bodrumspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bodrumspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Mayıs 25

Kim Gelsin #2023


Play-off'lar başlamadan önce bir geleneğimizi yerine getirelim. 1.Lig'den Süper Lig'e çıkacak son takım kim olsun? Bir tahmin değil, dileğimizi yazacağız.

Öncelikle ilk ikiden çıkan iki takımın Ç.Rizespor ve şampiyon Samsunspor olduğunu hatırlatalım. Eğer Giresunspor da ligde kalırsa Karadeniz'in dört takımı ana sahnede olacak. Tabi play-off'ta beşinci bir Karadenizli gelmeyecek ama İstanbul merkezli bir hale dönüşen lige iki tane şehir takımının gelmesi iyi oldu.

Bu sezon yeni bir formatımız var bence adaletsiz. Bunu daha önce de yazmıştık. Normal sezonu üçüncü sırada bitiren takım doğrudan play-off finali oynayacak. Diğerleri üç maç yapıp birbirlerini kırarken, üçüncü bitiren ekip rakibini bekleyecek. Haliyle bu adaletsiz düzende tarafımızı belirlemek zor olacak ama kimi desteklemeyeceğimiz aşikâr. Umarız Pendikspor finali kaybeder ve üçüncülerin lanetini, sürdürür.

Play-off'ta çeyrek final karşılaşmaları tek maç üzerinden oynanacak. Bodrumspor - Göztepe, eşleşmelerden biri. Açıkçası yıllarını Bodrum'da geçirmiş ve burada sık sık Bodrum hakkında yazılar yazmış biri olarak Bodrumspor'u desteklediğimi düşünebiliriz. Fakat açıkçası kulübün son dönemdeki hali çok içime sinmiyor. Üstelik bu seride yıllar boyunca yazdığım düsturu ihlal edecek değilim. 2.Lig'den 1.Lig'e çıkar çıkmaz, ilk sezonunuzda, ilk kez yükseldiğiniz play-off'ta bu bileti almamanız lazım. Önce biraz play-off'un acısını yaşamak gerek. Buranın gedikli takımlarına saygı duymak gerekiyor. Buranın kendi içinde yazılı olmayan bir kıdemi olmalı. Zaten merdivenleri koşarak çıkanlar, paraşütsüz düşerler. O nedenle Bodrumspor ilk tercihlerimden biri değil.

Diğer tarafta ise Sakaryaspor ve Eyüpspor var. Eyüpspor geçen sezon, bu sezonun Bodrumspor'uydu. Çıkmalarını istememiştik ve ilk turda Bandırmaspor'a elenmişlerdi. Şimdi o yenilgiyi ve acıyı yaşadıktan sonra Eyüpspor'dan yana olmam beklenebilir. Fakat yine değiliz! Çünkü kulüp, bu sezon sık sık teknik direktör değiştiren yapısıyla sempatimizi toplamayı başaramadı. Son olarak da henüz herhangi bir teknik direktörlük deneyimi olmayan Arda Turan'ı getirerek mucize çıkarmasını beklediler. Bu işler o kadar kolay olmamalı! O nedenle Eyüpspor, üst üste ikinci kez liste dışı. Fakat Zafer hoca ile sezon başında başlayan birliktelik sürseydi daha farklı düşünebilirdik.

Keşke Sakaryaspor - Göztepe finali olsaydı. Fakat işler yolunda gitse bile bu bir final olmayacak, karşılaşma yarı final ayarında geçecek.

Yine de bu iki takımdan birini kabul ediyoruz. Normalde Süper Lig'den yeni düşmüş bir takımın da hemen çıkmasını istemem. Madem düştün, asansör olma! Sakaryaspor gibi güçlü bir camia da 2007'den beri en üst platformda yok. Yani yeşil-siyahlı takıma daha yakın olmam gerekirdi.

Fakat içimden Göztepe geçiyor. Bunun esas nedeni iki kulübün kurumsal yapıları. Göztepe, geçen sezon çok şansız bir şekilde düştü. Tekrar bir ikinci şansı hak ediyor. Ve bir daha yükselirse kolay kolay düşmeyeceği izlenimini veriyor. Sakaryaspor ise Süper Lig'e son üç yükselişinde sadece birer sezon barınbildi ve bugünlerde de o günlerden farklı bir takım olacağının sinyalini vermiyor.

Öyleyse beş takım arasından sıralamamızı yapalım:

İlk sırada İzmir'in çocukları var. İkinci sırada Tatangalar. Üçüncü sırada kalbimizin attığı Bodrum, dördüncü sırada şehrimizin bir parçası Eyüpspor. Son sırada ise maç yapmadan finale yükselmiş Pendikspor...

