ergin ataman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ergin ataman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Ekim 10

Cesaret

"Zincir şöyle ilerliyor: Koç, imkanları dahilinde başarılı olarak daha fazlasını yapabileceğine GM'i ya da başkanı ikna ediyor, o da sponsoru zorluyor...

Cesur olmak önemli. Bazı antrenörler "Çok zorlarsam işimden olurum" diyor. Yahu zorlamazsan zaten işinden olacaksın. "Ben bu bütçeyle de yaparım" gibi bir durum yok. Sen yapamazsın, yerine başkasını bulurlar, o biraz yapabiliyormuş gibi gözükür, onu da yollarlar... Doğanın kanunu. Yönetim hiç "Biz hata yapık" demez. "Hoca bu işi yapamadı" olur. O yüzden harcayabilecek bir sponsor varsa harcatacaksın."

Ergin Ataman, Socrates Eylül sayısı

Cuma, Şubat 13

Tokatçı



Ergin Ataman'ın Göktürk'e attığı tokat soyunma odasında kalabilirdi. Kalsaydı hiçbirimizin haberi olmayacaktı. Fakat artık bilgimiz var. Üstelik bunu soyunma odasından çıkaran üçüncü bir şahıs değil. Tokatı yiyen kişi ve babası. Yani bizzat taraf olan bir yer çıkarıyor. Bunu soyunma odasından çıkarma hakkı vardır. Hakkını kullanmıştır. Bundan sonra yetkili kurumları ilgilendiriyor. Bu kurumlar arasında Galatasaray da bulunuyor Ne yazık ki Duygun Yarsuvat'tan bu konuda beklediğimiz açıklama gelmedi. Hatta bir eğitimci ve hukukçu olarak beklemediğimiz bir açılama yaptı. Ülkenin her yerine sirayet eden halının altına süpürme kültürü burada da kendini gösteriyor, şaşırmıyoruz. Ve tabi olay açığa çıktıktan sonra sporla ilgilenen herkes tavır alabilir.

Şaşırtıcı olan ,aslında artık bu toplum genelinde o da şaşırtıcı değil ama en azından hala anlam veremiyorum, bu olayda bile tarafların oluşması. Bir yanda Ataman'ı savunanlar var. Gerisi önemli değil. Şiddet olayında şiddete başvuranı savunmak yeteri kadar ilgi çekici. Üstelik bu tarafta yer alan kişilerin birçoğu, şiddete karşı bir duruş sergilediklerini her zaman söylüyorlar. Üzüntü verici...

Basketbol antrenörlerinin bu sertliği normal karşılanıyor Bunun benzerlerinin çok olduğu söyleniyor. Doğrudur. Fakat olayın kötü olduğunu gerçeğini de değiştirmiyor. Bunu normalleştirmek, olayın kendisinden daha kötü. Üstelik rahatsız olan biri varken başkalarının olayı değerlendirmesi olduça abes...

Peki ne olmalı? Ataman'ın sözleşmesi mi feshedilmeli? Ceza mı almalı? Ne yapılmalı? Onu bilmiyorum. Ama Galatasaray'ın Göktürk'ten yana tavır alması lazım. Misal Ataman, 19 yaşındaki genç oyuncuyu değil de Arroyo'yu tokatlasaydı ne olacaktı? Eşitlik ilkesini bu tip durumlarda kullanmamız gerekmiyor mu? Gerçi Ataman'ın da Arroyo'ya tokat atamayacağını en azından Rakocevic olayında anlamıştık. Mahmuti de bunlar çok yapardı. İçeride tokat olur muydu bilmiyoruz tabi ama izleyeni, takip edeni geren bir durumdan bahsediyoruz.

