıyorum.

- Bursaspor 2 maçta da aynı dakikalarda gol yedi. 15-20 arası. Kilit bu bölümde çözülüyor.

- Wederson bence takımın iyisiydi ama o kadar da iyi değildi.

- Rangers hiç iyi top oynamadı.

- Rangers kaptanı David Weir; 40 yaşında. Tipine bakınca akla şu geliyor: Glasgow'da şehir merkezine uzak bir yerde yaşıyor. Evli ve 3 çocuk babası. Gündüzleri fabrikada çalışıyor, akşamları maça geliyor. En büyük hobisi mahallenin pubında arkadaşlarıyla 2 bira yuvarlamak.

- Bursaspor'un grubunda toplam atılan gol sayısı 6. Dün birçok grupta atılan gol sayısı bile bu sayıdan fazla. Buradan ne çıkarabiliriz. Sanırım tek bir gol çok şeyi belirler diyebiliriz ve Bursaspor dün o golü yedi.

- Gol tam Türk takımının Britanya'da yiyeceği gol.

- Volkan Şen bir önceki Valencia maçından daha verimliydi bence. Ama fiziksel olarak yetersiz kaldığını düşünüyorum.
- Turgay Bahadır bu takımda adı ilk yazılacak isim olmalı.

Çarşamba, Kasım 25

Sıçtın Mavisi


G.Rangers destan yazmaya devam ediyor. Facebook'ta çok popüler olan bir grup ismi, sıçtın mavisi. Resmen Rangers için söylenmiş. Bu sezon gerçekten sıçtı maviler. En çok da kaleci Allan McGregor. Duruşundan belli zaten.