 KİM GELSİN 2018

KİM GELSİN 2020

Salı, Ekim 8

Eyüpspor 1-2 Bodrumspor


Blogu boşladığımız için çok geri kalıyoruz. Oysa çok daha atik olmak gerek. Futbol beklemez. Sezonun en güzel zamanlarındayız. Sezonun ilk yarısının ortası; bir de sezonun sonu güzeldir. Sezonun sonu malum; heyecanın dozu yüksektir. Herkes sever. Fakat bu dönemin de kendine has çekiciliği var. Sezonun en başındaki kadar formsuz değildir takımlar. Artık hazırlardır. Hava da henüz soğumamıştır. Tribünlere akılır. Sıcak da değildir; top oynanır...

O nedenle Pendikspor'un kupa maçından sonra Eyüpspor - Bodrumspor maçına gidildi. Bu maça gitmek için çok fazla neden vardı. Hava güzeldi. Yakından takip ettiğimiz Bodrumspor İstanbul'a geliyordu. Bir de maç Kasımpaşa'da oynanacaktı. Ulaşımıyla, içiyle, seyir keyfiyle Türkiye'nin en konforlu stadyumlarından birinde. Uzun zamandır buraya ayak basmıyordum. Eyüpspor'un stadyum sorunu nedeniyle karşılaşma buraya alınınca gitmek farz oldu.

Siz bu satırları okuduğunuzda iki takım birer maç daha yaptı. İkisi de rakiplerine yenildi. Fakat bu maçtan önce Eyüpspor biraz daha formda gözüküyordu. Daha iyi sonuçlar almıştı. Gerçi kazandığı iki maçtaki rakipleri Karabükspor ve Niğde Anadolu şu an puan durumunun son iki sırasında. Fakat Bandırma deplasmanındaki beraberlik de dikkat çekiciydi.

Bodrumspor ise ilk dört maçını kazanamamıştı. Hatta Eyüp deplasmanından önce (yani Kasımpaşa deplasmanından önce) kendi sahasında Vanspor'a 4-0 yenilmişti. O nedenle Eyüpspor karşısında galibiyet beklentim yoktu.

Çok da iyi oynadıklarını söylemek mümkün değil zaten. Fakat 23. dakikada Ozan Sol'un penaltı golüyle öne geçtiler. O dakikaya kadar top Eyüpspor'daydı ama bir türlü ceza sahasının içine top sokamadılar. 1-0'dan sonra iş daha da zorlaştı. 

Zaten Bodrumspor'un kadrosu daha tecrübeli ve kaliteli. İzzet Yıldırım, Emre Özkan ve Orhan Şam'ın yer aldığı savunma kurgusu lig standartı için hiç fena değil. Skoru korumak onlar için oldukça kolay bir görev oldu.

Fakat maçın en iyi oyuncusu Batuhan Ayvaz'dı. 21 yaşındaki oyuncu Eyüpspor'un sol tarafını adeta felç etti. Bodrumspor'un ileriye çıkmasını tek başına sağladı. Tribüne girerken gördüğümüz Vedat İnceefe muhakkak onu dikkate almıştır.

İlk yarı 1-0 sona erdi. İkinci yarı çok farklı olabilirdi ama Bodrumspor farkı açarak adeta maçı kilitledi.

Bu maçta Eyüpspor hakkında söyleyebileceğimiz tek özellik hiç vazgeçmeden mücadele etmesiydi. Kalite yetersiz, organizasyon zayıf ama bu konuda oldukça inatçılar. Zaten son dakikada olsa da golü buldular.

Siz bu satırları okuduğunuzda, büyük ihtimalle biz Eyüpspor - Ergene Velimeşe maçına gitmiş olacağız. Hafta içi karşılaşmasında Eyüpspor yine sürgünde olacak. Maçın adresi Pendik Stadı olacak. İki takım da aynı puanda ve kazanan çok rahatlayacak. Kritik bir mücadele.... Passolig'in olmadığı liglerde, gidebildiğimiz kadar maça gitmemiz lazım. Bu anlamda Eyüpspor'un stadyum sorunu işime yaradı. Bu maça dair de en çok hoşuma giden Kasımpaşa Stadı'na uğramak oldu. Eyüp'teki stadyumun Kasım ayına yetişeceği söyleniyor. Belki Türkiye Kupası'nda bir Konyaspor maçı da denk gelebilir.


Salı, Mart 12

Bodrumspor 0-2 Keçiörengücü


Bir Perşembe günü uçakla Bodrum'a gideceğim. Havalimanının kapısında eşofmanlı insanlar. Bodrumspor kafilesi de uçağa binecek. Yüzler gülüyor. Oysa bir gün önce Samsunspor'a 3-1 yenilmişlerdi. Yenilgilerden sonra karalar bağlamalarına da gerek yok zaten. Futbolda yenilgi de var. Yüzlerin gülmesini eleştirecek değiliz. Fakat tarifeli uçakla şehirlerine dönerken, bu hal ve vaziyet futbol iklimini bilen her insanı şaşırtır.

