Futbol yazmak istemiyorum ama burayı boşlamak da istemiyorum. Futboldan değil ama Türkiye'nin yapay futbol gündeminden sıkıldım. Son iki senede yaşananların doğal sonucu. Parklarda, halı sahalarda oynanan maçlar daha ilgi çekici. Aslında Süper Lig de ilgi çekici, izlenmeyecek gibi değil. Yeter ki izleyelim konuşulmasın. 2 aydır konuşuyoruz artık izlemek lazım.
Sıkıcı yaz dönemini futbolla dolduran organizasyonlardan biriydi U-20 turnuvası. Çoğu maçı izledim. İlk maçtan itibaren gözüme giren bir eleman vardı; Irak'ın sol beki Ali Adnan. Çok büyük futbol keşifleri yaptığımı iddia etmeyeceğim. Sadece bu adamın futbolu gözüme hoş geldi. Halı sahalarda sol bek oynamış biri olarak hayran kaldım. Çok eksiği vardı, o da göze çarptı ama benim için önemli değildi. Adam basıp gidiyor, şut çekiyor, çalım atıyor... Can Mutlu'nun koyduğu lakabla tam bir Bağdat Treni... Arkaya çok fazla adam kaçırıyor ama adamın peşinden de koşuyor. Tam mahalle topçusu gibi. Böylelerini seviyorum. Bazıları buna vasatlık diyor. Olsun.
Irak yarı finale kadar yükselince, turnuvanın sonuna kadar gündemde kalabildi. 7 maç oynadı. En sonunda adı Galatasaray ile anıldı. Fakat yabancı sayısı ona engel oldu. Hasan Şaş, "Bonservisi pahalı geldi" dedi, Rizespor 650.000 ödeyerek bonservisini aldı. Belki 1-2 sene sonra, yabancı sayısı sıkıntı olmadığı bir sezonda kadroya dahil ederiz.
Merakla bekliyorum. Acaba Süper Lig'de nasıl oynayacak? Irak Ligi nasıl bir lig onu da bilmiyoruz. Tam bir kapalı kutu benim için. Ç.Rizespor'un başında Rıza Çalımbay'ın olması da soru işareti. Oyunu kendi yarı sahasında kabul eden bir teknik adam. Eskiden beklerin çıkmasına izin vermezdi. Bu nedenle Ali Adnan'dan bir fayda göremez. Ama Sivasspor'daki gibi kontratak futbolunu tercih ederse büyük fark yaratabilir.
Lig başlasın, maç izleyelim artık.
