selçuk yula etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
selçuk yula etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Ağustos 9

Ölüm Gelince Kavga Biter


Selçuk Yula'yı son 10 yılda sevmek mümkün değildi. Buraya gerçek hisler dışındaki cümleleri yazmak şık olmaz. Ekranda konuşurken veya gazetedeki yazısını okurken tansiyonumuzu çok fırlatmıştır. Kendisinden nefret ettirmiştir, sinirlendirmiştir. Bizim yaşımızdakilerin onunlar ilişkisi böyleydi. O bir şey söyler, o bir şey yazar biz de ona tepki verirdik. 

Bizden öncekiler ise onun gollerini izlediler. Biz onu daha farklı tanıdık ve o yüzden pek sevemedik. Ama ölüm gelince bütün kavgalar, çekişmeler, hırslar sona erer, sona ermeli.

Selçuk Yula güzellemesi de yapacak değilim. Sevilmesinin en büyük nedeni olan futbolculuğunu izlemedim. Biraz Sarıyer dönemini hatırlıyorum. Daha sonra Galatasaray'a gelmiş ama hiç fark etmemiştim. Süper Baba'da oynadığı bölümlerle çok sevmiştim. Zafere Kaçış'taki Pele gibiydi Çengelköy'de... Daha sonra, nasıl olduysa o temiz mahallenin fedakar futbolcusu, mahalleden ayrılıp, çirkin ve nefret dolu "futbol ailesi"ne katıldı.

Bugün sosyal medyada ona küfürler ediliyor. Yanlış yapıyorlar bana göre ama onlara laf anlatmak durumunda değilim. Onların her şeyin en iyisini bilen kuşağın neferleri. Savaşı sürdürmeyi erdem sanıyorlar. Belki de bilerek yapıyorlar. Bilerek böyle konuşuyorlar... Böyle cümleler kullanacaklar ki, ait oldukları camialar tarafından daha çok sevilsinler. Bunları kovalıyorlar. Bunun için ölüye saygı göstermiyorlar. Vefat edenin ailesini ve sevenlerini ciddiye almıyorlar. Hatta belki de kendi ailelerini bile düşünmüyorlar. O kesimi görünce üzülüyorum ama ne yalan söyleyeyim şaşırmıyorum da... Bu ortamın oluşmasında Selçuk Yula'nın da çok payı vardı.

Selçuk Yula öldüğünden beri anılıyor. Ama ne yazdığı yazıları ne yorumlarını hatırlıyoruz. Televizyonlarda, internet sitelerinde varsa yoksa golleri, maçları. Bordeux maçındaki golünde en son andaki vites yükseltmesi üzerine konuşuyoruz. Galatasaray'a transferi. Eski fotoğrafları, maçları... O bir futbolcuydu. Birçok çocuğun isim babası. Hatta belki Selçuk İnan'ın bile. Neden olmasın, İnan, Yula'nın en iyi zamanlarında dünyaya gelmişti. Birçok çocuğun mahalle maçlarındaki idolüymüş. O bir futbolcuydu. Sonra spor yazarı olmayı seçti. Ve çirkinleşen, bizi uzaklaştıran, bizi birbirimize kırdıran ortamın bayrak taşıyan ilk ismi oldu.

Şimdiki futbolculara ders olur mu acaba? Türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi forvetlerinden biri, ölürken bir kesim tarafından kötü hatırlanıyor. Futbolu bıraktıktan sonra çizeceğiniz kariyer çok önemli. O kariyeri sadece kendiniz için değil, aileniz ve sizi sevenler için de çiziyorsunuz.

Ve aslında futbolcuların asıl görevi, bu kalpleri nefretle dolmuş gençlerin içindeki öfkeyi söndürmek olmalı.. Bunu nasıl yapabilirler bilmiyorum ama bunu sadece futbolcular gerçekleştirir. Ne yöneticiler, ne spor yazarları, ne tribün liderleri... Bu oyuna yön verecek ve oyunun güzelliğini koruyacak tek grup futbolculardır... Oyunun gerçek sahipleri, bu oyunu bize tekrar sevdirirlerse, kendileri de herkes tarafından iyi hatırlanacaktır.

SELÇUK YULA'NIN EN GÜZEL MAÇI

Çarşamba, Eylül 2

Caner Erkin'in Tuttuğu Takım

Galatasaray'ı 30'unda sevmeye başlayan ile çocukluğunu Florya'da geçiren.


Galatasaray taraftarı geçen sezon, hatta 2001-2009 arası diyelim, bir sınav vermiştir. Sınavın sonuçları daha açıklanmadı. Rijkaard sene sonunda notu açıklayacak. Notu veren o değil ama.


Caner Erkin artık Galatasaray futbolcusu. Transfer kesinleştiği günden beri ise gündemde olan konu Caner Erkin'in tuttuğu takım. Selçuk Yula, benim izlemediğim bir programda demiş ki, "Caner Erkin'in Fenerbahçeli olması Galatasaray taraftarının içine nasıl sinecek bilmiyorum. Kulübü faks yağmuruna tutmaları lazım" Ateşi de bu sözler yakmış. Sağda solda konuşulmasının nedeni bu.