Samsun'dan Bodrum'a direkt uçuş olmadığı için, maçtan bir gün sonra İstanbul aktarmalı dönüyorlar. Uçakta Bodrum'da yaşayan bir sürü insan da var. Çoğu zamanında İstanbul'da yaşadıktan sonra Bodrum'a göç edenler. Takımı görünce seviniyorlar, muhabbet ediyorlar. Bir gün önceki maçı, hafta sonunda oynanacak mücadeleyi soruyorlar. Yaşlı kadınlar bile "Bunlar bizim çocuklar" diyor. Birçok Anadolu şehrinde olmayacak bir sahne...

Herhalde, profesyonel liglerin en cazip takımlarından biri Bodrumspor. Rahat bir kentte, baskı olmadan top oynuyorsunuz. Henüz para sıkıntısı yaşandığını da duymadım. Haliyle zaman içinde iyi bir kadro oluşuyor. Futbolcular için tercih edilebilir seçeneğe  dönüşüyor. Transferde birçok şehirden daha avantajlılar. Orhan Şam, Özgür İleri, Mustafa Sevgi, Göksu Türkdoğan, Şaban Genişyürek gibi, alt liglerin hatta Süper Lig'in tecrübesini edinmiş isimler kadroda. Böyle bir takımı yakalamışken, sıcak bir bahar günü lider Keçiörengücü ile oynanacak maç izlenirdi.

Keçiörengücü'nde aynı kalibrede isimler yok. En fazla, Galatasaray'ın altın 1987 neslinin üyelerinden Cihan Can'dan bahsedebiliriz. Onun dışında oldukça uyumlu, isimlerin öne çıkmadığı bir kadro var. Bu kadroyu Türkiye Kupası'nda, özellikle Galatasaray karşısında izlemiştik. O zamanlar grupta lider değillerdi. Açıkçası Galatasaray maçlarında iyi oynamalarına rağmen liderlik için de iddialı görmemiştim. Sarıyer, Samsunspor ve Sakaryaspor'un arkasında kalacaklarını tahmin ediyordum. Fakat Bodrum'a bir puan farkla lider geldiler.

Bodrumspor ise uzaktan da olsa Play-Off şansını sürdürüyordu. Aslında çok uzakta değil, yedinci sırada ama puan farkı çok açıldı. Keçiörengücü'nü yenerlerse tekrar iddialı bir duruma gelebilirdi.

Bodrumspor, ilk 5'te yer alan takımlarla şimdilik sekiz maç yaptı. Bu sekiz maçın sadece birini kazanabildi. Takımın en önemli sorunun göstergesi burada. Altta yer alan takımlara karşı ufak tefek kazalar mazur görülebilirdi; eğer üstten puan alınsaydı. Takımın gücü bir üst eşik için yeterli olamadı. Oysa Türkiye Kupası'nda Sivasspor'u, Ankaragücü'nü eleyen, Yeni Malatyaspor'u elinden kaçıran bir takımdan bahsediyoruz. 

Keçiörengücü maçında da aynı senaryo yaşandı. İlk yarı 0-0 sona erse de, daha istekli olan konuk takımdı. Bir topları direkten döndü, üç-dört pozisyonda son vuruşu yapamadılar.  Bodrumspor, ikinci yarıda bir süre oyunu ve skoru dengede tutabilseydi belki istediği galibiyeti alabilirdi ama 60. dakika gelmeden golü kalesinde gördü. Üstelik oldukça basit bir goldü. Cihan Can, savunmadan çıkarak hatayı değerlendirdi ve çok rahat bir gol attı.

Bu dakikadan sonra Bodrumspor daha çok yüklendi. Ataklarda en çok topla oynayan ve sonuç alamayan Ozan Sol'du. Ozan, kendisinden beklenen patlamayı yapamayan, alt liglerde sıkışıp kalan oyunculardan biri. Bodrum'da da pek sevilmediğini gördüm. 70. dakikada oyundan çıkarken taraftarların tepkisine maruz kaldı. O da direkt soyunma odasına gitti. Muğlaspor çıkışlı bir oyuncu. 48 numaralı formayı giyiyor. Fakat en az sevilen oyuncu kendisi.

Havalimanındaki atmosferin tribünde olmadığı aşikar. İnsanı maça gitmekten soğutan bir gerginlik hakim. Sakarya'daki, Eskişehir'deki atmosferleri, tepkileri özlüyoruz . Oralarda, ya tezahürat yaparak ya da kendini soyutlayarak maça konsantre olan seyirciler var en azından. Burada ise sadece sağa sola laf atan, hakemi sevmeyen, kendi oyuncusunu beğenmeyen, rakip takım oyuncusundan nefret edenler çoğunlukta. 

