emre aşık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
emre aşık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Kasım 28

Futbolcuların Facebook Halleri #4


Fotoğraf buraya sık sık yorum yazan highistanbul'dan. Facebook'tan bir Emre Aşık karesi. Bir haftasonunda Taksim'de bir mekanda kendisi. Bir gün sonra Galatasaray'ın maçı var. Emre sakat tabi, kadroda yok. Eleştiri değil. Zaten bu muhabbet açıldığında, kimse yadırgamadı. Emre'ye profesyonelliği biz öğretecek değiliz. Fakat Berker baya çıldırdı. Emre Aşık'ın içtiği herşey feda olsun diyorum ve yazıyı noktalıyorum.

Çarşamba, Temmuz 1

Yakışır Sana


Emre Aşık ile ilgili defalarca yazdım yine yazmaktan çekinmem. Transfer dönemi bütün kirliliğiyle gözler önünde. Doğuştan takım tutanlar, forma öpenler, hayallerinin takımlarına gelenler vs. Hepsi ön planda. Yaz dönemi onların dönemi.

Öte yandan bir de Emre Aşık gibileri var. 3 büyük takımda da oynamış olmasına rağmen, saha içi hareketleri bir kenara, hiç bir zaman kimseyi tahrik etmek için konuşmayan, işini yapmaya çalışan, yapan, örnek olan profesyonel topçular. Onların dönemi sezon açılınca başlıyor.

Emre Aşık gibi topçular yarın başka takıma transfer olsa, stadyumda imza töreni düzenlenmez, düzenlense kimse gelmez. Ama sezon içinde işler kötü gitse bile bütün tribünler onun adını haykırır. Oynamadığı maçta bile. Tıpkı geçen sene Ali Sami Yen'de olduğu gibi.

Saçını kazıtmış, ben de fotoğrafını koydum. Ne yaparsa yapsın, yakışıyor adama zaten, bizi ilgilendirmez. 22 yaşında gösteren Emre Aşık, 29 yaşında gösteriyor sadece, tek fark o. Bize de yukardaki cümleleri yeniden sıralamak için bahane oldu.

Çarşamba, Haziran 17

Değişen Tandemler


Çok geriye gitmeyelim. Yazının sonunda gideceğiz zaten. 2007-08 sezonunun başına dönelim. Galatasaray defansının ortası iki isimden oluşuyor. Servet Çetin ve Rigobert Song. Daha önce Bosna Hersek'in Bugojno şehrinde doğan Hırvat Tomas ile partner olan Kamerunlu, bu sefer yanına bir Iğdırlı delikanlıyı almış rakip forvetlerle boğuşuyor. Bu 76 numara sezona kötü başlıyor. Bir Manisaspor maçında yaptığı hata, bazı kesimler tarafından acımasıza eleştiriliyor. İsmi lazım değil bir blog yazarı o maçtan sonra bana şu mesajı atıyor: "Bu Servet futbolu bıraksın, Topselvi-Kartal hattında minibüs şoförlüğü yapsın." Neyse ki daha sonra toparlanıyor tandem. Bu arada o maçta Manisaspor'un sol bekinde oynayan çocuk aynı hafta içinde Galatasaray'a imza atıyordu. Hakan Kadir Balta.

Ligin ilk yarısı bu şekilde sona eriyor. Solda Hakan, tandemde SS. Ama sonra Avrupa Kulüpleri'nin belası Afrika Uluslar Kupası başlıyor. Şef, kabilesinin başına gidiyor. O nedenle 76 numaranın yanına birini bulmak gerekiyor. Takımın en birşey abidesi futbolcularından biri Ankaraspor takımında oynuyor kiralık olarak. Stoper açığı var yani. O açık Ankara'nın başka bir takımından kapatılıyor. Ankaragücü'nün genç kaptanı İstanbul doğumlu Fehmi Emre Güngör, Ankara'dan doğduğu yere karnını doyurmaya geliyor. Emre-Servet unutulmaz bir tandem performansı oluşturuyorlar sezonun son dönemecinde. O sayede Euro 2008'e katılıyorlar. Ama buradaki yoğunluk onların bir sonraki sezon sık sık sakatlanmasına neden oluyor.

