diyarbakırspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diyarbakırspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Kasım 27

Diren Diyarbakır



Diyarbakır'da futbol ikiye bölündü. Bir tarafta zamanın Süper Lig görmüş ama şimdi zor zamanlar geçiren, sehrin asıl takımı Diyarbakırspor, diğer yanda ise belediyenin takımı BB Spor.. Belediyenin takımı daha başarılı olmasına rağmen halkın ilk göz ağrısı, başına "Yeni" sıfatını almasına rağmen halen daha çok seviliyor.

Son oynanan Çankırıspor maçında (3.Lig), Diyarbakırspor rakibini 2-0 mağlup etti. 12 maç yaptıkları ligde hala yenilmediler, fakat çok fazla beraberlik yaşadıkları için bir diğer namağlup Eyüpspor'un 9 puan arkasında kaldılar ( Bu arada Eyüp'e de deplasmanda yenilmediler).

İşin matematiği bir kenara, maç sonu ortaya çıkan görüntü yukarıda... Diyarbakırspor tribünleri, zamanında Grup Roj tarafından bestelenen "Diren Diyarbekir" adlı şarkıyı söylüyor. Siyasi kısmına çok fazla dalmadan şunu söylemek lazım, Grup Roj da, söylenen tezahürat da yerel halk için önemli anlamlar ifade ediyor. Belki de Türkiye'nin geri kalanında söylendiği zaman büyük sıkıntılara yol açabilir.

Diyarbakır insanı çok da önemli değil. Fakat futbolcular da bu tezahürata eşlik ediyor. Üstelik baya içten bir şekilde. İlk bakışta, futbolcuların altyapından yetişen, şehrin çocukları olduğu düşünülebilir. Öyle bir sahiplenme var. Ben de ilk başta öyle sanmıştım. Fakat sonra kısa bir Maçkolik araştırması yaptım. Futbolcuların çok büyük kısmı Diyarbakır doğumlu değil. Türkiye'nin dört bir yanından gelmişler. Milliyetçi tavırlarıyla isim yapmış ve zaman zaman Diyarbakır ile sıkıntı yaşayan Trabzon ve Bursa'dan gelen futbolcular bile var. Hatta Çankırıspor maçının ilk 11'inde Diyarbakır doğumlu oyuncu bile yok. Oyuna sonradan giren Mustafa Kuru bu durumu bozmuş. İstanbul'dan, Ankara'dan, Adana'dan, hatta Almanya'dan ve Avusturya'dan gelenler var. 

Daha da ilginci bu futbolcuların çoğu takıma ya bu sene ya da bir önceki sezon dahil olmuş Yani en kıdemlileri bile iki yıllık. Fakat görüntüler her şeyi açıklıyor. İnanılmaz bir sahiplenme, önyargıları yıkma, bütünleşme...

Uzun zamandır Diyarbakır'ın futboluna bakınca 2. Lig'de zirve mücadelesi veren Diyarbakır BB Spor'a göz atıyordum, bu sene Yeni Diyarbakırspor'a daha dikkatli bakacağım. Güzel bir olay var sanki..

Pazar, Temmuz 20

Yiğit & Çelik


Arkadaki sanırım bir dönem Kocaelispor'da oynayan Sefer Yılmaz (değilmiş, kim acaba)...

Mustafa Özer, Faruk Atalay, Mehmet Altıparmak, Hakikat, Armağan, Aykut Canik gibi isimler vardı bu kadroda... Faruk Yiğit 6 ay kalmış, ertesi sezon Hasan Çelik takımı Süper Lig'e çıkarmıştı.



Cuma, Ocak 18

Devlet Takımı





"Açıkça söyleyeyim takımı valilik destekliyordu. Bu durum, 'hazır para peşinde koşma' alışkanlığı oluşturdu. Tabi bu para belli bir çevrenin hoşuna gitti. Kulübü rant kapısı olarak gördüler. Bir dönem, düzenli gelir getirsin diye kulübe dolmuş hatları verildi. Bu dolmuşlardan her ay 500 milyar para gelirdi. Ancak o hatları satarak para kazandılar. Kulüp düzenli gelirini kaybetti. 