Bodrum halkı futbolla yeni yeni haşır neşir oluyor. Daha önce amatör liglerde mücadele eden kulüp, son 5-6 senedeki çıkışıyla 2.Lig'in iddialı takımı haline geldi. Fakat tribüne gelen seyirciyi memnun edemiyor. Kendi takımlarından memnun değiller. Anadolu'nun çoğu yerinde böyle mi acaba? İstanbul'da büyük takımlarda böyle olduğunu biliyoruz. Futbolun başkenti için bazı teorilerimiz var aslında. Kazanma alışkanlığı, tahammülsüzlük yaratıyor. Pahalı bilet paraları taraftarı kulübün sahibi hissettiriyor. Oysa Bodrumspor'un ne kazanma alışkanlığı var ne de pahalı biletleri. Galiba toplumdaki genel bir rahatsızlık stadyumlara yansıyor. Kimse, hiçbir şeyden memnun değil. 

Fakat Keçiören halkı mutlu. İkinci golü de atıp üç puanı aldılar. Aynı saatlerde Samsunspor ve Sakaryaspor yenildi. Haftaya dördüncü sıradaki Kastamonuspor ile oynayacaklar. Kazanırlarsa yolu yarılıyacaklar.

Bodrumspor ise sezonu bitirdi. Yeni sezon çalışmalarına şimdiden başlayabilirler. Şehrin desteği maç günleri dışında çok güzel ama maç atmosferi ilerisi için umutsuzluğa iter. İyi bir kadro oluşturmak gerekiyor. Eldeki kadro da fena değil aslında. Bu sezon bir daha gelip maç izlemek isterdim ama iç sahadaki dört maç da cazip değil. Hacettepe ve Manisaspor maçlarında güç dengesi çok bariz. Amed Sportif maçında istenmeyen olayların içinde olmak istemem. Sancaktepe maçı tam bir final maçı olurdu aslında ama ligin son haftasında her şey bitmiş olacak.

O zaman; yeni sezonda görüşürüz...

Salı, Ekim 3

Bodrumspor 0-1 Afyonspor


Bu sene nisan ayında dört arkadaş Amsterdam'a gittiğimizde; aynı gün şehirde Ajax - Feyenoord maçı vardı. Stadyuma gitmeyi bir an bile düşünmedik. Yanlış olmasın, bir an düşündük ve çok çabuk bir şekilde, aynı anda 'Gerek yok' dedik ve yolumuza devam ettik.

Eskiden, kafamızdaki tek hayal bu olurdu. Dünyanın her yerini gezmek ve dünyanın her yerinde maç izlemeye çabalamak. Dünyayı ve hatta Türkiye'yi gezme konusunda çok efektif olamadık ama ayağımıza gelen fırsatlar da artık eski günlerdeki kadar heyecan uyandırmıyordu.

Ajax - Feyenoord derbisi bile artık heyecan uyandıramıyor olsa da, bu ülkenin 2.Lig'i kendine has cazibesini taşımaya devam ediyor. Modernlik yok. Lüks yok. Rahatsız eden rahatlık yok. Orada olanların büyük bir kısmı; büyük stadyumlardaki kalabalıklar gibi 'orada gözükmek için' orada değiller. Büyük bedeller ödenmiyor. Elde; kentte, şehirde, mahallede sadece bir 2.Lig maçı var ve insanlar oraya gidiyor. Yaşayan bir topluluğun gündelik hayatına karışmak için en kısa yollarından biri. Pendik'te de Bodrum'da da ve muhakkak başka şehirlerin başka eski ve ışıklandırmasız stadyumlarında da durum aynıdır.

Bodrum'da geçireceğim bir haftanın bir gününü Bodrumspor - Afyonspor maçına ayırmaktan gocunmadım. Ben bu satırları yazana kadar iki takım birer maç daha yaptı. Siz bu satırları okuduğunuzda belki sayı daha da artacak. Önemli değil. Bu blogun amacı güncelliği yakalamak değil, tarihe not düşmek. Bu maça gidildi ve buradaki yerini aldı. Gerisi önemli değil.

Bu kadar giriş yapmamın bir nedeni var. Bodrumspor'un daha önce birkaç maçına daha gitmiştim. 3.Lig'deki ilk dönemlerinde de şampiyonluk maçlarına da, yazın ortasında da, baharın sonunda da gitmişliğim var. Ve ilk defa bir hafta içi maçına denk geldim. En keyiflisi de bu oldu. Üstelik biraz korkarak gitmiştim. Yazın son güzel günlerinde saat 16.00'da, hele bir de hafta içi bomboş tribünde olabilir ve sıkıcı bir maç izleyebilirdim. Tam aksi oldu. Maçın kalitesi lig standartlarının üstündeydi. Lig standartını düşününce, üstüne çıkmak bir futbol ziyafeti sunmaya yetmese de... 

