gökhan zan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gökhan zan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Ocak 20

Etme Bulma Dünyası



"Gökhan Zan kardeşimiz ısrarla gitmek istemiyor. Bazı demeçleri  kulağıma geldiğinde de üzülüyorum. Uzun yıllar takımda kalmış, sakatlıklar geçirmiş ve parasını  almış. Bu duyduklarım hoş değil. Bir insan kendisine  güvenecek, gidip bir yerde oynayacak. 'Ben yatarak paramı alırım' demek hoş  değil. Bunlar beni üzüyor. Asgari ücretle çalışan insanlar bilet, kombine  alıyorlar, maç izlemeye geliyorlar. Oynamayan oyuncu için para vermiyorlar. Ben  Gökhan kardeşime ricada bulunuyorum. Bir an önce kulüp bulsun, gitsin oynasın. Ne  fedakarlık gerekiyorsa yapacağız. Hocamızın raporu doğrultusunda bu oyuncuları  göndermek zorundayız. Veysel Sarı kardeşimiz gitti. Galatasaray'a hizmetlerinden  dolayı teşekkür ediyorum. Yiğit Gökoğlan'a teşekkür ediyorum. Hiçbir pürüz  çıkarmadan gitti. Yine Furkan Özçal kiralık olarak gitti. Asla satmayı  düşünmüyoruz. İleride ondan faydalanacağız. Kulübüne para kazandırdı, kendisi de  oynayacak ve seneye daha hazır halde gelecek. Biz bunu istiyoruz. Kulübün  kasasından da boşuna bara çıkmasın. Gerçekten zor durumda ödemeleri yapıyoruz.  Bir de, hiç kadroya girmeyen, her gün ben sakatım diyen insana 1 milyon 100 bin dolar para veriyorsunuz. İnsanın içi yanıyor."
 
Futbolun mu yoksa hayatın mı böyle garip bir adaleti var emin değilim. Ama sanırım futbolda daha çok karşılaşıyoruz. İster ilahi bir boyut kat, ister karma de ama tesadüf olmadığı da kesin. Albayrak bu lafları söyledikten sonra önce Koray Günter sonra Semih Kaya sakatlandı. Chedjou da zaten önceden milli takıma katılmıştı. Galatasaray stoper kirizi yaşıyor. Bunun adı adalettir.

Şimdi bütün eksiklere rağmen yine de Gökhan Zan, formayı almayabilir. Stoperde Hakan Balta - Emre ikilisi oynayabilir. Olabilir. Ama gelinen bu durum oldukça adilane. Bütün oklar Albayrak'ın üzerinde artık. Adının önünde yönetici yazan biri, yaşanan sorunu yönetmediği gibi daha da büyümesine neden oldu. Gökhan Zan kulüple sözleşme imzalarken yönetici olan birinin bu lafları söylemesi ne kadar iyi bir yönetici olduğunun da göstergesi.

Aslında şimdi yapılacak daha iyi bir hamle var. Takım stoper krizi yaşıyor diye gidip Anadolu'dan yüksek bonservisli bir stoper daha almak. Ona iyi maaş bağlamak. Ondan sonra 4-5 sene onu takımda tutmak zorunda kalmak. Örnek bir yöneticinin, kongre zamanlarında herkesin listesinde görmek istediği bir ismin yapması gereken tam olarak budur! Transfer şovu. Bir de imza töreninde "yeni aslan"a bir öpücük kondurdu mu, "candan yönetici" olarak işlemi tamamlamış olur.

İşin hamaset kısmı da var. Asgari ücret, kombine, oynamayan oyuncu lafları.... Ne kadar da boş... Engin Baytar'lar, Yiğit Gökoğlanlar, Eboue'ler, Aydın Yılmaz'lar bu lafları yememişti oysa. Kombineler için ödenen asgari ücretler onların cebine girip videolar çekildiğinde laf söylenmedi. İhale Gökhan Zan'a kaldı.

Sanki Gökhan Zan takımdan ayrılsa, kombine ücretleri düşecekmiş gibi. Kombinelerin bu kadar pahalı olmasınıun nedeni Gökhan Zan'ın aldığı paraymış gibi. Açıkçası ben de Gökhan Zan'ın Galatasaray'a faydalı olamayacağını düşünüyorum. Kadro planlaması yapılırken gözden çıkarilabilir. Ama bugün veya daha sonra takımdan ayrılırsa, bir taraftar olarak da kazandığı para da hakkımız varsa helaldir.  Benzer cümleleri bir gün Albayrak için kullanacağımı sanmıyorum.

