asya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
asya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Ocak 3

Yapılmayacak İş


Tüm zamanların en iyisi tartışması tüm zamanlar boyunca devam edecek.

Cristiano Ronaldo da o tartışmaların bir adayı olarak her zaman kalacak. Fakat tüm kariyeri boyunca yaptıklarını bir kenara koyalım; son imzası onun listedeki birinci aday olmasını zorlaştıracak. Önündeki engel olarak kalacak.

O meşhur tartışmaya şu an girmenin gereği yok. Kimin daha iyi olduğu uzun uzun konuşulur.

Fakat şunu belirtmekte fayda var. Tüm zamanların en iyisi olmak için birçok etkenin bir araya gelmesi gerekir. Yetenek, beceri, başarı, rekorlar, kupalar... Bunların hepsi tamam. Ama bir de iyi bir hikaye lazım...

Pele'nin, Breziyalı Ronaldo'nun, Ronaldinho'nun ilgi çekici hikayeleri var. Maradona zaten başlı başına bir hikaye. Zidane bile; bilmeyerek ve istemeyerek son maçında kırmızı kart görerek hikayesine bir ilginçlik kattı.

Cristiano Ronaldo da Madeira'dan çıkıp zirveye oturan hayat hikayesiyle birçok kişinin kendisiyle bağ kurmasını sağlamıştı. Fakat yarattığı hikayeyi bir imzayla yerle bir etti.

Suudi Arabistan'a gitmesi, yani gittiği ülkenin siyasi masadaki yeri konumu ilk etapta önemli değil. Zaten futbolcular kariyerinin sonunda daha çok para kazanmak için Körfez'e, Çin'e daha rahat yaşamak için ABD'ye gidebilirler. Bunu sıkça yaşadık, bu tercihlerin yabancısı değiliz.

Zaten başkalarının tercihlerini sorgulamak da bize yakışmaz. O tip geçişler, üst seviyeden kopup başka bir sayfa açmanın göstergesidir. O da doğanın kanunudur zaten. Yaşınız geçer ve yolunuz Doğu'ya düşer...

Ronaldo'nun hikayesini bozan ise bu geçişin çok hızlı şekilde olmadı. Bir ay önce Premier Lig'in en hırslı ve kazanamaya aç oyuncularından biriyken, bir anda Suudi Arabistan Ligi'ne geçti. Avrupa'da kimsenin istemediği, istese de kamuoyunun bunu hissetmediği bir süreç yaşadı. Dünya Kupası'nı bir ülkeye kazandırabilecek nadir oyunculardan biriyken yedeğe düştü. Bunların hepsi bir röportajla ve yaklaşık 30 gün içinde oldu.

Ben bu kadar hızlı bir düşüşü, bu kadar çabuk bir değişimi hatırlamıyorum.

Dünyanın en iyi futbolcusu musun, devri geçen bir yıldız mısın? İkincisi isen yine de rekabetçi bir ligde rekabetçi bir takımda kalamaz mıydın? Eğer düşüşteki bir yıldızsan bu görevi bir ay önce Manchester United'da niye kabul etmedin? Orada veya benzer bir takımda 'kulübedeki ağabey' olmak sana yetersiz geldiyse, Suudi Arabistan Ligi nasıl yeterli geldi? Sorular çok, daha da artabilir. Fakat tüm zamanların en iyisi olmaya aday biri böyle bir geçişi yaşamamalıydı.

Transfer duyurusu bile ikinci sınıftı. Dünyanın en iyi futbolcularından birinin transferi, Anadolu kulübünün çekmeyeceği bir fotoğrafla sunuldu.

Bu transferin perde arakasında yaşananlar zaman içinde ortaya çıkar. Fakat bir dönem Ronaldo'yu Messi'nin önüne yazan biri olarak itiraf etmem lazım; on yıla yayılan bu savaş Aralık 2022'de noktalandı ve Messi kazandı.

