Cumartesi, Ağustos 4

Eskisi Gibi Olmaz


Burası Bodrum'da bir yer


Bodrum bugün çok değişti. Biz en güzel yıllarını yaşadık. Bunu tekrar tekrar söyleyebilirim. Bodrum bugün zıvanadan çıktı. Biz eski Bodrum'u arıyoruz, özlüyoruz. Değişimin, gelişimin olacağı belliydi. Ama bu kadar kötü olacağı belli değildi.

İsmet Noanan (Cevat Şakir'in kızı)

Bodrum'u çıkar, yerine Akyarlar'ı koy; 5 sene sonra aynı cümleyi ben kullanırım.

1990'ların sonundaki Akyarlar > Vaadedilen cennet



Burası Akyarlar. İğrenç oteli göstermiyorum.

G3 Mimar Sinan Koşusu


Tam 11 yıl önce bugün. 4 Ağustos 2001... Grand reis Gazi'yı kazanmış, amcamın kızı nişanlanıyor, nişan için Ankara'ya gelmişiz, elimizde bülten, bir yandan da muhafazakar aile büyüklerinden bülteni saklama gayreti falan, sonuçta onlara göre at yarışı 1 liralık da bahis yapsan, 100 liralık da yapsan ocak söndüren birşey.  Ama öbür yandan da yarış takvimi cazip, nasıl oynamayalım... Kocatepe Koşusu, Mimar Sinan Koşusu hep aynı güne denk gelmiş, 4 ağustos cumartesi. 2 yaşlılığında fırtına gibi esen, daha sonra sakatlanıp yarış hayatı biten kısa mesafeleri çok iyi koşan Dünya Güzeli Kocatepe'de favori. Rakibi hakkın rahmetine  kavuşup yavru veremeyen ama TJK'nin adına koşu düzeneleyeceği kadar parlak bir kariyere sahip Mary Ellen...
***
Diğer tarafta Grans Ekinoks Gazi'yi kazanmış, oğlum olsa adını Grand Ekinoks koyacam o kafalardayım, yarıştaki en sert rakibi Redneck koşuyor, Gazi'de tabela yapmış hemen tüm safkanlar Mimar Sinan Koşusu'nda. Bir de, Sait Akson nasıl Gazi provası ise, Mimar Sinan da Gazi'ye katılan at nasıl etkilenmiş, Gazi'nin izlerini taşıyor mu falan bunu görmek için ideal koşu. Bunu televizyondan görmek yetmez, o kupon yapılacak. Kuponu yaptık, bir bahane bulup dışarı çıktık ve yatırdık. Bir yandan ev kalabalık, o hengamede TRT4 açık yarışları izliyorum. İyi lan valla, "siktirgit ayak altından" dememiş kimse. Hepsine teşekkür ediyorum akrabalarımın.
***
Kolay program, ilk iki ayak Dünya Güzeli ve Hektor tek, Mimar Sinan'da ise 5 attan 4'ünü yazdık, Nerval yok. Niye olsun amk, Gazi'de 13. olmuş, KV koşuda Shining Wolf'a geçilmiş, e Gazi 2.si Redneck koşuyor, Nerval'i yazmadık. Amiyane tabirle kuponda yerim kalmadı. Meğerse böyle açık bırakılan 1 tane pencere cereyan yaparmış. Redneck yıkıldı, uzak farkla sonuncu oldu o gün. Gazi hazırlıkları bitirmiş safkanı. Gazi'de tabela yapan Cannon, Homemade Nerval'in arkasında kaldılar, tıpkı Gazi 5.si Shining Wolf gibi... Tarık Aydın'ın atıydı Nerval ama sırf Trapper'a sahip diye diğer atlarını da yazacak değildik ya! Yazmak lazımmış meğer. En içimde kalan 6'lıdır. 100 küsur lira vermişti, lise 1 öğrencisi için 2001'de büyük paraydı.
***
Aradan 11 yıl geçti, Mimar Sinan Koşusu'nda bu kez Gazi şampiyonu da koşuyor, Matador Yaşar. Tarzını Hızelbeyi ve Champs to Champs'e benzetiyorum Matador'un. Bakalım Gazi'den sonra iyice dinlenip toparlanmış mı, göreceğiz. En sert rakibi ise Toruk Macto olacak. King River ve Başkan Nexia da koşuda start alacak diğer isimlerden en önemlileri. Matador Yaşar'ın yarın da kazanmasını bekliyorum, ama Toruk Macto kazanırsa da hiç şaşırmam açıkçası çünkü çok kuvvetli bir tay.
***
Yarının diğer önemli koşuları ise 2 yaşlı İngilizler için sınav niteliğinde olan I. ve II. İnönü Koşuları. Rakiplerinden çok farklı olduğunu düşündüğüm Tapit Girl'ün yarış kazanması normal sonuç. İddialı konuşayım, 4 tane parlak yarış koşan Providence yarın tabela yapamaz. Harnup ise kumda uzak kazandıktan sonra önemli rakiplerle koşacak. II. İnönü'de ise dereceleri vasat olmasına rağmen son3 yarışını kazanan, Angel's Song yavrusu Gazze ağır favori. Ben bu koşuda sürpriz olabileceğini düşünüyorum, Yasemince'nin İtilmiş'i İlyas İlbey'in tayı Çaykaşı Bursa'da 2'de 2 yaptı, H.Karataş son yarışı Gazze ile kazanmasına rağmen yarın Obiwan'a binecek, ve son yarışı bence harika olan Sarılar Runner da ortalığı karıştırabilir.
***
Kısaca yarışlar yarın da nefes kesecek. Ramazan'da, bu sıcakta, pazar günü gündüz yapılacak daha iyi birşey göremiyorum.

