volkan demirel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
volkan demirel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Kasım 19

Ya Aynı Tarafta Değilsek




Volkan olayı başlı başına komik ve herkes bunu konuşuyor.

Sadece belli noktalarda bazı durumları netleştirmek lazım. Çünkü olay "Duygusal milli kahraman Volkan"a dönüşüyor. Oynadığı her derbi maçta ve hemen hemen diğer maçların çoğunda şovunu yapan, hatta yeri gelince kendi takımının tribününe sırt çevirip "Oraya gitmiyoruz" diyebilen erkten yana tavır alan düzen adamının bu sahne gösterisinden de güç kazanarak çıkması üzücü olur.

Olayın en başına dönelim. Yani Volkan'ın küfür yemesine. Bu arada ben Volkan'a edilen toplu küfürü duymadım. Zaten çok kısa bir görüntü var, onda da ıslıklar falan duyuluyor. Bu arada Vatan Gazetesi'nin iddiasına göre de ıslıklar, Kazak bayrağı açan Kazakistan tribünü için yapılmış, Volkan yanlış anlamış.  Neyse çok da önemli değil, sonuçta Volkan'ın küfür yemesi şaşılacak bir durum değil. Farklı olan hassas duyguların sahibi Volkan'ın dayanamayıp stadyumu terkediyor olması...

Soru şu; TT Arena'da oynanacak bir derbi maç öncesinde aynı küfürler (ne edildiyse) hatta daha da fazlası Volkan'a edilse, Volkan aynı duygusal travmayı yaşar mıydı? Büyük ihtimal yaşamazdı. Hatta milli takımın rakibi Hollanda falan olsaydı, kritik ve güçlü bir rakibe karşı oynasaydık Volkan yine sahada kalırdı diye tahmin ediyorum. Nasıl bir psikoloji ve nasıl bir hassaslık ki, rakip ve öneme göre şekil değiştiriyor.

Tam bu noktada bu sefer Volkan destekçileri (çoğu taraftar değil, futbol ailesinin üyeleri ve aile dostları) şunu söylüyor: "Evet ama Volkan rakip taraftarların küfürlerine alıştı, falat kendi taraftarı, milli takım için orada bulunan insanlar küfür edince üzülüyor, sinirleniyor."

O zaman ikinci soru geliyor. Ya o insanlar ile Volkan Demirel aynı tarafta değilse....

İğrenç futbol düzeninin samimiyetsiz ailesi. Bütün bireyleri. Birbirlerini kollayanlar. Birbirlerini güçlendirenler. Volkanlar, Emreler, Demirörenler, Terimler, Sinan Enginler...PFDK, TFF, A Milli Takım, passoligçiler...Adaleti sağlamak yerine herkesi ama en çok da kendi çevresinde olanları memnun etmeye çalışanlar... Ya siz karşı taraftaysanız ve o adamlar diğer taraftaysa...

Deniyor ki, milli takıma kulüpçülük karıştı... Tam tersi milli takımda kulüpçülük kalmadı. Artık renk ayırmadan, kimse milli takımı sevmiyor, hatta milli takımın temsil ettiği değerlerden de hoşlanmıyor. Milli takım, eskiden milliyetçilikten beslenirdi ve ne olursa olsun bir birlik teması yaratırdı. Şimdi ise, adaletsizliğin, adam kayırmanın, sınıf farkının, eyyamın, hamasetin, biatın yeri oldu. O nedenle kimse kulüpçülük yapmadan ortak hissiyatla bu milli takımdan uzaklaşıyor.

Hamit Brezilya maçından sonra diyor ya, "Bizim 20 yaşımızdaki yavrumuzu ıslıklıyorlar" diye. Aslında 20 yaşındaki yavruyu değil, komple ait olduğunuz düzeni ıslıklıyorlar.

Terim, bizim oyuncumuza neden yuh çekiyorlar diye soruyor ya, o yuhlar sadece oyuncular için geçerli değil, antrenörden TFF başkanına kadar herkes için geçerli...

Volkan ve diğerleri bir tarafta, onu ıslıklayanlar hatta küfredenler diğer tarafta... Şu noktada ise yeni bir soru gelebilir. O zaman bu kadar insan niye Kazakistan maçına geliyor?

Benim anlamadığım da bu... 27.000 kişi (yarısı sponsor biletiyle veya davetiyeyle gelmiştir zaten) pazar akşamı bu futbol ailesinin takımını izlemek için niye Seyranytepe'ye gider? 

Bu düzen böyle devam ettikçe, Kazakistan maçından bile bu kadar yaygara çıkardıkça, gece sonunda muhabirleri dövdükçe, hatta bunu kulübünün organizasyonuyla yaptıkça, halının altında pislik saklamaya devam ettikçe, eyyam sorunların çözümünde bir ezber halinde olmaya devam ettikçe bu sayı çok kısa sürede 7.000'e düşer zaten. 

7.000 de bu düzene göre çok ama sponsorlar sağolsun işte.. İşesevindirici tarafından bakın, o zaman gelince tribünde size küfür edecek kimse olmayacak...

Çarşamba, Kasım 2

Vadi


Kim oldukları önemli değil. Fotoğrafı; Türkiye'yi ve Türkiye'deki futbol ortamını bilmeyen, mesela bir Kolombiyalı'nın gözünden okuyalım.

Önde siyah renkli bir araba,
Ceketli izbandut gibi sakallı bir adam
Arkadan çıkan siyah gömlekli sakallı eleman
Ziyaretçi girişi yazan tabela (Kolombiyalı Türkçe biliyor farz ediyoruz)
Emanet yazan bir tabela daha (Kolombiyalı argoya da hakim)

Bu arada Volkan ile Kocaman, Aziz Yıldırım ile görüşmüş ama Selçuk'a izin verilmemiş. Ya Metris'teki görevliler de Selçuk'u yuhalamış, ya Aykut burada da kadroya yedek olarak almış, ya da Selçuk'un geldiğini öğrenen Aziz Yıldırım " bari doğum günümde benden uzak tutun bu adamı" falan demiştir.