Amrabat için başka bir kulübe 8 milyon dolar verirlen kulübün kaynaklarını gözetmeyen adamların, Gökhan Zan'ın yıllık maaşını dillerine dolamaları ayıptır, haksızlıktır. Ve işte tam da o anda elinizde stoper kalmaz. Bence kim ne derse desin bu gayet güzel bir olay. Dünyanın işleyişine daha umutlu bakmak için bile yeterli.

Cuma, Aralık 20

Hakkını Verin






Valla başlık bulmakta zorlandım. Mesele şu; adam kendini geliştiriyor. Olaya da bu fotoğraflarla biraz espri katıyorum. Bu takımda stoperde oynayacak adam Zan'dır. Üçlü veya dörtlü fark etmez. 

Eskiden kuğulara ekmek atan adam, artık Florya'nın her yerinde servis yapıyor. Kendini geliştiriyor, takım oyuncusu, karakterli. Juventus maçı sonrası açıklamalarını da hala dinlemedim. Benim için önemli değil. Zaten sahada son iki senedir her zaman o ışığı veriyordu. Açıklamalara, fotoğraflara tutulmayın, hakkını verin sadece...

Eto'o'yu sahada bitireceği günler yakındır...

Perşembe, Ekim 3

Profesyonel


Uzun uzun yazmaya gerek yok. Hakkını verelim yeter. "Cam adam" esprileri ve "Gökhan Zan giriyor eyvah ehehe"  cümleleri artık arşive dönsün. Bu adam çalışıyor, uzun süre oynamasa bile formaya küsmüyor, idmanını yapıyor, ihtiyaç halinde sahaya giriyor ve en az hatayla maçı tamamlıyor.

Yabancı sınırının baş ağrısı haline geldiği Süper Lig'de tandeme Semih ile beraber koyabilirsin. Bu ikilinin Real maçındaki Dany-Chedjou ikilisinden daha iyi olduğunu düşünüyorum. Bunlar hoca tercihleri çok fazla girmemek lazım, bize düşen bu adama hak ettiği saygıyı göstermek. Geçen sezonun ikinci yarısından beri çok faydalı maçları oldu. Formaya küsmeyen karakteri ise her şeyden daha önemli.

Yeni Emre Aşık...???

CL'de 6 maç oynadı. Beşiktaş ile Porto'ya yenildi, 2-1'lik efsane Liverpool zaferinde 90 dakika sahadaydı.

Galatasaray'da Schalke'yi yendiğimiz deplasman maçında Semih'in yerine oyuna girdi. İki Real maçında sahadaydı, Bernabeu'da oynadı, tur atlama sevinci yaşayamasa da çeyrek final galibiyeti gördü. Son olarak Torino'da yine sakatlanan Semih'in yerine girip 1 puan kazandı.

Muazzam kariyer...???

Salı, Nisan 16

Üç Santimlik Tartışma




Abdullah Avcı'yı kollamaktan sıkıldım. Selçuk İnan'ı tercih etmemesiyle başladı, İbrahim Toraman'ı tercih etmemesiyle devam ediyor. Dikkat edersiniz, oynattığı herhangi bir futbolcu için "Bu nasıl oynar, içine etti takımın" demiyor kimse (en azından çoğunluk), genelde "bu niye yok" deniyor. Yani aslında tercih edilmeyen isimlerin yerlerine oynayan futbolcular da tercih edilebilecek isimler. Aslında ilk patlak buradan çıkıyor ve konuyu kapatmaya yetiyor ama olsun.

Yazıya Avcı'yı kollamak diye başladım ama Avcı'ya sallayanlara karşı durmak diye değiştirebiliriz. Tamamen kulüpçülük kaygısı güdülerek yapılan yorumlar bunlar. Galatasaraylılar'ın Selçuk isyanı gibi, Beşiktaşlılar da İbrahim Toraman'dan vuruyor.

Olayın bir kez daha yeniden, Macaristan maçından yaklaşık 1 ay sonra patlamasının nedeni bu haber. 3 cümle var haberde. Keşke hocayı daha uzun dinleseydik. Koca panelde 3 cümle konuşmadı ya... Belki oradan çıkıp daha iyi değerlendirir, daha iyi analiz edip tartışırdık. 