Cuma, Ağustos 3

Olimpiyat Ateşi


Sanırım en dikkatli izlediğimn, en çok zaman harcadığuım olimpiyat, şimdiden bu oldu. Olimpiyat ateşi sardı, ya Türk futbolunun stresinden bunaldığım için , ya da İngiltere'nin bu tür ev sahipliklerinden olayı daha izlenebilir kılmasından. Bence; bakınız: Euro 96

Kırılma Maçları #2



Kronolojik olarak gidiyorum ama daha farklı bir sıralama yapsaydım; maçları önemine veya heyecanına göre dizseydim bu maç kesin ilk 3'e girerdi.

Zaten İstanbul'daki Galatasaray - Bursaspor maçları her zaman güzel geçmiştir. 90 dakika içinde bir çok aksiyon, bir çok kader anı, inişler, çıkışlar. Bu maç da öyle bir maç ama ekstra olarak bu sezonun gidişatını da etkilemiştir bence.

Bir önceki sezon takımın en büyük sorunlarından biri, kötü olaylara karşılık verememekti. Düştüğü zaman ayağa kalkamıyor, rakip yumruğu atınca cevap veremiyordu. Bir önceki iç aha maçında (Samsunspor) skor 1-1'e geldikten sonra maçı çevirmişti takım. Ama o zaman, hem lige yeni yükselen bir rakip vardı sahada hem de maçı çevirmek için en az yarım saatlik bir süre.

Burada öyle olmadı. Şampiyonluk hedefleyen güçlü bir takım son 10 dakikaya girilmişken golü buluyor. Bu gole yanıt verebilmek, bu maçı kazanabilmek, 3 puandan daha fazla anlam taşıyacaktı.

Golün güzelliği de yaşanan durumu daha şiirsel bir hale getirdi. Takım içi paslaşma sonucu gelen bir gol. Üstelik hemen hemen aynı mevkinin futbolcuları. Sezon içinde birbirlerine rakip olması beklenen Elmander, Sercan ve son olarak Baros.