Perşembe, Nisan 14

2022 Kışına Hazırlık

Dünya Kupası kura çekimin üzerinden iki hafta geçti. Gündemdeki yerini kaybetti. Ayrıca turnuvaya da daha aylar var. Fakat yine de önden bir grup aşaması içeriği iyi gider. Zaten futbolda saha dışına dair en sevdiğim olaylardan biri kura çekimi. Takımların kimlerle oynayacağının tamamen tesadüfi bir şekilde belirlenmesi bana biraz komik ve heyecanlı geliyor. En azından bütün sezonu kapsayan lig statüsünün yanında bir değişiklik.

Öyleyse başlayalım. Katar'daki Dünya Kupası hem mevsim nedeniyle hem de hazırlık sürecinde yaşananlar sebebiyle bize öncekiler kadar heyecan vermeyecek. Yine de skorları ve maçları takip edeceğiz. Zaten önceki paragrafta kura çekimini ne kadar övsek de bu turnuvadaki kura da bizi çok heyecanlandırmadı. Zira ilk iki kategori ile diğer iki kategori arasında derin bir fark vardı. Bu da bir turnuva geleneği olan ölüm grubunun ölmesine neden oldu! Ayrıca kurada çıkan takımların sırayla gruplara dağıtılması da heyecanı düşürdü. Takımı çek, sonra ona bir de grup bul! Bu sistem iki kat heyecan demekti ama yapılmadı. Yine de olan oldu ve 32 takım sekiz gruba dağıtıldı.

A Grubu:

Birinci kategoriden Katar'ın geleceği kura öncesinden kesinleştiği için tüm takımların gözü buradaydı. Belki de bu yüzden en zayıf grup oldu. Ayrıca bir turnuva geleneği de sona erdi. 2.Dünya Savaşı'ndan bu yana açılış maçını ya son şampiyon ya da ev sahibi ekip oynardı; bu turnuvada açılış Senegal - Hollanda karşılaşması olacak. Katarlılar kendilerini prime-time'a atmış. Senegal ise en son 2002'de açılış maçına çıkmış ve son şampiyon Fransa'yı 1-0 yenmişti.

Ekvador'a ise ev sahibi ile aynı grupta olmak 2006'da yaramış, Almanya'ya yenilse de grubu ikinci sırada bitirerek tarihinde ilk kez (ve tek) üst tura yükselmişti.

Grubun favorisi:  Katar, Senegal, Ekvador üçlüsünün toplam Dünya Kupası maçı sayısı 18, Hollanda ise Dünya Kupası'nda 27 galibiyet elde etmiş! Bu bile yeter.

Grubun maçı: Katar'a ön yargımız var. Hollanda da rakiplerine üstünlük kurar gibi duruyor. O nedenle son gün oynanacak Senegal-Ekvador maçının ikinciyi belirleyecek final karşılaşması olmasını umut ediyoruz.

B Grubu

Bu grubun dördüncü ekibi halen belli değil. O nedenle bir tahmin de ona yapalım. Ukrayna, takımı zor toparlar. İskoçya-Galler eşleşmesinden de gaza gelmiş Gareth Bale faktörü öne çıkar. 

Mantık Galler, duygular İskoçya diyor. Zira Euro 2020'deki İskoçya-İngiltere maçı çok iyiydi. Tekrarlanmasını isteriz. Grubun en önemli özelliği, turnuvaya 'derbi' havası katması olacak. Bahsettiğimiz eşleşme olursa tadından yenmez. Fakat zaten ABD-İran ve ABD - İngiltere maçları da cepte. Katar'da çok canlar yanar. Futbolu icat eden İngiltere'nin, futbola 'soccer' diyen ABD'yi oynadığı iki Dünya Kupası maçında da (1950 ve 2010) yenemediğini hatırlatalım.

Grubun favorisi: İngiltere grubu zorlanarak geçer. Fakat liderliği de bırakmaz. Yine de İran, ABD ve Galler-İskoçya galibi gibi takımların sert savunmalarını düşününce, yanına da Gareth Southgate'in savunmayı düşünen yapısını ekleyince işler zorlaşacak. Yine de kalite kazanır.

Grubun maçı: 1998'in rövanşı ABD - İran... Gönlümüz İran'dan yana... 1998'de İran'ın kalesini koruyan Ahmed Reza Abdelzadeh'in oğlu Amir de kaleci (şu anda İspanya 2.ligi ekiplerinden Ponferradina'da oynuyor) ve büyük ihtimalle bu maçta eldivenler onda olacak. 1998'deki maç, İran'ın Dünya Kupası'ndaki ilk galibiyetiydi. Onun üzerinde sadece 2018'de son dakika golüyle gelen Fas zaferini ekleyebildiler.

