jose mourinho etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
jose mourinho etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Temmuz 7

Pazartesi, Mart 18

Kralın Takımı



İspanya'da Kral'ın Takımı olarak bilinen Real Madrid'in hocası Jose Mourinho Kayseri'ye gelerek Kral'ın takımını izlerdi.


Hakan Şükür'ün seneler boyu oynadığı takımda başka birine kral denmesini sevmesem de Burak Yılmaz için bu kuralı ara ara bozabiliriz. Kral, iki gol attı, tribündeki hocasına mesaj verdi. Yani gelecekteki hocasına. 

İnşallah tez zamanda Avrupa sahalarında görürüz kendisini.

Cumartesi, Mart 2

Tatile Yollayan Hoca


Teknik direktör eleştirmek kolay iş. "Bunu niye oynatmadın, bu sistemle niye çıktın..." 

Teknik direktörülüğü sadece saha dizilişleri ve oyuncu değişiklikleri ile değerlendirmek çok büyük eğlence ama bir o kadar da bu oyunun en büyük yanılgısı. Aslında iyi bir teknik adamın en önemli özelliği; futbol bilmek (nasıl oluyorsa) değil, insan ruhundan anlamasıdır. Mourinho ile çalışan Sneijder anlatıyor:

"Mourinho bana bir keresinde, yorgun göründüğümü ve bir kaç gün ailemle beraber dinlenmek üzere güneşlenmye gitmemi söylemişti. Kariyerim boyunca çalıştığım diğer bütün hocalar bana antrenmandan bahsettiler o ise beni kumsala yolladı. 3 gün İbiza'ya gittim. Geri döndüğümde onun için ölmeye hazırdım"

Sneijder'i forvet arkasında oynatmak değil mesele, asıl önemli olan Sneijder'e "onun için ölmeye hazırdım" dedirtmek. Mourinho sevilen bir figür olmayabilir ama şu da bir gerçek ki; onun hakkında kötü konuşan bir futbolcusunu  görmedik. Bu, FM oynayarak elde edilebilen bir yetenek değil. Tak aksine sokağa çıkıp insanlarla ilişki kurarak gelişen bir meziyet.


Pazartesi, Aralık 24

Papaz Yedek Kalırsa



Cumartesi öğleden sonra ofisten çıktım, basketbol maçına gittim. Ofisten çıkarken internet ile, salondan çıkınca da sporla alakamı kısa süreliğine kestim. Aykut Kocaman'ın istifasını bile 1 gün sonra öğrendim.

Cumartesi gecesi, Mustafa kardeşimden mesaj geldi. ''Mourinho, Casillas'ı kesmiş lan" yazdı (Cumartesi akşamı bize gelen mesaj da bu olur zaten). Casillas'ın papazlığını bilmeyen yok, daha önce buraya da taşıdık. Ben de Mustafa'ya, "kesin yenilrler, takım oynamaz, sabote olur" dedim. Real'in kimle oynadığını bile bilmiyordum.

Dün baktım. Rakip Malaga'ymış. 3-2 yenilmişler. Tam bahislik maçmış. Futbolda çoğu zaman sonucu kestirebilmek için; saha içi dizilişi değil insan psikolojisini bilmek gerekiyor.

Cumartesi, Kasım 24

Papaz Yuvası





Mourinho: Maçtan sonra röportajlarda beni batırmışsınız.
Ramos: Hayır “Mister”, Siz sadece gazetelerin yazdığı kadarını okudunuz. Bizim söylediklerimizin hepsini değil..
Mourinho: Doğrudur, siz İspanyollar, Dünya Kupası kazandınız ve gazeteci arkadaşlarınız sizi kolluyor. Kaleci gibi!!!..
Casillas: (Bu muhabbetten 30-40 metre uzakta diğer kalecilerle çalışıyor). Mister, burada her şey adamın yüzüne söylenir!
Mourinho: Sergio (Ramos), Puyol’un golünde neredeydin?
Ramos: Pique’yi marke ediyordum.
Mourinho: Puyol’u marke etmen gerekiyordu.
Ramos: Evet ama Pique çok boş kalıyordu biz de markajı değiştirmeye karar verdik.
Mourinho: Ne oluyor? Şimdi de teknik direktör mü oldunuz?
Ramos: Hayır ama sahada şartlara göre olur bu değişiklikler. Bazen bunu yapmak lazım. Siz hiç futbolcu olmadığınız için bazen saha içinde ne döndüğünü bilmezsiniz…


