zenith etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zenith etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Ekim 20

100'lük Santrfor

 


"Süper Lig'de oynamayan en Süper Lig topçusu kim" diye sorulsa benim cevabım bu adam.

Artem Dzyuba, fiziksel özellikleri (1.96) ve oyun tarzıyla tam bu lig için yaratılmış bir oyuncuydu. Yaşı artık 33 olduğu için, buralarda görmemiz zorlaştı. Zaten o da bir Zenit efsanesi olmayı tercih etti.

Geçtiğimiz hafta sonu Arsenal Tula maçında fileleri havalandırınca, takımı forması altında 100. golünü kaydetti. Aslında çok skorer bir oyuncu değil. 100 gol de, geçirdiği 7 sezon ve oynadığı 200 küsür maça göre biraz az... Yine de kulüp tarihinin en golcü ikinci futbolcu olmasına yetti. Zaten esas olan onun golleri değil. Aslında normalde benim sevdiğim bir tarz santrfor da değil ama kendi tarzının en iyisi belki de...

Saygı  duyuyorum ve hayranlıkla izliyorum. Gerçi benim Zenit'te favorim Serdar Azmoun ama olsun. Sonuçta bize Süper Lig'i hatırlatan her detaya saygımız var.

Bu arada, Dzyuba 100. golünü maçın 88. dakikasında attı. Skor 1-1'e geldi. Fakat 90. dakikada Arsenal Tula, Kings Kangwa ile müthiş bir gol buldu ve maçı kazandı. İlginç olan maç sonu, Dzyuba'nın tarihe geçen golünü atarken giydiği forma 22 yaşındaki Kangwa'ya gitti. Demek ki herkes hayran...


Pazartesi, Ekim 3

Rus Yangını

Lujniki stadı. Yanıyor.

Spartak Moskova ile Zenit karşılaşıyor. Ruslar son yıllarda alev alev. Gerek ırkçılık olsun, gerek gençlik olsun. Ve tabi ki tribünler. Ligin sonuna yaklaşıyoruz orada, heyecan ve gerilim de artıyor haliyle.

Fotoğraflara bakınca pek bir şey yok diyoruz ama 100 kadar taraftar göz altına alınmış. Maçı 40.000 kişi izlemiş, yüzde 10'undan fazlası deplasman taraftarı. Kontejan muhabbeti için not olsun.

Deplasmana gelen Zenit taraftarının Moskova'nın hemen dışında taşlanması (taşlanmayı ben attım, ama saldırı olmuş) buraları andırmadı değil.

İki şehir insanı birbirini hiç sevmez. Yani maç CSKA veya Dinamo ile olsaydı yine olay çıkardı.

Bu arada maç 2-2 sona ermiş.


Pazar, Ağustos 30

Kezman - Tekke Forvet Hattı


Fenerbahçeliler'in bir ara istediği forvet hattıydı bu. İstemek demeyelim aslında herkesin kendi fikri vardır. Bu forvet hattının çubuklu forma altında buluşma ihtimali çok konuşulmuş, yazılmış, çizilmişti. Vaktinde olmadı. Şimdi ise bu ikiliye Ruslar sahip oldu. Mateja Kezman Zenit ile anlaştı.

Fatih Tekke'nin üst üste 4.maçında gol attığı gün öğreniyoruz bu transeri. Sırp futbolcu, Fenerbahçe'ye transfer olduğu gibi, yine transfer döneminin sonlarında imzalıyor yeni takımıyla.

Kezman, Avrupa futbolunun Murat Hacıoğlu'su olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Ne zaman nereden çıkacağı belli olmuyor.

Sırbistan-Hollanda-İngiltere-İspanya-Türkiye-Fransa-Rusya. Böyle bir kariyer. Her ülkede bir takım. Ve bana kalırsa bu futbolcunun kariyerinin kırılma anlarına bizler çok yakından tanıklık ettik.

Peralta ne kadar bana karşı çıksa da, ve eminim tüm Fenerbahçeliler de karşı çıkar, Kezman bence iyi bir forvetti. Tek talhsizliği, tıpkı Guiza gibi, Anelka gibi, hatta belki Pierre gibi Alex ile yan yana oynamasıdır. Şimdi denilebilir ki adam Rusya'ya gitti, PSG'de doğru dürüst oyanayamadı bile, bütün sorumlu Alex'mi? İşte o yüzden kırılma anı oluyor zaten. Kezman kendini bir türlü toparlayamadı. Bir Sırp'tan, Balkanlar'da doğmuş bir gençten, kafayı sıyrıdıktan sonra aklı selim hareket etmesini de bekleyemezsiniz zaten. Bu adam hakkında bilerek ayağı kırdığı dedikodusu çıktı. Dedikodu olsa bile bu Kezman için çıktı mesela. Başkasına bu kadar yakışmazdı bu dedikodu.

Çetnik selamı tartışmasıyla başlayan Türkiye günleri, "Fenerbahçe'deki ırkçılık" vecziyle, oyundan alınırken Fuck demelerle, ve are you player? ile devam etti. En sonunda Türkiye'den ayrıldı. Geldiği gündeki gibi değildi artık.

Karpatlar'ın Maradonası diye anılsa da Hagi de Balkan çocuğudur mesela. Ve o bile Galatasaray'a gelmeden önce Meksika yollarına düşecek kadar yolunu şaşırmış bir yetenekti. Hagi'nin şansı oldu Galatasaray.(ve tabi ki Galatasaray'ın şansı) Şimdi Kezman o şansı arıyor olabilir. Bulursa yeniden kendine gelecektir.

İşin ilginç yanı, Fatih Tekke Zenith forması giyerken Avrupa'da bizi temsil eden başarılı oyuncu olarak lanse ediliyor -ki doğrudur-, Kezman ise Zenith transferiyle "kariyerindeki düşüş devam ediyor" olarak anılıyor. Şu bir gerçek ki, son 3 sezondur adam gibi oynadığı bir futbol olmamasına rağmen, 2008 yılının UEFA şampiyonu onu kadrosuna dahil ediyor. Kezman hala Meksika yollarına düşmedi. Demek ki ona karşı hala bir umut besleniyor. Ama o bunun farkında mı onu kestirmek mümkün değil.

Cuma, Ağustos 14

Dick Advocaat'a Üzülmek

Dick Advocaat için üzüleceğimi tahmin etmezdim bu hayatta. Fakat bu karelerden sonra insan üzülüyor. Hassas bir adamım, hüngür hüngür ağlayan birini gördüm mü suratına bakmam, ama gözleri dolu dolu olan adama saygı duyarım.
Koca teknik adamın düştüğü şu duruma bak. Kenardan terör estiren adam Hulusi Kentmen gibi olmuş. Ya St.Petersburg ahalisi ile inanılmaz sıcak bir ilişkisi vardı ya da Ruslar onu paraya boğuyordu.

Biz havalimanında topçuyu tezahüratlarla karşılar, bir müddet sonra stadda yuhalayarak uğurlarız. Zenith taraftarları balonlarla uğurluyor UEFA Kupası şampiyonu hocayı. Buraya şarkı koymayı becerseydim Shed Seven'den Cry For Help koyardım. Dick için gelsin. Eklemiş kadar oldum