aykut kocaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aykut kocaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Ekim 12

Her Şeye Varım


2003-2004 sezonunun başı... Fenerbahçe sezona istikrarsız başlar, Daum'un yanına "işi bilen, kulübü tanıyan bir Türk" getirilmesi gündeme gelir. Gözler İstanbulspor'a çevrilir....

Salı, Ağustos 28

Kim Bu Takımın Papazı




Takım içi çeteleşme her zaman, her takımda olmuştur. Veya gruplaşama diyelim. Gerçi bu çetenin, standart bir gruptan daha farklı olduğu ortadadır. Daha basit bir ifadeyle takımda papaz abiler ve onun yancıları her zaman vardır. Raul, Totti, Maldini.... Mesela bizim Kral zamanında bu işin piriydi. Futbolcular onun kontrolündeydi. Kulübün sıkıntılı dönemde olması, futbolcuların maaşlarını alamaması onun da işine geliyordu. Otorite boşluğunu iyi değerlendiriyordu.

Mesela, 90'ların sonunda Mehmet Özdilek, Beşiktaş'ta böyleydi. Ahmet Dursun'la, Ertuğrul Sağlam'la kapışırdı. En azından gazeteler öyle yazardı. Hakan Şükür de Mehmet Özdilek de efsane oldukları takımda futbolu bıraktılar.

"Çete" olgusunun bendeki en eski örneği, meşhur ''Sakarya Çetesi''dir. Zaten çete diyorsak, bunun nedeni, bu yapılanmanın ilk örneği olan grubun bu isimi almasıdır. Sakarya partisi denseydi, ondan sonraki benzerlerine de parti derdik. 

Biz daha çocukken, Fenerbahçe daha Kadıköy'deyken, kulüp binası küçücük bir kulübe, antrenman tesisi Derağzı'yken, gazeteciler her gün idmandayken, kongrelerin bile grubu varken, "Sakarya Çetesi" camianın  içinde at koştururdu. Veya bize öyle anlatılırdı. Ama ateş olmayan yerden de duman çıkmazdı.

Aykut, Oğuz ve diğerleri... Tanju'yu bile yemişlerdi. Oğuz ile forma numarası kavgası, Aykut ile gol krallığı çekişmesi. Şu da var ki, ne Mehmet gibi ne de Hakan gibi, takımda kalabildiler. Belki Ali Şen onlardan daha güçlüydü. Şampiyon olan takımın papazını yollamak güven, özveri ve tecrübe ister. Gerçi aynısını 2008'de Hakan Şükür için Adnan Polat da yaptı ama başarılı olamadı. (Ali Şen de çeteyi dağıttıktan sonra toparlayamadı ama çetenin yüzünden değil)

Adnan Polat, çetenin ele başını gönderse de öyle bir yapılanma vardı ki, çete bitmiyordu. Parası ödenmeyen genç futbolcuların cebine harçlık koyan bir adamın ağırlığından bahsediyoruz. A Takım'a çıkmamış oyuncu bile çeteye dahil olabilirdi. O yüzden çetenin lideri bedenen orada olmasa da, o kişilerin üzerinde her zaman etkili olabilir. Eh teknoloji de ilerledi, bir televizyon programıyla kitleleri etkilemek mümkün. O da onu yaptı. Takımdan uzaklaştırıldı ama camiadan uzaklaşması mümkün değildi.

Alex'e dönelim... O da bir papaz. Öyle diyorlar. İsmail Kartal, Samandıra'da "Brezilya çetesini bitireceğiz" demiş. Brezilya çetesi denilen olgu sadece Alex oysa. Evet bugüne kadar 8 senede bir çok kişiyi takıma aldı, bir çok kişiyi yolladı, papazlığını yaptı ama son 1-2 senede takım içinde ne kadar papaz olabildi ki? Hepimiz FB TV izliyoruz?!..  Papaz dediğin, çete dediğin otobüsün arkasına oturur. Takımı oradan ayartır. Stratejik bir bölgedir. Bugün bakıyoruz arka koltuk, Mehmet Topuz'a Bekir İrtegün'e kalmış. Alex'in papazlığı Nobre,Maldonado,Edu zamanında kaldı. Eh Nobre'den çete kurarasan, sene 2012'de böyle kalırsın ortada. Fenerbahçe'ye yeni transfer olmuş genç topçu olsanız kimin kol kanat germesini beklersiniz. Alex mi, Volkan mı? Baroni mi Selçuk Şahin mi?

Mustafa kardeşimin dediği gibi; "Heykeli dikilecekmiş, koyarlar heykele, sen önce arka koltuğu kap"

Zaten takımının papazına kolay kolay tweet sildiremezsiniz. Yedek oturtabilirsin, kadroya bile almayabilirsin ama otoritesini sarsacak bir hareket olarak sansürü uygulayamazsın. Siz hiç Hakan Şükür'ün görüşme odasına çağrıldığını duydunuz mu? Hakan Şükür, bir sorun olursa kendi gider zaten. Ondan sonra da hoca gider.

