denizlispor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
denizlispor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Şubat 11

Büyüklere Dokunma!


Anadolu takımları, İstanbul'un şampiyonluk adaylarını yendikten sonra, hemen ertesi hafta oynanacak maça kolay kolay konsantre olamazlar ve genellikle kayıp yaşarlar. Süper Lig'in yazılı olmayan kuralıdır. Fakat bu sezon işler daha da çetrefilli bir hal aldı. Sadece ertesi haftayı değil, sonrasındaki periyodun neredeyse tamamını kara bulutlarla geçiriyorlar. Günün sonunda da fatura teknik direktörlere kesiliyor. 


Sergen Yalçın (Yeni Malatyaspor): Beşiktaş'ı yendi iki maç sonra görevinden alındı.

Yücel İldiz (Denizlispor): İlk hafta Galatasaray'ı yendi. Ardından oynadığı altı haftada sadece bir galibiyet alabildi. Yerine Mehmet Özdilek geldi.

Bülent Korkmaz (Antalyaspor): Kadıköy'de Fenerbahçe'yi yendi, Ardından üst üste dört hafta yenildi. Görevinden ayrılmak zorunda kaldı.

Metin Diyadin (Ankaragücü): Beşiktaş ile berabere kaldı. Sonrasındaki üç hafta yenildi. Görevi sona erdi.

Mustafa Kaplan (Ankaragücü): İstanbul'da 2-0 geriden gelerek Galatasaray ile 2-2 berabere kaldı. Sonrasındaki üç maçı kazanamadı. Görevde kalamadı..

Mustafa Kaplan (Gençlerbirliği): Galatasaray ile 0-0 berabere kaldı. Ertesi hafta kazandı ama sonraki hafta yenilince görevden alındı.

Bülent Uygun (Kayserispor): İlk maçında Fenerbahçe'yi yendi. Devamındaki altı haftada sadece bir maç kazanabildi. Yollar ayrıldı.

Pazar, Ocak 27

Hoca Değişimi




2005-06 sezonu ne unutulmaz bir sezondu... O sezonu unutulmaz kılan bir maç varsa o da son haftada oynanan Denizlispor - Fenerbahçe maçıydı. Sezona Giray Bulak ile kötü bir şekilde başlayan Denizlispor, küme düşme yarışında yer almıştı. Takımıo cadı kazanından çıkaran ise Nurullah Sağlam olmuştu. Bulak gitmiş, yerine gelen Sağlam sezonu kurtarmıştı.

Şimdi aynı değişikliğin tersi Mersin İdman Yurdu'nda yaşandı. Sezona Nurullah Sağlam ile başlayan Mersin İdman Yurdu, kötü gidişat sonrası çareyi Giray Bulak'ta buldu. Daha doğrusu "buldu" demeyelim, henüz arıyor.

Sonuç ne olur bilinmez. Zaten son haftada da Gaziantepspor (Nurullah Sağlam'ın memleketinin takımı) ile oynuyorlar, yani şampiyonluk yarışının kaderiyle oynayacakları bir durum olmayacak Hem zaten teknik direktör değişikliğinin bu kadar sık yaşandığı bir ligde buna benzer değişimler çok fazla olabilir. 2005-06 sezonu farklı olduğu için bu bağlantıyı kurmak kolay oldu, tek fark bu sadece.

Bir hatırlatma daha yapalım, Mersin İdman Yurdu'nun sol beki Mustafa Keçeli...

Pazartesi, Şubat 6

Kasımpaşa 2-0 Denizlispor

Futboldan artık keyif alamamak? Mümkün değil.

Memlekette (memleketin tamamında değil tabi) bir kapışma var. Kapışın. Galeano'nun dediği "Ben bir futbol dilencisiyim. Dünyanın dört bir yanını dolaşıyor, stadyumlarda yalvarıyorum: Tanrı aşkına güzel bir maç'' cümlesine kimler uyuyor bu tartışmada? Gidip alt lig maçı izleyenler mi? Yoksa diğerleri mi? Cumartesi gecesi Taksim'den dön, Pazar sabah güneşli havada Taksim'e geri dön. Hatta biz güzel bir maç bile aramıyoruz, güzel muhabbet olsun yeter.