Baros o zamanlar saçları kazıtmış, yeni başlıyor her şeye, sıfırdan. Sezonun genelinde aynı şeyleri gösteremese de bu tip atraksiyonları ara sıra yaptı, sağolsun. Golü kadar, golden sonra tribüne koşması da güzeldi. Golden sonra takımın sevinmesi, yine sezonun geneli için bir ipucu oluşturuyor. Şu anda baktığımızda. Arena'nın da kendini ilk defa gösterdiği maç olarak bu karşılaşma yazılabilir.

Bu maçı hatırlarken, yenilen golden önce taca çıkan topu kornere atan Sercan Yıldırımı'ı da unutmamak lazım.


Tutunanlar


"O da hayata Galatasaray tarafından tutunuyor." (Via Serkan)

Çarşamba, Ağustos 1

Barcelona Kocan Geliyor



İlker kardeşim twitter'da görmüş. Yolla dedim. Yollasın da benim pc yok. Evde yok, ofisteki PC bozuk. Nerede saklayacağız? En iyisi bloga koyalım.

Efsane sezonun, unutulmayan maçın mühtiş pankartları. Ben bu pankartalar açılılrken Ankara'dan maça yetişmeye çalışıyordum. Haliyle göremedik. Sonradan internette fotoğraflarını gördük. Neler vardı, ne güzel çalışmaydı. Emeği geçen herkesin eline sağlık.


Kırılma Maçları #1



Yeni sezon başlamadan önce eski sezonu hatırlamaya başlayalım. Neden? Çünkü şampiyon olduk ve şampiyon olduktan sonra pek bir şey yazmadık. Sıkıntılı bir sezondu. Stresliydi. Bitmesi, mutlu bitmesi yeterliydi. Ama özellikle şampiyonluk almanağını aldıktan sonra bende "vay amk nereden nereye geldik" hissiaytı oluştu.

Koca 1 sezon var sonuçta.  Yenilgiler, galibiyetler, yağmur, çamur. Bazı maçların önemi o maçın oynandığı tarhite çok yüksekti, bazıları daha düşüktü. Ama o gün düşük olanlar şimdi dönüp geriye bakınca "unutumaz maçlar" arasına girebilecek kalitede ve önemde. O maçları ufak ufak anmak lazım.

İlki sezonun ilk maçı, İstanbul BB Spor maçı. Sezonun ilk maçı olması önemli değildi ama yenilgiyle başlayınca oluşan ortam gerçekten acı vericiydi. Bir önceki sezondan değişen bir şey olmadığını gördük. Koca takım değişmiş, yeni umutlar yeşermiş ama o iğrenç stadyumda yine yenilgiyle başlanmış.

Bazıları, "ama efsane 2000 sezonunda da ilk maçta yenilmiştik" dese de, 2011 hatıraları, 2000'den daha tazeydi.

Şampiyonluğun aktörlerinden; Muslera kötüydü, Elmander sahada yoktu, Selçuk var ama yoktu, Melo belki de ilk maçtan kırmızıyı yemeliydi.

Bir önceki sezon yaşanan iflas yeni isimlerle devam ediyordu. Değişen hiç bir şey yoktu. Her şey kötüydü. Kötü bir sezon bizi bekliyordu...

 O yüzden bu İBB maçının ayrı bir yeri olacak.

Lidertay


Babasının oğlu diyemem, babasından daha iyi bu çocuk.

Salı, Temmuz 31

Dönmek





Neresi sıla bize neresı gurbet....

Geleneksel olarak; yılın en fena günü.

