benzema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
benzema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Ekim 21

Erken Ödül

Karim Benzema, Ballon d'Or'u kazandı. Şikayetçi değiliz, karşı değiliz.

Hatta Ronaldo-Messi rekabetinin dünyayı ikiye böldüğü yılları düşününce, belki de son yılların en yüksek görüş birliğine varılan ödülü olabilir.

Fakat bir nüans var. Daha doğrusu tarihin bir azizliği. Ballon d'Or her zaman sonbaharda verilirdi. Kalan aylar, futbol takvimi, bir ödül için çok belirleyici olmazdı zaten. O yüzden tarih; hiç bir zaman tartışma konusu olmadı.

Fakat bu sene Dünya Kupası senesi ve önümüzde Dünya Kupası var. 

Şöyle düşünelim. 2018'de ödülü finalist Luka Modriç kazandı. 2014'te Ronaldo ve Messi'nin arasına Dünya Kupası şampiyonu Manuel Neuer girdi; ki bir kalecinin normal şartlarda ilk üçe girmesi pek görülmüş şey değil. 2010'da Messi'nin arkasında İspanya'nın orta sahası Xavi-Iniesta vardı. 2006'da ödülü bir stoper kazandı; Dünya Kupası'nı kazanan İtalya'nın kaptanı Fabio Cannavaro. 2002'de kupayı kazanan Brezilya'nın gol kralı Ronaldo, 1998'de Zidane...

Şimdi durum böyleyken Dünya Kupası beklenemez miydi? Beklense Benzema için ödülü kazanma ihtimali azalır mıydı?

Açık konuşalım 34 yaşındaki oyuncuda, normal olarak, yeni sezonun başında hafif bir form düşüklüğü var. Dünya Kupası biraz sönük geçseydi, üzerine de orada başka bir oyuncu parlasaydı belki işler değişecekti. Mesela Polonya, Dünya Kupası'nda final oynasa ve Lewandowski gol kralı olsa...

Tamam örneği abarttık ama yine de Dünya Kupası takvimde beklerken, ödül de biraz bekleyebilirdi. 

Kısacası; Benzema ödülü hak etti ama ödül sahibini biraz erken buldu.

Cumartesi, Temmuz 9

Başlangıç Günü

 


9 Temmuz 2009

Genç yaşında Real Madrid'e transfer olmuş, verdiği pozdan öz güven akıyor. Biraz sinir bozucu. Gelenekçilerin "bundan bir numara olmaz" diyeceği bir giriş.

Aradan geçen 13 sene. Yaşanan skandallar, iddialar, çapkınlıklar, yedeklikler... Verdiği poza uygun bir hikaye. Sürecin sonunda dönüştüğü şey ise artık o imajın tam tersi; bir bayrak adamlık...

Hayat... O ilk günlere dair bir yazı için TIKS

Pazar, Nisan 10

Tarihten Bir Yaprak

 

AS gazetesinin 22 Temmuz 2009 günündeki manşeti....

Karim Benzema, birkaç hafta önce 35 milyon euro'luk bonservis bedeliyle Lyon'dan Real Madrid'e transfer olmuş.

Real de, bir gün önce Britanya takımı Shamrock Rovers ile hazırlık maçı oynuyor. Karşılaşma 1-0 sona eriyor ve tek gol, beyaz forma ile ilk maçına çıkan 22 yaşındaki Benzema'dan geliyor.

AS gazetesinin muhabiri JL Guerrero karşılaşmanın ardından kolları sıvıyor ve Benzema hakkındaki yorumları derliyor. 

Fitili Marcelo ateşliyor, manşeti de o veriyor: "Benzema yeni Ronaldo olabilir"

O günlerde Benzema, Brezilyalı Ronaldo ile sık sık kıyaslanıyordu zaten. Her çıkış yapan genç yıldız, bir efsaneye benzetilir. Fransız oyuncunun karşısında ise birkaç yıldır, Lyon günlerinden itibaren Brezilyalı efsane yer alıyordu. Fakat o günlerde takımda yer alan Ronaldo; Portekizli olandı.

Benzema'nın iki Ronaldo arasındaki geçişini yazmıştık. Tekrar aynı konuya girmeyelim.

Fakat bir Temmuz günü kendini Real Madrid camiasına tanıtan genç oyuncunun, bugün kulüp tarihine geçmesi güzel bir öykü, bunu da ıskalamayalım. Herkese nasip olmuyor.

Haberin içinden devam edelim...

