magazin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
magazin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Ekim 13

Örf ve Töre


Arda Turan'ın son olayı hakkında veya direkt Arda Turan hakkında herkes bir şeyler yazarken, biz o kısımları pas geçelim. Bu son olayın dışında kalan başka bir durum benim dikkatimi çekiyor. Sanırım Arda'nın en büyük sorunu da burada yatıyor.

Arda son yaptığı açıklamada, yani Instagram duyurusunda, eşinden özür dilerken onun 8.5 aylık hamile olduğunu ısrarla vurguladı. Allah analı babalı büyütsün. Demek ki minik Arda, dünyaya Kasım ayında gelecek. Basit bir hesapla yavrunun ana karnına düşmesi de Şubat ayında gerçekleşmiş oluyor.

Biliyorsunuz Arda - Aslıhan çifti 11 Mart günü evlendi. Buraya kadar sorun yok. Kimin ne zaman ne yaptığına karışacak değiliz. Fakat Arda karışıyordu.

Şubat ayında kendisine bu soruyu (Evlenme nedeni hamilelik mi?) soran gazetecilere yine bir Arda klasiği olarak sert çıkmış ve "Bizim örf ve adetlerimiz var. Ayıp etmesinler" demişti. 

Yani Arda'ya ve Arda'nın töresine göre evlenmeden önce cinsel ilişkiye girmek ayıptı, tersti. Büyük ihtimalle töre erkekleri değil ama kadınları bağlıyordu. Töreye karşı gelinmezdi. Arda tabi o gün daha detaylı yorum yapmadı ama yapsaydı evlenmeden önce cinsel ilişkiye giren kadınların toplumdan  dışlanmasına neden olacak cümleler de kullanabilirdi.

Kimsenin töresine karşı gelecek durumumuz da yok. Herkes kendi töresini, adetini, geleneğini yaşamalı. Fakat Arda, başkalarına racon kesip töre biçerken, kendisi kendi töresine uymamış.  

Arda keşke herkese akıl verip, kendi kendine adamlık literatürü yaratmasaydı. Onun yerine özgürce yaşayıp, bir yandan da topunu oynasaydı. Belki yine çok eleştirilirdi ama toplumum tüm kesimleri tarafından antipatik bulunmazdı. Fakat o öyle yapmak yerine son iki senede devamlı bir toplum inşasına girdi. Örf ve adetlerden bahsetti, 'Nasıl adam olunur?' sorusu hakkında dersler verdi.

Zaten Arda'nın bütün meselesi de burada yatıyor. Yoksa insanlar kavga da eder, eşini de aldatır. Bunlar bireysel hatalardır veya zaaflardır ve insanın kendisini bağlar. Üstelik dünyada bu tip olaylarla gündeme gelen sayısız da futbolcu var. Ama hiçbiri bu olayları yaşarken yaşadığı toplumu yeniden inşa etmeye çalışmadı; tam tersine toplumdan af diledi. Arda ise herkesi karşısına aldı. Bu da onun geleneği haline geldi.

Hayır keşke en azından inşa etmeye çalıştığı duruma uygun yaşasaydı, o zaman ses de çıkaramazdık... O da olmamış. Her şey yarım kalmış. Tıpkı kariyeri gibi.

Çarşamba, Ocak 21

Böyle mi Olacaktı



Erkeklerde genel bir algı vardır. Güzel bir kızla beraber olan şarkıcı ve özellikle futbolcu, yani ünlü, pek sevilmez. Kıskanılır. "Ulan parası var diye kız onla, yoksa çirkin adam, topçu olmasa kız göremez" tarzı cümleler kullanılır. Ben demem. İyi bir futbolcu, güzel kızlarla olmalı. Güzel olması da yetmez, çok güzel, tarz, karizmatik hatunlar bulmalılar. Hatta, bunu başardıkları zaman da ben mutlu oluyorum. Bu adamlar rüya gibi bir mesleğe, kimseye nasip olmayacak bir yeteneğe, ve gençliklerini yaşayacak bir paraya sahipler. Yanlarında güzel bir kız olmasını hak ediyorlar. Gayet doğal...

Hatta bu konuda nerdeyse bir kaynana gibi oluyorum. Bunlar bizim çocuklar ve yanlarına çoğu kızı da yakıştıramıyorum. Mesela, İngiltere'nin temiz suratlı, güleryüzlü, ince bilekli çocuğu David Beckham'a asık suratlı nemrut Victoria'yı hiçbir zaman yakıştıramadım. Evet kız güzel, hatta belki de o ülkenin en tarz hatunu ama o duruş nedir öyle? Sanki Yunanistan'a son dakika golünü atan, 99'da CL'yi kazanan, kahramanlık hikayelerini gerçekleştiren bizim oğlan, kızın oyuncağıymış gibi.  Ve sanki beraber çekildikleri bütün fotoğraflarda kız, bütün bunlardan memnun değilmiş gibi.. Zaten sonunda da kz, bizim oğlanı kendisine feci bağladı. Milan'ı bırakıp LA'ye gitmeler falan da hep bu kızın etkisiydi. 

