Bloga bu aralar yazamıyorum. Çok koşturmaca var diyeceğim ama sebebi tam olarak o da değil. Matah bir şey yaptığımız yok yani. Boş boş şeyler, acı veren gerçekler, bütün meselemiz o. Ara sıra bazı şeyleri ihmal ediyoruz. Bloga gelene kadar neler var ıskaladığımız. En azından bunu "madem az yazıyoruz, bir resim atalım" diyerek kotarmak mümkün. Dükkanın önüne sandalye koyalım en azından. Necati Ateş ile Hasan Kabze. O muhteşem günde biri penaltı kaçırmıştı, diğeri gol atmıştı. Aradan 9 sene geçmiş. 9 sene... Çok abi, vallahi çok. O yüzden çok acı. Keşke o günde kalsaydık. Bugünden daha mı iyi mi daha kötü mü ayrı konu ama en azından umut edecek şeyler vardı, en azından hayal kuruyorduk. Şimdi sadece hayatta kalmak için uğraşıyoruz. Elde avuçta kalan tek şey varlığımız ve hatıralarımız...
hasan kabze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hasan kabze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cumartesi, Şubat 21
O Eski Halimden Eser Yok
Etiketler:
anadolu futbolu,
doğaçlamalar,
futbol,
hasan kabze,
k.erciyesspor,
konyaspor,
necati ateş
Çarşamba, Ekim 27
Hasan Kupa'da Attı

Hasan'ın ilk maçından burada bahsetmiştik. Dün de Lig Kupası maçında ilk golünü attı. Rakip zayıf Ajaccio olsa da, önemlidir. Takım arkadaşları onu kutluyor. Maçı Ercan Taner anlatsaydı da, bir "Hasaaan Kabzeeee" deseydi.
Bu arada Hasan'ın Türkiye Kupası'nda Karşıyaka'ya ve Malatyaspor'a gol attığını hatırlarım.
Seviyoruz Hasan'ı. Bugün 2006 kahramanlarından gittik biraz ama olsun.
Etiketler:
avrupa futbolu,
fransa,
hasan kabze
Pazartesi, Ağustos 9
Fransız Hasan

Hasan Kabze ile Semih Şentürk 2006 yılında çok konuşulan iki isimdi. İkisi de takımlarında sürekli yedekti. Takıma daha fazla girmeleri gerektiği söyleniyordu. Oyun stillerinde farklar olsa da ikisinin de ortak özellikleri vardı.
Semih çok daha eskiden beri İstanbul'da olsa da aslında Kabze ondan yaş olarak daha büyüktür. Aralarında 1 sene var. Semih 83, Kabze 82 doğumlu... (Aslında Semih hala genç Semih sayılabilir, 27 yaşında. Onun 30 yaşında sananlar var ).
İkisi de İzmir'de futbola başladı. Semih İstanbul'da altyapı liglerinde gol atarken, Hasan Anadolu'da alt liglerde oynuyordu ki, ikilinin karakteri arasındaki en önemli farkı oluşturan etken budur bence. Semih ve altyapılarda yetişen futbolcular daha rahat bir kariyer hedefi çizerken, Anadolu'da kasap stoperlerden tekme yiyerek büyüyen futbolcular Rusya soğuğuna yol almaktan çekinmiyorlar.
İkisi de İzmir'de futbola başladı. Semih İstanbul'da altyapı liglerinde gol atarken, Hasan Anadolu'da alt liglerde oynuyordu ki, ikilinin karakteri arasındaki en önemli farkı oluşturan etken budur bence. Semih ve altyapılarda yetişen futbolcular daha rahat bir kariyer hedefi çizerken, Anadolu'da kasap stoperlerden tekme yiyerek büyüyen futbolcular Rusya soğuğuna yol almaktan çekinmiyorlar.
Hasan Kabze, Beşiktaş maçında şampiyonluğu getirdikten 1 sene sonra takımdan yollandı. Fazla konuştuğu söyleniyordu. Bizim de gözümüzden kaçmıyordu. "Forma istiyorum" diyordu sık sık. Önünde Hakan, Necati, Karan gibi isimler olmasına rağmen.
Semih ise sürekli yedekti ve bundan rahatsız olmuyor gibi gözükmye çalışıyordu. Belki de gerçekten rahatsız olmuyordu. Oyuna girince golünü atıyor, sonra yine kulübede bekliyordu.
Hasan Kabze'nin güzel bir dönemi olmadı. Beşiktaş maçında ve 2006 yılında yaptığı birkaç son dakika sihiri sayesinde tribünlerin sevgilisi oldu o kadar. O sevgili olma kısmı da bir yere kadar, tribün seviyordu ama oynamasını da pek istemiyordu, uğultulardan anlaşılan buydu.
Semih de Hasan Kabze'de bence İstanbul topçusu değildi. Buna rağmen özellikle Semih, Fenerbahçe altyapısından gelmesini iyi kullandı. Camia çocuğu olarak uzun süre takımda kaldı. Hakkını yememek lazım; futbola 17 yaşında başlayan Hasan Kabze, Sami Yen çimlerinde kafası önde topla kavga eden bir forvet portresi çizerken, Semih üzerine birşeyler de koyuyordu.
Çok konuşan Hasan Rusya'ya transfer olunca gözden ırak oldu. Bu zaman zarfı Semih'in altın dönemi. Ligin gol kralı, Euro 2008'in yıldızı. Fakat Kabze kadar isyankar olamadıği için 2010 yılında hala Fenerbahçe'nin yedeği.
Hasan Kabze, kariyerinde çok büyük başarılar olmasa da, altın bir dönem olarak sadece Dolmabahçe'de oynadığı 25 dakika gösterilse de artık bir Fransız Ligue 1 topçusu. 3 sene önce "İstanbul'da topçusu değil" dediğim adam artık beni hem haklı hem haksız çıkartıyor.. O artık İstanbul'dan çok uzakta, Fransa Ligi topçusu.
Hasan, dün Montpellier formasıyla ilk maçına çıktı, umarım devamı gelir. Hasan'ın, Topal'ın temiz karakterleri onlara Avrupa sahalarında yardım etsin. Ey Galatasaraylı, sen de sadece Beşiktaş maçlarında bağırarak hatırlama, Hasan Kabze'yi hiç unutma...
Etiketler:
fransa,
futbol,
hasan kabze,
semih şentürk
Pazar, Ekim 25
Cevher