Kasımpaşa maçı, bahardan kalma bir hava, temiz bir pazar sabah. Yanımda Çanakkale'den çıkan Türk futbolu dilosu Mustafa. Önce temiz bir kahvaltı, ardından stadyum. Tam bir gölgede ve güneşte futbol maçı. Kapalı'nın önü gölge, ağaçlı tribünün önü güneş. Gündüz maçları güzeldir.

Üst üste izlediğim 3. Kasımpaşa maçı. Bu sezon 5. defa Kasımpaşa maçı. 4. kez bu stada geliyoruz. Çok keyifli. Bir yandan Kasımpaşa kazansın isterken, diğer yandan geleceği düşünüyorum. Takım buralarda kalsın, ucuza maç izleme keyfimiz devam etsin. Sonra Süper Lig'e çıkacaklar, biletler 30 lira olacak, biz de mahrum kalacağız.

Maç standart başladı. Orta saha mücadelesi. Sonrasında çok ilginç bir pozisyon oldu. Denizli atağında Eser topu çizgiden çevirdi, Tolga bıraktı, hakem devam dedi. Gerilerden gelen Denizlisporlu futbolcu topa vurdu, Tolga ayaklarıyla çıkardı. Top çizgiyi geçmiş (sonradan öğrendik), hakem devam dedi. Dimitrov sahayı topla geçti, Halil Çolak'ın önüne bıraktı ve gol geldi.

Bir anda bütün dengeler değişti. Denizlispor gol atacakken, Kasımpaşa attı. Kasımpaşa öne geçti. İlk yarının sonuna kadar oyunun hakimi olarak kaldı Kasımpaşa. Çok beğendiğim Murat Akın bu maç durgundu. Dimitrov, golde payı büyük olsa da çok etkili değildi. Ali Bilgin takımı ileriye taşıyan, topu oynayan adamdı. Fakat nedense tribünde pek sevilen bir isim değil. Acaba, Fenerbahçe ağırlıklı semtin bilinçaltı mı?

Fakat haklı oldukları bir yön var. Ali Bilgin sadece 60 dakika top oynadı. Ali Bilgin durunca Kasımpaşa da durdu. Denizli biraz ısırsa, ısırmak istese ikinci golü yemeden beraberliği yakalardı. Denizlispor'u ve Osman Özküylü'yü yorumlamak için daha fazla maçını izlemek lazım. Sonuçta iki gün önce hacze uğramış bir kulüp. Sıkıntılı bir kamp akşamı. Ne yazsak boş. Diğer tarafta geniş bir kadro ve profesyonel bir kulüp. Özgür gibi bir joker ve Erdi gibi ilk yarının yıldızı olan bir futbolcu yedek kulübesinde oturuyor. Şahin 65'te giriyor. Gökhan Güleç skor 2-0 iken son 5 dakika giriyor. Uğur Tütüneker'in böyle bir kadrodan daha iyisini çıkarması gerek.

Yine de oynattığı futbol tatmin etmese de (ki aslında ayağa pas oynayan sağlam bir takım) Tütüneker'in oyuncu değişiklikleri işe yaradı. Güzel hamleler yaptı. Halil'in yerine giren Hüseyin Kala oyuna haraket getirdi. Dimitrov yerine giren Şahin de aynı şekilde. Şahin 11 başladığı maçlarda bu kadar etkili değildi. 79. dakikada golünü de attı. Golü attıran Abdülhamit. Sağ kanatta oynadı defansa da çok yardım etti.

Kalan on dakika formalite oldu. Ne Denizli maçı çevireceğini düşündü, ne Tütüneker'in ekibi farkı arttırmayı. Tribündeki abilerin-amcaların muhabbeti ikinci yarının en güzeliydi.

Son 10 dakika ise Karşıyaka'ya edilen küfürlerle geçti. Haftaya Kasımpaşa İzmir'de. Çok güzel bir maç olacak. Kasımpaşa tribünü de olursa, hafif tatlı bir gerginlik olur.

Maç sonunda Şahin Aygüneş'in çektirdiği üçlü güzeldi. Az kişiye güçlü üçlü çektirdi. Çocuk o işi biliyor.


Cumartesi, Şubat 4

Ragıp Çıldırdı


Şanssızlığımız bu videonun, görüntünün çok kısa sürmesi. 1 dakika bile değil...