Galatasaray taraftarı en büyük hatayı 90lı yılların başında Selçuk Yula transfer olduğunda kulübü faks-mektup yağmuruna tutmadığı için yaptı zaten. Fenerbahçe'yi tutan bir futbolcunun Galatasaray'da oynaması, Galatasaray'dan ekmek yemiş adamın haftada 4 defa Galatasaray'a sallamasından daha büyük bir yanlış değildir üstelik. Selçuk Yula'ya katlanabiliyorsak Caner'e hayli hayli katlanabiliriz.


Geçelim. Bu yazıyı daha önce yazacaktım ama konu uzamasın diye vazgeçmiştim. Bugün Hasan Şaş'ın Emre Belözoğlu hakkında söylediklerini okuyunca ikisini birleştirmek istedim. Hemen bir copy-paste. "Futbolcular olarak kendi aralarında hangi takımı tuttuklarını paylaştıklarını belirten Hasan, Galatasaray'da parlayıp Avrupa'ya giden, oradan Fenerbahçe'ye transfer olunca "Fenerbahçeliyim" diyerek sarı kırmızılı taraftarla tarafından tepki gören Emre Belözoğlu'nun aralarında yaptıkları konuşmalarda kendisine Fenerbahçe'yi tuttuğunu söylediği ifade etti."


Galatasaray camiasının hassas noktası Florya gençliğidir. Mümkün olsa 11 paf takım futbolcusu çıksın oynasın ister. Öz be öz çocuklarımız gözüyle bakar. Anadolu'ya kiralık giden topçu ne yapmış diye bir sene o takımın maçları takip edilir. Çünkü onlar çekirdekten Galatasaraylı, onlara ilgi alaka göstermeliyiz diye düşünülür. Bugün en çok eleştirilen isim olan Mehmet Güven takımdan gidince bile Galatasaray taraftarı, "gitti kurtulduk" yerine "keşke böyle olmasaydı" diye düşünüyor.


Ama son yıllarda verilen sınavda olduğu gibi bazı şeyler değişiyor. Son yıllarda sırtımızı hançerleyen isimlerin çoğu Florya kökenli. Emre Belözoğlu, Fatih Akyel, Okan Buruk, sevgimizi saygımızı azaltsada tamamen kaybetmeyen Bülent Korkmaz... Özellikle ilk üçü için şunu demek mümkün. Florya'nın sahalarında futbolu öğrenebilmişler ama Galatasaraylılığı özümseyememişler. Bereketli toprakların laneti diyelim buna.


O yüzden artık Florya'dan çıkanlar çok heyecanlandırmıyor. Suç onlarda değil öncekilerde. Ve artık saygıyı gören isimler daha başka. Servet Çetin, Harry Kewell, Hakan Balta gibi isimler. Galatasaray ile 25-30 arası yaşlarda tanışan yabancılar, veya resmi dergiye "ben Galatasaraylı değilim, aldığım paranın hakkını vermektir çabam" diyen Servet Çetin gibilerdir.


O yüzden sanıldığı gibi Caner Erkin'in Fenerbahçeli olması veya olmaması hiç önemli değildir, olmamalıdır. Emre Belözoğlu gibi Galatasaraylı olacağına, Servet Çetin gibi Galatasaraylı olmasın. Aldığı paranın ve giydiği formanın hakkını verdikten sonra Galatasaray taraftarı faks yağmuruna tutacaktır Galatasaray kulübünü böyle bir futbolcu transfer edildi diye. Yeter ki Şaziye gibi olmasın.

Çarşamba, Ocak 14

Siyaha Beyaz Demek


Bugüne kadar çok yazıldı, çok tartışıldı. Türk Spor Basını'nda bir ekol oldu Selçuk Yula. Seveni çok, sevmeyeni daha çok. Amigo yazar denince akla ilk o geliyor. Bu kadar çok sevilmemesinin nedeni söyledikleri veya tarzı değil. Çünkü onun gibi olan onlarca köşe yazarı var. Ama hiçbiri hem Fenerbahçe hem Galatasaray forması giymedi.

İki takımın formasını giyen birinden iki takıma da eşit uzaklıkta olması beklenir. Ekmek yenilen camialar muhabbeti. Veya Tanju gibi birine gönülden bağlı olduğu söylenir ama diğerine de mesafeli yaklaşılır. Oysa Selçuk Yula Fenerbahçe'yi göklerde uçururken, Galatasaray'ı yerden yere vuruyor.

İşin acı tarafı Selçuk Yula'nın Galatasaray veya Fenerbahçe konuşmadığı zaman çok akla yatkın cümleler kurması. Yani futbolculuğundaki gibi yine yeteneğe ihanet etme durumu var.

Bugün FB TV'de konu Guiza idi. Programdaki arkadaşı Cem Arslan Guiza'yı beğenmediğini söyledi. Selçuk Yula ise beğeniyor. Bu tartışma sezon başından beri ikili arasında güncelliğini koruyor. Bugün Selçuk Yula "zaten taraftarın yüzde 95i senin gibi düşünüyor" dedi. Cem Aslan ise ona "sen niye yüzde 5lik kısımdasın?" diye sordu.

Selçuk Yula kinaye mi yaptı yoksa bilemden bir itiraf mı bilmiyorum. "Türkiye'de siyaha beyaz dersen ünlü olursun" dedi. Kral önemli bir adam. Takip etmeye devam. Ona el yazısıyla mektup yazan Metin Abi'ye selamlar olsun.