C Grubu

Katıldığı son altı Dünya Kupası'nda da grubu geçen ama her defasında sonraki turda takılan Meksika, yine bu senaryoya uygun bir kura çekti gibi. Arjantin'in arkasında ikinci olup, sonraki turda Fransa'ya yenilmek! Çok Meksika işi... 

Polonya, dünyanın en iyi santrforlarından birine sahip olmasına rağmen turnuvalarda yokları oynuyor. Euro 2016 bir nebze yardımcı olmuştu ama onun da grup aşamasında izleyenlerin gözlerini kanatmışlardı. Suudi Arabistan'dan zaten bahsetmiyorum.

Grubun favorisi: Sadece grubun değil, turnuvanın da favorilerinden Arjantin. Fakat büyük takımlara kafa tutmadan önce, grupta kapanan takımları nasıl aşacağını göstermesi lazım. Yine de eleme grubu performansının iyi bir referans olduğunu kabul etmek lazım. Acaba Messi için o sene bu sene mi?

Grubun maçı: Kişisel Dünya Kupası tarihimde üçüncü kez bir Meksika - Arjantin maçı izleyeceğim. Onların tarihindeki de dördüncü Dünya Kupası maçı olacak. Meksika'nın başında bir Arjantinli ve eski Arjantin teknik direktörü Gerard Martino var. Messi eski hocasına karşı... Diğer iki takımın zevksiz yapılarını düşününce, benim için öne çıkan karşılaşma bu olacak. Fakat birçok kişinin Lewandovski-Messi kapışmasını ilk sıraya yazacağını tahmin ediyorum.

D Grubu

2018'de Fransa, Danimarka, Peru ve Avustralya aynı gruptaydı. Şimdi de aynı grubu oluşturdular diyebiliriz. Peru - Avustralya maçının galibi (BAE sürpriz yapmazsa) bu gruba düşecek. Fransa ve Danimarka da zaten burada. İlginç bir tesadüf oldu. 

Grubun favorisi: Grubun favorisi, büyük ihtimalle kupayı da alacak zaten. Fazla konuşmaya gerek yok. Fakat 1998 (Fransa), 2006 (İtalya), 2010 (İspanya) ve 2014 (Almanya) şampiyonlarının ertesi turnuvalarda gruptan çıkamadığını da unutmamak gerek.

Grubun maçı: Fransa - Danimarka demek isterdim ama 2018'de 0-0 biten karşılaşmayı unutacak değiliz. Öte yandan, bu maç iki takımın Dünya Kupası tarihindeki dördüncü maçı olacak. Son dönemde sık karşılaşıyorlar; 1998, 2002, 2018 ve bu sene... Ayrıca önce Haziran ayında Uluslar Ligi aşamasında kozlarını paylaşacaklar. Yani sıkıldık bu ikiliden!


Fransa ile eski sömürgesi Tunus arasındaki maçın atmosferi yüksek olabilirdi ama o da son maç gününde oynanacak. Fransa garantilerse pek bir anlamı kalmaz. Bu arada Katarlılar, Tunus'a ve diğer Arap takımlarına destek verir mi onu da kestiremiyorum. Fransa - Peru diyelim burada. Horozlar, turnuvaya bu maçla başlayacak. Avustralya'dan daha zorlu olan Peru bir çelme takarsa işler değişebilir. Son üç Dünya Kupası'nda son şampiyonlar ilk maçlarını kaybetti. Geleneğin devam edip etmeyeceğini buradan anlarız.

E Grubu

Kosta Rika ve Yeni Zelanda; kura çekimi öncesinde Dünya Kupası'na gitmek için çok heveslilerdi muhtemelen. Fakat artık o heves kalmamış olabilir. Zira iki kafa takımın beraber olduğu başka bir grup yok. Yani buraya düşeceğine, bavulları toplamakla uğraşma... Öte yandan bence Kosta Rika gelecek. Aslında onların 2014 performansını düşününce temkinli olmakta da fayda var. Uruguay, İtalya ve İngiltere'nin önünde lider bitirmişlerdi.  Japonya da merakla onları bekliyor, belki bir galibiyet alır diye ama bu işler hiç belli olmaz...