Pazartesi, Temmuz 30

Anadolu Tarım İşletmesi Koşusu

Salı günü Ankara'da yine Araplar'ın önemli diyebileceğimiz koşularından Anadolu Tarım İşletmesi Koşusu koşulacak. Koşuda iddialı isimler var, son 10 yıla baktığımız zaman yine bu koşuyu kazanan safkanların yarışçılık tarihindeki ve yarışseverin gönlündeki yerlerinin bambaşka olduğunu görürüz.
***
2100 metre mesafede çim pistte koşulacak bu koşuyu 2001'de Odinhan, 2002'de Anadolu Ateşi, 2003'te fotoğraftaki Yaşarcık (Fotoğrafı Şampiyon Atlar sayfasından aldım, bir çok şampiyonun güzel fotoğrafları mevcut tavsiye ederim), 2004'te Tekelioğlu, 2005'te Özgünhan, 2006'da Ateştopu, 2007 ve 2008'de Kafkaslı, 2009'da Hayatım ve son iki yılda da Hisarbey'in kazandığını görüyoruz. Kaya ekürisi sağolsun oradan oraya sürüklenen Kafkaslı bu koşuyu tam 5 kere koşmuş, 2'sini kazanmıştır. 2006'da çok ağır favori iken girdiği zaman ise Ateştopu ve Alpak'ın arkasında 3.lük elde etmişti. Bir atın her sene hemen hemen aynı haftada yer alan koşuya 5 sene üstüste katılması, mücadelenin G2 olduğunu düşünürsek muazzam bir durumdur. Kafkaslı da zaten muazzam bir attı.
***
Salı günü ise yarışın iki isim arasında geçmesini bekleyebiliriz. Yarış Niğbolu Koşusu'nda Kurtel ve Karaüzüm'ü mağlup eden Lidertay ve rüştünü ispatlamış, koştuğu 20 yarışta 1 kez tabela dışında kalmış, 7'si G1 14 birincilik elde etmiş şampiyon Onurkaan arasında geçecektir. Bu iki safkana dair enteresan bir not da babaları Lidertay'ın babası Bozok ve Onurkaan'ın babası Demirkazık 2001'de 3 yaşlılıklarının başında bir çok açık yarışta kapışmış, çoğunda Özgünhan ellerine verse de özellikle Demirkazık adından hatırı sayılır biçimde bahsettirmiştir. Bunların jenerasyondan bir diğer kalite Anadolu Ateşi ise yukarıda değindiğimiz gibi 2002'de bu önemli kupayı kazanmıştır.
***
Yarış 31 Temmuz salı günü saat 17.00'de. Hele bir izleyelim bakalım bu adam ne diyor diyenler TJK TV ve TAY TV'den yarışı seyredebilirler.


Pazar, Temmuz 29

Kanun Namına



Oduller alan, aldigi odulleri hak eden, Yesilcam`in kirilma filmlerinden biri. Basrolde Ayhan Isik yaziyor ama aslinda Istanbul basrolu kapmis. 

Eski Istanbul`u nereden gorecegiz, nasil ogrenecegiz? Bu tarz filmlerden.

Yesilcam`in basit ask filmlerinden ibaret olmadigini nasil kanitlyacagiz? Bu tarz filmlerden.

Ayhan Isik`in onunu acan filmlerden. Omer Lutfi Akad`in ve Osman Seden`in en onemli filmlerinden

Cumartesi, Temmuz 28

Bizim Oralar Gibi



Sanki Suadiye-Erenkoy arasi, Galatasaray tribunu trenle deplasmana gidiyor.

Oyle degil tabi ama olsun...