Bu arada Şef takıma geri dönünce 11'e girmekte zorlanıyor. Sezon sonu da Trabzon'a gönderiliyor. Trabzonspor'un tandemi 2007-08 sezonunda Tolga Seyhan, Tayfun Cora, Çağdaş Atan gibi isimlerden oluşuyor. Evlere şenlik yani. Şef oraya gidiyor. Yanında, tıpkı Servet gibi Kartalspor çıkışlı olan Egemen Korkmaz'ı buluyor.

Galatasaray'a dönelim. Flaş bir transfer yapıyor kulüp. Avrupa'nın gözde savunmacılarından biri, Guimares doğumlu Fernando Meira Stuttgart üzerinden İstanbul'a geliyor. 6 ay içindeki 3.tandem olşuyor. Servet-Meira

Beklenen verim bir türlü alınamıyor. Bir önceki sene şampiyonluğu getiren Servet eleştirilmeye başlaanıyor. Şubat ayında gelen cazip bir teklif Meira'yı Rusya'ya yollatıyor. Bu sayede son 2 yılda 2. defa bir stoper Galatasaray tandeminden Rusya'ya gitmiş oluyor. Rubin Kazan'a giden Tomas'dan sonra Petersburg yolcusu Meira da yeni bir maceraya atılıyor.

Meira'nın satılmasının gündeme geldiği ilk zamanda oynanan Kocaelispor maçında Servet ve Fehmi Emre sakatlanıyor. Meira'nın satılışı o yüzden gecikiyor. Sonuçta satılıyor ama. Ve o esnada yeni bir tandem kuruluyor. 2.sezonun 4.tandemi. Emre Aşık - Hakan Kadir Balta.

Burada keselim, çünkü yoruldum ben. Sezonu kapatan bu ikili oluyor. Şimdi Kewell, Semih Kaya olaylarına giremem. Bugün bu hikayede adı en çok geçen iki ismin haberleri gazetede şöyle: Servet Marsilya yolcusu. Song, Trabzon'dan ayrılıyor. Tandemler değişiyor. İki takım da yeni tandemler kuracak yeni sezonda.

Hikayenin bir diğer ana fikri ise şu: Emre Aşık. Futbol çok garip. 2002 yılında Popescu Lecce'ye gidince forma yine Emre Aşık'a kalmıştı. Emre ile bir sezon idare edelim sonrasına bakarız dedik. Frank De Boer'dan, Almaguer'e, Tomas'tan Servet'e bir çok isim geldi geçti. Hatta Emre Aşık Beşiktaş ve Ankaraspor maceraları da yaşadı. 2 senede 4 tandem değişti, 8 senede daha da fazladı. Ve işte yine bir sezon başı ve yarın maç olsa oynayacak ilk ismin adı belli: Emre Aşık. Futbolu bu yüzden takip ediyoruz. Bir insanın hayatının nasıl şekillendiğini, değiştiğini ve geliştiğini an an görebiliyorsunuz. Çocuk büyütmek gibi bir şey. Galatasaray tandemi bir üyesini daha yurtdışına yolluyor.Biz de hem gelecek yeni isimleri bekliyoruz hem de Servetin yolu kimle nerede nasıl keşişecek merak ediyoruz.

Pazar, Mart 29

Saygı


Emre Aşık yazıları sıktı belki ama hakediyor. Bundan 14 sene evvel. 10 yaşındayım. Yine bir mart akşamı yine bir milli maç heyecanı. 29 Mart 1995. Bundan tam 14 sene evvel. Ne bir eksik ne bir fazla.