Grubun favorisi: İki takımdan biri ama hangisi? Kasım 2020'de oynanan ve 6-0 sona eren maçın hatrına İspanya diyorum.

Grubun maçı. Bu da tartışmasız zaten İspanya - Almanya maçı. Hatta belki de tüm grup maçlarının en çok öne çıkanı. Karşılaşmanın bir Pazar günü (27 Kasım) akşam seansına gelmesi de ayrı hoşluk kattı. Grup aşamasındaki en köklü rekabet de burada. İki takım daha önce dört kez karşılaştı. 2010'da İspanya kupaya giderken yarı finalde Almanya'yı Puyol'un golüyle 1-0 yenmişti. Almanya da 1982'de İspanya'yı Bernabeu'da mağlup etmişti. Luis Enrique ise, 1994'te futbolcuyken Almanya'ya rakip olmuştu, şimdi hocayken karşılarına çıkacak.

F Grubu

A Grubu ile beraber, grupta Dünya Kupası kazanmış takım bulundurmayan bir diğer grup. Ama en azından son finalist burada. Ayrıca bir önceki dünya 1 numarası da kendini kanıtlamak isteyecek. Belçika'nın altın jenerasyonu artık vedasını etmeye başladı. Hatta şu an elde kalanlar da çok formsuz. Yine de son bir deneme yapacaklar. 

Hırvatistan'ın Dünya Kupası karnesi ise çok ilginç. Bir yarı final, bir final ve üç kez grupta elenme. Arası yok. Kanada'yı 1986'dan sona ilk kez buralarda göreceğiz. Gol atan oyuncu, Dünya Kupası'nda gol atan ilk isim olarak ülke tarihine geçecek. Milli takımın en golcüsü olan Larin bir adım önde gibi olsa da benim favorim Porto'da oynayan Stephen Eustaquio... Elemelerde gol atamadığı için buraya saklamış olabilir. 

Grubun favorisi: Hırvatistan çok yaşlandı, sonraki senelere artık. Belçika liderliği alır ama eskisi gibi ışıltılı da değil. Çok ilerleyemez gibi duruyor.

Grubun maçı: Her şeye rağmen Hırvatistan - Belçika... Real Madridliler sever bu maçı; Courtois ve Modric karşılaşması...

G Grubu

D Grubu'nda olduğu gibi yine bir 2018 grubu karşımızda. Brezilya, İsviçre ve Sırbistan; 2018'de de aynı gruptaydılar. Yanlarına Kosta Rika'yı almışlardı, şimdi Kamerun geldi. Sırbistan, o zaman üçlünün zayıf halkasıydı. Şimdi eleme grubunda Portekiz'i alt etmenin öz güveni ile gelecekler. Fakat tüm kıtalardaki en iyi eleme performansı Brezilya'nındı. Kamerun da boş takım değil. Sanırım ilk turun en sert grubu burası. Ölüm grubu değil ama çetin ceviz grubu...

Grubun favorisi: Brezilya yaklaşık 10 yıldır kimlik çatışması içinde. Şu anda da öyle. Latin usülü mü Avrupa özentiliği mi? Fakat en azından gol yemiyor. Grubu çok rahat geçer. Sonrasında şampiyon da olabilir, ikinci turda da elenebilir.

Grubun maçı: Bir Brezilya maçı değil. Arnavut göçmenlerin çok sayıda olduğu İsviçre ile Sırbistan arasındaki mücadele, grup aşamasının en derbi tarzı mücadelesinden biri olacak. Üstelik grubun son günü oynanacak. Yani bir final maçına dönüşebilir. 2018'deki maçı Shaqiri'nin son dakika golüyle İsviçre 2-1 kazanmıştı.


H Grubu

Fernando Santos'un turnuvalarda savunmaya çekilen Portekiz'i, elemelerde oynadığı 18 maçta 22 gol atan ve güç bela ilk beşe kapağı atan Uruguay, son eleme grubunda oynadığı 10 maçta 13 gol atan Güney Kore, 8 maçta 8 gol atan Gana. Tam bir 2.5 gol altı grubu... 