Tribün de beklediğimden daha dolu ve daha çeşitliydi. Bunda en büyük pay, sırt çantalarıyla okuldan çıkan, kızlı erkekli gruplarla maça gelen lise öğrencileriydi. Okullara bedava bilet mi iniyor yoksa bu öğrenciler kendi özgür iradeleriyle maça gelip sosyal bir ortam mı yaratıyor emin değilim. Bu konu hakkında hiçbir bilgim yok ama umarım ikincisidir.

Anadolu'da; dükkanını kapatarak şehirdeki takımının maçına giden esnaf meşhurdur. Dört sene önce amatör ligde oynayan Bodrumspor'un hızlı ve beklenmedik yükselişi henüz bu kültürün oluşmasına neden olamadı. Fakat her defasında maça gelen insan tiplerinin sayısının arttığını görebiliyorum. Mesela, dışarıda kapalı dükkan görmezken içeride liselilerin yanı sıra çok sayıda yaşlı kadın da vardı.

Fakat maçın sonu onlar için iyi olmadı. Maç boyunca biraz daha topa sahip olan, atak yapmaya çalışan Bodrumspor'du ama Afyonspor daha akıllı bir şablonla sahada olunca oyun kilitlendi. Yabancı sınırının genişlemesiyle, üst taraftan aşağıya doğru akan yerli oyuncu sayısı, 2.Lig'deki birçok takımın 'kaşar' futbolculara forma giydirmesine neden olmuştu. Bodrumspor da Afyonspor da geçen sezon 3.Lig'den 2.Lig'e yükseldi. Bu ligde kalmak için güçlü ve tecrübeli bir karo kurma yoluna gidebilirlerdi. Ama her iki takım da, bu bağlamda kaşar futbolcu sevdasına kapılmadı. Sahada da bunun etkisini gördük. Daha sistemli olmaya çalışan, beraber oynamak için uğraşan iki takım vardı. Fakat Bodrumspor'da sezon başında yaşanan teknik direktör değişikliği hücum alanında sıkıntı yaşamasına neden olmuş gibi duruyor. Hücum planları çok kısıtlı kaldı, rakibin oturmuş savunmasını aşmak mümkün olmadı.

Emrah Serbes'in karıştığı kaza ile ilgili itirafını Twitter'a yayması bu maç anına tekabül eder. Bir yandan maç sık sık durakladığı için (ve skorbordu olmadığı için kaçıncı dakikası olduğunu bilemediğimizden) göz ucuyla watsapp gruplarının 'Serbes' tartışmalarına katılırken bir anda gol oldu. Aslında gol olacak bir pozisyon da yoktu. Zaten o  nedenle gözüm watsapp'taydı. Bir anlık savunma hatasını değerlendiren Yasin Yener, son dakikada Afyonspor'un galibiyet golünü attı. Golün sonuna yetişmek de, bizim anlık hatamızdı.

2.Lig böyle hataları kaldırmıyor. Bodrumspor, Sarıyer'i yenerek başladığı ligde istediği gibi ilerleyemiyor. Bu maçtan sonra da Kastamonuspor'a yenildi. Durum pek iç açıcı değil ve bu hafta da lig lideri Keçiörengücü ile oynayacak. Takımın özellikle hücum anlamında sıkıntıları var. Üretmekte zorlanıyorlar. İkinci yarıda oyuna giren 19 yaşındaki Salim'i beğendim. Forvet Çağrı ise geçen sezonun devre arasında takımdan ayrılan Mümin'i fazlasıyla aratıyor.  Afyonspor ise yeni yükseldiği ligde Bodrumspor'un aksine müthiş işler yapıyor. Bunun tesadüf olmadığını sahadaki duruşlarından anlamak mümkün. Grupta üçüncü sıradalar.

Bunların hepsi başka konular ve maçtan 10 gün sonrası için çok da değeri yok. Asıl olarak; alt ligde bir hafta içi gündüz maçında tribünde olmak önemliydi. Yine sebebini bulamadığımız, nasıl olduğunu çözemediğimiz bir şekilde oradan bir zihinsel arınma ve toplumsal bütünleşme ile ayrıldık. Bir önceki yüzyılda stadyumlar bunun içindi. Ama kesinlikle, 21. yüzyılda ne Amsterdam Arena'da ne Maracana'da ne başka stadyumda; 2.Lig'dekine benzeri olabilir.


Salı, Mayıs 2

Bodrumspor 0-0 Yeşil Bursa



Bütün bir sezon hiçbir sportif faaliyete gitmedikten sonra aynı haftada ikinci maç… Daçka-Real Madrid maçından sonra bu sefer futbol maçındayız. İki hafta öncesinde şampiyonluğunu garantileyen ve 2.Lig’e çıkan Bodrumspor, Yeşil Bursa ile oynayacaktı. Tesadüfen benim de şehirde oynadığım güne denk gelmişti. Stada gidip atmosferi görmek için iyi bir fırsattı. Zaten gün içinde yapacak daha iyi bir şey de yoktu. Zamanın yavaş aktığı ve sosyal fırsatların az olduğu yerlerde bu tip olgular çok önemlidir.