Çarşamba, Eylül 7

Eski Kartal Yeni Türkiye


Hayatım biraz farklı gelişseydi futbolcu olabilirdim. Tabi bunun için hayatımdan önce, fiziğimin gelişmesi gerekiyordu. Çelimsiz bir solak olarak futbolcu olbilme ihtimalim çok zayıftı. Olamadım da. Ama eğer olsaydım, büyük oranda oynayacağım ilk takım Kartalspor olabilirdi.

Lisede okurken, ki benim lise dediğim aslında 7 yıllık bir ortaöğretim kurumu, çokça yalan, genelde şaka ama az da olsa gerçek ihtimalli olarak şöyle denirdi: İyi oynarsanız okul takımına girerseniz, Kartalspor sizi transfer eder futbolcu olursunuz.

Biz Kartal'da bşr okulda bu lafları işitirken, Kartal Stadı'nda yukarıdaki fotoğraf çekiliyor. Servet, Volkan, Egemen Kartalspor altyapısından A takıma geçip orada kalma mücadelesinde.

Hatta biz, lise yıllarının , (ki o zaman harbiden lise 1'deyiz) en unutulmaz şampiyonluk mücadelesi olan 2000-2001 sezonunun en kritik gününde, 6 Mayıs 2001'de Fenerbahçe-Galatasaray maçına kilitlenmişken, Kartalspor, aynı gün Sakarya deplasmanına çıkıyordu. (Bunu Kartalspor'un son 10 yılını araştırıken, 2001'den çok sonra fark etmiştim)

İşte o deplasman maçında kalede Volkan, tandemde Servet-Egemen vardı. 4-0 yenilmişti Kartalspor. Hatta o maçta Sakaryaspor'un ilk golünü de Tuncay Şanlı atmıştı.

İşte o günlerin gençleri şimdi milli takımda. Dün sahaya çıktılar aynı anda.

Biz futbolcu olamadık ama Kartalspor'u takip etmeye devam ediyoruz. Hatta bunu biraz mesleğin gerekliliği olarak yapıyoruz. Futbolcu olmak isteyen gencin 20'li yaşlarında yaptığı iş...

Ve yine Kartalspor. İlk iş günlerinde Kartalspor'un çok iyi bir kadrosu vardı. 2008-2009 sezonun ilk yarısında zirveye oynuyordu. Ama tam işe başladığım günlerde kadro dağılmaya başladı. O kadronun en sevilen ismi İskender Alın'dı. İBB'ye transferi şampiyonluğu satmak gibi birşeydi. İskender ve diğerleri Kartal'da kalsaydı sezon sonu en kötü Play-Off oynanırdı. İskender de şimdi milli takımda olabilirdi. Fakat onun da hayatı farklı gelişti, şimdi Metris'te kaç sayacağını bilmeden şafak sayıyor.

Pazartesi, Mart 29

Volkan'a Farklı Lincoln'e Farklı


Volkan kıçıyla top kurtarmış dün. O dakikalarda öyle bir haldeydim ki farkında bile değildim. Eve gelince tribün terörüne neden olacak onlarca şeyin yazıldığı Facebook'ta gördüm. Kızamıyorum Volkan'a. Bana ne, takım yenilmiş. Bizim futbolcumuz yapsa gülerdim geçerdim. Adam yenmiş yapacak tabi. Ama sonra çıkıp "niye bize hep küfür ediliyor" demeyecek. Bunu yaparsan ben kaale almam başkası yolda bıçaklar seni. Türkiye burası.

Ama şu olaya çok takıldım. Bu olayı niye sadece Facebook'ta gördük? Veya gazetelerde "güzel bir derbi anısı" olarak anlatıldı? Evet yaygara çıkarılacak bir konu değil ama iki olaya farklı bir akış değil mi?

Geçen sene Lincoln top sektirdi Sami Yen'de. Başta takım arkadaşı olan ahlak timsali abiler kızdı. Sonra o abilerin abisi ekrandan salladı. Rakip teknik direktör (belki de olayda kızma hakkı olan tek kişi) çok kızdı. Eski bir hakem, "bu maçın Ankara'sı da var" diyerek gözdağı verdi. Eski bir futbolcu "birgün biri ayağını eline verir" dedi. Dünyanın en ahlaksız topçusu olarak Lincoln seçildi o gün. Yaylım ateşi, çapraz ateşi, pusu.. Ne denirse densin. Lincoln itin tekiydi geçen sene, bugün Volkan sempatik derbi anısı.

Niye Lincoln'e ahlak öğreten ahlak timsali abiler çıkıp, "Ey Volkan, yapma bunları, ayıp olur, insanlar hassas" falan demez. Volkan'ın büyüğü değiller mi? Volkan sizi dinler, "büyüklerim böyle diyorsa kendime çeki düzen vereyim" der belki. Yok eğer bu abiler bu olaydan rahatsız değilse en azından çıksınlar elin Brezilyalı karaktersizinden (!) özür dilesinler. Tutarlı olsunlar en azından. Onlar tutarlı olmuyor, bizim tribündeki aklı evvellerde topçu yuhalıyor. Ekranda, gazetede ne görüyorlarsa alıyorlar çünkü.

Neyse yine efsanelere dil uzattık. Türk futboluna emeği olanlar affetsin bizi. Yabancı hayranlığından kurtulamıyoruz.

Pazartesi, Kasım 16