Grupta ilgi çekici tek şey, Güney Kore'nin teknik direktörünün Portekiz'in eski hocası Paulo Bento olması. Bento 2014'te takımını gruptan çıkaramamıştı. Sonra Santos geldi, iki sene sonra takımı Avrupa şampiyonu yaptı. 2014'teki grupta Bento'nun rakiplerinden biri de Gana'ydı; hatta kazandığı tek maçı onlara karşı oynamıştı.

Grubun favorisi: Uruguay, halen ihtiyarlara (Muslera, Suarez, Cavani, Godin) umut bağlamasa belki favori olabilirdi ama bizi eleyen Portekiz çok iyi bir kadroyla geliyor Ronaldo'yu kenarda bırakıyorum; Bernardo, Bruno, Otavio, Moutinho, Joao Felix, Rafael Leao... Say say bitmiyor. Bakalım Santos bu takımı nasıl oynatacak?

Grubun maçı: Güney Kore - Gana maçı nefesleri keser! Fakat o gün (28 Kasım) gece oynanacak diğer maça adımızı yazdırdık. Hem 2018'in rövanşı, hem de Portekiz Ligi'nin gol kralı Darwin Nunez'in Uruguay ile rakip olacağı gece...

Cuma, Kasım 1

Duran Top Koreografisi



Brezilya'da devam eden U17 Dünya Kupası'nın şu ana kadar yaşanan en muazzam anı bu olabilir. Tacikistan - Kamerun maçında, Aysa temsilcisinin duran top organizasyonu muhteşemdi. Bu görüntüde bizi şaşırtan iki unsur var. Birincisi 17 yaşındaki oyuncuların bu koreografiyi hatasız uygulaması. Sonuç gol olmasa da plan çok iyi işledi. Ve evet; bu bir organizasyon değil; adeta bir koreografi.

Diğer yandan yapan takımın ismi de şaşırtıcı. İspanya değil, Brezilya değil, Arjantin değil, Almanya değil. Hatta Rusya, Belçika, Şili, Mısır, Japonya bile değil. Daha önce futbol gündeminde adına pek sık rastlamadığımız, U17 Dünya Kupası'na daha önce sadece bir kez katılan Tacikistanlı gençler yapıyor bunu.

Beş-altı sene sonra Tacikistan futbolunun hangi noktada olacağını merak ediyorum. Tamam; bir turnuva başarısı yok ortada. Hatta videonun sonunda gol bile yok! Gerçi maçı 2-0 kazanıyorlar... Yine de gelecek için bir not alma ihtiyacı hissediyoruz. Turnuva devam ederken de dikkat edeceğiz.

Çarşamba, Ağustos 14

Goru #22


Japonya Ligi'nde her hafta güzel goller atılıyor. Bunun birkaç nedeni var. Savunmalar ve kaleciler çok kötü. Hücum oyuncuları ise topa çok iyi vuruyor. Pas veren de şut çeken de bir başka dokunuyor.

Bu golde asisti yapan zaten hepimizin bildiği, dünyanın topa en iyi dokunan oyuncularından Iniesta. İspanyol oyuncu Vissel Kobe'deki ilk günlerinde çok verimsizdi ama artık top oynamaya başladı. Takım ona ayak uydurmakta zorlanıyor. En azından bu pozisyon heba edilmemiş.

Iniesta'dan pası alan Furuhashi, bu sezon ilk kez üst ligde oynuyor. Şimdilik fena performans sergilemedi. Podolski'nin olmadığı şu günlerde yerini biraz daha sağlamlaştırdı. Bu hafta da attığı golle dikkat çekti. Pası aldıktan sonra dönüşü ve vuruşu çok klas. Bu hafta izlediğim en güzel gollerden...

Fakat Vissel Kobe, deplasmanda Oita Trinita ile 1-1 berabere kaldı. Ülkenin en iyi kadrolarından birine sahipler ama şu an 15. sıradalar...