Buna yazının sonunda değineceğiz; biraz (ama çok az) maç hakkında konuşmak lazım. Bodrumspor, şampiyon olmanın getirdiği rehavetle sahadaydı. Hava da artık bahar ortalamalarının üzerine çıkmaya başlamıştı. Saat 15.30’da oynanan karşılaşmada pozisyon göremedik. Zaten maç da golsüz bitti. Ligde kalmanın rahatlığı ve Bursaspor’a kendini göstermenin heyecanıyla saldıran Yeşil Bursa’nın da (kadronun neredeyse yarısı Bursaspor’dan kiralık) gol atmak için gücü yetmedi. Düşük tempoda geçen bir maçtı. Bodrumspor kalecisi Gökhan’ın konsantrasyon sağlamak için takım arkadaşlarına bağrışları olmasa o sıcakta biz bile uyuyacaktık. Sezonun ikinci yarısında gösterdiği performansla merakımı çalan Çağrı Tekin ise kadroda yoktu. Onu da izlemek nasip olmadı. Maçın hemen başında sakatlık nedeniyle oyuna giren Mehmet Bağlı’yı da sahanın en göz alıcı oyuncusu olarak seçtim. Zaten sezonun kilit isimlerinden biriydi, bu maç yedek kulübesinde kalması bekleniyordu ama beklenmeyen bir gelişmeyle son maçta da sahaya çıkmış oldu.

Aslında Bodrumspor’un maç öncesinde şampiyonluk kutlayacağını tahmin ediyorduk. O yüzden stada da erken girdim. Fakat kutlamalar maç sonuna ve o günün akşamına alınmış. 0-0 biten maçın ardından kutlama izlemeye gücüm kalmamıştı. Zaten bütün sezon yoktum, şimdi kutlama fırsatçılığına girmeye de gerek yoktu.

Bu sezon yoktuk ama seneye olacağız inşallah. 2.Lig, ülkenin passolig olmayan en üst ligi. Yani bizim gibilerin izleyebileceği en kaliteli maçlar burada oynanıyor. Böyle Karşıyakalı, Mersin İdman Yurdulu bir grup çok iyi olurdu. Ve tabi bol İstanbul takımlı; özellikle de Eyüpspor! Seneye daha çok fırsat yaratmaya çalışacağız.

Benim Bodrum’da yaşadığım yıllarda, Bodrumspor amatör ligde oynayan bir takımdı. Kimsenin ilgilenmediği, Bodrum’a gelen turistlerin otogara girerken gördüğü stadyumdan ibaret bir kulüptü. Şimdi ise, çık kısa sürede 2.Lig takımı oldu. Kulübün başarılı olması önemli değil; daha önemli olan buradaki insanlara keyif alacakları ve ilgilenecekleri bir şey yaratmış olması. Bu heyecan sokaklarda çok net bir şekilde kendini belli ediyor. Sadece sokaklara asılan bayraklar veya insanların üzerinde olan formalar değil mesele; genç-yaşlı-kadın-erkek herkesin Bodrumspor’dan bahsediyor olması.

Bodrum; birçok Anadolu kentinin üzerinde bir sosyal hayata sahip olsa da sonuçta bir Anadolu kenti.. Özellikle yaz sezonu bittikten sonra kendine çekilen, yaşayan insanlara monoton bir hayat vadeden zor bir kent. Haliyle; böyle yerlerde futbol takımları çok önemli. Bodrumspor’un halk üzerinde yarattığı etkiyi, oluşan farkı çok net görmek mümkün.

Bodrumspor’un en son geçen sezon maçına gitmiştim. Sezonun ilk aylarında oynanmıştı. 3.Lig’e yeni yükselmişlerdi. Yani 1.5 sene gibi gözükse de kaba bir takvim hesabıyla; gittiğim iki maç arasında iki koca sezon ve iki kış mevsimi vardı. Ve hem Bodrumspor’da, hem de Bodrum’da çok daha büyük fark vardı. Belli ki artık kış mevsimleri biraz daha eğlenceli geçiyordu. Seneye çok daha güzel olacak gibi duruyor.

Çarşamba, Nisan 12

Yaklaştı



Üç maç kaldı ligin bitmesine. 7 puan farkla liderlik koltuğunda Bodrumspor. Son olarak deplasmanda Manisa BB Spor'u 2-0 mağlup ettiler. 14 Nisan'da Derincespor'dan puan kaptığı takdirde 2.Lig'i garantileyecek takım. Az kaldı. Biliyorum; bu blogu okuyup Bodrumspor'u yakından takip edenler var. Şampiyonluk kutlamalarına kılabilir, seneye 2.Lig'de passoligsiz maçlar yerinde izlenebilir. 