Diyarbakırspor'a 2001'den 2009'a kadar 103 milyon TL aktarıldı. Bunun yüzde 90'ı valilikten geldi.
Tabi kimse denetim yapmayınca orada bir çark oluştu. Kulübü bir rant çetesi sardı. Valilik paranın takibini yapmadı. Doğru kullanılıyor mu kullanılmıyor mu, denetlenmedi. O paranın sorumluluğu hissedilmedi. Şimdi para musluğu kesilince herkes elini ayağını kesti. Kimse takıma talip olmadı. Kimse kulübün yanında değil."


Diyarbakırspor'a neler oldu? Son 3 yılda böyle paraşütsüz düşmenin nedeni neydi? Sürekli bir şeyler duyuyorduk ama en resmi ağızdan yapılan açıklama bu oldu. Kulübün eski basın sözcüsü Suat Önen diyor bunu. 2001-2009 arası Valilik üzerinden yani devlet kanalından aktarılan paradan bahsediyor. 

Neden 2001. Çünkü 24 Ocak 2001'de Gaffar Okkan öldürüldü.

Neden 2009. Çünkü Bursaspor ile olaylı maç oynandı. Daha oynanmadı. 

Kısacası Diyarbakırspor, diğer birçok Anadolu takımı gibi, birilerine hizmet etti. Birileri, kulübün üzerinden rantını döndürdü. Diyarbakırspor'u diğerlerinden ayıran özellik, daha siyasi meselelerle bezenmiş olmasıydı. Bu sefer aktörlerden birinin Devlet olması. Devletin Diyarbakırspor üzerinden siyasi oyunları yeni bir şey değil. Ama kanıtlanmış oldu. En azından ben ilk defa bu kadar kesin bir ifade ile karşılaşıyorum.

Sonuç olarak, takım bugün amatör kümeye düşme aşamasında. Kulüp yok, yönetim yok, galibiyet yok, borç var, umut yok...

Çıkış yolu da bulamıyorum. Bir kulüp, nasıl bu kadar çaresiz bırakılır. Bu takımın taraftarı dışında güveneceği kimsesi olamaz mı? Devlete güvenmiş, işi boşaltılmış; yöneticiler zaten tekin değil, TFF bu tarz işlerle uğraşmıyor. 

Bir kulübün kaderi; borçlandırılıp, terk edilmesi ve sonrasında taraftar ile başbaşa bırakılması. Diyarbakırspor, Kocaelispor, Sakaryaspor olması fark etmiyor.


Çarşamba, Ağustos 3

Deniz Görmüşler


"Trabzon örf ve adet olarak bize çok yakın bir yöre. Diyarbakır'da Trabzonlular için "bizim deniz görmüşümüz" derler. Trabzonspor'a da her zaman ayrı bir sempatim oldu."

Barış Ataş / Tam Saha Dergisi Haziran 2011

Diyarbakır ile Trabzon şehirleri arasındaki ilişki gerçekten çok ilginç. Diyarbakırlı futbolcu Barış Ataş da bunu diyor, kafamız iyice karıştı. Yangın Var'ı merakla bekliyorum.

Pazartesi, Eylül 27

Kartalspor'dan İlk Galibiyet


Bu aralar çok Kartalspor yazıyoruz. Bu hafta yine ilginç bir maç oynadılar. Zaten ilginç eşleşmeli bir maçtı.

Galatasaray'ın 2000 kupalarını kazandıran futbolculardan ikisi; Ergün Penbe ve Suat Kaya, karşı karşıya geliyordu. Suat Kaya geçtiğimiz günlerde AKP mitingine katılmıştı. Egün Penbe'nin yardımcısı ise solcu olduğunu açıkladığı için afaroz edilen eski Fenerbahçeli futbolcu Kemalettin Şentürk. Bu da bir diğer eşleşme.

Şentürk soyadlı bir diğer isim; Galatasaray altyapısından Erhan Şentürk Kartalspor forması giyiyor ama daha önce Diyarbakırspor için ter dökmüş hatta yeşil-kırmızı takımın son büyük başarısında, Süper Lig'e çıkaran kadroda yer almıştı. Eski takımına karşı sahaya çıkmıştı.