Cuma, Ekim 13

Son Dakikada Mutlu



Onur Doğan'ın hikayesi aylar önce Socrates'te yer almıştı. Çanakkale'de doğup (1987) büyüyen ve Çanakkale Dardanelspor'da top koşturan Onur, önce sakatlanır, yavaş yavaş yavaş futboldan kopmaya başlar. Ardında Truva'ya gezmeye gelen Tayvanlı bir hanıma tanışır, ona aşık. Evlenirler ve Tayvan'a yerleşir. Onur, orada yeniden futbol oynamaya başlar ve futbol açısından sönük ligin dikkat çeken oyuncularından biri olur. Tayvan vatandaşlığına geçirilir, sonra da Tayvan'ın milli takımında oynar.

Daha önce Dünya Kupası elemelerinde oynayan Onur, şimdi de takımını Asya Kupası finallerine taşımaya çalışıyor.  Bu hafta içi oynanan maç unutulmazlar arasına girdi, başrolde de En-Le Chu (Türkçe: Her zaman mutlu) vardı. Yani Onur'un Tayvan dilindeki adı.

Tayvan, geçen ay Bahreyn'e 5-0 yenilmişti. Bu ay gruptaki dördüncü maçlarını oynadılar. Bahreyn maça yine iyi başladı. 17. dakikada penaltıdan attığı golle öne geçti, skoru da 90. dakikaya kadar korudu. Fakat 90'dan sonra işler değişti. Kısa sürede iki gol birden bulan Tayvan, gruptaki ikinci galibiyetini unutulmaz bir maçla elde etmiş oldu. Onur'un golünden sonra stadyumdan çıkan ses de muazzam. Coşkulu insanları seviyoruz.

Son dakikada, galibiyeti getiren gol Onur'dan geldi. Bahreyn gruptaki ilk yenilgisini aldı. Öte yandan Tayvan'ın ilk golünü atan eleman, kaptan Po-Liang, 17 numaralı formayı giyiyor, yani Onur'un memleketi Çanakkale'nin plakası... Onur takıma ilk katıldığında 17 numarayı istemiş ama adam vermemiş. Demek ki bu forma numarasına sadakat Asya'da da meşhurmuş.

Tayvan, Onur'un golüyle grupta yeniden iddialı hale geldi. Grupta sıradaki maç Türkmenistan deplasmanı; kazanırlarsa ilk iki için çok büyük avantaj elde edecekler, beraberlikte dahi son haftalarda daha iyi fikstüre sahip olan yine onlar olacak. Statü biraz karışık ama gittikleri yere gidecekler, biz de uzaktan göz ucuyla takip edeceğiz.

Salı, Ocak 25

Penaltı Atan Kazanır


- Kötü hakem güzel maç.

- 2 takım da haksız penaltı kazandı. Kore'nin penaltısı normal sürede geldi, belki o penaltı verilmese Japonya 90 dakikada işi bitirecekti.

- İlk yarı çok iyi maç vardı, ikinci yarı tempo düştü. Uzatmalarda heyecan arttı, penaltılar beklenenden kolay geçti.

- Kıta turnuvası yarı finali, en iyi 2 takımı ve tribünler boş. 10 sene sonraki Dünya Kupası için ufak bir soru işareti mi?

- Japon futbolunu son yıllarda sevmeye başladım, kazanmalarını isterim. Kewell ve Neill'e rağmen.

- Zaccheroni Galatasaray'a yenilmesiyle tanınılır. Finalde Lucas&Harry işi zor.

- Avustralya'yı doğrudan finalist yaptık gerçi, onların da Özbekistan maçı var.

- Hakem çok kötüydü, yine hatırlatalım.

- Penaltılarda 0 çekmek ayrı bir başarı. On Numara oyunu gibi, teselli ikramiye verilsin.

- Cha Duri, underrated sağ beklerden biridir.

- Kagawa bu turnuvada sönük kaldı bence.

- Endo ve Hasebe, mevkiler farklı da olsa Xavi-İniesta.

- Peki stadyumda açılan Japon bayrakları?

Çarşamba, Ocak 12

Kazanan İran


Asya 2011'in en merak edilen maçlarından biri; iki komşu ülkenin kapışması: İran-Irak. Son şampiyon Irak, İran karşısında öne geçmesine rağmen son 5 dakika yediği golle kaybetti. Kaybetmiş. İzleyemedim. Asya 2011 dikkat çekiyor. Bu futbolsuzlukta heyecandır.

