cska moskova etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cska moskova etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Mayıs 12

Bir Teodosiç Klasiği




Biri buna, İstanbul'a gidince yapmanız gerekenler diye bunu mu söyledi?

Müthiş



- Böyle bir maç izlettirdikleri için her iki takıma da teşekkürler.

- Obradoviç, Jasi ve tabi ki Diamantidis için üzüldüm.

- Yine de o son topun açıklaması yok.

- Gerçi maç sonunda Obra Hoca, 39 dakika 52 saniye iyidik, oyuncularıma gurur duyuyorum falan demiş.

- Maçı Deron Williams da izledi, o da Euroleague > NBA dedi.

- Geçen sene kenardan oyuna Saras'ı sokan Fenerbahçe, geçen yaz Saras'ı beğenmeyen Fenerbahçe, 2 gün önce çeyrek finalde elenen Fenerbahçe.

- Teodosic'i eskiden çok severdi, artık ayar oluyorum, finale çıkmasına iyice ayar oldum.

- Herif yine degaj yaptı.

- Adam bir de en kritik anda 2'de sıfır attı.

- Shved bu sezonun yıldızı belki de.

- Olympaikos taraftarı salona girdi, önce Panathinaikos'u eledi, sonra kendi takımlarına tur atlattı.

- İlk periyotta 29 sayı, 30 dakikada 35 sayı.

- Panathinaikos tribünü kötüydü bence, asıl tayfa finale çıkınca gelecekti herhal...

- Teodosiç'in hala Olympiakos'a, Olympiakos taraftarına dilenmesi.

- Atıyorum Final Four'dayız, Lakoviç Barcelona taraftarından yardım istiyor.

- Güzel kızlarla tribün yapılmaz.

- Murat Kosova çok yoruyor bizi.

- Hakemler, son anlarda fena saçmaladı. Yılların intikamı mı acaba?

- Seneye Panathinaikos'u yeneriz, onlar oynar finali.


Salı, Şubat 21

Real duvara çarptı




- Real 7 maçta sadece 2 gol yemişti, o da tek maçta Dinamo Zagreb'den.

- Deplasmanda olan Real'in futbolu Barcelona kadar zevk vermiyor. Al topu Ronaldo, koş Ronaldo.

- Deplasmanda ilk kez gol yediler zaten.

- Callejon tam Akdeniz topçusu.

- Benzema'nın Higuain'î kesmesi üzüntü verici. Ama Higuain de oyuna girince birşey yapamadı.

- CSKA'daki Musa'yı beğenmedim.

- Bembeyaz reklamsız forma.

- CSKA'da adı Pontus olan futbolcu var. Gitti gol attı. Adam viking ama İsveçli.

- Honda yaşıyormuş.

- Real bu sezon ilk defa CL'de maç kazanamadı.

- Mesut çıktı Albiol girdi, Callejon çıktı, savunmaya çok çekildi Real.

- Şampiyonlar Ligi maçını Emre Gönlüşen'den dinlemek de enteresan. Alışmışız Ugan'a, Şener'e.

- CSKA Moskova'yı sadece biz yeneriz (Oha alakasız)

- 19.00 maçları Şampiyonlar Ligi'ne yakışmıyor.

Cumartesi, Şubat 11

Galatasaray 68-64 CSKA Moskova




Nasıl başlayacağımı düşünüyorum iki gündür. Nasıl anlatılır? Hatta önce idrak etmeye çalışıyorum, ne kadar büyük bir başarı var ortada? Bazıları 3-2'lik Milan maçıyla, bazıları 2006 şampiyonluğuyla kıyaslıyor. Belki şu an sıcağı sıcağına böyleyiz, 1 sene dolmadan tatlı bir anı olarak kalacak. Belki de gerçekten çocuklarımıza anlatılacak maç, bu maç olacak.

Mesele CSKA'yı yenmek değil aslında. Top 16 da değil, Euroleague de değil. Özlenen duyguların geri dönüşü var. Geçen sene final yürüyüşünde hissetmiştik birşeyler. Yıkılan Ali Sami Yen'in yerini alan Abdi İpekçi, geri dönen eski tribüncüler, tekrar bir araya gelen Galatasaray camiası...

Şimdi 80'ler, 90'lar geri dönüyor sanki... Herşeyiyle.. Sadece bizden olanların yaşayabildiği hisler. 1987'deki PSV maçı belki de bu maç. Özgüven maçları. Kapalı'nın ortasındaki davullar United maçı, Gençlik Marşı, Frankfurt maçı.

Mesele gerçekten basketbol ile ilgili değil. O 12.000 insanın ağlayarak tezahürat yapmasının sebebi kesinlikle "Top 16'da alınan kritik bir galibiyet" değil. Maçı izleyen herkesin bir sonraki sabah duyduğu hazzın nedeni CSKA Moskova'nın namağlup unvanını bitirmiş olmak değil.