Bu kadar uzatmaya da gerek yok. Olay belli. Hocasını döven bir koç var. Bu olay onun koçluk meziyetlerine zarar vermez. Fakat yaptığının şık veya halının altına süpürülecek bir olay olmadığı da açık. İşin aslı Ataman'a tepkim, tribünün küfürlü tezahüratlarına "Böyle yapacaklarsa gelmesinler" dediği gün başladı. Gider yapan tavrını o gün de görmüştük. Küfür edenlerden biri değildim, hatta maçta bile değildim ama Galatasaray tribününe tavır koymasına sinirlenmiştim. O gün "düzgün tavır"ı överek tribünü karşısına alan adamın oyuncusuna karşı düzgün hareket edememesi de çelişkilerin büyüğü olarak karşımızda...

Pazar, Mayıs 26

Üvey




Ergin Ataman takımın başına geçtiği andan beri, kendi tarzının dışında oldukça ılımlı ve olgun bir tavır sergiliyordu. Kulüp-şube-camia-taraftar-basın-oyuncular; tüm aktörler arasında çok iyi bir köprü oluşturmuştu.

Uzun bir süre boyunca ilk ve tek firesi Beşiktaş ile İpekçi'de oynanan maçtan önceydi. Maçın başlamasına yarım saat kala Lig Tv'ye verdiği röportajda, henüz dolmayan tribünleri işaret ederek hayal kırklığına uğradığını vurgulamıştı. Maç başlayana kadar ise o tribünler dolmuş ve maç sonu açıklamasında bu sefer maçın MVP ödülünü taraftara vermişti. Kendi başlattığı olası bir krizi çabuk bitirdi.

Karşıyaka ile normal sezonda oynanan maça ise çıkan olaylar damga vurmuştu. Taraftar; oyuncu ve antrenör gözüyle bakıldığında yapmaması gereken bir şey yapmıştı; fakat verilen-uygulanan karar da oldukça ağırdı Şubeyi yönetenlerin pasif kaldığı düşüncesi ciddiye alınabilirdi. Ataman, maç sonu kendince haklı sebeplerle eleştiriler getirirken kullandığı kelimeleri yanlış seçmiş ve "Böyle yapacaklarsa bir daha gelmesinler" demişti.

O gün yazmıştık, kısa geçersek; bütün sezon takımı boş tribünlere oynatan taraftarın, İzmir'deki maçta hazırlanan bana göre makul bir pankarttan tahrik olara ve birkaç tane gereksiz adamın yönelendirdiği Twitter hesabından gaza gelerek, kulübün lokomotifi olan futbol maçına geç kalmak pahasına basketbol maçına yönelmesini, şov ve gösteriş olarak değerlendirmiştim. Ama tribünün kemik tayfasının olaylarda başrolü oynadığını ve o kemik tayfanın hemen hemen her maça az veya çok geldiğini, yani o kemik tayfa olmasa Erdemir maçındaki 500 kişinin bile olmayacağını vurgulamıştım. Ataman'ın "Bunlar bir daha gelmesin" dediği adamlar, Ataman'dan önce de sonra da, takım küme düşme tehlikesindeyken de, Euroleague oynarken de, İpekçi'de de Ayhan Şahenk'te de maçlara geliyordu.

Ataman haklı. Oktay Mahmuti'ye gösterilen ilginin onda biri onun takımına gösterilmedi. Çeşitli sebepler muhakkak vardır. Mesela buradan her zaman söylediğimiz; her iç saha maçının cumartesi 16-17 gibi abuk saatlere (son Tofaş maçı 13.00) konulması etkiledi. Takımın Euro Cup'tan elenmesi de kısa bir küskünlük yaratmış olabilir. Hakli bir sebep olarak görmesem de, senelerdir Türkiye'de maç izleyen biri olduğum için yadırgamadım. Futbol takımının başarısı da önemli bir ayrıntı. Oktay Mahmuti sezonlarında doluluktan öte yaşanan coşkunun nedenlerinden biri, futbol takımının yaşadığı kötü gidiş sonrası tutunacak bir dal arayan taraftarın erkek basketbol takımına yönelmesiydi. Bunların hepsi toplum psikolojisinde normal şeyler...