Kalede Engin İpekoğlu vardı şimdi Sakaryaspor teknik direktörü. Bülent Korkmaz, şimdi bizim başımızda. Ertuğrul Sağlam ve Mutlu Topçu Bursaspor'da beraber çalışıyorlar. Tolunay Kafkas Kayserispor'un içine etmekle meşgul. Abdullah Ercan, Oğuz Çetin, Metin Tekin milli takımda iş yapıyorlar. Sergen Yalçın Ntv'de, Hakan Şükür TRT'de.

Bir de o var kadroda, 11'de. Karşısında Henrik Larsson ve Keneth Anderson. Biri geçen sene Sami Yen'de bize gol attı. Diğeri geldi burada oynadı. Ama onlar hiç önemli değil. Karşılarında o maçta Emre Aşık vardı. Amaç Euro 96'ya katılmak. 5.torba takımıyız. O günden sonra iki tane yarı final oynadık. Bir dünya kupası bir Avrupa Şampiyonası.Grubun en önemli ikinci takımıyız artık. O zamanlar San Marino'dan biraz üstündük. O İsveç maçını 2-1 kazandık. Emre Aşık bir gol atmıştı. Euro 96 kapısı aralanmıştı. Bu milletin yaşadığı en heyecanlı haziran ayının kapısı. 14 sene önce bugün. Ben 10 yaşındaydım.

Ben ortaokulu okudum, liseye bitirdim, üniversite diplomam elimde, askerliğimi yaptım. Yine milli maç izliyorum bir mart akşamı. Stoperde yine Emre Aşık. Karşısında bu sefer Fernando Torres. Keneth Anderson'dan daha müthiş belki de. 14 sene evvel ben 10 yaşındayken Torres de 11 yaşında. Arda Turan 8 yaşında. Emre ise aynı Emre. Yine hatasız. Yine ya adamı sikecek gibi bakıyor ya da her an ağlayacakmış gibi. Ve suratı hala 23 yaşındaki gibi. Ve yine de biz tedirginiz, ya kendi kalesine gol atar ya da kart görür diye.

Türk futbolunda değişmeyen tek şey değişimdir. Bir de Emre Aşık.

Perşembe, Şubat 19

Emre Aşık Hakkında

Resimdekilerin hiçbiri şu an oynamıyor, çoğu teknik direktör, ayaktakiler soldan dördüncü şahıs dün gece Uefa Kupası maçı oynadı.


Daha önce kafamda vardı Emre Aşık hakkında birşeyler karalamak. Birkaç zaman önce Aceto değinmişti. Türkiye'nin son 15 yılda futbolda yaşadığı bütün başarılarda yer aldı. Tek eksiği Uefa Kupası belki de. İstanbul'un şampiyonluk görmüş üç büyüğünde de forma giydi. Milli formanın tapulu sahibi değildi ama düzenli olarak giydi. Yakışıklıydı, karizmatikti. Türkiye'nin en güzel kadınlarından biriyle uzun süre ilişki yaşadı. Herkesin haberini beklediği futbolcu-manken evliliği beklenmedik şekilde gerçekleşmedi. Spor basını kadar magazin basını da takip etti 10 sene boyunca.

Üç büyüklerde oynamasına rağmen, hem de stoper gibi sert bir mevkide görev yapmasına rağmen, hiçbir zaman rakip takım taraftarının en nefret ettiği futbolcu olmadı. Öyle ki Hasan Kabze'nin gollerini attığı maçın öncesinde Beşiktaş kapalısı onu tribüne çağırmıştı. 1 kez Fenerbahçe'de, 2 kez Galatasaray'da şampiyonluk yaşadı.

Türkiye'nin en marka futbolcusu da olabilirdi en nefret edileni de. İkisi de olmadı.