Aceto

Her okuyuşumda tüyler diken diken oluyor. Takım içinde şu durumda olabilmek inanılmaz bir şey. Takımı da geçtim, kulüp ve camia üzerinde bu kadar etkili olmak. Ve bu takımın Real Madrid olması. Real Madrid, "burda her şey adamın yüzüne söylenir"

Beni değiştirebilirsiniz ama Casillas'ı asla

Çarşamba, Aralık 1

Mourinho


Çok büyük bir Jose Mourinho hayranı değilim. Bu cümleyi yazma gereği duydum, çünkü çok büyük Jose hayranları var. Sadece Türkiye'de değil, dünyanın her yerinde. Anormal mi? Değil tabi ki. Nasıl Barcelona'nın, United'ın, Bayern'in, Ronaldo'nun, Totti'nin, Vidiç'in, Ribery'nin hayranları varsa Mourinho'nun da olacak. O futbolun ünlü, ve ünlü olduğu kadar da başarılı bir yüzü.

En az Mourinho sevenler kadar, bir de onu sevmeyenler var. Bu da normal. Nasıl Barcelona'yı, United'ı, Inter'i, Ronaldo'yu, Totti'yi, Vidiç'i, Ribery'i sevmeyenler varsa, Jose'yi sevmeyenler de olacaktır. İşin rahatsız edici tarafı; Jose Mourinho'yu nefret edecek noktaya gelecek kadar sevmemek ve onu sevenler üzerinden toplumsal çıkarımlar yapmak. Nefret kötü bir şey, futbolun bütün günahlarını bir adamın üzerine yıkmak da daha da kötü.

Jose niye sevilmiyor?Peki sevenler niye seviyor? Bunu iyi analiz etmek lazım.

Jose Mourinho eski ünlü bir futbolcu değil. Yıllarını, başarılı hocaların arkasında geçirmemiş. Yıllarını dünyanın birçok ülkesinde başarısız deneyimlerle tecrübe ederek gelmiş bir teknik adam da değil. O sıfırdan zirveye çok kısa bir sürede ulaşmış biri. Bir nevi Tony Montana. Bu yüzyılın başında futbol piyasasında yeri yoktu. Porto ile arka arkaya kazanılan 2 Avrupa Kupası ile bir anda zirveye çıktı. Sene 2004. Yani sadece 6 sene önce. 6 sene sonunda kendini Real Madrid'de buldu. Ve kabul edin, Real ve Milan'ın başına geçmek teknik direktörlüğün zirve noktalarından biridir. Ve bu kadar kısa bir sürede buraya ulaşabilen belki bir Jose, diğeri de Terim'dir. Terim o noktada kalamadı ama Jose kalıyor.

Onun, "kaybeden" insanlar üzerinde olumlu bir etki bıraktığını söylemek lazım. Evet, o şu anda bir " winner" ama en dipten zirveye çıkmanın mümkün olduğunu gösteren bir winner. Örnek bir winner. Onun sahip olduğu "kazanan" sıfatı, başkaları tarafıından ona verilen, bir pohpohlama stratejisyle verilen bir sıfat değil, o bir ürün değil. Birileri tarafından pazarlanmıyor. Futbolun diğer figürleri gibi; Messi, Ronaldo, Beckham gibi değil. İmajmakerlar ve menajerler tarafından oluşturulmuş biri değil. Muhakkak onların da payı vardır ama aslan payı onun.

Gelelim nasıl kazanan olduğuna. Deniliyor ki; futbolu, futbol kültürünü çirkinleştirerek bu sıfatlara, bu kupalara nail olmuştur. Gerçekten öyle midir?