Bu takım 2 senedir öyle işler yapıyor ki. Kupası, finali önemli tabi ama tarihe geçme nedeni daha başka olacak bu takımın. Bu takımın başardığını, son 10 senede ne tribün, ne kongre, ne lise, ne başkası başarabildi.

Maçtan 1 hafta önce, iki CSKA maçı arası forumlarda yazılanlara bakıyorum. Vururuz, yeneriz, diyenler var. Bir kısmı ironi, bir kısmı totem olarak başladı, sonra ciddiye bindi. Bu kadar rahat olacağımızı tahmin edemezdim. Yenilirsek çok üzülecek ve şaşıracak insanlar vardı.

Uzun seneler sonra salona bu kadar erken girdim. Salona girdğimde skorbordun geri sayımında 77 yazıyordu. 77 dakika ne amk? En son 2 Ocak 2005'te Fenerbahçe maçı için bu kadar erken girmiştim. Onda da deplasmandaydık. O gün çok güzeldi ve burada herhalde 25 kez yazmışımdır. CSKA Moskova maçını, 9 Şubat'ı 50 kere yazmak gerek.

77 dakika önce salondayım. Salonun, tribünün yavaş yavaş doluşunu izlemeyi özlemişim aslında. İnsanlar geliyor yavaş, herkes çok emin galibiyetten. Sanki 2001 yılındayız ve Milan ile oynuyoruz. Koreografi için son hazırlıklar. Bir ucundan da biz tutuyoruz, çorbada tuzumuz olsun. Zaten şu takımın başarısında milyarda bir payımız varsa ne mutlu bana. O hazzı hissediyorum. Bunu en son 2006 şampiyonluğunda hissetmiştim. Zaten o yüzden maç sonunda herkes coşku içindeyken, biz bir köşeden olan biteni izlemeyi tercih ettik.

Lazer ve ışık şovlarını sevmiyorum. Karanlıkta söylenen milyonlarca'ya tapıyorum. Tribünde hazırlanan şeyi göremedim o esnada ama CSKA'nın oyuncularını bakarken gördüm. Şunu da itiraf edelim, böyle bir maçtan önce böyle bir şey hazırlamak göt ister. Böyle bir maçta; maç öncesi yazdığını maç sonrası açabiliyorsan büyük tribünsün işte.

Maç başlıyor. Takım iyi oynuyor. Maç öncesi "kesin yeneriz" diyenler bile şaşırıyor. Andriç, Krilenko'nun yanından vuruyor, Göksenin Teodosiç'i siliyor. Ulan maçı neden yazıyorum ki, çok net hatırlamıyorum oysa. Tekrar izlemek lazım.

İkinci periyotun sonu ve üçüncü periyotun başında sönüyoruz. "Adamlar maça başladı, herifler oynuyor artık" deniyor. O esnada takım geri geliyor. Hem de üçüncü periyotta. Bu sene takım ne zaman düşse tribün ayağa kaldırdı. Bu sefer ödeşme zamanı. Tribünü ayağa kaldıran takım oldu.

Neyin ne zaman olduğunu hatırlamıyorum. Ne zaman öne geçtik mesela. Öne geçince geriye düştük mü? Ne oldu ne bitti. Hatta inceden, "ulan buraya kadar getirip kaybedeceğiz yazık olacak" deniyor.

O maçın başında, salona ilk girdiğim anda baktığımda 77 yazan skorbord, "nasıl geçecek zaman" beklerken, kafayı kaldır, 2'den düştüğünü gör. 1.59, 1.58... Ne oluyoruz lan? Yeniyoruz galiba. Öndeyiz çünkü. Öndeysek kazanırız. Adamlar buradan döner mi? Ship ve Gordon varsa dönmez. Ship ve Gordon'daki yürek.. Galatasaray'da hiç 22 sayı attı mı Ship?

CSKA'da Khyrapa yokmuş. Bizde de Tutku yoktu. Teodosiç topa degaj dikmiş. O esnada kimin altında üstündeyiz bilmiyorum. Göremedik haliyle. Ama Teodosiç'in suratının maç içinde girdiği o ifadeleri yakından gördük. 3 serbest atıştan ikisini nasıl kaçırdı acaba?

Yazının sonunu bağlayamadım. Burada tıkandım. Zaten iki gündür bağlayamadık. Maç bitti, salon boşaldı. Biz de kaldık öyle boş boş. Bu kadar yazmak bile başarı.

Cuma, Şubat 3

'İstanbul'da Yeneriz' Dedirten Takım




-"Bütün maçlar 0-0 başlar" İsmail Şenol

- Krsitic'in saçları.