Real Madrid altyapısından yetişen ama önceki iki sezonu Almeria'da kiralık olarak geçiren ve kampa iki sezonda attığı 32 La Liga golüyle gelen Alvaro Negrodo, Shamrock maçında Benzema ile yan yana oynayan hücum oyuncularından biriydi. "O bir fizik harikası. Attığı gol dünya yıldızından" diyor. Ve bir ay sonra Sevilla'ya bonservisiyle gönderiliyor. Benzema'nn ilk kurbanı...

İdmanlarda onu savunmaya çalışan Metzelder, "O türünün tek örneği" ifadesini kullanıyor.

Üzüntü verici olan belki de Higuain'in demeci... Bir önceki sezon 22 gol atan Arjantinli, akranı Benzema nedeniyle önce yedek kulübesine sonra da sürgüne gideceğinden habersiz; "Benzema muhteşem, bu sezon bize çok yardımcı olacak" diyor. O sezon Benzema 9 gol atıyor, Higuain ise Cristiano'dan dört gol daha az atarak 29'da kalıyor. Fakat sonrası aynı ilerlemiyor...

2009 yazı, bir temmuz günü.

O yaz Madrid'e birçok uçak indi. Cristiano Ronaldo, Kaka ve Xabi Alonso o uçakların bazı yolcularıydı. Hepsi Madrid'den ayrıldı. Lyon'dan gelen Karim halen şehirde... Tüm övgüleri haklı çıkararak ve kulüp tarihine geçerek...

Cumartesi, Kasım 20

Domino Taşı


Mbappe,
henüz Monaco'da oynarken dahi bir büyük takıma gideceğinin sinyallerini veriyordu. O büyük takımın PSG olmadığını da biliyoruz. Daha büyüklerden bahsediyoruz. Halen genç olan oyuncuya biçilen forma; çok daha büyük...

Zaten zaman geçtikçe ve Mbappe performansını devam ettirdikçe (hatta arttırdıkça) o kulüplerin listesinde ilk sıraya yerleşti. Real Madrid'in o bölgedeki eksikliği gibi somut nedenler bu söylentileri daha da arttırdı. Fakat aslında Real Madrid ile daha sık anılma nedeni, dünyadaki Real Madrid algısıydı.

Mbappe çıkış yaptığında, henüz Erling Haaland da patlama yapmamıştı. Mbappe; Messi ve Ronaldo sonrası dönemin bir numaralı veliahtı olarak gösterildi. Öyleyse gideceği takım da şatafatın adresi, şöhretlerin durağı olmalıydı.

Fakat o şatafat eskisi kadar görkemli değil artık. Tüm İspanyol kulüpleri gibi Real Madrid de ekonomik sıkıntıda. Geçtiğimiz yaza kadar, 500 gün boyunca transfer yapamadılar mesela. En sonunda geçtiğimiz yaz David Alaba transferiyle kadroya bir oyuncu katabildiler. Hal böyleyken Mbappe'yi nasıl transfer edecekler? Oyuncuyu nasıl ikna edecekler?

İşte domino taşı etkisi gösterecek olaylar geçtiğimiz baharda başladı. Fransa Futbol Federasyonu yetkilileri ve teknik direktör Didier Deschamps, şantaj skandalı sonrası milli takımdan aforoz edilen Karim Benzema'yı affetti. Benzema seneler sonra milli takıma döndü ve ülkesiyle Euro 2020'ye gitti.

Cezayir asıllı oyuncu milli takıma en son gittiğinde takım arkadaşları Patrice Evra, Lassana Diarra, Blaise Matuidi gibi isimlerdi. 

2021'de ise yanında, Dünya Kupası kazanmış genç bir çocuk buldu. Mbappe, Benzema en son milli takımdayken Monaco'nun U-19 takımından A takıma sıçrama yapmaya çalışıyordu.

Aradan uzun bir zaman geçmişti. Benzema'nın kalitesi değişmemişti ama onu gösterebileceği tek platform Real Madrid maçlarıydı. Mbappe ise kupalara ve ödüllere boğulduğu gibi milli takımın da şahı gibiydi.

İlk başlarda, bu farklı özelliklere sahip ve farklı kariyerler inşa etmiş ikilinin saha içinde anlaşması kolay olmadı. Milli takımda var olan Griezmann-Mbappe-Giroud uyumu bozuldu. Yanındakileri besleyen ve gol atmayı da pek önemsemeyen Giroud'dan, yanındakilerden beslenen ve bir gol makinesi olan Benzema'ya geçiş kolay değildi. Bir kıskançlıktan veya devrecilikten bahsetmiyoruz ama saha içi rollerin oturması kolay olmadı. Zaten Fransa da Euro 2020'den erken elendi.

