Çarşamba, Nisan 22

Ezeli Seri


Maç: Fenerbahçe - Galatasaray

Salon: Caferağa

Saat: 20.00

Hakemler: Murat Biricik, Kaan Büyükçil

Yayın: D Spor - FB TV - GS TV

Skor Tahmini : 86-62 ( B.), 72-73 (K.)

Dostluk Maçları


26 Nisan 2009 Pazar

14:00 Kocaelispor - Antalyaspor

15.30 Orduspor - Karşıyaka

15:30 Boluspor - Giresunspor

Salı, Nisan 21

Metrobüs


Mart ayının başında metrobüs girdi hayatımıza. Aslında daha önce de vardı ama köprü yolundan Saraçoğlu'na doğru uzanan hat açılınca işin şekli değişti. Tüm İstanbul'un diline dolandı.

Şimdi bir haber var. Dün televizyonlarda, bugün gazetelerde çıktı. Kimi yerlerde 35 kimi yerlerde 50 yazıldı. Bu kadar otobüs çekilmiş garajlara. Kamuoyu sebebini soruyor. Sebep belli.

Metrobüse ihtiyaç kalmadı. Biz UEFA'dan elendik, Fenerbahçe Sami Yen'e geldi. Metrobüsü kullanmak için sebep yok artık.

Deplase Hareketler

Bu haftasonunun en merakla beklenen, en gergin geçmesi beklenen iki maçı. Juventus-Inter ve Boca-River maçları. Sadece İtalya ve Arjantin değil bütün futbol dünyası bu maçlara kitlenmişti. Milano'dan, Torino'ya gidenler gitti. Buenos Aires'de semtler arası gidiş gelişler yaşandı. Yukarıdaki fotoda Interliler koreografisini bile yaptı. Aşağıdakinde Riverlılar tellere çıktı, çoştu,koştu,zıpladı.

Biz de ise Bursaspor İnönü'ye gelemedi. Güvenlik gerekçesiyle. Cuma günü basket maçında da Galatasaray tribünü olmayacak. Bayan basketbolda da erkek basketbolda da. Biz şimdi nasıl ağzımız açık yarı yarıya dönemleri dinliyorsak, bizim çocuklarımız da aynı şekilde stadın yüzde 5'inin rakip taraftarla dolu olduğunu dinleyecek.

Pazartesi, Nisan 20

Süper Olmayan Clasico


Dün Beşiktaş-Bursaspor'u noktaladıktan sonra Boca-River maçına döndük. Hayatımın en büyük amaçlarından biri bu maçı stadyumdan izlemek. Şimdilik televizyonla idare ediyoruz ama eskiden bu da yoktu, çok şükür ki naklen izliyoruz.

Futbolseverlerin merakla beklediği maç 1-1 sona erdi. Futbol hiç tatmin etmedi ama nedense. Beşiktaş-Bursaspor maçı daha zevkliydi. Geçen haftaki derbiden tek farkı ise atılan iki süper goldü. O gollerden birini resimdeki Martin Palermo attı.

Kendimize kötü gözle baktığımız için bazı şeyleri göremiyoruz. Veya taraf olunca futbol daha heyecanlı oluyor. Beşiktaş maçını izlediğimiz gözle Boca-River maçını izlemedik. Doğruya doğru. Hakkını vermedik. Ara sıra "Var mısın Yok musun" a ve "Arka Sıradakiler" e bile döndük. Ben yalnız olsam dönmezdim ama cemaatin geri kalanını sarmadı. İBB-Galatasaray ve Beşiktaş-Bursaspor maçlarından sonra yorulduk belki de. 180 dakikada 1 gol izledikten sonra nedense derbi sarmadı.

Ama tribün cokusu bizim çok üzerimizde. Bir karnaval halinde. Belki maçın saati önemlidir. Biz de saat 19.00 a kadar içilen alkolün haddi hesabı olmuyor. Hal böyle olunca ayakta duramayan bir tribün 25 dakika sonra otomatiğe bağlıyor.

Kahvaltıdan sonra şehirde derbi olması kesinlikle tribünü etkiliyordur. Keşke bizde de gündüz maçları oynansa. Son gündüz derbisinde 4 gol atıldığını dip not olarak verelim.