Via>Ati

Çarşamba, Temmuz 25

Çanakkale Zaferi Koşuları



29 Temmuz pazar günü Veliefendi Hipodromu'nda 3 yaşlı Araplar'ın en önemli klasiklerinden ve kendilerine göre ilk uzun mesafe deneyimi olacak olan G1 Çanakkale Zaferi Koşusu koşulacak. Bu koşuda koşacak, kazanacak, plase yapacak at gelecekte adından çok söz ettireceği için, uzun aradan sonra blogda at yarışı yazarken önümüzdeki ilk önemli koşu olan bu koşuya değinmekte fayda var.
***
Aslında son 10-15 yılın parlak 3 yaşlılarını ve 3 yaşlılıklarında ne yaptıklarını hatırlatacağım çünkü bu isimlerden bazılarının kariyeri 3 yaşlılıklarını anlatmayla geçiştirilemez. Yalnız filmi bayağı bir eskiye sarıp geçmişte bu önemli koşuyu kazananları şöyle bir hatırlamak lazım.
1998: Yılın flaş tayı ve geleceğin büyük efsanesi Ağakaraca olsa da koşuyu Tamerhan kazanmıştı. Veliefendi'de Volga II yavrularının (bunlara ilave Babayıldız ve Devirhan da var) fırtınalar estirdiği sene,  koşuyu kazanan Tamerhan'ın yarış hayatı da parlak sayılırdı ancak koştuğu dönemde çok büyük efsaneler yer aldığından bana göre hiçbir zaman gerçek bir G1 atı olamadı. Allah rahmet eylesin.
1999: Gürbüz Refioğlu'nu herkes Dimas transferinden tanısa da benim için Odin'in sahibiydi öncelikle. At yarışını sevdiysek, bunda Odin'in ve 2000 yılına geldiğimizde değineceğim öz kardeşi Odinhan'ın payı büyük. Odin, 1999 yılı Çanakkale Zaferi Koşusu'nu 17 ağustos felaketinden sadece 2 gün önce kazanmıştı. Şirinoğlu. Çukurova, Pirkaraca o yılın önemli plaseleriydi ki Şirinoğlu'nun pis yerlerde kupon yırttırmışlığı vardır.
2000: Odin'in öz kardeşi Odinhan, 2000'de Çanakkale Zaferi'nin galibi oldu. Kısa yarış hayatında önemli koşular kazandı, Al Anood ve Daffaq'ın ardından 3.lüğü, aynı koşuda Mutabahi'yi geçmişliği vardır. O yılın plase tayı Tamerinoğlu idi. Evet sahipleri Tamerhan ile aynı eküri.
2001: Koşunun galibi Demirkazık olsa da hem o yılın hem de Kafkaslı'ya kadar geçen 4 senenin tartışmasız şampiyonu, izlediğim en büyük arap atı olan Özgünhan'dı. Şampiyonun yavruları 200bin liradan başlıyor... Demirkazık ise müthiş kalitesine rağmen sarı-kırmızı jokey forma rengi ile her daim antipatimi toplamıştır.
2002: Yine son derece parlak bir jenerasyon. Koşanefe, Yaşarcık, Tekelioğlu, Büyü, Araslı... Koşuyu Araslı kazanmıştı, Büyü çok kötü koşmuştu ancak Hatay Koşusu'nda rövanşı almıştır.  
2003: Gözüm kulağım Grand Ekinoks'ta idi, Dinyeper'le kapışmaları ÖSS sonucu bekleyerek geçen yazın keyifli yanıydı. 3 yaşlı Araplar'dan bu yıla ait aklımda kalan pek parlak isim yok, belki Saltukhan, belki Bakışbey. Koşuyu ise Karayağız kazanmıştır.
2004: Yelgeçen'e kaybetmesine rağmen Özgün yavrusu Bolkar yılın en başarılı tayıydı bence. Yelgeçen'den ve diğer rakiplerinden rövanşı hem Haralar Koşusu'nda hem de Hatay Koşusu'nda aldı, yarış hayatı kısa sürdü, Dayala'nın Yücel Bilik'le bültenleri yedirdiği İstiklal Savaşı Koşusu hayatının son koşusu oldu. Bursa'da bu sene 2 yarış kazanan Akıllıkız Bolkar'ın kızıdır.
