
Çok büyük bir Jose Mourinho hayranı değilim. Bu cümleyi yazma gereği duydum, çünkü çok büyük Jose hayranları var. Sadece Türkiye'de değil, dünyanın her yerinde. Anormal mi? Değil tabi ki. Nasıl Barcelona'nın, United'ın, Bayern'in, Ronaldo'nun, Totti'nin, Vidiç'in, Ribery'nin hayranları varsa Mourinho'nun da olacak. O futbolun ünlü, ve ünlü olduğu kadar da başarılı bir yüzü.
En az Mourinho sevenler kadar, bir de onu sevmeyenler var. Bu da normal. Nasıl Barcelona'yı, United'ı, Inter'i, Ronaldo'yu, Totti'yi, Vidiç'i, Ribery'i sevmeyenler varsa, Jose'yi sevmeyenler de olacaktır. İşin rahatsız edici tarafı; Jose Mourinho'yu nefret edecek noktaya gelecek kadar sevmemek ve onu sevenler üzerinden toplumsal çıkarımlar yapmak. Nefret kötü bir şey, futbolun bütün günahlarını bir adamın üzerine yıkmak da daha da kötü.
Jose niye sevilmiyor?Peki sevenler niye seviyor? Bunu iyi analiz etmek lazım.
Jose Mourinho eski ünlü bir futbolcu değil. Yıllarını, başarılı hocaların arkasında geçirmemiş. Yıllarını dünyanın birçok ülkesinde başarısız deneyimlerle tecrübe ederek gelmiş bir teknik adam da değil. O sıfırdan zirveye çok kısa bir sürede ulaşmış biri. Bir nevi Tony Montana. Bu yüzyılın başında futbol piyasasında yeri yoktu. Porto ile arka arkaya kazanılan 2 Avrupa Kupası ile bir anda zirveye çıktı. Sene 2004. Yani sadece 6 sene önce. 6 sene sonunda kendini Real Madrid'de buldu. Ve kabul edin, Real ve Milan'ın başına geçmek teknik direktörlüğün zirve noktalarından biridir. Ve bu kadar kısa bir sürede buraya ulaşabilen belki bir Jose, diğeri de Terim'dir. Terim o noktada kalamadı ama Jose kalıyor.
Onun, "kaybeden" insanlar üzerinde olumlu bir etki bıraktığını söylemek lazım. Evet, o şu anda bir " winner" ama en dipten zirveye çıkmanın mümkün olduğunu gösteren bir winner. Örnek bir winner. Onun sahip olduğu "kazanan" sıfatı, başkaları tarafıından ona verilen, bir pohpohlama stratejisyle verilen bir sıfat değil, o bir ürün değil. Birileri tarafından pazarlanmıyor. Futbolun diğer figürleri gibi; Messi, Ronaldo, Beckham gibi değil. İmajmakerlar ve menajerler tarafından oluşturulmuş biri değil. Muhakkak onların da payı vardır ama aslan payı onun.
Gelelim nasıl kazanan olduğuna. Deniliyor ki; futbolu, futbol kültürünü çirkinleştirerek bu sıfatlara, bu kupalara nail olmuştur. Gerçekten öyle midir?
Jose, istese şu yıllardaki City gibi bir takım kurup öyle de başarılı olabilirdi. Chelsea'nin başığına geçtiğinde elindeki imkanlar kimsede yoktu. Kurduğu takım ise bunun tam tersiydi. Elindeki futbolcuları kullandı (Terry, Lampard) onları takımın iskeleti yaptı, düşük maliyetli transferler yaptı. Bunu Inter'de de başardı. Dünya çapında bir forvet transfer etmedi mesela, Genoa'dan gelen 30 yaşındaki Milito ile kupaları kaldırdı. Kısacası başarıya parayı çarcur ederek ulaşmadı.
Mourinho çalışkan adam. En azından biz öyle görüyoruz. İtalyanca'yı hemen öğrenmesinden, maç içinde tuttuğı notlara kadar. Ufak ayrıntılara eğilmesi, bunları düşünmesi. Bunları ele almadan, başarılarını sadece "çirkin ve ahlaksız futbol" sayesinde kazandığını düşünmek, "çok çalışmak"a yapılacak bir övgünün, "çalışmak kazandırır" düsturunun değer kazanmasını es geçilmesine neden olur. Sanırım, bilinçaltına yerleşmiş; alttan gelenlere karşı bir önyargı veya düzeni bozacağına dair bir korkunun tesiri.
Mourinho, şike yapmadı. Futbolcularına doping kullandırmadı(Bildiğimiz kadarıyla). Ahlaksızlığı hangi boyutlarda yaptı, bunu merak ediyorum. Mesele kurallara uymamak mı? Peki kurallara uymamak bir anarşistlik belirtisi değil midir?
Tamam Jose, bir anarşist değil. Ama cezalı olduğu soyunma odasına çamaşır sepetinin içinde girmesi veya oyuncularına bilerek kart görme talimatı vermesi onun ahlaksızlığından öte kuralların basitliğini ve yetersizliğini göstermez mi?
Peki mesela Mourinho için bugün söylenenler Maradona için söylenir mi? Siciline bakarsak Maradona çok daha pis bir adam (benim Maradona sevgim Jose'nin çok çok üzerinde). Napoli ile kazanılan şampiyonlukların arkasında bulunan Moggi ismi, kullanılan kokainler, alınan dopingler. Ama 1 dakika; Maradona'nın kolunda Che dövmesi var değil mi? Jose de ise öyle bir dövme olmadığı gibi üstelik Real Madrid teknik direktörü. Ondan öncesinde de İnter ve Chelsea var. Onu "pis" görmek için yeterli bir CV aslında. Futbolun içinde 10 yıllardır bulunan bütün pislikleri, sadece 6 sene önce ortaya ve zirveye çıkmış birine yıkmak için de yeterli.