ryan donk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ryan donk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Mart 20

Türk Futbolu ve Onun Güçlü Kurnazlığı



Bu başlığı atmaktan sakınca görmüyorum. Linç kültürüne alışmıştık ve çok da şaşırmadık. Hatta lincin şiddeti beklediğimizin ve alıştığımızın altında kaldı bile diyebiliriz. Ama devamında yaşananları düşününce... Kalesini açmak zorunda kalan bir teknik direktör ve ardından gelen istifa. Sonuca, skora bağlı bir futbol dünyasının aynası olacak bir pozisyon.

İşin ilgiç kısmı, pozisyonun aktörü Ryan Donk, buna benzer bir ayna tutmayı bir başka maçta, Beşiktaş karşısında da, yapmıştı.Yaptığı kural dışıydı, cezası olmalıydı; belki de oyunun ruhuna aykırıydı ama aslında tek suçlu o değildi. Pozisyonları idare etmeyi gelenek haline getirmiş hakemleri zor durumda bırakmıştı. Onları çalışmadıkları yerden vurmuştu. Bu sefer de oyunu  kendi istekleri doğrultusunda yönlendirmek isteyen beceriksiz Türk futbolcusunu cezalandırmak istedi, bunu becerdi de ama bu gerçekliğin geri dönüşü olumsuz oldu..

Pozisyonu tekrar tekrar izliyoruz. Babel yere düşüyor ve bir süre kıvranıyor. Bu esnada Konyasporlu oyuncuların topu taca atmak gibi bir düşüncesi yok. Bunu aklına getiren varsa o da kaleci Kaya... Fakat o da topu ayağına aldığında Babel doğrulmaya başlıyor zaten. Kaya topu o anda taca atabilse sorun olmayabilirdi ama beceremiyor. Zaten ne olursa olsun, taca atma isteği var mı çok da emin değiliz. Ömer Ali ne topu taca atabiliyor ne de topa sahip olabiliyor. O topla cebelleşirken Babel ayağa kalktı bile. Ve o sırada boşta kalan top Donk'nun önünde kalıyor. Karşısında basit bir fair kuralını gerçekleştirememiş bir takım dolusu adam var. Pas isteyen takım arkadaşı ise ayağa kalkıp deparına başlayan Ryan Babel. Kaleye uzaktan şut atmayı pek düşünmeyen oyunculardan olan Donk, belki de pozisyonda bir gariplik olduğunu sezdiği için farklı bir şey deniyor. Kaleye vuruyor. Yine bir hata.. Kaya kalesinin çok önünde. Haliyle hedefi bulan top ağlarda... Konyasporlu futbolcular arka arkaya yaptığı - daha doğrusu yapamadığı  - eylemler nedeniyle 1-0 geriye düşüyor. İşte tam o sırada linç kültürü devreye giriyor. Bu hatalar silsilesini gözler önüne seren ve affetmeyen adamı linç etmeye başlıyorlar. O golün bir şekilde çıkması lazım. Ofsaytı bozan stoperlerin yenilen golden sonra elini kaldıran ilk oyuncu olması gibi... Bu toprakların kurnazlığı devreye giriyor.

Şota belli ki sıkılmış. İstifa kararını kafasına önceden koymuştur muhakkak, düşünmüştür. İstifa etmeyi düşünen adamın içinde bir huzursuzluk bir boş vermişlik vardır herhalde. Pozisyon, o halet-i ruhiyenin ufak bir yansımasına neden oluyor sanki. "Bu ortamla ne uğraşacağım, bu kavgaya ne gireceğim" diyerek istifa mektubunu hazırlayan adam, benzer duygulardan beslenerek "Bu tartışmayı uzatmayacağım" düşüncesiyle olayı büyütmeden kalesini açıyor. Olay çözülüyor. Şota haklı olarak övgüleri alıyor ama ihale Donk'a kalıyor. Sanki, oyuncusunun hatasını temizleyen bir hoca varmış gibi... Oysa kurnazlıklarla dolu olan ve bu nedenle artık insanı yoran bir futbol ortamı var. Bütün mesele bu... Sahte fair, sahte adalat, gerçek kurnazlık ve sert linç hepsi aynı anda gözümüzün önünde... Türk futboluna hoş geldiniz...