Şansımız artık Ragıp'ı sadece "Galatasaray'a gelip giden adam" olarak hatırlamayacağız.

Cumartesi, Kasım 12

Kaybeden Ege Futbolu



- Neyse ki Akhisar, Tavşanlı, Buca gibi örnek takımlar var.

- Denizlispor toparlanıyor gibi geldi. Ama işi zor, forvet lazım.

- Hafta içi kadro dışılar falan vardı. Osman Özköylü toparlamış biraz sanki.

- Karşıyaka ise bildiğiniz gibi. Hoca değişimi, alınan galibiyet, havaya girilme, sonrasında kötü futbol ve puan kaybı. Boşuna heves.

- Adiyah gerçekten çok ilginç adam.

- Denizlispor 7. defa ilk yarıyı gol yemeden kapadı. Zaten 10 maçın sadece 3'ünde ilk yarıda gol yedi. Yenilen 3 gol de 40 ile 45. dakikalar arası.

- Bir istatistik de Karşıyaka'dan verelim. Bu sezon oynadığı tüm maçların ilk yarılarında gol atamadı.

- Trt spikerleri en kötü olmak için birbirleriyle yarışıyor.

- Şaban Yılmaz nedir aga?

- Mustafa Uğur'un ömrü kısa olur. Kötü hoca olduğundan değil, Karşıyaka'yı bildiğimden...

- Penaltı pozisyonunu bir daha izlemek lazım.

- Denizli bu sezon maç başına 2 gol yedi. Gol atamayan takımlar: Sakaryaspor ve Karşıyaka.

- Can Erdem ile Özgürcan Özcan. Yarım kalan hayatlar, kahır çektiren forvetler.

- Bank Asya döndü, yeniden başladı, güzel oldu.


Çarşamba, Ekim 19

Sempatik Konya



- Son yılların en semaptik Konyaspor takımı bu olabilir.

- Transfer yasağı var ama ruh da var. Takımdaki havaya kim ceza verebilir?

- Robak büyük topçu.

- Denizlispor'un işi sıkıntılı. Osman Özköylü de kotü başladı.

- Haftaya, cumartesi, Kartal deplasmanındalar.

- Serbay'ın golü muhteşem.

- Pawelek de büyük kaleci.

- Bugün 2 maçta da penaltı kaçtı.

Cumartesi, Ekim 15

Bucaspor döndü



- Tıpkı 2 sezon öncesindeki gibi bir Bucaspor.

- Buca Arena daha dolu olmalı.

- Jebrin'i 2-3 sene sonra nerede görebiliriz merak ediyorum. Suudi Arabistan'a da gidebilir, İstanbul takımlarına da.. Bir maç iyi bir maç kötü. Bu maç kötü.

- Abdülkadir'in ilk golü güzeldi. Bu çocuk da merak ediliyor.

- Murat Ünlü çok farklı bir tarz.

- Abdülkadir 3 gol 1 asist.

- TRT maçın ortasında Abdülkadir'i hat-trick yapmış şekilde gösterdi, maçın sonuna doğrusu denk geldi.

- Eski Kartallı Zafer Çevik'den iki gol

- Genç kadrosuyla Bucaspor, bu ligin sempati kralıdır. Tıpkı 2 sezon önce olduğu gibi.

- Ölmeden yapılması gerekenler: İzmir'de Buca Arena'da maç izlemek, alfabe dinlemek.

- Güneşli İzmir günleri

- Bucaspor'un zayıf karnı, savunması

- Denizlispor'dan bu hafta istifa gelir.

- Sezonun en gollü maçı


Cuma, Eylül 9

Siftah Denizlispor'dan


- Aylar sonra izlediğim ilk resmi maç. Maç izlemeyi çok özlemedim ama Bank Asya 1.Lig'i özledim.

- Denizlispor'un Fildişili oyuncusu Gohou'ya dikkat edelim.

- 8 Şubat 2004'ten sonra izlediğim ilk Göztepe maçı, yine hüsran.

- 1 gol 1 asist. Bir Denizlispor efsanesi Fatih Yiğen.

- Can Erdem ortaya çıktı, topu taca attı.

- Tribünler ne güzeldi.