İki takım da sezon başından beri gol sıkıntısı yaşıyordu. Diyarbakırspor daha önce 1 gol atmıştı. Kartalspor ise oynadığı 3 maçtan 0-0'lık beraberlikle ayrıldı. Az gollü hatta belki de golsüz maç bekliyorduk. Öyle olmadı.

Kartalspor Mehmet Kahriman'ın penaltı golüyle öne geçti. Daha önce Diyarbakırspor'da oynamış olan bir diğer Kartalsporlu Şadi farkı ikiye çıkardı. İlk yarı bu sonuçla bitti. İkinci yarı Diyarbakırspor geri dönüşe imza attı. Önce Engin Öztonga, sonra Suat Mutlu, 5 dakıkada beraberliği getirdi.

Diyarbakır Atatürk Stadı'nda 2 sezon önce son dakika golleriyle kahraman olan Erhan Şentürk, bu sefer ev sahibi takımın puanını elinden aldı.

Kazanan Kartalspor, Ergün Penbe, Kemalettin Şentürk ve Erhan Şentürk. Kartalspor 4 maçta 6 puan topladı, ligde yenilgisiz. Haftaya galibiyeti olmayan Karşıyaka ile iç sahada maçı var. Büyük ihtimal orada olacağız. Diyarbakırspor ise sıkıntılı günler yaşamaya devam ediyor.

Yeri gelmişken alt ligden bahsetmeye devam edelim. Boluspor, Samsun deplasmanında tek golle 3 puan kazandı. Gol Brezilyalı Fabiano'dan. Lider Denizlispor, geçen hafta derbi kazanan Altay'ı 4 golle bozguna uğrattı ve bu ligin üstünde olduğunu bir kez daha kanıtladı. Denizlipor, Altay'a Denizli'de hiç yenilmedi. Seri bozulmadı.

Karşıyaka'da sıkıntı büyük. Nagalip bir şekilde Süper Lig hedefi devam ediyor. Ligin 2 tehlikeli takımı Güngören ve Gaziantep BB 2-2 berabere kaldı. Karadeniz derbisinde Ordu ile Rize berabere kaldı, benim beğendiğim isimlerden biri olan Mehmet Al yine golünü attı.



Pazartesi, Nisan 12

Galatasaray 4-1 Diyarbakırspor


1. Yarı
Maç öncesi Diyarbakırspor'a sevgi gösterileri var. Maç öncesi kimse çağrılmıyor Galatasaray'dan. Pankartlar ters. Düz olan tek pankart "Diyarbakır Türkiye'dir."

1' Maça Galatasaray başladı.
Tribünler oturdu. Sami Yen'de ses çıkmadı. Sadece çekirdek sesleri duyuldu. Numaralı tribünün arkasından batan güneş gözümü aldı, hayallere sürükledi. Arka binadaki reklamda 5 She kızının Paris'e gideceği yazıyordu. Dışarıda farklı bir hayat var.

2' Erdal sağ kanattan ceza sahası içine ortasını yaptı ama savunmada Mehmet Topal kafayla topu uzaklaştırdı.
Ara ara topçulara ve hakeme saydırmalar oldu. Bir abimiz Kuddusi Müftüoğlu'na laf attı. Başka bir abimiz, "sessiz ol abi sahayı duyamıyorum" dedi. Gülüşmeler yaşandı.

5' Erhan Şentürk topla beraber ceza sahasına girdi, Aykut ile karşı karşıya kaldı köşeye doğru şutunu vurdu ama top kale direği dibinden auta çıktı.
Kaçan gole üzülenler oldu. Bu dakikadan sonra herkes ayaklandı, tezahüratlar başlandı.

7' Arda sol kanattan serbest vuruşu kullandı, ceza sahası içine ortasını yaptı ama savunma kafayla topu uzaklaştırdı.
Tezahüratlarda gizli özne Arda Turan. Sinem Kobal maça gelmiş. 5 She kızı Paris'e gidiyor. Arda'nın kolunda pazuband var. Elano yine kollarını açmış bekliyor.

