fernando muslera etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fernando muslera etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Ağustos 6

Kırılma Maçları #4



Aslında kırılma maçı olarak adlandırmak biraz zor. Ama o kadar güzel bir maçtı ki, o kadar hoşuma gitmişti ki, 2012-13 sezonunu anlatırken es geçmek olmaz.

Zaten kendi içinde bir kaç kırılma noktası da barındırıyordu. Mesela, bu maçta Muslera son kez bir hata yaptı. İlk yarının sonunda bir penaltı yaptırdı. Çok sevdiğim Moritz'in penaltısını kurtardı Muslera. Ondan sonra soyunma odasına girdi ve sezonun geri kalanını Clark Kent'ten Superman'e dönüşen bir süper kahraman olarak oynadı. En azından sırf bu nedenle bile bir kırılma maçı olma özelliği taşıyabilir. 1 numara'nın kırılma maçı...

Karşılaşmanın ikinci yarısında N'Duka'nın kaçırdığı inanılmaz gol de maçın önemli ve unutulmayan anlarından biriydi. 

Futbol beni oldukça tatmin etmişti. Çok güzel bir maç vardı ve iyi oynadığı maçta puan kaybeden takımında olan biteni görebilen ve paniğe kapılmayan bir tribün vardı. Bu da güzel bir olaydı.

Salı, Nisan 10

Muslera Hatırası




Kırk yılda bir maç izlemedik, Muslera penaltıdan atmış. Olay oldu. Millet, etikten ahlaktan bahsetmeye başladı.

Normalde şunu mesele yapacakların Galatasaraylılar olması lazım. Kendi içinde tartışılması gerek. Gerek var mı? Ya gol olmasaydı? Ya gol olmayıp dönen top gol olsa? Taraftar istedi diye herşey yapılır mı?

Fakat sıra ona gelmedi. Tertemiz Türkiye'nin tertemiz liginde etik ve ahlaktan bahsedilmeye başlandı. Kaleci penaltı attı. Rakibe tekme atsa sarı kart, çizgiye giden golü kesse kırmızı kart, penaltı kullanırssa ahlak dışı, afaroz.

Rakip ile dalga geçildiği söyleniyor. Kalecinin penaltı atması dalga geçmek ise, önce Kayserispor, sonra Bursaspor senelerdir bizimle taşak geçmiş. Yok eğer mesele kalecinin ilk kez penaltı kullanması ise, bu rakip futbolcuyu üzüyor ve yaralıyorsa ki, o zaman 80.dakikada fark açılınca oyuna altyapıdan futbolcu sokmak da o kadar yaralamalı.

Halı sahada penaltı atan kaleci sizi ne kadar yaralıyorsa, halı sahada fark açılınca oynayan elemanın kardeşi oyuna girince de içiniz acır.

Peki twitterdan 1.haftada Muslera'ya sallayan Volkan Babacan'a 34.haftada sallıyor muyuz? "Dün yediğin hurmalar" demek varken, "penaltı attı ayıp etti" deniyor.

Ama Muslera çok konuşuldu, çok incitti başkalarını. Muslera'dan Terim'e bağlandı. Asıl dertler ortaya çıktı. Herkes Terim'i sorgular, Terim'i konuşur oldu, demek ki zamanında....


Pazartesi, Ekim 17

Sokak Çocuğu


"Bizim mahallede topu olan kendi takımını kurar, kendisi kaleye geçmez ve hatta ne istiyorsa onu yapardı. Başka top yoksa oyunun ne kadar oynanacağını da o belirlerdi. Yani sınırsız yetkileri vardı. Ama bizim mahallede en kötü oynayandan ziyade, en şişman olanı kaleye geçirirdik. Ben de o yaşlarda hep forvet oynardım. Tabii maç içinde yoruldukça dönüşümlü olarak kaleye geçerdim.... Ama gol yediğimde çok sinirleniyordum. Her yediğim golün ardından kaleyi terk ediyordum ve gol atmak için uğraşıyordum."

Fernando Muslera

Salı, Temmuz 26

Kaotik Kale


"Böyle kaotik bir ortamdan çekinmiyorum. Aslında futbol her zaman kaotik bir ortamda oynanır."


Çarşamba, Temmuz 20

Deli Evlat

Muslera'yı daha önce de Serie A'dan tanıyordum ama onu çok sevmeye başlamam geçen yaza dayanır. Hatta tam olarak, Gana maçının 120.dakikasında. Kaçan penaltıdan sonra üst direği öpen bir adam. Böyle karakterleri seviyorum. Şimdi o adam bizim takımda.

Çok gol yiyebilir mi? Yiyebilir.
Hatalı gol yer mi? Kesin yer.
Yerin dibine sokulur mu? Kaçışı yok
Bunlar benim için önemli mi? Hiç değil.

Gelsin, kalede dursun. Mahallede; isteyerek kaleye geçen ve o yüzden herkesin sevdiği, hatalı gol yese de kimsenin kızamadığı, (kızarlarsa çekip gider ve kaleye başka biri geçmek zorunda kalır) anne-babaların sevdiği uslu, efendi ama fırlamalık zamanı en fırlama olan çocuk tipiyle geliyor.

Karakter zaten ruh hastası, şizofren midir nedir. Tam benim seveceğim adam. Gelsin.

Deli Muslera artık Evlat Muslera oldu.


Cumartesi, Temmuz 3

Deli Muslera




Rahatsızları, delileri, farklı olanları, farklı düşünenleri seviyorum. Deliliğin işaretlerinden biri de herhalde bir kale direğiyle konuşmaktır, ona şükretmektir.

Muslera, dün Gyan penaltıyı direğe nişanladıktan hemen sonra bunu yaptı. Ne kadarı samimi ne kadarı endüstriyel futbolun şov kısmına yönelik bilmiyorum. Ama hoşuma gidiyor işte. Normal bir davranış değil çünkü, dünya kupasının çeyrek finalinden bir kale direğiyle konuşmak.

24 yaşındaki Muslera'nın tipi, mahallenin abilerinin "gel kaleye geç" teklifine sırf abiler çağırıyor diye evet diyen, daha sonra büyünce de amatör kümede kaleci olan çocuklara benziyor. 3 milyonluk ülkenin zorla kaleye geçirilmiş genci gibi duruyor. Sempatik, naif bir suratı var. Hem böyle saf çocuk tipine hem de direkle konuşan bir ruhsal bozukluğa (!) sahip. Penaltılar başlayınca, Urugay ve Gana yerine Muslera'yı desteklemek geldi içimden.

O da 2 penaltı kurtararak (penaltılar kötü atılmış olsa dahi) ulusal kahraman oldu. Delilerin kahraman olarak milyonların bağrına basıldığı tek yer futbol sahası belki de. O yüzden seviyoruz bu oyunu.