Veya Arda Turan... Elimizde büyüdü. Zaman içinde çok kavga ettik, kızdık, küstük ama onun iyi bir noktaya geleceğini de biliyorduk. Madrid'e gitti. Dünyanın en iyi futbolcularının yaşadığı şehre... Yanında ise nargile cafe'lerde hesap ödeten cadde kızı Sinem Kobal vardı. Madrid'de yaşayan, Türkiye'nin en klas topçusu, Türkiye'nin en tarz olmayan kızıyla beraberdi. Nedir abi bu? Neyin testini yapıyorsunuz. Hatta arada sırada haber çıkıyordu, Arda'ya Liverpool'dan teklif var ama Sinem Kobal Liverpool'da yaşamak istemiyormuş... Gel de çıldırma... Kendini Posh sanıyor ama Türkiye sınırlarında bile ondan daha çok hakeden 50 kız vardır.

Wesley ile Yolanthe adeta bu konuda ders veriyor. Papaz Casillas, karizmasına uygun bir hatunla beraber yıllardır. 87'li Pique, 16 yaşında La Tortura klibinde izlediği kadınla beraber. Muazzam başarı. Yakışır. Hülya Avşar'ı daha henüz Samsun'da gözüne kestiren Avrupa Gol Kralı Tanju gibi.. Gerçi Tanju'nun olayı yasak aşka giriyor ama olsun.

Asıl konuya gelelim artık. Ronaldo ile Irına ayrıldı. Üzüldüm gerçekten. Bu kadara tencere-kapak bir ilişki zor bulunur. Bir tarafta Portekiz'in bir adasından çıkan fakir çocuk, diğer tarafta Tatar bir babanın köklerinden gelen ve Rusya'da doğan bir kız. Hemen hemen aynı yaşlardalar. Hemen hemen aynı yaşta çalışmaya başlıyorlar. Mesleklerinde zirveye çıkıyorlar. İkisinin de olağanüstü fizikleri var ve en sonunda beraber oluyorlar. Ünlü olmasalardı müthiş bir aşk filmine konu olabilirlerdi. Sınırların kalktığı yeni bir dünya düzenine simge olabilecek bir ilişki. Fakat sonsuza kadar mutlu yaşadılar geleneği gerçek olmadı.

Irına'ya bundan sonraki hayatında başarılar dileriz. Yeni bir sporcu sevgili bulamadığı takdirde sadece Maraton.com'un foto galerisinde denk geliriz artık. Ronaldo'nun ise sıradaki hamlesi önemli. 

Ronaldo hırslı çocuk. 17 yaşında United'a git, orada efsane ol, sonra Real'e git, orada da başar. Messi'nin önüne geçmesinin nedenleri bunlar. Şimdi gidip Paris Hilton ayarı bir kızla beraber olursa ona yakıştıramam. Irına United ise, bundan sonraki hamlesi Real Madrid olmalı. Ne biliyim Barbara mesela, manken olan...

Bu konunun da takipçisi olacağız...


Pazar, Haziran 21

Jestler, mimikler # 2

Daha önce Burcu Esmersoy'un spor haberlerini sunarken takındığı yüz mimiklerinden bahsetmiştim. (aman da aman sanki hayatın sırrından bahsetmişiz) Sakatlar kervanına katılanlar, at yarışı sonuçlarını açıklarken alenen gülmesi falan... Tuhaf geliyordu belki de, yıllardır ciddi spiker profillerine alıştığımız için. Kameramanlar mı güldürüyor diye düşündüğüm de oldu. Bu yazıyı yazarken bu konuda fazla kafa yormuş olduğumu da anlamış oldum, her neyse... Bu günlerde Yekta Kopan'la Yaz Gecesi diye bir program yapıyorlar, neşeli birşey. Denk geldiğim zaman izliyorum. Denk gelmediğim günlerin birinde olanlar olmuş meğerse. Yemek programı yapan Vedat Mirol fazla yemekle, seksi kıyaslayınca Burcu Esmersoy sanırım post fotosundaki hal ve hareketleri takınmış. "Pes artık ne söylenebilir ki" diyor bence. Yekta Kopan da "naaptın abi sen" der gibi.