Bu Sene Şampiyon Merseyside'dan


Bizim ligimizde Anadolu İhtilali devam ededursun, İngiltere'de kuzeyliler çifte kupayla sezonu kapatabilirler. Liverpool hali hazırda ligde ikinci sırada ve lider Man.United'ın 1 puan gerisinde. Everton ise aynı United'ı FA Cup'ta eledi ve finale yükseldi. Wembley'de rakip Chelsea olacak. Chelsea, Liverpool'u Şampiyonlar Ligi'nden elemişti. Yani Liverpool şehri vs Bizans gibi bir durum var.

Şampiyon Liverpool'un, FA de Everton'ın olursa şehrin yıllardır beklediği özlem dinecek. Liverpool şampiyon, Everton kupayı Londra aldı yine babayı diye bağırlar mı acaba...?

GS-FB Serisi


1.Maç: 22 Nisan 2009 Çarşamba Caferağa

2.Maç: 25 Nisan 2009 Cumartesi Ayhan Şahenk

3.Maç: 27 Nisan 2009 Pazartesi Ayhan Şahenk

4.Maç: 30 Nisan 2009 Perşembe Caferağa

İlk maç saat 20.00'de başlayacak, diğerlerinin saati belli değil.

Ayrıca 24 Nisan 2009 Cuma Abdi İpekçi Fenerbahçe-Galatasaray erkek basketbol maçı. Saat 20.00'de.

Beşiktaş Maçının 76.Dakikası


Sıradan bir dakika değil. Ekrem Dağ vuruyor İvankov garip bir şekilde çeliyor, direğin dibinden kornere çıkıyor. Bitti mi? Hayır. Galatasaraylı ve Fenerbahçeliler beraber izliyoruz maçı. Fenerbahçe'nin umudu yok ama biz bir anda heyecanlanıyoruz. Puan hesapları başlıyor, fikstürler açılıyor. Son dakikada Ivankov bu sefer Bobo'nun kafasını çıkarıyor. Maç bitiyor, matematik başlıyor.

Dün geceden beri yine bahar havasındayız. Olur mu demeler 6x3=şampiyonluk yazmalar. 10 gün sonra bir Galatasaray ayı olan mayısa girmeyi hatırlamalar. Bir bitiremedik şu sezonu. Kabus gibi geçiyor oysa. Bitse de önümüze baksak. Yazacak, konuşacak bir sürü şey var ama hala havluyu atmadığımız için erteliyoruz. Futbola bakıyorsun umut vermiyor, ama içimizde bir şeyler doğuyor yine.

Hepsi Mustafa Keçeli yüzünden. Hasan Kabze'nin hatası da var. Keçeli'yi dün gördük İnönü'de. 2006'yı gören gözler şimdi nasıl "inanmıyorum şampiyonluğa" diyebilsin?

Tarih tekerrürden ibaretse eğer olmaz diyemiyor insan. 33.hafta yine İnönü. Ve son hafta Beşiktaş, Denizli'de.

Bisiklet Uçar Gider

Son etapta kaza geçiren Impey, yaralı bir şekilde yarışı noktaladı. Şampiyonluğu ise onun yerine takım arkadaşları kutladı. Kendisi turun sonunu hastanede geçirdi. Ölümüne şampiyon!


Ege'den, pedallar geçti. 1 haftalık heyecan sona erdi. Şampiyon 1212 kilometrelik 8 etabı, 29 saat 19 dakika 32 saniyede tamamlayan Darly Impey oldu. Genel klasmanda ikinciliği 29 saat 19 dakika 33 saniyelik süreyle Belçika'nın Quıck Step Kulübünden Davide Malacarne, üçüncülüğü ise İspanya'nın Galicia Kulübünden David Dapena Garcia aynı süre ile elde etti.



Pazar, Nisan 19

Tribünde Kadınlar


Aslında çok uzun bir konu. Kadınların tribünde olsun mu olmasın mı? Bunu daha sonra detaylı yazarız. Ama bizde futbol ulemaların iki genel yargısını bu fotoğraf çürütüyor. Birincisi; Avrupa'da küfür yok, olursa cezası ağır olur. İkincisi; kadınlar stadyuma geldi mi küfür azalır çünkü onlar küfür etmez.