Emre Balıkesirspor'da göze girdi. Orada bir sezon oynadı. Yetti ona. İlk milli takıma çağıran Fatih Terim oldu. 1992 senesinde Ümit Milli Takım'da İtalya'ya karşı oynanan hazırlık maçında kampa davet edildi. Maçta oynamadı. Gümbür gümbür gelen, Türk halkını heyecanlara sevkeden genç milli takımlartıbnda görev yaptı. O yıl Balıkesirspor'a transfer oldu. 1992-93 sezonunu Ege'de geçirdi. İstanbul'un gözdesi oldu. O sezon şampiyon olan Galatasaray'a imza attı önce. Sonra Fenerbahçe kaçırdı, onlara attı imzayı. Emre'nin anlattığına göre Adnan Polat istese federasyona başvurup onun futbol oynamasını yasaklayabilirmiş. Ama gençlğine vermiş, yapmamış. Hakikaten gençti zaten. Daha 20 yaşına girmeden İstanbul'u peşinde koşturuyordu. Fatih Sultan Mehmet örneği veren babalara gider yapabilirdi. "O 21 yaşında fethetti ben 20 yaşındaydım"

O sezon şampiyon olan Galatasaray'ın teknik direktötü Feldkamp'tı. Feldkamp bir daha Galatasaray'a geldiğinde ilk işi onu yollamak oldu. Geçen sezonu ilk defa İstanbul dışında, Ankaraspor'da geçirdi. Belki de o yılların intikamını almak istedi Kalli. Ben basında olsaydım böyle bir asparagas yazardım. Ya tutarsa diyerek. Yoksa Bouzid'i Emre'ye tercih etmek çok akıllıca bir seçim değil.

Fenerbahçe yıllarından devam edelim. Fenerbahçe'de ilk resmi maçı Trabzonspor ile oynanan bir Başbakanlık Kupası maçı. İlk maçında gol atan, kupa kazandıran, 20 yaşındaki bir futbolcu. Böyle hikaye çoktur, ama bunu yapan stoper yoktur herhalde. 22 maç oynadı o sezon. Fenerbahçe savunmasının vazgeçilmezi oldu. Uche ve Müjdat gibi Fenerbahçe tarihine geçen futbolcularla berber oynadı. Tabi bir de Wagenhaus. Emre Aşık'ın belki de yerini sağlamlaştırdığı maç Galatasaray'a karşı oynadığı 93 yılındaki maçtı. Şimdik MHK Başkanı Oğuz Sarvan'ın piç ettiği maçta Hakan Şükür'e nefes aldırmamıştı. Hatta maçtan sonra çıkan bir gazetede çok iyi hatırladığım bir karikatür vardı. Hakan Şükür ayaklarını uzatmış televizyon izliyor. Arkasında ise Emre Aşık. Kral "olm git hadi ya maç bitti" diyor. O ise " olmaz hocamın verdiği görevi eksiksiz yapmam lazım" diyerek cevap veriyor. Yıllar sonra Hakan uzatmış ayaklarını TV seyerdiyor, hatta ekranlarda yorumculuk yapıyor, Emre ise hocasının verdiği görevi yapıyor hala.

O sezonun en önemli Galatasaray-Fenerbahçe maçı mart ayında Ali Sami Yen'de oynandı. Emre Aşık maçın ilk yarısı bitmeden oyundan alınmıştı. Yerine giren Kemalettin golünü attı. Ama Hakan Şükür çok boşta kaldı. Wagenhaus'un bir Emre Aşık olmadığı 87.dakikada ortaya çıktı. Kral, Emre olmayınca rahatladı ve direk dibinden galibiyeti getiren golü Engin'in koruduğu kaleye attı. Galatasaray'ın 1 puan farkla şampiyon olduğunu hatırlatırsak o golün değeri daha iyi anlaşılır.