Bu haberi okuyan herkesin ilk argümanı Semih ile Toraman arasındaki 3 cm. Haberdeki ince çakallık, halkın tavrını şekillendiriyor. Kulaktan kulağa yayılan duyumlar da işin şeklini değiştiriyor.

Hocanın "Toraman'ın boyu" demesi aslında, Semih ile Toraman arasındaki 3 cm'den kaynaklanmıyor. Gökhan Zan ile Toraman arasındaki 12 cm'den kaynaklanıyor. Çünkü hoca Toraman'ın yerine Gökhan Zan'ı çağırmıştı. Dünyanın bütün milli takım hocaları gelse Semih'i oynatacaktı zaten. Yani sıkıntı yaratan Semih tercihi değil, Gökhan Zan tercihi. Onun da farkı 12 cm ediyor.

Hoca, Macaristan maçından önce de bunu açıklamıştı zaten. Milli takımın stoperleri, çağrılan isimleri ve oynayanlar bellidir. Semih Kaya, Egemen Korkmaz, Bekir İrtegün, Ömer Toprak. İbrahim Toraman senelerdir herhangi bir dörtlü stoper grubunun arasına giremedi. Yani aslında Macaristan maçında aylar önce bile İbrahim Toraman'ın çağrılmayacağını biliyorduk, ve günler öncesinden tahminlerin büyük çoğunluğu  Semih-Egemen ikilisi üzerinden yapılıyordu.

Sonra Egemen sakatlandı. Egemen'in yerine Bekir'in oynaması bekleniyordu. Bekir oynadı zaten. Ama herhangi bir sıkıntıya önlem olarak, kadroya bir stoperin daha çağrılması gerekiyordu. Gökhan Zan çağrıldı. Hocaya neden Toraman çağrılmadı diye soruldu. o da Gökhan Zan'ı Macar santrforlar karşısında daha uygun olabileceğini söyledi. 

Zaten 1 maçlık ve o maça da yedek kulübesinde başlayacağı, yüzde 90 ihtimalle de oynamayacağı belli olan bir adam tercih edilecekti. Bunun için Gökhan Zan davet edildi. Neden olarak da boy avantajı öne sürüldü. Zaten ne olursa olsun Beşiktaş kaptanını zorunluluk nedeniyle seneler sonra kadroya çağırıp, yedek kulübesinde oturtup, sonra da kulübüne geri göndermek çok da yapılabilecek iş değildi. Gökhan Zan milli takım kulübesinde oturma rolüne anında adapte olabilecek bir topçu.

Zaten meselenin kaynağı bu. "Ama Semih ondan 3 cm uzun" demek şark kurnazlığı. Hocanın ilk 11'i, takım iskeletini boy düzenine (hadi bu ironi oldu), rakibe göre kurmadığına emin olabilirsiniz. Sonuçta Mustafa Denizli dışında, milli takım kadrosunda maça ve rakibe göre çok büyük değişiklik yapan hocalar olmadı. Onların 18 kişileri az çok bellidir. Senede 1-2 tane kalıcı olarak yeni girenler olur. İbrahim Toraman bu havuzdan çıkalı seneler oldu.

Kimsenin ilk tercihleri arasında olmadı. "O zaman öyle desin, boy muhabbeti niye yapıyor" diyenler, 3 satırlık haberi bir daha okusun. Orada bile " Beşiktaş, ligde Mersin ile birlikte en çok gol yiyen takım. Toraman, ne Hiddink ne Terim döneminde de milli takıma çağrılmadı" ifadeleri var. Özetle, zaten Beşiktaş'ın savunması perişan neden alayım demiş. Toraman'ın da senelerdir aynı form düzeyinde olduğunu ve kendini geliştirmediğini üstü kapalı olarak beyan etmiş. Görmek isteyene... Hatta belki daha açık cümleler kurmuştur ama haberde olmadığı için bilemiyoruz.

Hadi diyelim Semih ile arasındaki 3 cm mesele olsun. Onu da açıklayalım.