2005: Kafkaslı... Anlatmaya gerek yok, 8 trilyonun üstünde ikramiye, sayısız kupa, sayısız G1 koşu, geçilmez denen Turbo'yu 8 yaşında geçmek... Bırakalım da 3 yaşındayken de bu koşuyu kazansın.
2006: Koşunun galibi bir Kaya ekürisi safaknı olmasından dolayı koşmaktan kafayı yiyen Zigana'dır. Zigana çok daha başarılı bir at olabilecekken ekürinin para hırsının kurbanı olmuş, sık koşturulmaktan etkilenmiş ve listebaşı atlardan olamamıştır. Yılın en parlak tayı ise İzbatur'dur.
2007: Ayabakan... Sanırım gördüğüm en güzel at ismi. Eşgali de öyleydi. Özgün yavrusuydu bir kere, kötü eşgal mümkün mü... Yarış yaşamı boyunca 2 defa geçildi, birinde %100 jokey hatası ki Halis Karataş bile itiraf etmiştir, diğerinde ise utanmadan 2800'e sürülmüş ve sakatlanmıştır. Sakatlandığı koşuyu kazanan İzbatur'un da yarış kariyerinin son koşusu budur. Ayabakan ağlatır.
2008: Bu yılı, 2009'u ve 2010'u sarsacak inanılmaz bir yarış karakteriydi Turbo. Koşuları çıktığı gibi bitiriyor, yanına kimseyi yaklaştırmıyordu. Şeyhin General'i bile Malazgirt Koşusu'nda diz çökmüştü karşısında. İlk 21 yarışını kazanan Turbo ilk defa Kafkaslı'ya geçilmiş, yarımkan Alper Kaan ile kapışırklen arızalanmış ve bir daha da toparlayamamıştır.
2009: Yılın en parlak tayı Cangıl'dır. Sonradan açık yarışlarda figüran kalsa da 3 yaşlılığı çok başarılıdır Cangıl'ın ve Çanakkale Zaferi Koşusu'nu da kazanmıştır.
2010: Darfur İstanbul'da tozu dumana katarken şu an pistlerde koşan bence en başarılı Arap olan Onurkaan ise ankara'da yeni başlıyordu yarış hayatına. Koşuyu Darfur kazanmıştır. Onurkaan bu yarış koşulurken yarış hayatını Ankara'da sürdürüyordu. 20 yarışından 14ünü kazandığını, sadece 1 kere table dışında kaldığını belirtelim ki, kalitesi anlaşılsın.
2011: Karaüzüm Ömer Kaya'nın tabiriyle "Ben herkese diyorum bu at şampiyon diye, kimse inanmıyor" dur. Rüştünü 3 yaşında kazandığı Çanakkale Zaferi ile ispatlamadı sadece, birçok G1 kazandı. Dişli rakibi ise bu aralar biraz form düşüklüğü gösteren Kurtel ve Karataş'ın 7de7 yaptığı gün ikisini birden tokatlayan Lidertay'dır.
2012: Sorunun cevabı pazar günü yanıt bulacak. Tamerinoğlu yavrusu olan Yalnızefe yılın baş tayı olmaya aday. Babamevlüt son yarışta hem Karataş ustalığı hem de Akın Sözen'in hatası ile kazandıysa da ben Yalnızefe'nin bu yıl adından çok söz ettireceğini düşünüyorum. Bu iki at dışına çıkar mı bilemem belki Kayayürekli devreye girer. Bomba ise Tekfur olur.
29 Temmuz 2012, Suç ve Ceza kadar klasik, Grange romanı kadar heyecanlı. Çanakkale Zaferi Kupası Veliefendi Hipodromu'nda sahibini buluacak.

Kupayı Çekti Aldı



 Kaptan'a dikiz...

Salı, Temmuz 24

Seven Kadın Unutmaz



Yesilcam'in bazi karakterlerinin, halk tarafindan cok sevilen oyuncularin neden benim icin overrated oldugunu gosteren bir film. Turkan Soray, Ediz Hun... Yapmacilikta bir marka....