9' Baros ceza sahası içinde sol çaprazdan kaleye sert vurdu ama top Metin'de kaldı.
Santrforla oynamak başka bir şey. Özlemişiz.

13' Arda sol kanattan ceza sahası içine yerden pasını verdi, Baros kale önünde gelişine şut vurmak istedi ama kötü bir vuruş olunca top Metin'de kaldı.
Biri Metin Aktaş'ın Leo Franco'dan daha iyi olduğunu iddia etti.

17' GOOOOOLLLLL!!!!! Keita'nın sağ kanattan ortasını yaptı, Baros yükseldi kafayı vurdu ve top köşeden ağlarla buluştu. 1-0
Resmi site goooooollll diye yazsa da aslında öyle büyük bir sevinç yaşanmdı. Hoparlörün sesi kısıktı. Arda Baros'u aldı, kulübeye götürdü. Golden sonra Frank Rijkaard sesleri.

18' Erdal sağ kanattan serbest vuruş kullandı,ceza sahası içine ortasını yaptı Mehmet Topal'ın uzaklaştırmak istediği top Stankovski'ye çarparak kaleye yöneldi. Aykut, sağına giden topu yatarak kontrol etti.
Mehmet Topal'a ve maskesine küfürler.

23' Celaleddin sol kanattan topla çizgiye indi ceza sahası içine ortasını yaptı ama savunmada Neill araya girerek topu uzaklaştırdı.
Neill'i beğenen çok fazla. Ufak ufak, gizli gizli alkışlar var. Alkışlayanlar ortaya bakıyor genelde. Dayak yemek istemeyenler çoğunlukta.

27' GOOOOOLLLLL!!!!! Hakan Balta'nın pasında Keita sağ kanatta topla buluştu bekletmeden ortasında Baros ceza sahası içinde yükseldi kafayı vurdu yerden seken top ağlarla buluştu. 2-0
İlk golden sonra yaşananlar yine yaşandı. Rijkaard yine baştacı. Baros sakatlanmasaydı bu gün böyle olmazdı sanki.

28' Giovani ceza sahası içine topla girmek istedi ama top Baros'a çarparak savunmada kaldı.
Takım aslında iyi oynuyor. Bursaspor puan kaybetmiş. Kafalarda acaba soruları yaygınlaşıyor.

31' Galatasaray'da Elano sarı kart gördü.

Elano birçok pozisyonda son adam. Bu çocuk niye buralarda diye soruyoruz.

32' Diyarbakırspor'da oyuncu değişikliği. Erhan Şentürk yerine Diallo oyuna girdi.
Galatasaray altyapısından Erhan'a sevgi gösterileri. Geleceğin kaptanı olur mu acaba?

34' Caner'in sol çaprazdan ceza sahasına ortasında Neill gelişine şutunu vurudu ama top Metin'de kaldı.
Numaralı tribünde ayaklanmalar var. Rererere rararara seslerine çoğunluk ıslıkla karşılık veriyor. Tribünde 4 farklı ideoloji hakim. Kuvvetler ayrılığı.

36' Baros topla ceza sahası içine girmek istedi ama savunmada Martinovic araya girerek topu uzaklaştırdı.
Bir zamanlar "evladımız" olan Emre Belözoğlu'na bireysel küfür eden 3-5 kişi var. Sakatladı Baros'u bize yazık oldu diyorlar. Evlat mevlat dinlemiyoruz.

38' Milan Martinovic bu dakikalarda sakatlandı ve şu anda tedavisi yapılıyor.

Bu kadar sakatlanma 0-0'ken olsaydı Diyarbakırsporlu futbolcular da tepki görürüdü aslında.

40' Keita'nın sol kanattan ortasında Neill topla buluştu, falsolu vuruşunda Metin Aktaş son anda topu köşeden kornere çeldi.
Lucas Neill sanki Xavi gibi. İnce paslar, akıl dolu şutlar.