İnanılmaz bir sezon oldu. Deneme sezonundan sonra, ikinci senede şampiyonluk. Hem de rahat bir şekilde. Buradan dönmez herhalde artık. Gerçekten az kaldı.

Çarşamba, Ekim 26

Pazar, Ocak 24

Güneş ve Konfeti





Bodrumspor puanları topladıkça taraftarların ilgisi artıyor. Aylardan ocak olmasına rağmen ilgi çok büyükmüş. Tabi oradaki ocak ile bizim bildiğimiz ocak aynı değil. Güneş var, huzur var.

Zara Belediyespor'u 1-0 mağlup edince play-off potasına girdiler. Üç hafta üst üste Sakaryaspor, Manisa BB Spor, Kemespor gibi play-off yarışının önemli takımlarıyla oynayacaklar. Buradan fazla yara almadan çıkarlarsa önleri açılır.

Taraftarlar da herhalde bu heyecanla pazar günlerini değerlendirmek için maça gelmiş. Konfetiler akmış. Görüntüler güzel. Bu sezon maç izlediğim iki stadyumdan biri, belki sonlarda bir daha giderim.

Pazartesi, Ekim 12

Bodrumspor 3 -2 Kemer Tekirova




Siz bu satırları oturduğunuz esnada, Bodrumspor, bu maçın ardından üç maç daha oynamış olabilir. Ben geç kaldım yazmakta. Bir hafta tatille geçti, dönüşteki bir haftaya da iki maç sığdı. Yoğunluk, iş güç, tatil mayışması derken anca yazabildik.

İşin aslı maç yazıları yazmayı da unuttum. Son iki sezonda gittiğim üçüncü maç. Bütün heyecanımızı, hevesimizi öldürdükleri için insanın kalkıp maça gitmesi mümkün değil. En üst iki lig bize kapalı, alt tarafın stadyumları da İstanbul'da çok uzak yerlerde. Gidebileceğim en yakın yer Kartal; tren olmadığı için iki saat sürüyor. Beylerbeyi daha kısa ama o da iki vasıta sürüyor. Bodrum'da da ulaşım kolay olmadı. 45 dakika sürüyor köyden merkeze gitmek ama o biraz da bizim durumumuzla alakalı. Stadyum aslında şehrin merkezinde, uzak olan benim. Fakat bu sefer de bilet parası hoşuma gitmedi. 10 lira normal belki veya çok; ama 3.Lig maçı için....? Emin olamadım.

Hatta son anda maça girmekten vazgeçiyordum. Fakat sonra Bodrum'da yapacak daha iyi ne olabilir ki diyerek girdim. Daha doğrusu Bodrum'da bir 3.Lig maçını izlemekten daha iyi alternatifleriniz mevcut. Tabi ki sayıları İstanbul kadar çok değil ama olsun. Fakat kentin yaşam tarzı size öyle bir olanak sunuyor ki; diğer alternatifleri yapmak için haftanın belli bir gününü ve belli bir saatini ayırmanıza gerek kalmıyor. Maç çıkışı, ertesi gün, sonraki hafta sonu... Eğer orada yaşıyorsanız yapmaya devam edebilirsiniz. İstanbul'da öyle değil. Eğer Boğaz'da balık tutmak istiyorsanız, bir sonraki pazarı beklemeniz lazım. Sinema için şartların oluşması lazım. AVM'ye gidenler bile aklına esince gidemiyor, park sorunu vs... Ulaşım, kalabalık, yoğunluk hepsi size 'en uygun zamanda direkt yapma' zorunluluğunu mecbur kılıyor.

Yine de küçük çaplı bir özeleştiri. Benim Bodrum'da yaşadığım dönemde, Bodrumspor amatördeydi. Haliyle ilgi çekici değildi. Şimdi 3.Lig'de olması bambaşka bir heyecan, bambaşka bir sosyal aktivite. Belki benim yaşadığım dönemde takım profesyonel olsaydı, kentten ayrılışım biraz daha gecikebilirdi.

Stadyumun merkez tribünleri kenarlar. Tribün grupları oradan stadı yönetiyor. 'Curva' anlayışı burada yok. Biz de çekirdekçilerle beraber kale arkasına geçiyoruz. Kalenin hemen arkasına oturunca da biraz korkuyoruz. Tribün ile saha arasında herhangi bir tel örgü veya file yok. Taşkınlık olması pek mümkün değil belki ama 3. Lig futbolcularının isabetsiz şutları bizi tedirgin edebilir. İhtimaller maç başlayınca sona eriyor. Bu oyuncuların neden 3.Lig'de olduğunu daha iyi anlıyoruz. İsabetsiz şut çektikleri için değil; kaleye şut çekmedikleri için! Gerçi Bodrumspor 3 şutta 3 golü buluyor. Karşı kaleye atılan golleri net göremesek de rahat bir maç izleyeceğimizi tahmin ediyoruz ve ikinci yarı bizim önümüzdeki kaleye atılacak golleri düşünmeye başlıyoruz.