Jose, istese şu yıllardaki City gibi bir takım kurup öyle de başarılı olabilirdi. Chelsea'nin başığına geçtiğinde elindeki imkanlar kimsede yoktu. Kurduğu takım ise bunun tam tersiydi. Elindeki futbolcuları kullandı (Terry, Lampard) onları takımın iskeleti yaptı, düşük maliyetli transferler yaptı. Bunu Inter'de de başardı. Dünya çapında bir forvet transfer etmedi mesela, Genoa'dan gelen 30 yaşındaki Milito ile kupaları kaldırdı. Kısacası başarıya parayı çarcur ederek ulaşmadı.

Mourinho çalışkan adam. En azından biz öyle görüyoruz. İtalyanca'yı hemen öğrenmesinden, maç içinde tuttuğı notlara kadar. Ufak ayrıntılara eğilmesi, bunları düşünmesi. Bunları ele almadan, başarılarını sadece "çirkin ve ahlaksız futbol" sayesinde kazandığını düşünmek, "çok çalışmak"a yapılacak bir övgünün, "çalışmak kazandırır" düsturunun değer kazanmasını es geçilmesine neden olur. Sanırım, bilinçaltına yerleşmiş; alttan gelenlere karşı bir önyargı veya düzeni bozacağına dair bir korkunun tesiri.

Mourinho, şike yapmadı. Futbolcularına doping kullandırmadı(Bildiğimiz kadarıyla). Ahlaksızlığı hangi boyutlarda yaptı, bunu merak ediyorum. Mesele kurallara uymamak mı? Peki kurallara uymamak bir anarşistlik belirtisi değil midir?

Tamam Jose, bir anarşist değil. Ama cezalı olduğu soyunma odasına çamaşır sepetinin içinde girmesi veya oyuncularına bilerek kart görme talimatı vermesi onun ahlaksızlığından öte kuralların basitliğini ve yetersizliğini göstermez mi?

Peki mesela Mourinho için bugün söylenenler Maradona için söylenir mi? Siciline bakarsak Maradona çok daha pis bir adam (benim Maradona sevgim Jose'nin çok çok üzerinde). Napoli ile kazanılan şampiyonlukların arkasında bulunan Moggi ismi, kullanılan kokainler, alınan dopingler. Ama 1 dakika; Maradona'nın kolunda Che dövmesi var değil mi? Jose de ise öyle bir dövme olmadığı gibi üstelik Real Madrid teknik direktörü. Ondan öncesinde de İnter ve Chelsea var. Onu "pis" görmek için yeterli bir CV aslında. Futbolun içinde 10 yıllardır bulunan bütün pislikleri, sadece 6 sene önce ortaya ve zirveye çıkmış birine yıkmak için de yeterli.

Cuma, Haziran 4

Taktik


"Geldikleri otobüsü görmüştüm, fakat kale önüne parkedeceklerini tahmin etmemiştim"

Günlerden bir gün bir Mourinho lafı...

Perşembe, Eylül 24

Sen Kim Oluyorsun


"Yıldızlarla sert konuşmaktan asla korkmazdı. Oysa oyuncular, "Sen kim oluyorsun da benimle böyle konuşuyorsun?" diyebilirlerdi. Ama hiç demediler, Jose'nin ben İspanyolca ya da Portekizce konuşabilsem diyeceklerimi nasıl söyleyeceksem, aynen o tarzda söyleme biçimi vardı. Ama gerçekte hiç antrenörlük yapmadı. Arkamda dikilir.ve çevirirdi. Başarısından büyük gurur duyuyorum; geçtiğimiz hafta 5 kez aramama ve hala cevap vermemiş olmasına rağmen.. Cevap verdiğinde fırçayı basacağım zaten."

Cumartesi, Ağustos 29

Mourinho İle İlk Gün

Wesley Sneijder: Forma niye gelmiyor bana ya, herkes bana bakıyor hem?
Jose Mourinho: Formayı futbolcu almaz ben veririm. Verin hemen bana formayı.
Gabriele Oriali: Ulan milyon euroları saydık, topçu aldık herif daha ilk günden adama şekil yapıyor. Bir şey değil eli cebinde bize de şekil koyuyor.