Fakat kamplar devam etti. Birkaç ay içinde Benzema ve Mbappe arasında müthiş bir uyum gördük. Hem saha içinde hem saha dışında... Kazakistan maçının ilk yarısında hat-trick yapan Mbappe'nin, Benzema'ya gol atsın diye verdiği yaptığı servisi göz ardı edemeyiz. Finlandiya maçında da benzer bir paslaşma oldu.

Benzema, milli takıma döndükten sonra altı gol attı. Bu gollerden biri penaltıydı. Diğer beş golün üçünde ise asisti yapan Mbappe'ydi. Yani yüzde 60'ında... Belki de Real Madrid'de şu an aradığını milli takımda buldu...

Mbappe zaten geçtiğimiz ay PSG'den ayrılmak istediğini açıklamıştı. Benzema da her fırsatta Mbappe'yi övüyor. İkili arasında daha önce böyle bir 'kankalık' durumu yoktu. Her şey milli takımla başladı... Yani belki de önümüzdeki yılların en buyuk transferi, belki de bir 'af' sayesinde şekillenecek.

Mbappe gitmek istediği yeri söylemedi ama herkes o takımın Real Madrid olduğunu biliyor. Ve Mbappe'nin biraz da acelesi var. Zira Benzema da 34 yaşına girmek üzere. Yani beraber oynayacakları süre çok az olabilir. Bu işi biraz hızlandırmak gerekebilir.

Öte yandan Mbappe'nin tercihi, devamında domino taşlarını yıkmaya devam edebilir.

Sponsor ve menajer dünyasının yeni Ronaldo-Messi rekabeti Mbappe ve Haaland üzerinden şekillendiğine göre,; Mbabbe Madrid'e inerse, Norveçliyi de Katalonya sahillerinde görebiliriz. Fakat işin o kısmı için biraz daha bekleyeceğiz. Ya da tam tersi; belki Haaland, Mbappe'den önce bir transfer yapar ve rotayı İngiltere'ye kırar...

Yine de Real Madrid cephesinden bakınca şunu söylemek mümkün: Bir af nelere kadir...

Cumartesi, Haziran 5

Ronaldo Gibi Başla Ronaldo Gibi Bitir

Karim Benzema, Real Madrid tarihinde en çok maça çıkan üç yabancı futbolcudan biri. Diğer ikisi Brezilyalı sol bekler; Roberto Carlos ve Marcelo. Sol bekleri ķüçümseyecek değilim ama bir santrforun başka bir ülkeden gelip Real Madrid'de yaklaşık 10 sene kalması ve bu süreçte en az 500 maça çıkması müthiş bir iş.

Tabi işler her zaman kolay gitmedi. Çok eleştirildiği dönemler, gol atamadan geçirdiği haftalar oldu. Real Madrid'de iki maç üst üste gol atamamak bile sıkıntı yaratır. Fakat Benzema bunun altından kalkmayı başardı.

Aslında kişisel olarak sevdiğim bir santrfor değildi. Hatta, sanki bir asır öncesiymiş gibi hayal meyal hatırladığım Lyon'daki Benzema, çok daha farklı bir profildi. Hızlı, teknik, bitirici... Brezilyalı Ronaldo gibiydi adeta. Bu tip melekelerini Real'de çok az gösterdi. Aklıma gelen yegane örnek Atletico maçındaki çalımı ve attırdığı goldü.


Biz onu gençliğinde Brezilyalı olana benzettik ama o zamanla Portekizli olana dönüştü. Tamam aynı oyuncu değiller ama gidiş yolları benzedi. Sporting'den Manchester'a gelen cılız çalımbaz çocuk, zaman içinde bir canavara dönüştü. Yazının başlığı da bu yolculuğu ve dönüşümü anlatıyor.

Benzema da ceza sahası içinde çalımla varyeteyle uğraşmayan, direkt golü düşünen bir santrfora evrildi. Fakat bu golü düşünme son iki sene öncesine kadar başkalarının golüydü; özellikle de Cristiano'nun...

Geçtiğimiz günlerde Gonzalo Higuain bir röportaj verdi. Tarihte hem Messi ile hem Ronaldo ile beraber oynayan az sayıdaki oyuncudan biri olarak konuşuyordu.