Çarşamba, Aralık 18

Zihniyet Hatası




Ryan Donk olayı uzun süre gündemi meşgul edecek. Böyle bir olayı ilk defa görüyoruz. Haliyle çoğunluk ne yapılması gerektiğini tam anlamıyla bilmiyor. Ortada  birçok farklı görüş var. Bu konuyla ilgili benim hiç fikrim yok. Hatta konuya dahil olmak da istemiyordum

Ama Barış Gerçeker ayrıntılı bir şeyler yazmış, okuyunca olaya bakışım değişti. Yine, alınması gereken karar hakında hiçbir şey bilmiyorum. Belki dünya futbolunda yeni bir sayfa açar, bir açığı da kapatır. Bu bile olabilir. Ama herşeye rağmen Türk hakemlerinin zihniyetinin tükendiğini görmezden gelemeyiz.

Olayın benim ilgilendiren kısmı şu... 

Donk ikinci topu eline alıyor. Hakem bu yapılan kural dışı hareketi görüyor ama oyunu durdurmuyor. Çünkü Türk hakemlerinin yıllardır içlerine işleyen belli bir alışkanlıkları var. Bir olaya, faule, bir suça gereken cezayı vermektense; görmezden gelmeyi tercih ediyorlar. Donk oyun alanında olmaması gereken topu eline alıyor ama hakem Barış Şimşek o anda oyunu durdurmak yerine bu yanlışı görmezden geliyor ve maça devam ediyor. Umuyor ki, bu olay bir şekilde tatlıya bağlansın. Kendisi herhangi bir yaptırımda bulunmadan sona ersin. Üstü kapatılsın. Sorun çözülsün.

Olmuyor. Donk neredeyse bir faciaya neden oluyor. Bu sefer sıkıntı daha da büyük. Ne yapacağını bilmeyen ve arada kalan hakem, sarı kart verip hakem atışı yapıyor. Eyyama alışan hakem bünyesi, bu olağanüstü duruma ne tepki vereceğini bilemiyor, alışkanlıkları doğrultusunda ilerleyip "en orta yol"u bulmaya çalışıyor. Aslında belki başka türlü olsa Donk'a sarı kart da vermezdi ama kendisini zor durumda bırakmasının da bir cezası olmalı...

Bu psikolojiyi başka hakem kararlarında da görebilriiz. Basit bir faulde veya futbolcu itirazında. Hakemlerin aklı, - ki belki de aslında bütün toplumun kafası - yanlışı, suçu cezalandırmakta değil, "olayı kazasız belasız geçirmek" kısmında... 

Bu olay da bunun bir yansıması. Donk ikinci topu eline mi almış? Önemli değil, futbol ailesi olarak biz bunu bir şekilde aramızda çözeriz. Zaman biraz ilerlesin, oyun başka tarafa yönelsin, Donk ile konuşup hallederiz biz bu meseleyi. Sonra kimse hatırlamaz bile. O yüzden şimdi oyunu durdurup boş yere bakışları bu tarafa yöneltmeye gerek yok.

Tam böyle düşünürken, Donk gibi bir "kırık" çıkıyor, elindeki topu oyunu bozmak için atıyor. Dengeler değişiyor. Yetkili zor durumda kalıyor, ne yapacağını şaşırıyor. En kısa sürede en az zararla atlatmaya çalışıyor.

Yani kısacası; hakem hatası mı yoksa kural hatası mı bilemiyorum. Fakat genelde bir zihnyet hatası olduğu bir gerçek.