"Buca Futbol Akademisi inşa edilirken; kollarını dört bir yana uzatan hocalardan birinin kulağına bir haber çalınır. Buca Ticaret Lisesi'nin müdürü Radi Bey bir cevheri, oğlunu kulüpten saklamaktadır! Bu istihbarat üzerine operasyon başlar. Babayı ikna etmek için "çılgın insan" Seyit Mehmet Özkan tarafından on tane bilgisayar hediye edilir, internet yoluyla okul dünyaya bağlanır, sıra cevheri çıkarıp dünyaya arz etmeye gelir.
Ancak bir sorun vardır. Radi Bey konu açıldığında bile sinirlendiğinden, konu açılıp açılıp kapatılır. Bu sırada odaya kara yağız bir çocuk girer. Radi Bey, "Oğlum bak bu amcalar seni Bucaspor'a almak için gelmişler, ben de onlara olmaz, Hasan okuyacak diyorum." der. Der demesine de Hasan'dan bir yanıt alamaz. Çünkü Hasan'ın en büyük isteği futbol oynamaktır ama babasına saygısızlık etmekten çekinmekte, bu karara karşı çıkamamaktadır. Neyse ki eğitimci baba biricik oğlunun sessiz isyanına dayanamaz ve Hasan'ın, Hasan Kabze'nin Bucaspor formasına giymesine izin verir."
4-4-2 Ekim Sayısı Futbol ve Düşler Akademisi adlı Hilal Gülyurt yazısından alıntı.
Ancak bir sorun vardır. Radi Bey konu açıldığında bile sinirlendiğinden, konu açılıp açılıp kapatılır. Bu sırada odaya kara yağız bir çocuk girer. Radi Bey, "Oğlum bak bu amcalar seni Bucaspor'a almak için gelmişler, ben de onlara olmaz, Hasan okuyacak diyorum." der. Der demesine de Hasan'dan bir yanıt alamaz. Çünkü Hasan'ın en büyük isteği futbol oynamaktır ama babasına saygısızlık etmekten çekinmekte, bu karara karşı çıkamamaktadır. Neyse ki eğitimci baba biricik oğlunun sessiz isyanına dayanamaz ve Hasan'ın, Hasan Kabze'nin Bucaspor formasına giymesine izin verir."
4-4-2 Ekim Sayısı Futbol ve Düşler Akademisi adlı Hilal Gülyurt yazısından alıntı.
Etiketler:
anadolu futbolu,
bucaspor,
Galatasaray,
hasan kabze
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)