1994-95 sezonunda da takımda banko oynadı. 1995-96'da ise Parreira onu fazla düşünmedi. İlker-Uche-Högh-Tayfun(Erol) geri dörtlüsüne, sıkışıldığı zaman girebildi. Sezon sonu şampiyonluk yaşadı. Haziranda Euro 96'ya gidemedi. oysa elemelerde çok kritik maçlarda görev yapmıştı. İsveç'e çok önemli bir gol atmıştı. Ama kulübünde oynamadığı için belki de İngiltere yolunu tutamadı. Terim onun yerine Karabükspor'dan Vedat'ı çıkarmıştı. O yaz Fenerbahçe'den de ayrıldı. Oğuz-Aykut ile beraber İstanbulspor'un yolunu tuttu. Bir proje takımı haline gelen "boğalar"da beklenen olmadı. 4 sene İstanbulspor'da oynadı. 1996-2000 yılında o sarı-siyahlı formayı giyerken Galatasaray futbol tarihimizin en somut başarısını elde ediyordu. Emre'nin dahil olmadığı tek başarımızda, Emre en gözden uzak dönemini yaşıyordu. 1999-2000'de proje takımı tarihinin en zor anlarını yaşadı. Büyük yıldızlar zaman içinde kulübü terketmişti. Cem Uzan'nın bir Ankaragücü mağlubiyetinden sonra yaptığı konuşma etkiliydi bunda. Aykut Kocaman takımda kalmıştı. Emre de. Ama takım küme düşmek üzereydi. Çekiştikleri Altay 4 gün sonra UEFA Finali'ne çıkacak olan Galatasaray'ı İzmir'de 1-0 yenmişti. Aynı hafta İstanbulspor, Adanaspor'u 3-2 yendi. 3 golü de stoper Emre Aşık attı. İki kere yenik duruma düşen takımını iki kere beraberliğe taşımış son dakikada attığı golle 3 puanı getirdi. Ve hiçbiri de kafayla değildi o gollerin. Emre bir santrfor gibiydi o gün. Bir hafta sonra Uefa Şampiyonu Galatasaray ile karşılaştılar. Maç 1-1 bitti. İstanbulspor ligde kaldı, Altay küme düştü.

2000-2001 senesinde İstanbulspor formasıyla son maçını oynadığı Galatasaray'a geldi. Capone (Fatih), Bülent,Popescu,Hakan Ünsal dörtlüsünün arkasında yedek bekledi. Yine de Lucescu onu beğendi. Birçok maçta oynadı, hazır tuttu kendini. Eski takımı İstanbulspor'a karşı, eski stadı Kadıköy'de 5-3 biten ve efsane olan maçta 90 dakika oynadı mesela. Veya Sami Yen'de eksiklerin çok olduğu maçta Beşiktaş'ı 2-0 yenerken Galatasaray, o Ahmet Dursun ve Pascal Nouma'ya nefes aldırmıyordu. 6 Mayıs'ta şampiyonu belirleyen maçta Galatasaray 2-1 yenikken, müthiş bir baskı kurmuşken, Lucescu Bülent'i çıkarıp onu koyuyordu oyuna. Belki de gol beklyordu Emre'den o uzun boyuyla. 2001-2002 sezonunda Luce yine Popescu-Bülent ile başladı. Ama kısa bir süre sonra Popescu Galatasaray'dan ayrılıp Lecce yolunu tuttu. Transfer yapacak zamanı ve parası olmayan Galatasaray tandemi Emre-Bülent ikilisine emanet etti. Bütün Galatasaralılar korkuyordu bu ikiliden. Ligde 27 maçta oynadı Emre. Şampiyonlar Ligi'nde Roma-Barcelona-Liverpool grubunda yaşanılan heyecanda başrolü oynadı. Roma Olimpiyat Stadı'nda Galatasaraylı futbolculara saldıran polisi dövdü. Uzun süre mahkemesi devam etti. Rakip tribünler "İtalyan Polisine Uzanan Eller Kırılsın" pankartını açtı. O yaz Dünya Kupası'na gitti. Puna alamadan geldiğimiz şampiyonada o yoktu, üçüncü olduğumuz turnuvada o vardı.

2002-2003 kritik bir sezon. C.Brugges-Galatasaray maçı kritik bir maç. Fatih Terim'in gencecik bir çocukken forma verdiği Emre Aşık yıllar sonra hocasıyla buluştu. Ama beklenen kimya uyuşması gerçekleşmedi. Auta gidiyor diye bıraktığı top köşe bayrağının direğine çarpıp oyun alanına geri dönünce, ve akabinde Galatasaray kalesine girince Emre'nin ipini çekti İmparator. O da yedek kalmak istemedi ve Beşiktaş'a gitti. Bir kez daha şampiyon olan takımın yolunu tutuyordu.

