süleyman seba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
süleyman seba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Ekim 19

Derdini Söyle Naim Gelir Kaldırır


Yazar: Refet

Lisede çok yapılırdı bunun muhabbeti... “Adamların 100 yıllık tarihi var, en boklu hikayelerini bile allayıp pulluyorlar Hollywood’da..Bizim Çanakkale’nin her cephesi ayrı ayrı film olur”!

2000’lerin başında 'ecdat/ümmet' söylemleri ile birlikte belgeseller/filmler yapıldı peşi sıra. Baktılar kırmızı çizgilere dokunulamıyor, bu sefer 'ıssız adam' tadında tarihin satır aralarına gizlenmiş biyografileri film yapma furyası başladı. Başarılı da oldu.

Ayla, Müslüm, Bold Pilot, Çiçero...

Amatör sosyolog olarak, sanki bu film şirketlerinin ar-ge departmanındaymışım gibi “Kimin filmi çekilmeli?” diye düşünürüm ara ara.

Yine son yıllarda meşhur olan derleme albümlere şarkı-şarkıcı bulmam gibi... Misal “İbrahim Erkal tribute” projem vardı daha rahmetli olmadan. Rockçılara “Sen Aldırma” söyletip, “Erzurum’a gel” çağrısını jazzcılara yaptırırdım falan.

Konuya dönelim. Aklımda iki isim vardı. Biri “Seba” diğeri ise “Naim” idi. Kafamda cast yapıyordum. Naim’i kim oynardı? Seba’nın derin devlet hikayelerini anlatmalı mıydı? Soundtrackinde illaki “Eski Dostlar” olmalıydı.

Bu hobimi gerçekleştirirken “Naim” in çekildiğini öğrendim. Başıma bir şey gelmeyecekse sevdim de. Soundtrack de güzel olmuş. (Bu arada rap'in yükselişini görmezden gelen 48kutay’ı da hayretle izliyorum. Tek şarkıdan yatan pop albümlerini yazacak mı artık?)



Ve yine Youtube çöplüğünde derin tespitlerle “Seba” filminin soundtrack çalışmalarına devam ediyorum.

TRT Müzik’e - aynı zamanda Rizespor eski yöneticisi olan Sinan Özen’e bağlanan Rizeli bir işadamı Seba için istek ister ve bir anda Rize-Sakarya-Beşiktaş üçgeni kurulur.


İşin garibi bu şarkının Seba’nın en sevdiği şarkı olduğunu tavernalardan gelen Özen’in bilmemesidir. Oysa “Metin-Ali-Feyyaz koysun..” dan sonra bu bilinirdi.

Bu da yine eskilerden Çırağan Sarayı şampiyonluk kutlamasından. Muazzez Abacı raconu tamamen yerine getiriyor.


Misal şimdiki başkanların en sevdiği şarkı nedir acaba? Hikayesi film olacak kaç başkan, kaç sporcu var? Bir ara “Bayrampaşalı” diye Arda filmi deniyordu. O da eski adamlara karıştı. 

Cumartesi, Ağustos 16

Kuka'yı İsteriz






Tribün Dergi'nin en iyi yazarlarından biri olan Refet, Süleyman Seba'nın vefatının ardından yine muhteşem yazmış. Bu vesileyle biz de Seba'yı ihmal etmemiş oluruz. Ona ve onun temsil ettiği değerlere veda olsun, ama yazıda da hissteireceği gibi, biz o vedayı çoktan yapmışız bile...


Sezon açılışları vardı eskiden , boyunda çelenklerle çıkılan , kurbanlar kesilen , pek popüler olmayan sanatçıların playback yaptıkları , bütün şubelerin resmi geçit yaptığı , yeni formaların görücüye çıktığı , konuşmaların yapıldığı , yeni yabancı transfere ritüellerin öğretildiği , yeni transferlerle ilgili yorumların yapıldığı (oğlum hayvan gibi adam baldırlara bak , çok kırmızı görür bu tam psikopat) mini krizlerin çıktığı açılışlar.

Ki bu sanatçılar hep gönülden takımını tutan sanatçılardan seçilirdi. Evet pek ünlü değillerdi belki , star değillerdi ama gönüllerin şampiyonuydular.

Yine bir kan değişiklikleri olmuş , bi transferler yapılmış . Fotomaç "Çek Forvet Beşiktaş yolunda " diye gaz verip Sellami ile uyanır olmuşuz. O gün stada girer girmez tuhaf bir elektrik vardı. Pavel Kuka kimdi sahi? Euro 96'da sevip saymıştık galiba. Almanya Ligi'ni bu kadar takip etmiyorduk sanki.

Kurban kanlarının alınlara sürülüp , Süleyman Seba'nın konuşmasına kadar hep aynı şey bağırıldı "Kuka'yı isteriz büyük başkan" "Kuka'yı isteriz büyük başkan"

Başkan hiç istifini bozmamıştı , teşekkürlerini etti , başarılar diledi..

Böyle bir açılıştı. Açılış başlamış, Zeynep, Aykut Hakan Ayşe , Ufuk Yıldırım ve Mustafa Keser..

Susmuyordu ses , Hatta Keser, saha ortasına bağdaş kurup "Kur bakalım çilingir soframızı , dinsin artık şu kalp ağrısı" derken bile dinmiyordu ..Kuka'yı isteriz büyük başkan..

Şenlik dağıldı ve evin yolu tutuldu. O zamanlar tabi metrobüs ve metrolar yok. Şu an Başbakanlık Ofisi'nin olduğu yerden 123'ler kalkardı. Beşiktaş-Kartal arabaları. Ne güzel lokasyonmuş , ne güzel bir hat ismiymiş. Otobüsün içi tamamen siyah-beyaz. Basamaklara oturduk ve bizim stadyum tadında muhabbetlere başlandı. Tabi biz dinleyiciyiz.

"Ona teşekkür etti , buna teşekkür etti , takımdan gram bahsetmedi" diye serzenişler. "Cenk Koray bizim dükkana geliyor Suadiye'ye ,ona sordum Kuka'yı alacağım demiş"

Galiba o gün başlamıştı ayaklarım geri geri gitmeye. Sonra hep ters gitti işler.

Kabuk değişti , bizi bu renklere bağlanmamızı sağlayan kişiler gitti , Cenk Koray'ın oğlu intihar etti , kendi gitti , benzetmelerine hayran olduğum Vedat Okyar , soyismin önemini kavratan Bay Kanat , Başbakanlık Ofisi'nin oradaki sosis satan büfe yıkıldı , 123 yerine Marmaray..Hayat değişti..Biz değiştik.

O zamanlar her şampiyonluktan sonra , bir gece olurdu . Assolistler çıkardı ve hepsi aynı şarkıyı söyler ve mikrofonu Seba'ya tutarlardı , "Unutulmuş birer birer " diye başlar "eski dostlar , eski dostlar" diye Seba'ya ve masadakilere söyletirdi.

Pek anlamazdım o zaman , "Bir insan niye severdi bu şarkıyı"

Sonra yıllar geçti , Beşiktaş'ta okul kazandım , Seba'nın lisesi hem de , aynı okuldan mezunduk . Saçma nedenlerle küstüm okuluma , eski dostları arayıp sormaz oldum uzaklaştım . Böyle ölümler olunca insanın anıları da ölüyor sanki . Bir sayfa kapanıyor , yeni bir fasıl başlıyor sanki.

"Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan , Beşiktaş'tan, yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan"

"Kuka'yı isteriz büyük Başkan"

Kukalı saklambaçları isteriz..Çocukluğumuzu, siyahın daha siyah , beyazın daha beyaz olduğu yılları..