Ama kısaca ve oldukça net bir şekilde söylemek lazım; Galatasaray taraftarının çoğunluğu, Galatasaray basketbol takımına bu sezon sırt çevirdi. 2 sene önce yazılanlar, çizilenler, goygoylar, paylaşımlar, 10 ay önce yaşanan bir değişiklik sonrası bıçak gibi kesildi. Aslında büyük takımlarda basketbolun net potansiyeli bu kadar. Artı katkı sağlanmışsa, muhakkak olağanüstü bir şey yaşanmıştır. Ataman bunu göremedi. Geçen sene Beşiktaş'ın başında İpekçi'ye gelip yarı finalde kritik bir kazanmıştı. O maçta tribün dünkü Karşıyaka maçından bile daha az doluluğa sahipti. Ataman o boşluk sayesinde saha avantajını eline geçirdi. Öte yandan Beşiktaş taraftarının Galatasaray'ın iki sene önce yaşadığı duruma benzer olarak, kötü giden futbol takımına alternatif olarak müthiş bir baketbol takımı bulması ve bunun üzerine salonlara akın etmesi Ataman'ın hesaplarında yer almamış olabilir.

Sadede gelelim. Ataman haklı. Galatasaray basketbol takımının taraftar için hevesi sona erdi. Galatasaray basketbol takımı artık, kemik bir kitleye oynamak durumunda. Maç saatleri, maç atmosferleri bu sayıyı etkileyecektir. Ama olay budur. Ortalama 6000-7000 seyirci. Eğer Fenerbahçe Karşıyaka'yı eleseydi 12.000 kişi gelecekti. Finalde Efes maçları hafta içi olursa sınırlı sayıda kalır, şampiyonluk maçı full çeker. Bu iş böyle. Ataman çok haklı. Kendisine ve takımına taraftar desteği verilmedi. En azından son 2 sezonda verilen destek verilmedi. Bu durumdan dolayı hayal kırıklığına uğramış olabilir. Ama...

Bu işin aması var. Bazı şeyler daha uygun dille anlatılabilir. Daha başka cümleler kullanabilir. Hatta daha politik bir strateji belirlenebilir. Bazı şeyler kulüp içinde kalabilir. Lig Tv'den ve 5 dakika sonra GS Tv'den söylenecek cümleler değil bunlar. Galatasaray'ın resmi kanalından Karşıyaka tribünün övülmesi hoşuma giden bir durum değil. Anne-babanın sınıftaki başka bir çocuğun başarısından bahsetmesi gibi üzer ve sinirlendirir. İçeride oynayacağımız maç sayısı en fazla 6. O 6 maçın 3 tanesi zaten full dolacaktır. Geri kalan 3 maçta da 6000'in altına düşmeyecektir. Bence Türkiye'deki basketbol için iyi rakamlar bunlar. 20 küsür senelik şampiyonluk özlemi için yetersiz görülebilir ama Galatasaray taraftarı 2 senedir şampiyonluk kutluyor zaten. Büyük kulüp olmanın sıkıntıları bunlar, fazla şube varsa bazılar üvey evlat olarak kalabilir. En ince ayrıntısına kadar düşünen Ataman'ın bunları da hesaplayıp ihtiyacı olan desteği daha ılımlı cümlelerle ifade etmesini isterdim.

Son cümle olarak; Pazartesi günü İpekçi'deyiz.

Salı, Aralık 4

Ataman'ın Takımı


Maçtan önce Ergin Ataman, Lig Tv'ye taraftarı şikayet ediyordu. Maçın başlamasına 30 dakikadan biraz az zaman vardı ve salonun yarısı boştu. Hayal kırıklığına uğradı, normal şartlarda oynanan bütün maçları kazanmış bir takımın, pazar günü derbi maçta daha çok taraftara oynaması gerektiğini savunuyordu. Ataman isyanında haklı sayılırdı. Ama haksız bir noktası da vardı. Galatasaray taraftarı, geçen sene yarı finalde de salonu doldurmamıştı. Hatta dolduramamıştı değil doldurmamıştı. Kabul edelim, o dönem ufak bir şımarıklık vardı taraftarın üzerinde.