Bu son yaşanan süreç de gösterdiği gibi, taraftar Alex diye bağırabilir, ama Kocaman, Alex'ten daha güçlüdür. Ve aslında bu kulübün papazı Aziz Yıldırım'dır. Herkes konuşur, mikrofonu eline o alır. Resmi siteden yapılan açıklama da gösterdiği gibi, Alex'in papazlığı Andre Santos ve Lugano  gidince bitmiştir. 3 Teemuz'dan sonraki süreç Aykut Kocaman için bitmiş, Alex için ise devam ediyor.



Pazar, Ağustos 5

Vade başlangıcı


1 Ağustos 2012 tarihini bi yere not edelim. Bu tarih şayet çok sevdiğim Aykut Kocaman, geçen seneden beri bir türlü göremediği ya da görüp de değiştiremediği durumlar devam ederse Fenerbahçe'de çok kısa süre içerisinde dolacak vadesinin başlangıç tarihidir. Vaslui maçı kral çıplak dedirtti, en azından bana.
***
Geçen seneden hatırlatmak istediğim bir kaç maç var, deplasmanda 0-0 biten Gençlerbirliği maçı, yenildiğimiz Karabük, Eskişehir, İBB, Samsun maçları, Kadıköy'de gol gecikince sıkışan maçlar, deplasmandaki Kayseri maçı falan... Aynı kabızlık, hücum hattındaki aynı stabil vaziyet, Alex'e rağmen üretememe, Fenerbahçe gerçekten izleyene ızdırap veriyor. Erken biliyorum ama erkenden havaya girmeden beklentiyi düşük tutmamız gereken bir takım var sahada.
***
Top 35 dakika bizde kalmalı diyen hocama sormak lazım, top hangi bölgede bizde, rakibi rahatsız edebiliyor muyuz, pozisyona girebiliyor muyuz? Hiçbiri yok. MTK, Newcastle, Dinamo Tiflis, Vaslui... 4 maçta, maç başına 2'den 8 pozisyona girdik mi? Hayır. Barcelona sisteminden isimleri bizdeki kadroyla eşleştirip kafasında şu Xavi olsun, şu Pedro diye rol veriyormuş hoca. Hocam bırak bu muhabbetleri, Türkiye'de şampiyon olmak için Barcelona sistemine gerek yok. Avrupa kupaları diyorsan ona da eyvallah ama daha tam da test edemedik Avrupa'da neler yapabileceğimizi... Türkiye'de ise 34 maçın 33'üne favori çıkar Fenerbahçe. Sanırım buna kimsenin itirazı olmaz. Seyrantepe hariç favori çıkmayacağı stad yok bu takımın, ama gel gelelim maçlar 0-0 başlıyor.
***
Şunu söylemek istiyorum (Alaattin Metin style), rakibi rahatsız etmeyen bu futbolla, ligde skor 0-0 iken, Bekir ve Egemen arasında top gidip gelirken bundan hiçbir rakip, hele hele evine gelen Vaslui  rahatsızlık duymaz. Evet top sende kalır, bu istatistikle avunursun sen de. Hepsi bu. Beklerin çıkmıyor, çıktığı zaman yaptıkları orta maksimum 3. Geriye dön, paralele ver. M.Topal oyun kuracak, kanatlar dahil herkes stabil ve markaj altında bekliyor. Duruma ve dizilişe itiraz eden sadece Kuyt var. Stoch ayakta duramıyor, Alex orta sahaya kadar gelip top alınca verimliliği kalmıyor, Semih ise güçsüz olduğu her maçta olduğu gibi rakiple, hakemle uğraşıyor. Eziyet resmen.
***
Deplasmandaki maçta Fenerbahçe'nin Vaslui'yi elemesi bence mucize. Çünkü orada gole ihtiyacımız var. Yemeden atmamız çok zor, ilk golü biz atarsak Egemen'le falan iyi kapanır yemeyiz belki. Tek ümidim bu. Rakip Vaslui, ertesi gece Krasic'i 7 milyon euroya şak diye getiren kulübün çapı bu olmamalı ama maalesef şu anda bu noktadayız.
***
Aykut Kocaman bu üretim problemini düzeltemezse şayet, 1 Ağustos tarihinden itibaren 5 ay süre veriyorum Fenerbahçe'deki teknik direktörlük ömrüne. Yılbaşını göremez diye de ekliyorum. Tabi Avrupa kupalarından elenecek takım lige konsantre olur mu bilemem. Ama puan farkı 2010-2011 benzeri olur ligin ilk yarısında, ondan eminim. Aykut hoca giderse tabi inanılmaz üzülürüm ama bu vadeyi kendisi başlattı.
***
Umarım öyle bir göt olurum ki, bak mal gibi daha ligin başında böyle yazmışız ne kadar gerizekalıymışım derim. İnşallah acil müdahaleleri bir an önce yapar hocam, önce Vaslui, sonra haftaya bugün, seviniriz...