Futbolu FM rakamları ve Wiki istatistiklerinden ibaret sananlar, Semih Kaya'nın 3 cm uzun boyuna takılıyor. Oysa Semih, rakip santrfora kafa vurdurmuyor. Boyu kısaysa bu açığı kapatıyor. İbrahim Toraman ise, dünyanın kafa vurmaya en çok çekinen topçusu Riera'ya bile kafa vurdurup derbide gol yediriyor (Bakınız.Foto) . 3 cm belki çok önemli değil ama bu tarz hatalar yeterli bir argüman. Umarım biri çıkıp "Semih'te Real maçında hata yaptı, Higuain'e kafa vurdurdu" diyerek karşı çıkar. Böylece neden Semih'in, senelerdir Şampiyonlar Ligi oynamayan İbrahim Toraman'a tercih edildiğini biraz daha iyi anlatmış olur.

Sezon başında "İlk 10'a giremezler" diyerek alay konusu olan takımlarını ilk 3'e sokan, şampiyonluk yarışını yaşatan kendi hocalarını kazandıkları maçtan sonra bile eleştiren Beşiktaşlıların İbrahim Toraman kırgınlığını anlayabiliyor, en azından tutarlı buluyorum. Ama buradan yola çıkan ve Semih üzerinden Avcı'ya taşan diğerlerini de anlamak pek mümkün değil.

Daha önce defalarca verdiğim örnekle bitirelim. İsviçre maçlarında Fatih Terim ligin en formda sol beki Ümit Özat yerine, Galatasaray'da Ferhat Öztorun'dan bile kesik yiyen Ergün'ü tercih etmişti. Sebebi sorulduğunda da "Sol kanatta sol ayaklı oyuncu oynatmak istiyorum" demişti. Terim bunu söylediğinde konu kapanmıştı. Bugün Avcı'ya "Ama Semih'in boyu 3 cm daha uzun" demek ise, 2005'te Terim'e "Ümit Özat topa sol ayakla vuramıyor mu" sorusunu sormak kadar büyük saçmalık aslında.


Perşembe, Nisan 11

Real Maçında Forma Giymek



Milletin polemik aşkı ve ahkam kesme hastalığı var olsun, gündem bir an olsun boş kalmıyor. Bu da bloga yazılacak konu bulmakta sıkıntı yaşamamı engelliyor. Öte yandan zaman konusunda sorunlar yaşıyorum. Daha Bursasporlu çocuktan(!) bahsedeceğiz, Real maçı var, Real maçındaki pankart var, basketboldaki cezalar var, bugün PFDK açıklanacak, Terim'e ceza gelecek, Lazio maçı var. 

Nisan- mayıs ayı gelince sezonun boyu kısaldıkça, tansiyon yükseldikçe insanlar da saldırganlaşıyor. Herkes sesini daha çok yükseltmeye çalışıyor. Karşısındaki bastırmak birinci hedef. Diğer hedef de karşısındaki küçümsemek ve aşağılamak.

İşte tam da bu noktada, Real Madrid maçı hakkında duygusal yazılar yazmak yerine Gökhan Zan'ı öne çıkarmak lazım. Seneler boyunca, hatta 1 ay öncesine küçümsenen, aşağılanan bir adamdı. Bugün Real maçındaki oyunuyla övgüler alıyor. Real Madrid'e karşı oynadı Gökhan. Üstelik iyi de oynadı. Oysa Real Madrid'i PES'te seçenler için alay edilecek bir figürdü.

Macaristan maçı öncesi Egemen sakatlanınca kadroya çağrılan isim o oldu. Beşiktaşlılar neden İbrahim Toraman değil de Gökhan Zan? sorusuna internet üzerinde akıl ve mantıktan yoksun açıklamalar getiriyordu. İri Macar hücumcularına karşı 3.alternatifin, boyu 1.80'i bulmayan İbrahim Toraman olmasını dilemek kulüpçülükten başka bir şey değildi. Orada Toraman'ı istemek belki de anlaşılabilirdi ama kimse neden Gökhan Zan'ın tercih edildiğini sorgulamadı. Onlar için Gökhan Zan kuğuya ekmek atıp gülünecek adam oysa.

Galatasaray'ın transfer edilen futbolcuların takıma katılış anlarından bile Gökhan Zan'ı ayrıt edebilirsiniz. Futbolcuların Florya'ya gelişleri, takım arkadaşlarıyla tanışmaları ilginç ayrıntılar barındırır. Görmek isteyen görür. Takıma yeni katılan topçu antrenman saatinde, Florya'ya geliyor. Diğer futbolcular da ya gelmek üzere ya da yeni gelmiş soyunma odasında formalarını giyerken yeni transferle kaynaşmaya çalışıyor. O esnada Gökhan Zan salonda çalışıyor olarak kameraya yansır. Çoktan gelmiştir Florya'ya. Herkesten önce...