Bu ablamızın yaşı herhalde baya fazladır. Buralarda bu yaşa gelen erkekler bile tribünü bırakıyor. Tribüne olan saygısı ve takımına bağlılığı ayakta alkışlanır. Tuttuğı atkıda yazan kelime ise İtalyanca küfür. Tam Türkçe'ye nasıl çevrilir bilmiyorum ama İtalyanca'daki en yaygın küfürlerden biri olması lazım. Hadi kelimeyi geçelim, yanda açılan orta parmak şekli sayesinde İtalyanca bilmeyene de derdini anlatabiliyor. Şahsen ben rakibe küfür eden bir atkıyı satın almam. Antici olmamak lazım. Ama küfür ve argoya uzak olmamak lazım.
********
Demek ki neymiş, kadınlar da insan onlar da küfür edebiliyor. Avrupalı'da insan onlar da küfür ediyor. Bundan sonra kendimizi aşağılarken Avrupa'dan örnek göstermeyiz inşallah diyeceğim ama kim takar bizi. Toplumsal mesajımı da vereyim son cümlede: Argonun bittiği yerde sokak kültürü kaybolmuş demektir, sokak kültürü kaybolursa hayatın anlamı kalmamış demektir.

Futbolcu Vücudu


Futbolculara hele de sağlam karakterli futbolculara saygı duymalı insan. Çünkü, futbolcu olmak zor. 30'unu geçip hala futbol oynayabilmek daha da zor. Bunu Real Madrid'de yapmak en zoru. Vücudun aldığı şekle dikkat. Sol bacağın görünen kısmına mesela. Sağ ayağın konumuna da. Sağ bacağın yere paralelliği. Kolların açıklığı ve sağlanan denge. Bir de top var önde. Doğru ya, futbol topla oynanan bir oyundur.

En güzel resim

Bu müthiş ortaklığa başından itibaren şahit olduğum için kendimi şanslı hissediyorum. Ben askere giderken Turbo 12 yarış kazanmıştı, 5 tane daha eklemiş üstüne... Henüz geçilmedi, geçileceğe de benzemiyor kısa ve orta mesafelerde. 2000 ve üstünde ne yapar bilemiyorum, Ayabakan'dan haberi olan dopstlar varsa yorum kısmına yazmalarını bekliyorum. Bu arada kaldı 27 gün, dönüyoruz...

Cumartesi, Nisan 18

Galatasaray 111-94 Beşiktaş


Bu sezon erkek basketbol takımının istikrarsızlığı gittiğim maçların skorlarından bile belli olurdu. Ligde zirveyi zorlarken Beşiktaş karşısında alınan bir Akatlar yenilgisi vardı. Bir sonraki hafta içeri giremesek de salonun önüne kadar geldiğimiz maçta Fenerbahçe'yi 16 sayı farkla devirmiştik. Ondan sonra uzun süre ligde iyi gidilmiş ama yeni yabancıların transferleri üst üste yenilgilere neden olmuştu.

Avrupa Kupaları daha bir enteresandı. Zor geçen Dexia maçından sonra Khimik maçında inanılmaz bir yüzde. Tur geçildi ama bir sonraki turda hüsran.

Bugün de yenilen 94 sayıya karşı atılan 114 sayı. Herhalde izlediğim en yüksek skorlu lig maçıdır. Khimik maçında Guroviç coşmuştu ve savunma da oldukça dirençliydi. Oysa bu maçta öne çıkan bir isim olmadı. Hatta Beşiktaş, bu kadar kötü beklemememe rağmen baya iyi başladı. İlk periyodun sonunda fark açıldı, maçın koptuğunu ise devrenin sonunda hissettik. Atılan 63 sayı, bazen bir maçta bile göremediğimiz bir rakamdı. Beşiktaş'ın savunması yoktu. Yani gerçekten yoktu. Hücümlarda müdahale eden, karışan eden yoktu. İlk periyotun başında ve ikinci periyotun sonunda yapılan fauller vardı sadece. Yani bir devre boyunca rakip 63 sayı atarken Beşiktaş müdafaası elini rakibin beline bile koymuyordu.

