mehmet güven etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mehmet güven etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Temmuz 6

''İdmanda Hepiniz Pele'siniz"



Four Four Two'daki Mehmet Güven röportajı şahane. 'Okuyun' diyeceğim ama mayıs sayısında kaldı. Ben de yeni okudum. Yine de bulursanız göz gezdirin. Röportajı tabi ki yine Hilal Gülyurt gerçekleştirmiş. Mehmet Güven özellikle Galatasaray günlerine ve neden başarılı olamadığına dair açıklamalar yapmış. Benim röportajda takıldığım yerse başka oldu. Futboldaki en büyük ilgi alanım; papazlık konusuna dair satır arasında kalmış bir anı:

"Hakan Şükür sinirliydi ama belli etmezdi. Bir gün antrenmanda ona üst üste çalım attım, Nonda da güldü. Hakan abi sinirlenip ''İdmanda hepiniz Pele'siniz, maçta kimse yok'' diye bağırdı."

Muazzam bir sahne. Gözümün önüne getiriyorum. Genç Mehmet Güven, çalımlar atmış,biraz gururlu ama kesin çokça mahçuptur. "Hata mı yaptım acaba" diye geçirmiştir içinden. Diğer tarafta gülen bir yabancı oyuncu, Nonda.. Takımın en büyük papazının karizma yerlerde. Tam o anda öyle bir cümle kurması gerekiyor ki; hem ortamı değiştirecek, hem karizmasını konuşturacak, hem gençlere gaz verecek, hem takımı sahiplendiğini gösterecek. "İdmanda hepiniz Pele'siniz, maçta kimse yok" cümlesinden daha iyisi aklıma gelmiyor.

Hakan Şükür, çok zeki bir adam. Çok ayrı bir karakter. Futbol oynarken mesafeliydim ama hem kendi özel hayatımda ilerledikçe hem de o bıraktıktan sonra geride kalan futbolcuları gördükçe, her geçen gün saygım daha çok artıyor.

Çarşamba, Kasım 13

Anket

Son 10 yılda derbilerin en saçma penaltısı hangisi? İşte adaylar...


1-1 devam eden maçın sonlarında kornerden gelen topa eliyle vuran Mehmet Güven mi? 2007 Mart


Yoksa 40 metre boyunca takip ettiği Holosko'yu ceza sahasına girince düşüren Ali Turan mı? 2010 Kasım


Yoksa yerden gelen topa dirseğiyle vuran Chedjou mu? 2013 Kasım

Benim oyum Ali Turan'a...


Çarşamba, Ağustos 3

Jordi'ye Mehmet Güven Muamelesi


Bazı futbolcuların, hayatlarını, hayatlarının kader anlarını merak ederim. Başarılı olmalarına gerek yok, hatta nispeten başarısız bir kariyere sahiplerse daha ilgi çekici olabilir. Hayatın onları, bulundukları noktaya nasıl sürüklediklerini bilmek isterim. Bunun sadece sahada bizim gördüğümüz 90 dakika ile sınırlı olmadığına da inanırım. Ayrıntının diğer yaşananlarda gizli olduğunu düşünürüm.

Mesela bu adamlardan biridir Jordi Cruyff. Dünya futbolunun belki de gelmiş geçmiş 1 numaralı adamının oğlu olarak dünyaya geliyorsun. Futbolcu oluyorsun. Barcelona ve United'de oynuyorsun, tutunamıyorsun. Ama sonra ufak ve isimsiz bir takıma transfer olup orada kahramanlaşıyorsun ve kendi hikayeni yazıyorsun. Son 20 yılın en büyük sürprizine imza atıyorsun, son yılların en unutulmaz finallerinden birinde başrol oynuyorsun. Ve sonra yine kayboluyorsun. Gerçekten ilgi çekici bir hikaye.

Geçen ay Four Four Two okurken satır arasında Ryan Giggs'ın Jordi için "Antremanlarda dünya çapında bir oyuncuydu." dediğini okudum. O andan sonra Jordi'nin hikayesi benim içim sinir bozucu oldu.

Bu cümle Jordi'nin ne kadar yetenekli olduğunun, bir türlü gösteremediği potansiyelin aslında ne kadar güçlü olduğunun ilk ağızdan açıklanması olarak görülebilir. Yani Jordi için üzücü olsa da gurur verici bir tarafı olabilir.

Fakat bizim için değil. Biz bu lafı çok duyduk. Yıllarca (2006-2009 arası) patlama yapmasını beklediğimiz (üstelik bir futbol efsanesi akrabası yokken) Mehmet Güven için özellikle altyapıdan arkadaşları böyle derdi. Arda Turan, kendisinin en ışıltılı yıllarında dikkati Mehmet Güven'e çekmeye çalışır, "benden daha yetenekli" derdi. Olmadı. Mehmet'ten bir türlü olmadı. Bu tarz cümleler de bizim için Mehmet Güven ile anılır oldu. Hatta Aydın Yılmaz bile- ki kendisi patlamasını bekleme konusunda Mehmet'i çoktan sollamıştır- bir kaç ay önce Hasan Şaş tarafından buna benzer bir cümle içinde kullanıldı. Florya'nın idman sahalarının bereketini göstermek açısından ilgi çekici.

Biz Johan'ın evladına dönersek; Jordi Cruyff gibi bir karakter bu cümle ile anılınca ona karşı duyduğum "başarısız insan sempatisi" kayboldu. Bana Mehmet Güven'i anımsatmamalıydı. Biz onu "babasını geçmeye çalışan inatçı genç" tadında severken o bize Mehmet Güven'i hatırlattı. Bu hiç iyi olmadı.

Not: İlginçtir bu ikilin saçları da erken yaşta döküldü.