"Onları en iyi ben anladım" diyordu. Psikolojik olarak belki de öyleydi. Hatta Lionel Messi için de öyle olabilir. Ama sahada oyunu tamamlama konusunda (ve en çok da Ronaldo özelinde) Higuain doğru parça değildi.

Arjantin'den gelen genç bir çocuk olarak her defasında kendini şöhretli forvetlerden daha çok gösterip formayı kaptığı zamanlar ben de Higuain'ciydim. Hatta Paris'ten gelen yapılı, havalı, biraz getto, biraz büyük şehir soslu daha sonraki yıllarda Rihanna ile takılacak Benzema'ya göre Higuain daha bizim çocuktu. Ama Higuain gitti. Barınamadı Real Madrid'de... Hem de Ronaldo varken. Fakat Benzema kaldı. Hem de Ronaldo'dan sonra da...

Çünkü Ronaldo'nun hızına ayak uydurabilecek, topla kavga etmeden ona pas istasyonu oluşturabilecek ve topu aldığında kaleyi bulabilecek tek santrfor Benzema'ydı. Higuain ceza sahasında çıldırtabilir, Lewandowski ve Suarez o driplinglere eşlik edemezdi. Başkası olamazdı.

Benzema oldu. İşin ilginç olan kısmı, Ronaldo sonrası dönemde de birinci role geçti ve onu da başardı. Hatta Ronaldo'yu aratmayacak kadar.

Tamam; yıllar önce Paris'ten gelen havalı çocuğun yetenekleri aşikardı. Bütün dünya onu Youtube'dan izlemeye başlamıştı. Yani bir peri masalı gibi kendini geliştiren futbolcu hikayesi yazmaya gerek yok. Fakat Benzema bu role 32-33 yaşında geçti ve yaşından beklenmeyecek bir devamlılık gösteriyor.

33, yeni futbol dünyasında yaşlı bir çağ sayılmaz. Benzema'nın formunun zirvesinde çok akranı var. Fakat yine de onların çoğu; eğer Zlatan veya Cristiano gibi anormal bir fiziğe sahip değillerse, artık saha içinde daha farklı hareket ediyorlar. Kendilerini daha az yorup, daha çok zeka ve tecrübeyle fark yaratıyorlar.

Benzema ise halen 23 yaşındaki gibi. Belki o eski hızı yok. Ya da Valdedebas'taki küçük saha onun gaza basmasını engelliyordur. Hızı göremiyoruz ama halen tank gibi. Ona çarpan yanıyor. Maç içinde de yorulmuyor. Bu sezon oynadığı 46 maçın 33'ünde  90 dakika sahada kalıyor. 75'ten önce çıktığı sadece iki maç var.

Bunun nedeni ne olabilir?

Son zamanlarda çok tartışılan ve muhteşem formunun ardından yeniden gündeme gelen Fransa Milli Takımı, onun kariyerini uzatmış olabilir mi?

Benzema uzun bir süredir milli formadan uzaktı. Diğer meslektaşları, her sene kıta kıta, ülke ülke gezip maç yaparken ,yazları turnuvalarda yıpranırken Benzema dinleniyordu. Senede 4-5 milli maç arası olsa; 10 haftalık bir dinlenme imkanı doğuyordu. Sezon bitiminde kendisini yenileyebildi. Tamam belki müzesinde Dünya Kupası madalyası olmadı ama aksi halde şu an Real Madrid oyuncusu da olamayabilirdi.

Futbolcuların günümüzde en çok şikayet ettiği yoğun maç takvimi Benzema'ya uğramadı. Belki ona verilen ceza, onun şansı oldu.

Sonuç olarak,özellikle iki senedir çok özel bir oyuncu performansıyla karşı karşıyayız. Bazı futbolcular olgunlaştıkça tat verir ve saygı uyandırır. Önceleri biraz göz ardı edersiniz ama kariyerlerinin son virajına girdiklerini fark ettiğiniz anda daha fazla izlemeye ve ona saygı duymaya başlarsınız. O da bunun karşılığını verir ve akranları gibi elden ayaktan düşmeden topunu oynar.

İste Benzema o tür topçulardan...

Peki şimdi yeniden milli takıma çağrıldı, ne olacak? Bir kereden bir şey olmaz. Hem belki de bu onun için 'son yaz' olabilir. Onun bu gelişimini ödüllendirmemek ona değil, Fransızlara ceza olurdu.