Maçın koptuğunu hissettik biz. Ama basketbolcular da hissetmiş olacak ki Beşiktaş farkı devre başında baya indirdi. Yanılmıyorsam bir ara 4'e kadar düştü. Bunda hakem üçlüsünün de yanlış kararları etkiydi. Veya Engin Kennerman olunca biz öyle hissediyoruz artık. Beşiktaşlı basketbolculardan biriyle ( Baxter olabilir) maç boyunca şakalaşan Atkins'e (herhalde mahalle arkadaşlarıydı, baya samimiydiler maç içinde) neredeyse gereksiz bir teknik faul çalınacaktı. Burada takımı yenilirken şakalaşan basketbolcuyu bir kenara bırakıp Atkins'in 21 sayısından bahsedelim. Tolliver'ın 30 sayısı, Hosley'in 20 sayısı yabancıların elinin sıcak olduğunun göstergesi. Ama savunma zaafları devam ediyor. Ve haftaya karşılarında mahalle arkadaşları değil NBA görerek geri dönen Solomon olacak.

Maçın Galatasaray için sevindirici tarafı Altay'ın ilk 5 başlaması. Daha sonra yine kenara çekilse de ilk 5 başlaması onun için sevndirici. Uzun süre İsmet'ten beklediğimiz ama gerçekleşmeyen patlamayı belki Altay yapabilir.

4.periyotta maç yine koptu ve bu sefer rahatladık. Bu dakikadan sonra uçan kuşlardan Hasan Kabze'ye kadar uzanan bir çok kişi anıldı. Son düdük çalınca İpekçi'nin mezar olup olamayacağı tartışıldı. Hüseyin üçlü çekti, basketbolcularla beraber tezahürat yapıldı. Bir Beşiktaş maçına göre oldukça boş olan tribünde olanlar maçın sonundaki makarayı haketmişti zaten. Kalitesiz bir maçı güzel bir skorla kapatmak herşeye değer.

Cuma, Nisan 17

Es-Es Trene Bindi


Yıllardır Eskişehirspor tribünü ve tren özdeşleşmiştir. Önemli deplasmanlara trenle akın akın giden taraftarları okurduk. Tren denince akla hep Eskişehir, Eskişehirspor ve Eskişehirspor tribünü gelir.

Bu hafta oynanacak Ankaragücü maçına yine trenle gidilmiş. Ama gidenler Eskişehirspor takımı. Futbolcular ve teknik kadro Ankara'ya hızlı trenle gitmiş. Hızlı treni kullanan ilk Süper Lig takımı oldu ES-ES. Yenilik ve gelenek böyle harmanlanır işte.

Tekzip



4 Şubat tarihli, Yaz Deftere başlıklı yazınızda şahsımla alakalı olarak geçen " ulan ben o maça gidemem,gitsem deftere yazamam....." diye devam eden bölümden sonra gelen, "çünkü Cumhur sadece Fenerbahçe maçlarını defterine yazar" ifadesi gerçekleri yansıtmamaktadır. Doğrusu sadece Fenerbahçe maçlarını ve milli maçları yazar olmalıdır.
Kamuoyunun yanlış yönlendirilmemesi için tekzip metninin aynı blokta yayınlanmasını istemekteyim.
Saygılarımla.
Cumhur

http://pivotsantrfor.blogspot.com/2009/02/yaz-deftere.html

Cumhur O.'dan özür diliyoruz, milli takıma verdiği koşulsuz desteğin tıpkı 2008 Avrupa Şampiyonası Finalleri'nde oynanan Türkiye- Portekiz maçında olduğu gibi aynen devam etmesini diliyoruz.

Bu da olayın msne taşınmış hali......

kutay:
yayınlayım mı bunu
=)
cumhur:
e iyi olur
kamuoyu herşeyi bilsin
şüphe kalmasın
cumhur:
hatta foto da çekiyim bakalım
belgi görünür
kutay:
belge
cumhur:
belki
kutay:
belki
tamam