guti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
guti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Aralık 18

Kaptan, Topçu, Kulüp


"Büyüklerimiz kararını verdiyse bize söylenecek söz kalmaz. Guti sevdiğim bir arkadaşım ve kaptanlık ona çok yakışır. Ben bu durumdan kesinlikle rahatsız olmam. Çünkü zaten Guti saha içerisinde takımın lideri konumunda bulunuyor."

İbrahim Toraman

Kıskandığımız Şeyler. Alkışladığımız şeyler.

Perşembe, Aralık 16

Guti - Ernst A.Ş.

Beşiktaş - CSKA Sofya maçı...

Beşiktaş - Rapid Wien maçı...

Cuma, Aralık 3

Kaptanın Kadar Varsın

Televizyonda maç açık. Ama pek ilgi göstermiyorum. PC ekranına bakıyorum. Tam o anda, spiker Cem Yılmaz, "topun arkasında Guti var" dedi. Topun arkasında Guti varsa, o an ekrana bakacaksın. Hatta mümkünse ayağa kalkacaksın, saygıdan. Ekrana döndükten çok kısa bir süre sonra Zapo, gole sevinmeye ve sağa sola koşturmaya başladı. Biz bu filmin benzerini daha önce de görmüştük. İstanbul'daki CSKA maçında..



Şimdi bu yazı sadece Zapo fotoğrafıyla dolmamalı. Kaptan'a saygı. Bir takımın kaptanı Guti'yse, o takımı ara sıra izlemek gerekir. Mahallede Beşiktaşlı görünce fazla futbol konuşmamak lazım.
- Hocam sizin kaptan Guti olmuş.
- Evet, sizinki kimdi?
- Arda. Ama o yokken Ayhan.
- Olsun kardeşim, hayat kısa üzülmeye değmez.

Pazartesi, Kasım 29

Çok Güzel Futbolcu


"Güzel futbolcu golden sonra tribüne koşandır" mottosu var ya, onu biraz değiştirelim. Güzel futbolcu deplasmanda atılan golden sonra kendi tribününe koşandır. En güzel futbolcu; deplasmanda takım arkadaşının attığı golden sonra kendi tribününe koşandır.

Kısacası Guti çok güzel futbolcu. Dün izlerken bir kez daha farkettim. Pasları, koşması falan zaten bilinen durumlar da adamın duruşu, gol sevinci, herşeyi çok farklı. İyi ki Türkiye'de oynuyor.
***
Kadraja giren İsmail Köybaşı ise bana göre Beşiktaş'ın en samimi futbolcusu. Gol sevinçleri, maç sonu sevinçleri çocuklar gibi. Henüz çocuk sayılır zaten. İsmail, fotoğraftaki gibi olmaya devam etsin, Guti'nin yanından ayrılmasın.

Salı, Kasım 9

Solaklar Beceremez


2001 yılının bahar günleri. Mahalle takımı olarak katıldığımız bir halı saha turnuvasında final maçındayız. Maç halı saha maçı standartlarının oldukça altında bir skorla; ya 0-0 ya 1-1 bitmişti. Bu skor maçı penaltılara götürmüştü. Kazananı penaltılar belirleyecekti.

Flashback; turnuva başından beri yani eylül ayından beri her maç öncesi kalecimize penaltı atıyorum. Eğer maç içinde bir penaltı olursa sıkıntı olmasın. Ve belki 1-2 penaltı hariç hepsini atabildim, özgüvenim de yükselmişti, penaltı olursa ilk kullanacak adam bendim.

Tekrar 2001 bahar; maç penaltılara kaldı. Sol ayaklı ben topun başına geldim. Yaşımız henüz 15. O zaman futbolun yazılı olmayan kurallarını pek bilmiyoruz. Sanıyorum takımın 3.penaltıcısıydım. Sol ayağımla güzel (en azından Lazo maçındaki Boriello'dan daha güzel) bir vuruş yaptım. Ters köşeye hallenen kaleci ayaklarıyla kurtardı, finali kaybettik. Neyse ki 2 kişi daha penaltı kaçırmıştı da ihale yüzde 100 benim üzerime kalmadı.

Maçtan sonra turnuvayı düzenleyen halı sahanın sahibi; "solaklar herşeyi yapar ama penaltı atamaz" dedi. Bu kuralı, bu cümleyi daha sonra defalarca duydum, hep karşı çıktım ama artık doğruluğunu kabul ediyorum. Artık dediğim de en az 10 senedir.

Ne zaman solak adamlar penaltı kullansa, bizim gruptan biri kullanıyor gibi geliyor. Beynimde Amerikan filmi dublajcısının sesi: "Bizim için başarmalısın dostum, bunu yapabilirsin."

Dün Guti de başaramadı. Daha önce Fenerbahçe'ye atarken sevinmiştim ama orada bile zor attı. Solaklar yine beceremedi.

Cuma, Eylül 17