Lucescu'nun yönetiminde Zago-Ronaldo ile arka üçlüyü oluşturudular. Önlerindeki Giunti-Tayfur efsane ikilisiyle birleşince Türkiye Ligleri'nin en muhteşem ilk yarısını yaşamışlardı. Akabinde en büyük çöküşü gördüler. 11 puan farktan şampiyonluğu ve hatta şampiyonlar Ligi vizesini verdiler.

Karieyeri yine düşüşe geçti. 1.5 sezon boyunca Beşiktaş'ta oynadığı maç iki elin parmaklarını geçmedi. Nobre'ye eliyle yaptğı hareket gündemden düşmedi ama. Birkaç maç sonrasında kadro dışı kaldı. Galatasaray devre arasında onu aldı. Ben ve benim gibi birçok kişi şunu düşünmüştür bundan 3 sene evvel. "Emre bu sezon bize katkıda bulunur. Şampiyon oluruz, sonra futbolu bırakır veya Anadolu'da oynar gider."

Cümlenin yarısını tutturduk. Song-Tomas arkasında sağlam bir yedek olarak katkıda bulundu. Şampiyonluk son maçta geldi. Denizli'den gol haberi gelince Emre Aşık kulübeden sahanın içine fırladı.

2006-07'de yine Galatasaray, 2007-2008 kiralık olarak Ankaraspor'da. Peki kariyer düşüşte mi? Kesinlikle değil. Euro 2008'in yarı final oynayan kadrosunda o da var. Semih'in Hırvatistan'a attığı golü herkes hatırlıyor. O golden önce bir Emre Aşık klasiğini gördük. Rüştü'nün havalandırdığı topa 3 Hırvat'ın üstüne çıkarak kafa vurmaya çalışan Emre Aşık..10 saniye sonra herkes birilerinin üstünde bütün ülkede.

Kulüp takımlarındaki performansıyla milli takımın yolunu tutan Emre, bu sefer milli takımda Avrupa üçüncüsü olunca tekrar Galatasaray'a döndü. Bu sezona yine yedekte başladı. Meira-Servet önündeydi. Bu sezon belki onun kariyer özetidir. Kimsenin vaz geçemediği, ama hiçbir zaman da yok sayamadığı bir futbolcu. Benfica'ya gol atar, üç gün sonra Kadıköy'de kendi kalesine atar. Yaptığı çirkeflikler bile çok ustacadır. Hakkını vererek yaparak. Belinzona maçında İsviçreli bir futbolcu kırmızı görmüştü topsuz alanda. Herkes emindi o pozisyonun baş rolünde Emre Aşık olduğunu. Dünkü maçta da Bordeuxlu bir futbolcuya yaptığı ense hareketi ile bütün bu yılları gözümün önüne getirdi. Kahkaha attım o anda, o önemli dakikalar oynanırken.

Çok iyi stoper dersiniz, sizi rezil eder, işe yaramaz dersiniz, ihtiyacınız olur muhteşem oynar. Ne olursa olsun şu bir gerçektir. Her zaman göreve hazırdır, her zaman formanın hakkını vermeye çalışır. Ve böyle devam ederse 2014 yılında düzenlenecek dünya kupasına 41 yaşında katılırsa şaşırmayacağız. Şaka bir yana, öyle bir şey olursa kadro açıklandığında kimse "oha Emre 41 yaşında hala takımda" diyip şaşırmayacak. Çünkü herkes en zor zamanda ona güvenileceğini biliyor. Ama bir o kadar da tedirgin olunacak. Takımın kaptanı Arda Turan olur ama ona pazuband verilmez. Pazuband falan hikaye, senelerdir hakettiği değeri pek almamıştır zaten.