41' Keita sol çaprazdan kaleye sert vurdu ve Metin Aktaş topu sektirdi sonrasında savunma topu uzaklaştırdı.
Sabri'nin bir şutu yeni açık'ı gördü. Bu da demek oluyor ki eskiye dönüyoruz. Sabri'ye herkes gülüyor, eskiden kızılırdı bu şutu çekse. Güneş artık tamamen battı.

42' Diyarbakırspor'da oyuncu değişikliği. Martinovic yerine Adnan oyuna girdi.

İki oyuncu değişikliği aha ilk yarı bitmeden. İlgilenen yok gerçi bunla.
44' Galatasaray'da Caner sarı kart gördü.

Tribünden biri, "Caner oğlum 1 dakika daha var bir tanse sarı kart gör, kendi rekorunu kır" diyor.

45' Maçın 4. hakemi 2 dakikalık kayıp zaman işareti verdi.

Numaralı bir anda boşaldı. Herkes büfelere mi gitti, daha maç bitmedi oysa.

45'+2 İlk yarının son düdüğü geldi. İlk yarı Galatasaray'ın 2-0 üstünlüğüyle sona erdi.
45 dakikalık çile sona erdi, koridora geçip değerlendirme vakti.

2. Yarı Devre arasında Jo baya ıslıklandı. Islıklayanların çoğu hava limanına gidenler.
46' İkinci yarıya Diyarbakırspor başladı.
Diyarbakırspor sahaya alkışlarla çıktı yine.

50' GOOOOOLLLLL!!!!! Arda'nın sağ kanattan kullandığı kornerde Giovani ceza sahası içine yapılan ortaya röveşata vurdu ve savunmadan seken top Neill'in önünde kaldı sonrasında kale önünde dönerek şutunu vurdu ve top ağlarla buluştu. 3-0
Neill'in golünden sonra ilk defa bir futbolcu alkışlandı. Neill alkışlanıyor. Hocanın adı unutulmuyor.

51' GOOOOOLLLLL!!!!! Baros sol kanattan çalımlarla ceza sahası içine girdi yerden sert vurdu ve top Metin Aktaş'ın yanından geçerek ağlarla buluştu. 4-0
Baros da sevgilerden nasibini almaya başladı. Sami Yen'de hat-trick yapan son futbolcu Jo'ya tercih edilen Nonda idi. Nonda da son maçında ıslıklanmıştı.

54 ' Celaleddin sağ kanattan ceza sahası içine orta yapmak istedi ama savunma ayak koyarak topu kazandı.
Galatasaray gol yemek için çok istekli. Alışkanlıklardan vazgeçilmiyor.

56' Bebbe topla ceza sahası içine girdi Aykut ile karşı karşıya kaldı ama topu ayağından açınca Aykut topu alarak mutlak bir golü önledi.
Aykut çaktırmadan Galatasaray tarihinin en çok maç yapan kalecisi olacak. Bütün kupa maçları ve nisan ayı sonrası onun.

60' Galatasaray'da oyuncu değişikliği. Arda Turan yerine Emre Çolak oyuna girdi. Yeni Açık Arda'yı ıslıklıyor. Az önce "sinema" tezahüratı yapanlar "büyük kaptan" diyor.

62' Celaleddin sol kanattan ortasını yaptı ceza sahası içinde Bebbe kafayı vurdu ama top yandan auta çıktı.
Diyarbakırspor'un golüne az kaldı, belli oluyor.

65' Emre Çolak ceza sahası dışından sert vurdu ama top savunmayada çarparak kornere çıktı.
Emre Çolak topu her ayağına aldığında "vur" sesleri. Emre de alkışlanan 3 topçudan biri konumunda. Emre'yi alkışlamak için kafalar ortaya çevrilmiyor.

69' Diyarbakırspor'da oyuncu değişikliği. Musa yerine Abdullah oyuna girdi..

3 sene önce Trabzonspor'da oynarken Sami Yen'de ayağı kırılan Musa'nın şanssızlığı.. Üzlüyor insan.

