Unics kazan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Unics kazan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Ocak 18

Şemsiye Tersine Döndü


- İnsan değilsin Domercant.

- Bize karşı İstanbul'da oynadıkları maçta hissettirmeden yenmişlerdi. Bu sefer çok sağlam geri döndüler.

- Domercant gibi adamlar lazım, Mrsiç gibi adamlar, El Amin gibi adamlar.

- Spahija için tehlike çanları.

- Akşam yemek öncesi maçları, güzel.

- Bogdanoviç ilk yarıda büyük oynadı.

- İkinci periyot Fenerbahçe çok üst düzey oynadı. Zaten maçı ilginç kılan da bu.

- Kazan'ın salonu sempatik. Ama çok boş. Tribündeki kızlar, molada çıkanlardan daha güzel.

- "Mola aldı Paşutin" kulağa hoş gelmiyor.

- Veremeenko, Sarasenko.. Bunları güzel isimer.

- Galatasaray'ın çocuğu Wilkinson.

- 3. periyotta Kazan'ın attığı 29 sayı. Yuh

- Vidmar'ı hiç beğenmedim. Ukiç arandı.

- Başlık için tıks

Cuma, Aralık 2

Kazansaydık İyidi




- Şöyle diyelim, siz (yani normal insanlar) Pazartesi günü saat 10'da ofiste maç izliyorsunuz. Öyle bir maçtı benim için.

-Hafta güzel başlasın diye, güzel devam etsin diye oturduk olmadı.

- Maddi manevi hitiyacımız vardı.

- Kazan, keyfimizi ilk maçta da bozmuştu.

- Geçen seneki Rytas gibi olacaklar herhalde.

- Takım kötü oynasın bazen olur böyle ama Siena maçında yenilseler bile son topa kadar.

- Zaza'yı böyle uğurlamak da kötü.

- Tribündeki Rus kızlarının yanındaki yamuk herifler.

- Gordon'un savunması, Shipp'in görev adamlığı, Shumpert'ın kritik üçlükleri. Yine de iyisiniz.

- Andriç toparlan kardeşim.

- Lakoviç kendini toparlıyor sanki.

- Takım savunma yapa yapa hücum yapmayı unutuyor.

Cuma, Ekim 28

Galatasaray 64-68 Unics Kazan



Bu maçın hikayesi daha farklı.

Geçen seneki Pepsi Caserta maçını, 2 sene öncesinin Dexia Mons maçını, Torino'da Uleb Cup'ı hatırlayanlar bir yana, bir dönem sonunda " lan bu sene Avrupa Kupası oynayacakmışız" dediğimiz yıllar diğer yana. Ve uzun yıllar sonra beklenen maç.

Abdi İpekçi'nin bizim için bu hale geleceğini tahmin edemezdim. Geçen sene bu aylarda beddua okurken, şimdi severek, isteyerek maç oynamadığımız zaman özleyerek salona gidiyoruz. Galatasaray Euroleague maçı oynuyor. Şaka gibi ama gerçek.

İşin acıklı tarafı yenilmek değil. Geçen sene Fenerbahçe ve Banvit maçlarında oluşan havanın, bu maçta hiç olmaması hayal kırıklığı oldu. Salonda 7.000 kişi var. Gelen herkes tarihe tanıklık ediyor. Bir ilk oynanıyor. Galatasaray taraftarı bu kadar kısa sürede doymuş olamaz. Beşiktaş-Fenerbahçe maçı da hiç umrunda olamaz.

Uzun süre önde götürdüğümüz maçı, farkı genelde 8-10 sayı civarında tutabildiğimiz maçı son periyotta kaybetmek kötü oldu. Geçen sene oynanan birçok maçta olduğu gibi yine kötü bir 3. periyot oynadık.

Takımda sorunlar var. Bunu coach görecek, çözecek. Biz de kendimizce gorüyoruz, konuşuyoruz. Ama ilk yenilgiden sonra bunları tartışmak fırsatçılık olur, hiç gerek yok.

Fakat şunu eklemem lazım ki, zaten kariyeri boyunca hiç sevemediğim Ender Arslan'ı şu dakikadan sonra hiç sevemem. Kanıksayamadım.

Garip bir ilk maç oldu. Hem geçen senenin devamındaki tribünün ilk Eurolaegue maçı olarak hem de sezona müthiş başlayan takımın sezonun ilk iç saha maçı olarak. Öne geçtiğimizde bile bir durgunluk vardı. Bu neden böyle oldu, sadece ben mi hissettim, bana mı öyle geldi hiç bilmiyorum. Sanırım Euroleague tecrübesi böyle birşey. Maçı Olin Edirne maçı havasında oynayıp, yaşayınca, maçın gittiğini son 1 dakikada idrak edince, kötü bir deneyim yaşamış olduk. Umarım bir daha böyle olmaz. Şimdilik kısa geçelim bu maçı ve bir daha hatırlamayalım. Son maçlara doğru "ah o Kazan maçı" dedirtmesinler..