Hocaların tercihlerini anlayabilmek için 85 tane maç izlemek gerekmez. Mesela konu Galatasaray futbolcuları ise, Galatasaray TV'deki programları izleyerek, Galatasaray org'dan idman fotoğraflarına bakarak anlamak mümkün; mesela bakın Elmander ne demiş?

Çalışan adam Real Madrid maçında forma giyiyor. İyi veya kötü ama forma onun oluyor. Mesela Umut Bulut'un da Real Madrid'e karşı oynaması farklı anlamlar taşıyor. Sabri'nin de... 

1461 Trabzon'a elendiğimiz kupa maçında oynayan isimler; Ufuk, Cris, Gökhan, Sabri, Çağlar, Ceyhun, Hamit, Engin, Emre, Sercan, Elmander'di. Takım o gün 2-1 yenildi ve elendi. O kadrodan 8 kişi neredeyse takımdan kopmak üzere. 3 kişi ise Real maçında forma giydi. Diğerlerinden farkı daha yetenekli olmaları değil. Daha profesyonel olmaları.

Dağınık bir yazı oldu belki ama az önce yazdığımız gibi, bazı şeyler ayrıntıda gizli.


Salı, Temmuz 28

Telefonun Tellerine


"Bedelsiz olarak Galatasaray’a giden Gökhan Zan’ın, yardımcı antrenör Tayfur Havutçu’yu telefonla aradığı ortaya çıktı. “Ferrari’nin benden üstün ne yanı var ki, sürekli gündemde, anlamadım” diyen milli futbolcuya hocanın yanıtının ise “Adamın kariyeri ortada. Biraz araştır, anlarsın” şeklinde olduğu belirtildi."

Pazartesi, Haziran 22

Gökhan Zan Galatasaray'da


Mehmet Topuz transferinden daha önemli bir olay bence. Sonuçta iki büyük kulüp arasında gerçekleşen bir transfer. Arasında diyoruz ama Galatasaray'ın, Beşiktaş'a 5 kuruş bile ödemediği gerçeği var. Ve işin ilginç olan boyutu şu anda Galatasaraylılar üzgün, Beşiktaşlılar sevinçli. ( http://bumacevdeizlenir.blogspot.com/ dan Orange dışında tanıdığım tüm Beşiktaşlılar).

Gökhan Zan'ın hata yapmaya meyilli ve ondan öte sakatlanmaya müsait yapısı faydadan çok zarar getirecek gibi. Beşiktaşlılar o nedenle sevinçli, Galatasaraylılar üzgün.

Ama futbol o kadar kesin konuşulacak bir spor değil. Servet Çetin bugün transfer rekoru kırmak üzere. Ama Galatasaray'a geldiği gün alay konusuydu. Sheva ile adı beraber anılıyordu. Seyrantepe inşaatında kullanılacak deniliyordu. Ama işte şimdi Veledrome yolcusu. Beşiktaş'tan aldığımız son topçu yanılmıyorsam Ayhan Akman. O da aynı şekilde Galatasaray'a geçti. Şu an 30'u aşmasına rağmen hala milli takımda ve Galatasaray'ın kaptanı. Yani Gökhan bu şekilde bir dikiş tutturursa iş yapabilir.

Emre Güngör, Emre Aşık ve Gökhan Zan. Milli takımın Euro 2008'deki 4 stoperinden 3 tanesi. Diğeri de inanılmaz bir para kazandırmak üzere. Gökhan Zan iyi oynayabilir kötü oynayabilir. Ama şu bir gerçek ki Gökhan'ın oynadığı ilk maçlarda tırnaklarımızı yiyeceğiz. Tıpkı Servet de olduğu gibi.
Beşiktaş açısından bakarsak, yabancı oyuncu çokluğu baş ağrıtıyorken iyi-kötü bir milli takım topçusunu kaybetmek aslında çok da sevindirici bir şey olmamalı. Şu an Beşiktaş'ın alabileceği stoper yok gibi. Eren Güngör'ü Kayserispor'dan almak Topuz olayından sonra daha da tuzluya patlar. Ediz çok iyi bir stoper değil. Yabancı almak için yabancı yollamak lazım. Dengeleri değiştiren bir transfer oldu.