paraguay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
paraguay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Temmuz 4

Vücut Dili


İki futbolcu. İkisi de sahanın ortasında. İkisi de aynı şekilde duruyor. Neredeyse tıpa tıp aynı. Biri mutlu diğeri yıkılmış, biri şükrediyor, diğeri ağlıyor.

Çok romantiklik sayılmayacaksa futbol sahasındaki bu kareden toplumsal analiz bile çıkabilir. Bir Latin, bir Ortadoğulu.. Toplumsal analiz, kişisel psikoloji... Her şey...

Pazartesi, Temmuz 4

Geri Döndü


Unutmuştuk onu. Futbol biraz popülerleşsin, basında yer bulsun bazıları ortaya çıkar. Bunlardan biri Larissa Riquelme. Kendisi artık yazın habercisi gibi. Gökte leylek, stadyumda Larissa..

Copa America başladı ortaya çıktı. Şimdilik kapalı gibi, Paraguay'ın saha içi sonuçları olayları değiştirir. İlk maçta gol çıkmadı.

Çarşamba, Haziran 30

Devletin Başı


Paraguay Devlet Başkanı Fernando Lugo, Japonya maçındaki penaltıları izliyor, çeyrek finali kutluyor.

19.Gün /Afyon


"Futbol kitlelerin afyonudur" sözü duyulunca ardından futbol, fiesta, fado üçlemesi gelir. Ezber cümleleri bunlar. 3 F sözü de bazen Franco'ya, bazen Salazar'a yakıştırılır.

Dün iki diktatörün ülkesinin futbol takımları Dünya Kupası'nda karşılaştı. Ondan önce de Paraguay ve Japonya oynadı. Toplam 210 dakika artı penaltılardan çıkan sonuçtur; futbol bazen afyonsuz zor çekiliyor.

Düne dair yazılacak ufak şeyler var. Biri Villa büyük golcü, ikincisi İspanya bu turnuvada zor yenilir, üçüncüsü Portekiz'in sol beki Coentrao turnuvada Pertekiz'in en iyisiydi.

Turnuvanın başında turnuvanın yüzde 15'ini oluşturan Güney Amerika takımları artık yarısına hakimler. Son 8'deki 4 takım yeni dünyadan. Diğer Güney Amerika takımını, elenen tek Güney Amerika takımını, bir başka Güney Amerika takımının elediğini ekleyelim.

Düne dair daha fazla uzatmaya gerek de yok. 19 gün boyunca aralıksız maç izliyoruz, iki gün ara verelim daha sonra heyecan tavana vursun.

Pazartesi, Haziran 21

10. Gün / Forvetler


Forvetin ne kadar iyise o kadar başarılı olursun. Aslında bunu diğer mevkilere de uyarlamak mümkün. Hangi bölgede oynayan futbolcunun diğerlerinden daha üstün olduğunu bulmak uzun bir tartışma sürecini gerektirebilir. Fakat şu bir gerçek ki, gol atamadan kazanamazsın ve golü atacak olan adamlar forvetlerdir.

Dünün parlayan forveti Luis Fabiano oldu. Attığı 2 golle - her ne kadar birinde elle oynamış olsa da- takımını galibiyete taşıdı. Attığı gollerin klaslığı, güzelliği onun topçu kalitesini gösterdi. Adriano, Ronaldo, genç Neymar gibi isimlerin kadroya alınmadığı bir dönemde üzerindeki baskıyı bu gollerle hafifletmiş oldu. Golü yoktan var eden bir forvet veya golü atamasa bile sürekli kovalayan bir forvet her takımın ihtiyacı.

Mesela Paraguay'ın forvetleri hala gol atamadı. Ama etkinlikleri çok yüksek. Santa Cruz, 2002'de parlamıştı ve geçen 8 senede hala istenilen seviyeye yükselemedi. Ama yine de etkili bir oyuncu olduğu ortada. Buenos Aires doğumlu Lucas Barrios Paraguay'a renk katan, heyecan katan bir adam. Paraguay milli takımı kariyeri daha çok taze. Takıma ilk maçlarında yedekten dahil oldu ve sonradan dahil olarak attığı gollerle göz kamaştırdı. Zaten Dortmund'daki gol yüzdesiyle de Avrupalı futbolseverlere kendini kanıtlamıştı. Buna rağmen Dünya Kupası'nda henüz gol atamadı. Atılan golde Vera'ya attığı pas ise bir santrforun gol dışındane yapabileceğinin ufak bir gösterisi. Yedekten takıma dahil olan bir diğer santrfor Cardozo, Avrupa'da sezonun en çok konuşulan isimlerinden. Böyle bir santrfor hattı, Paraguay'ı 2 maç sonunda topladığı 4 puanla zirveye çıkardı. Bu arada eklemek lazım ki, pozisyon vermeyen defanslarının da payı büyük.

Gelelim son dünya şampiyonuna. Sezonun en heyecan verici 3 forveti; ikisi Di Natele ve Pazzini oyuna sonradan giriyor, diğeri Boriello ortalarda yok. İspanya'da staj yapan Rossi sakat, formsuz Gilardino ve bu sene bitikleri oynayan Iaquinta kadroda. Haliyle gol yok. Takımın forvetlere gol attırabilecek tek ismi Pirlo sakat, Del Piero ve Totti gibi isimler yaş haddinden kadrodan uzak kalmış. Cassano ve Miccoli gibi sezon boyunca konuşulan isimler tatilde. Hal böyle olunca, golü atmak ya De Rossi'ye ya da bir penaltıya kalıyor. Son şampiyon İtalya, futbol oynadığını yeni yeni öğrendiğimiz Yeni Zelanda'ya puan veriyor.

Dünden öğrendiğimiz, daha doğrusu yeniden hatırladığımız, gol atmanın birinci şart olduğu. Gol atan sadece mahallede kaleye geçer, geri kalan her yerde kazanır. Bitiricilik önemli bir meziyettir.