- Ağlamayı bırakın ve çıkın biraz savunma yapın. (futbolca tercümesi: bambambam)

- Sonuçta bir an acaba dedik ve dedirttik.

- Caner Topaloğlu, sen nerdeydin ya?

- CSKA'a mola aldırdık, akıllı olsunlar İstanbul'u var bu işin.

- Ender'in son üçlüğü bahisseverleri yıkmış veya sevindirmiş.

- Bizim takım maç seçiyor ama yanlış maçı seçiyor. CSKA maçında oynama oğlum , ne olur yani oynayınca, git derbide oyna. Yok bizimkiler Rusya'da direniyor, Sinan Erdem'de rehavet.

- İhsan Bayülken'in CSKA telafuzu.

- Khyrapa da sakatlanmış galiba.

- Maçtan beklentim yoktu, çocuklar çıksın oyundan zevk alsın dedim, yine 6. dakikadan sonra maçın içine girdik.

- Maç öncesi ve sonrası forumda yazılanlar efsane: Koyar geliriz.

Cuma, Kasım 19

Efes Pilsen 86-72 CSKA Moskova


Bayram ziyaretlerinin sonuncusunu bitirdiğimiz semt olan Kartal'dan İstanbul'un diğer ucu Ataköy'e gitmek zaten başlı başına bir yorgunluk nedeni. Arada bir de Kadıköy aktarması yapınca, salona vardığımızda yorgunluk kendini hissettirmişti. Kötü bir organizasyon nedeniyle, oturacak yer bulamayacak dakikaya kalmıştık. Bayram ve ucuz biletler salonun dolmasına neden olmuştu.

Aslında yaptığımız organizasyonun kötülüğünü bir yana bırakmak lazım. Efes Pilsen maçında, 14.000 kişilik salonda oturacak yer bulamıyorduk. Üst katlar boştu biz de oraya çıkmayı denedik. Efes Pilsen için ayakta kalıp maç izlemeyi kendime kabul ettiremezdim.

4 gün önce 45 liraya bilet satıp, CSKA Moskova maçında 1 liraya göstermelik biletler satan Efes Pilsen'e (maçlarına gitsem dahi) sempatiyle yaklaşmayacağım. Eurolig'de yer alan diğer Türk takımı Fenerbahçe; ne kadar ezeli rakibimiz olsa da, ne kadar hoşlanmasam da, ne kadar sevmesem de Efes Pilsen'den daha çok saygıyı hakediyordur.

Sinan Erdem'in 2.katından izlenen maçı yorumlamam beklenmesin. Oyuncuları görmek, seçmek zordu. Biraz dev ekranlardan yardım alarak maça hakim olmaya çalıştık. Onun dışında kalan zamanı Olimpiyat Stadı günlerini yad ederek geçirdik.

2.devrede ise işler değişti. Aşağıda neler var düşüncesiyle 2 kişi salonda bir tur atmaya karar verdik. O sırada boş bir loca bulduk. Valencia maçında her kapının, her koridorun önünde 2 görevli varken, bu maçta böyle birşey yoktu. Boş locaya girdik, oturduk ve maçı izledik. Bu belki kendi kendine ihbar yazısı ama blogu çok fazla okuyan yok. Bir sonraki maç 2-3 güvenlik görevlisi daha koyulur belki.

Rakoceviç'in nasıl 21 sayı attığını, 63-48 olan maçın nasıl 63-64'e geldiğini farkedemedim. CSKA Moskova'nın bu kadar dirençsiz olacağını tahmin edemiyordum. Efes Pilsen kazandı, CSKA grupta dibi boyladı. Efes Kızları'na daha çok ilgi gösterdiğimiz maçın kısa özeti budur.

Çarşamba, Kasım 4

Manchester'da 3-3'e Üzülmek


Son 16 yılda( belki daha da fazlası) bir Şampiyonlar Ligi maçında Old Trafford'dan 3-3'lük skorla dönen 3.takım oldu CSKA Moskova. İlki bizdik, ikincisi 1998'de Barcelona'ydı. Barcelona, CSKA'nın dün hisettiklerini bilemez ama biz biliriz.

Old Trafford'da öne geçip maçı berabere bitirmek, orada 3 gol atıp 1 puanla dönmek ve buna üzülmek. Oluyor işte. Futbolda bu var. Galatasaray da, CSKA da, Barcelona'da Avrupa'da kupa kazanmış takımlar (Alaka kuramadım gerçi ama olsun).

O zaman sözü Ümit Aktan'a bırakalım:

"Bu 90 dakikada 3-0lık bir Manchester United galibiyetini bile az gören seyirciye karşı, 3-2lik bir Galatasaray galibiyetinin sevincini yaşarken, maçı 3-3 bitirmenin üzüntüsünü yaşıyoruz”