Perşembe, Mart 8

3 yıl daha

Bir telefon derdine düştük, olayı anca resmi siteden öğrenebildik. (ulan başka nereden öğrenecektik) Baştacı hocam 3 yıl daha bizimle olur mu bilmem, ama günün en güzel haberiydi. Eleştiren ilk puan kaybında da eleştiriyordu, ben geçen sene bismillah diyip imza attığından beri eleştiremiyorum, güveniyorum, bir bildiği vardır diyorum. 3 Temmuz'dan sonra daha da büyüdü, camiayı toparladı. Artık bir zahmet onu oynatmadı bunu oynattı, öbürü niye yedek diye eleştiri olmasa... Ama olacak, olmalı da, asla ayıplamıyorum. Hocanın da dediği gibi işin doğasında var, ben yapamıyorum sadece. Ancak Aykut Kocaman'dan taktik, teknik, oyunu okuma ya da ne dersek diyelim 10 kat daha iyi bir hoca olsaydı başımızda, ligde ilk 6'da olmazdık. Teşekkürler hocam.

Çarşamba, Kasım 2

Vadi


Kim oldukları önemli değil. Fotoğrafı; Türkiye'yi ve Türkiye'deki futbol ortamını bilmeyen, mesela bir Kolombiyalı'nın gözünden okuyalım.

Önde siyah renkli bir araba,
Ceketli izbandut gibi sakallı bir adam
Arkadan çıkan siyah gömlekli sakallı eleman
Ziyaretçi girişi yazan tabela (Kolombiyalı Türkçe biliyor farz ediyoruz)
Emanet yazan bir tabela daha (Kolombiyalı argoya da hakim)

Bu arada Volkan ile Kocaman, Aziz Yıldırım ile görüşmüş ama Selçuk'a izin verilmemiş. Ya Metris'teki görevliler de Selçuk'u yuhalamış, ya Aykut burada da kadroya yedek olarak almış, ya da Selçuk'un geldiğini öğrenen Aziz Yıldırım " bari doğum günümde benden uzak tutun bu adamı" falan demiştir.


Perşembe, Şubat 10

Kocaman Alex


Alex iyidir. Zekidir. Futbolculuğu, daha doğrusu üst klas olup olmadığı tartışılır ama şu da bir gerçektir, artık bu ligin rengidir, karakteridir, aktörüdür. Zaten bu ligin en zeki topçusudur. 6.5 senedir burada, gitmesi Fenerbahçeli'ye çok koyar bizi bile sarsar. Sözleşmesini 2 sene uzatması güzel. En azından biz dışardan bakanlar için.

Fenerbahçeli, kendi içinde sorgular. Alex'ten daha iyisini getirebilir mi? Alex gerçekten katkı mı sağlıyor, yoksa zarar veriyor mu? Bunlar onların soruları. Fakat 6.5 sene takımında oynayan, birçok gol atan, 3 şampiyonluk yaşayan,yaşatan, derbiler kazandıran bir futbolcuya, taraftar "teknik-taktik açıdan yeterli/yetersiz" gözüyle bakmamalı.

Alex'in adı son 3-4 aydır farklı anılıyor. Aykut Kocaman'ın takımın başına geçmesinden sonra, Alex'in sezon sonu gideceği düşünülüyordu. Aykut'un Alex'i yedek bırakması genelde yanlış yorumlandı. Oysa Kocaman'ın sisteminde Alex tarzı oyuncu oynatmak zorluk çıkarabilirdi. Aykut Kocaman doğru veya yanlış bunu düşünmüş olabilir ama konu daha değişik boyutlara çekilerek tartışıldı. Bu dedikoduların, Brezilya'dan gelen tekliflerin ortasında sözleşme uzatıldı. Sözleşme uzatma tarihinin şubat ayında puan farkının 2'ye indiği dönemde olması tipik bir Türk yönetici hamlesi olsa da, sonuç olarak: Alex Kaldı.

Alex 2004'te Türkiye'ye geldi. İlk golünü İstanbulspor'a attı, birçok Fenerbahçeli o gün etkilendi ondan. O takımın başında Aykut Kocaman vardı. Alex ilk golünü o gün Aykut Kocaman'a atmıştı, -şimdilik- son golünü de Aykut Kocaman'a atmış olabilir.