72' Goran'ın sağ kanattan ceza sahasına yapıtığı ortada Bebbe kafayla topu ağlara gönderdi.. 4-1
Diyarbakırspor takımı alkışlanıyor.

73' Galatasaray'da oyuncu değişikliği. Elano yerine Ayhan Akman oyuna girdi.. Elano kapris yapar, Ayhan iş yapar.

76' Galatasaray'da oyuncu değişikliği. Milan Baros yerine Jo oyuna girdi..

Baros'a büyük sevgi gösterisi, Jo sürekli ıslıklanıyor.

77' Emre Çolak ceza sahası dışından sert vurdu ama top az farkla auta çıktı.
Diyarbakırspor taraftarıyla karşılıklı tezahüratlar. İbne Bursa göt Ankara sesleri.

80' Erdal sol kanatta topla buluştu ama öncesinde hakemin ofsayt bayrağı havada.
Erdal kim lan?

82' Giovani'nin ceza sahasına yaptığı ortada Emre Çolak'tan önce Diallo ayak koyarak topu uzaklaştırdı.
Gio da iyi oynayanlar arasında, acaba seneye kalacak mı diye düşünüyoruz.

85' Diallo ceza sahası içine yerden pas atmak istedi ama savunmada Hakan Balta ayak koyarak topu uzaklaştırdı.

Hakan Balta'ya sigarayı bıraktın mı diye soruyor biri

87' Jo ceza sahası içinde topla buluştu, dönerek şut vurmak istedi ama savunma ayak koyarak topu uzaklaştırdı.
Jo İlyas Salman'ın Ya Ya Ya Şa Şa Şa fiminin son sahnesini yaşıyor. Ama sanırım o filmi izlemediği için olayın farkında değil.

89' Maçın 4. hakemi 1 dakikalık kayıp zaman işareti verdi.

İlk defa bir maçın sonuna 1 dakika eklendiğini görüyoruz. Herkes sıkılmış, herkes zevksiz.

90'+1 Maçın son düdüğü geldi. Galatasaray Diyarbakırspor'u 4-1 mağlup etti.

3 puan alıp lidere biraz daha yaklaştık. Sevinen veya gülen insan yok.

Son kez Sami Yen'e bakıyorum. Belki bir daha gelmem, gelemem diye. Hava rüzgarlı, ben de baya soğudum artık.

Not:
Koyu renkli kısımlar resmi siteden alınmıştır.

Pazartesi, Mart 8

Olaylar


Gündeme damgasını vurdu Diyarbakır'daki olaylar. Herkes birşeyler yazıp çiziyor. Tam fırsat. Öyle bir olay ki, biri diğerinden daha haklı olan da haksız olan da yok. Hal böyle olunca, kendi düşüncesini dayatmak isteyen "biz demiştik" demek için en güzel fırsatı bulmuş oldu.

Siyasi bir görüşüm yok. Bunun için beni "basitlik"le suçlayabilirsiniz. Siyasi görüşüm olmamasının nedeni apolitik olmam değil. Apolitik değilim zaten. Fakat bir ideolojinin peşinden gidemiyorum.

Kahvede duyduğunu, evde duyduğunu, önyargılarını, menfaatlerini, nefretini birbiriyle harmanlayıp, okumaydan, araştırmadan, yaşamadan, görmeden, farklı olanla konuşmadan kendine siyasi bir görüş belirleyen ve bunu da sağdan soldan duyduğu slogan laflarla özellikle internette ortaya kusan insanların çoğunlukta olduğu bir ortamdayız. Böyle bir durumda siyasi bir görüş benimsemek, seninle farklı düşünen biriyle aynı ideoloijide buluşmaya neden olabilir. Bir sınıf dahilinde olmak istemiyorum. Ben bu yolu seçtim. Geçelim olaylara.

Yazmak istemiyordum ama her yerde yazılan bir olay hakkında burada 2-3 kelime yazılması gerekir. Sık güncellenmeyen bir blog olsaydık bahanemiz olurdu. Ama her gün 5 post yazıp bu olayı atlamak güzel olmazdı.