Pazar günü Ataman o açıklamaları yaptığı zaman bile salonda olan seyirci çok iyiydi. Fakat maç başına kadar o boşluklar da doldu. Tribünde yaklaşık 10.000 kişi vardı. Üstelik efektif bir seyirci topluluğu vardı. Takımdan bile daha iyiydi. Oysa son 1-2 yılda iyice gerilen Galatasaray-Beşiktaş rekabetinde, Galatasaraylı'nın isteği, Beşiktaş'ı rahat bir oyunla farklı yenmekti. Derbi galibiyeti güzel olsa da takımın sarmadığını itiraf etmek gerekir.

Ataman, maçtan sonra Twitter'dan yaptığı açıklamada ise MVP'yi taraftara vererek maç öncesi yaptığı açıklamalardan sonra gönül almasını bildi. Hatta basın toplantısında sayı averajı ile ilgili sorulan soruya "Bizim yenilgimiz yok, Beşiktaş'ın ise 4 yenilgisi var. Haliyle Beşiktaş rakibimiz değil" diyerek taraftar damarına gazı verdi. Olay kapandı.

Daha önde "Vasat takımları yenerek galibiyet alıyorlar" diyen Beşiktaş yöneticisi Abdullah Sözer'in ise maç sonrası ne dediğini bilmiyorum.

Sonuç olarak, Galatasaray basketbol takımı yoluna kayıpsız devam ediyor. Taraftar desteği her geçen gün artıyor. Sezon başında yaşanan değişiklik kolay kabullenilmedi. Mahmuti'ye duyulan ilgiden dolayı Ataman kolay benimsenmedi. Belki de Ataman, Beşiktaş maçının öncesinde bu yüzden sitemliydi. Ama yine de alınan sonuçlar ve hocanın açıklamaları bakışı değiştirdi. Artık o eski çatışmacı hava yok.

Bir Beşiktaşlı maçtan sonra, "Galatasaray taraftarı ne kadar omurgasız, geçen sene küfür ettiği adamı bağrına basıyor" tarzı bir şey yazmış. Daha önce de yazdım. Bir kere de duruşu olmayan biz olalım. Sadece dışardan gelenler için değil, Arda'sı, Bülent'i, Hakan'ı için bölünen bir taraftar grubunun bir kere haklı veya haksız bri antrenör için, Ataman için ortak tavır sergilemesi çok önemli. Gerçi basketbol ne kadar önemli diyeceksiniz ama işte birkaç senedir önemli bir branş haline geldi. Galatasaray basketbol takımı maç kazandığı zaman facebookta koyduk-çaktık-karga yazanlar çıkıyorsa, bu şubeye duyulan ilgi artmış demektir.

Az sonra T.Spot maçı için İpekçi'ye hareket edeceğiz. Kalablık bir tribün olacağını sanmıyorum. Ama koçu memnun etmek lazım. Bu sene Euroleague'de olamamak, geçen sene şampiyon olamamak, kaçan büyük fırsatlardı. Bu sene fırsatlar ufak hatalar yüzünden kaçmasın.

Salı, Ekim 30

Ataman Reis



Şşşşşt, 1, 2, 3

Taraftar üçlü çektirmek için koçu çağırdığında ihtimal vermemiştim. Bir koçun, hocanın üçlü çektirdiği nerede görülmüş. Gerçi daha sonra öğrendim örnekleri varmış ama bizim camiada rastlanan bir şey değildi.

GS Bonus kartlı hocam, üçlüyü çektirdi. Yüzü güldü, tribün güldü. Yaklaşık 5 ay önce mola alsana diye bağırıyorduk. Bir kere de çapsız olan biz olalım. Duruş sergilemekten gına geldi, faydası da olmadı. Hocam gelsin, kupalar kazansın.