Çarşamba, Ocak 5

Asya 2011


Asya'nın en büyük kupası başlıyor. Katar'da düzenlenecek olan organizasyonun ilk maçı 7 Ocak'ta Katar ile Özbekistan arasında oynanacak. Son yıllarda para saçan iki ülkenin açılış maçında karşılaşması Asya futbolunun en iyi özeti belki de. Bir tarafta son yılların çılgın yatırımcıları, diğer tarafta Japonya, Kore hatta İran ve Arabistan gibi Dünya Kupası gediklileri.

Kupa en son 3 sene önce oynanmıştı. Avrupa 2004'te yaşanan sürprizin bir benzeri, hatta belki daha büyüğü orada yaşandı. Devrik ülke, işgal altındaki toprakların çocukları; Irak milli takımı (gerçi biz böyle yazıyoruz ama halk ne diyor bilmiyorum) Asya'nın devlerini yenerek kupaya, tarihinde ilk defa uzanmıştı.

Daha önce aldığı her mağlubiyet sonrasında Uday'ın işkencelerinden geçen takım, Uday'dan sonraki ilk kupada şampiyon olmuştu. Şampiyon olurken de Suudi Arabistan, Güney Kore ve Avustralya gibi takımları yenmişti. Tıpkı Batı komşumuz Yunanistan gibi.

Irak bu seneye D Grubu'nda başlayacak. 3 sorunlu devletin, sorun yaratan devletin grubu. Savaşı hala yaşayan, sıkıntılı ülke Irak, savaşı ensesinde hissettiği söylenen Ahmedinejad'ın İran'ı, ve savaşa her daim hazır olduğu söylenen Kuzey Kore. Grubun diğer takımı B.A.E.

Bu kadar savaş yaşayan ülkenin yanında, bize en sempatik gelen ülke ve takım; tabi ki Avustralya. Kewell ve Neill başta olmak üzere birçok etmen sayesinde Avustralya'yı kafamızda çok güzel hayal ediyoruz. Haliyle çok seviyoruz(m). Ama doğruya doğru, Asya'ya kilometrelerce uzakta olan bir ülkenin gelip Asya şampiyonu olmasını istemem.

Uzakdoğu takımlarını, bilhassa Japonya'yı bu turnuvada daha çok seviyorum. Japonya Ligi (Youtube'dan özletlerini izlediğim kadarıyla) sempatik bir lig. Futbolcularının kendine has özellikleri var. Heyecan verici bir takım var. Irak'tan önceki son şampiyon. Hatta son 2 turnuvanın şampiyonu. Son 5 senede 3 şampiyonlukları var. Birini Zico ile kazandılar. Bu sene ise başlarında İtalyan Zaccehoroni var.

Güney Kore ise yıllardır Dünya Kupaları'nda dikkat çekse de Asya Kupası'nda pek varlık gösteremiyor. Afrika'da Mısır'ın yarattığının tam tersi. İlk 2 kupayı kazandılar, sonrasında 2 kez daha final oynadılar (sonuncusu 1988) ama bir daha final maçı göremediler. Bu turnuva onlar için önemli.

Turnuva 29 Ocak'ta başlıyor. Eurosport veya kabloluda yayın yapan başka bir kanal maçları veriyorsa izleyeceğim. Bu futbolsuz günlerde, böyle bir turnuva ilaç olur.

A Grubu: Çin, Kuveyt, Katar, Özbekistan
B Grubu: Japonya, Ürdün, S.Arabistan, Suriye
C Grubu: Avustralya, Bahreyn, Hindistan, Güney Kore
D Grubu: K.Kore, İran, Irak, B.A.E

Cumartesi, Aralık 4

Ağaç Yaşken Eğilir

Lokomotif Moskova takımının altyapısında yer alan 11-12 yaşındaki çocuklar. Şimdiden hazırlanıyorlar. Hedef 18. Yani 2018, Dünya Kupası..


Bu kardeşimiz ise Ortadoğu'dan. Aden'de deniz kenarında top sektiriyor. Hedefi var mı bilmiyorum ama fotoğraf güzel.