Diyarbakır'daki olaylarda, Diyarbakırspor taraftarı hatalıdır, Bursaspor taraftarı hatalıdır, hepsinden fazla basın hatalıdır, TFF hatalıdır, hakemler hatalıdır.

- Diyarbakır taraftarı "rajon"a ters düşen bir hareket yapmıştır. Husumetleri Bursaspor taraftarıyla. Haklı veya haksız. Kızgın olunan kesim Texas'tı taş atılan Ali Tandoğan oldu. Bu antipatinin büyüme nedenidir, istiklal marşının ıslıklanması antipatiyi daha da arttırıyor. Bu nedenle olaylar bir kısır döngüye giriyor. Haklı olunan yerde haksız duruma düşmek biraz da bu oluyor işte.

Araya provakotörler girmiş deniyor. O zaman sokmayacaksın. Kalabalık İstanbul tribünlerinde bile araya farklı biri giremiyor. Diyarbakırspor tribünlerindeki etkili insanların birinci görevi bu olmalı.

-Diyarbakırspor Başkanı, değil bir kulübün başkanı sınıf başkanı bile olmaz. Bu sezon bunu gördük. Fenerbahçe maçındaki olaylarda da, ilk Bursaspor maçında yaşananlarda da ne dediği belli olmayan, neyi savunduğunu anlayamadığım "yanardönerli", bazen mazlum edebiyatlı, bazen başka şeylere güvendiği imajını yaratan konuşmalarla treni raydan çıkarmıştır.

Bazı Diyarbakırsporlu arkadaşlarım diyor ki, yönetim atmosferi yükseltti, bilerek ceza almaya çalıştı, küme düştükleri zaman "bizi TFF düşürdü" desinler, camia-taraftar yönerimi suçlamasın diye. Doğruluğu bilinmez.

- Bursaspor taraftarı ilk maçtan sonra çıkan olayları "heryerde olan olaylar"a bağlamıştır. Aslında doğrudur da. Diyarbakırspor'a ne yazık ki Türkiye'nin birçok yerinde bu tarz tezahüratlar yapılıyor. Neden Bursa olayları bu kadar abartıldı onu anlamadım. Ama Bursaspor taraftarı, olayı basitleştirmek yerine daha cesur bir duruş sergileseydi daha iyi olurdu. Sonuçta olaylar her yerde olan olaylardı ama olaylara verilen tepki diğerlerinden daha farklıydı. Diyarbakırspor formasıyla haber sununlar bile olmuştu. Ortamı geren, bundan beslenen, bu olaylardan keyif alan insanlar var.

- TFF ilk olaylardan sonra caydırıcı kararlar alamadı. İki başkanı yanına alıp yapılan açıklama tatmin edici değildi. Yeni düzenlemeyle "PKK Dışarı" diye bağırmanın cezası, " Ananın A. K . Xspor" diye bağırmanın cezasından daha fazla oldu. Fazla olan ceza; para cezası. Caydırıcılığı hiç yok.

- "2007'deki GS-FB maçı, ilk yarıdaki FB-GS maçı yarıda kalmadıysa bu maç da yarıda kalmaz." Diyarbakırsporlu olsam bunu düşünürdüm ve sanırım olaya siyaset katmadan sadece 3 puanı düşünen bir Diyarbakırsporlu bile bu maçta taşkınlık yapmıştır. Sonuçta, taşkınlık yapanın yanına kar kalıyor. Galatasaray'ın yeni stad yapma nedenlerinden biri senede 1 gün oynayacağı Fenerbahçe maçı değil mi sanki?

- Şimdi kafamda tek soru var. Bu olaylar futbol olayı mı, yoksa Türkiye'nin asıl meselesi mi? Eğer Türkiye'nin meselesiyse kimse sadece Bursaspor'u suçlamasın, eğer futbol olayıysa Diyarbakırspor'a herkese ne ceza veriliyorsa o verilisin. Yani biraz saha kapma biraz para cezası. Veya Diyarbakırspor asıl hakettiği cezayı alsın ama ondan sonra herkes bu tip olaylara karışanlar aynı cezaları alsın.