Bu arada tribün kendine bir eğlence ararken bir düşman kazandı. Burası gerçekten komik; ama anlatması zor... Kemer Tekirova'nın bir atağında ceza sahası içinde çaprazda topla buluşan genç forvet kaleye şut çekti va top yan ağlarda kaldı. İçeride boşta bekleyen takım kaptanı Alican, genç takım arkadaşını sert bir dille haşladı. Kale arkasındaki Bodrumsporlu taraftarlardan 2-3 tanesi de, rakip de olsa genç oyuncuyu kollama moduna girdi ve ayaklanarak Alican'a ''Ne bağırıyorsun çocuğa'' isyanına kalkıştılar. Alican 'Size ne lan'' şeklinde bir cevap verince (ve mimikleriyle ortamı kızıştırınca) tribünün geri kalanı da olaya dahil oldu. Dahil olunan olay defalarca tekrarlanan bir şekilde tam olarak şuydu; Kemer atak yapar, Alişan forvet oyuncusu olması nedeniyle kaleye doğru (haliyle tribünün önüne doğru) koşu yapar, tribüne yaklaşır, tribün Alişan'a küfür etmeye başlar, pozisyon sona erince Alican tribüne karşılık verir. Bir sonraki pozisyonda uğultu biraz daha artarak aynı olay bir kez daha tekrarlanır.

İkinci yarıda da Alican duran toplarda savunmasına yardım geldiğinde aynı silsile tekrar yaşandı. Fakat bu sefer iş, herkesin eğlendiğin bir duruma geldi. Alican'ı bile gülerken görmek mümkündü. Hatta bazı yaratıcı küfürler, kale arkasında ısınan Tekirovalı yedekleri bile güldürdü. Ya gerçekten çok klas küfürlerdi, ya da onlar da kaptanlarını pek sevmiyordu.

Bu arada maç ilk yarının tersine döndü. Kemer ekibi iki gol attı ve maça ortak oldu. Biz yine golleri uzaktan izlemekle yetindik. Goller gelince Alican'ın ve Kemer'in hırsı da arttı. Fakat son bölümü Bodrum iyi oynadı. BAL'dan yeni çıkan bir takım olmasına rağmen panik yapmadı, skoru korumasını bildi. İleride Mümin top tutan ve takımı hızlı atağa çıkaran isim olarak parladı. Ve çok yoruldu. Bir pozisyonda tribünden biri, topu biraz tutup, hemen akabinde geriden gelen arkadaşına pas veren Mümin'e ''Mümin geçsene oğlum topla içeriye, ne dolandırıyorsun' diye bağırdı, Mümin de gayet alttan alarak 'Dur be abi, biraz sakin' dedi. Gerçekten Mümin'in tanıdığı bir abisi miydi yoksa tribün-futbolcu ilişkisi her zaman bu kadar içiçe mi test edemedik. Bunun için bir-iki maça daha gitmemiz lazım ama o da yakın zamanda mümkün değil.

Deplasman takımını alıcı gözle izlemedik ama Bodrumspor'un oyuncularına iyi baktığımı düşünüyorum. Hiçbirinin adını maçtan önce bilmiyordum. Formalarda isim yazıyordu ama o da kale arkasında olmamız nedeniyle faydalı olamadı. Buna rağmen tribündekiler hemen her futbolcuya seslenerek isimleri öğretmiş oldu. Sezon başında neredeyse tamamen yenilenen ve iç sahada henüz 4. lig maçına çıkan bir takım için bu kadar bağ kurulması takdir edilesi.

Mümin bir gol atsa da ve çok çalışsa da benim en beğendiğim isim, - sanırım kaptanlık pazubandını da takan- Erkan oldu. Orta sahanın her yerine yetişti, top kaptı, top taşıdı. Oyuna ikinci yarıda giren Yasin'in enerjisi ayrı bir övgüyü hak ediyordu ama kendisi çok fazla top kaybetti. Buna rağmen enerjisi tribünün hoşuna gitmiş olacak ki sık sık alkışlandı. Mehmet Bağlı 22 yaşında ama sahadaki duruşu çok olgun. Belki de genç oyuncuların bu olgunlukla sahada yer alması skorun 3-3'e gelmesini engelledi. 3-2 biten maç sonunda Tekirova sezonun ilk yenilgisini yaşadı. Bu da ne kadar önemli bir galibiyet olduğunun göstergesi.

Sezonun geri kalanında takımın alt sıralara çok yaklaşmayacağını tahmin ediyorum. İç sahada da kolay kolay yenilmez. Bu da ilk sezonda iyi bir başarı sağlanması demek. Takipte olacağız.