- Bu olaylar hakkında bu kadar bile yazmak istemezdim. Ama boş konuşan o kadar insan var ki, ben de boş bir yazı yazıyım dedim. Ve bu olaylar hakkında konuşursa sadece bir kişiyi kaale alırım: Forma numarası 16 olan Diyarbakırlı Mustafa Sarp. En mantıklı, en güzel demeçler ondan gelir diye tahmin ediyorum.

Salı, Eylül 29

16


Bursaspor - Diyarbakırspor maçında yaşanan olayları tam bilmiyorum. Ama tahmin ediyorum. Diyarbakırspor'un gittiği hemen hemen her stadyumda yaşanan olaylar. Az çok tahmin edebiliyoruz.

Diyarbakırspor kulübünü sevmeyebilrisiniz. Bunun için yeterli argümanlar da olabilir elinizde. Mesela Süper Lig'e 2001'de çıkışı. Veya ligde kalışı. Mesela bir Altaylı sevmeyebilir 2001 nedeniyle. Olabilir. Ama işe siyaset katmak, ırkçılık sokmak ayıptır. Ve hatta vatan hainliğidir. Ama tabi bizim memlekette Mehmet Okur milli takıma gitmedi diye vatan haini olur ama bu insanlar olmaz. Bu kelime de farklılık arz ediyor artık.

Bu işi sadece Bursaspor taraftarı yapsa işin içinden basit bir söylemle "birkaç çapulcu" diyerek çıkardınız. Ve tribünde yaşansa tribün psikolojisi der bu yazıyı da kaleme almazdım. Ama olaylar Şeref Tribünü'nde bile yaşanmış. Bu işin vahim olduğunun göstergesidir.

Mehmet Demirkol az önce güzel söyledi Spor Servisi'nde. Onun dediklerinden yola çıkalım. O edilen lafların nereye gittiğini iyi idrak edilmeli. Ağızlardan çıkanı kulaklar duymalı Diyarbakır dışarı demek, Diyarbakır bu ülkeden çıksın demektir. Bu ülkeden Diyarbakır'ın çıkmasını istemek ise asıl bölücülüktür.

Şimdi gelelim sahadaki Diyarbakırlı futbolculara. Diyarbakırspor'da kaç tane Diyarbakırlı var? Söyleyelim 2 tane. Sadece 2 tane. Biri 21 numaralı formayı giyen Barış, diğeri bu sezon Ankaragücü'nden transfer edilen Abdullah.

Oysa Bursaspor'un çok değil 1 sezon önce kadrosunda, hem de ilk 11'de oynayan, iki tane Diyarbakır doğumlu futbolcusu vardı. Üstelik Bursa'da. Altyapısı tıkır tıkır çalışan bir kulüpte, bir futbol şehrinde, orta sahayı çekip çeviren futbolcular Diyarbakırlıydı.

Biri Cihan Haspolatlı, diğeri Mustafa Sarp. Ve mesela Bursa şehrinden, Bursaspor'dan ayrılırken, Bursaspor taraftarının içini sızlatan Mustafa Sarp, gittiği takımda, Galatasaray'da 16 numaralı formayı giyiyor Bursa sevgisi nedeniyle.

Diyarbakırlı Mustafa, sırtında gururla 16 numarayı taşırken, sizler hala çok sevdiğiniz Mustafa'nın memleketine dışarı diyorsunuz. Devam edin böyle...

Salı, Ağustos 25

Bu Topa Girmiyorum


İzlemedim maçı. Olaylar çıktığını biliyorum sadece birşey görmedim. Özellikle maç içinde olan olayları hiç görmedim. Sadece fotoğraftaki sahneyi görebildim. O nedenle bu konu hakkında konuşmak istemiyorum.

Ama günün konusu bu. Herkes bunu konuşuyor, yazıyor. Ama şuna dikkat edelim. Bu olayları bir şehri, bir bölgeyi, halkı, insanları, kulübü, futbolcuları suçlamak için, yerin dibine sokmak için bahane olarak kullanmayalım.

Ayrıca 19 Mayıs 2007'nin bu olaylardan çok farklı olduğunu göz önünde bulunduralım.