- Üzerinde daha çok yazacağız. İlk maç, sıkıntısız spiker. Güzel.

Cumartesi, Şubat 5

Hocasız Denizlispor Kazandı


- Geçen hafta Hamza Hamzaoğlu takımdan ayrıldı, bu hafta Rize deplasmanından 3 puan çıkardılar.

- En son Kasım'ın 7'sinde maç kazanan bir takım için ilaç gibi 3 puan.

- Rizespor ise son 5 maçtaki 4.mağlubiyetini aldı.

- Çanlar Ümit Kayıhan için çalıyor.

- Ceyhun Eriş, Ahmet Cebe, Adem Sarı, Emin Aladağ. Bu lig için fazla bir takım.

- Rizesporlu Mesut Yılmaz.

- Ahmet Cebe kendini iyi attı.

- Adu, maça çıkmadı henüz ama Rize'yi ilk görüşte anlamıştır.

- Stat: Yeni Rize Stadı

Hakemler: Yunus Yıldırım, Ömer Faruk Yeşil, Cevdet Kömürcüoğlu

Çaykur Rizespor: Ramazan, Volkan, Mesut, Sezer, Ercan, Koray, Semavi (Dk. 64 Mithat), Mutlu, Sertan(Dk. 80 Erkan ), İlyas, Gökhan (Dk. 55 Mahmut )

Denizlispor: Evren, Yasin, Ahmet Burak, Emin, Ceyhun(Dk. 85 Serdar ), Levent, Emrah, Ahmet Cebe, Musa Nizam, Fatih Ceylan (Dk. 74 Braga), Adem (Dk. 90 Ahmet Çağıran)

Gol: Dk. 56 Adem (Penaltıdan) (Denizlispor)

Sarı Kartlar: Dk. 18 Mesut, Dk. 74 Sertan, Dk. 84 İlyas (Ç.Rizespor), Dk. 90 Adem Sarı (Denizlispor)

Kırmızı Kart: Dk. 58 Ramazan (Çaykur Rizespor)

Çarşamba, Kasım 10

Kupa Denizlispor Hagi

2005-06 ve 2006-07 sezonunda Ali Sami Yen'de maç kaçırmamıştım. 2 sezon boyunca her maça gittim, 33.haftya oynanan olaylı-sulu Fenerbahçe maçıyla kısa süreliğine; hem Ali Sami Yen'e hem İstanbul'a veda etmiştim. O maçtan 2 ay sonra yaşamıma Bodrum'da devam edecektim, araya askerlik de girecekti, ve zaten Fenerbahçe maçından sonra alınan 5 maçlık ceza istesem de Güney'den kalkıp maça gelmemi engelleyecekti.

Ama yine de o sezon boyunca gidebildiğim kadar maça gittim; en azından yasaklı olmayan Avrupa maçları için Sami Yen'e geldim. Sloven K., Sion, Helsingborg maçlarında yolumu İstanbul'a düşürmüştüm. Yaklaşık 2 senelik bir alışkanlığın-geleneğin sona erdiği maç kupada oynanan bir Denizlispor maçı olmuştu.

İlginç bir maçtı, ilginç bir şekilde Carrusca gol atmıştı ve ilginç bir şekilde Song penaltı kullanmıştı. Yine bir kasım ayıydı. O gün maça gidemiyordum, bugün de gidemiyorum. Bugünkü neden ise oldukça komik; 10 Kasım; şu anda evlerinde kaldığım akrabalarımın doğumgünü.

Zamanında babamla ev taşırken, babamı kamyonun yanında, kolilerle başbaşa bırakıp Ç.Rizespor maçına gitmişliğim vardı. Bodrum'dan defalarca 800 km yol tepip Gençlerbirliği maçı için gelmişliğim vardı. Veya bunlar gibi hayati önemden bir alt derecede önem taşıyan günlerde tercihim hep Sami Yen olmuştu. Aslında bu gün de gidebilirdim ama ileride aleyhime delil olarak kullanılmasına değecek bir Galatasaray ortamı yok bugünlerde.

O 2 senelik seri aslında 4 sene de olabilirdi. Ama 2004-2005 sezonunun son maçında da tribünde değildim ve ilginç bir tesadüftür o maç da bir Denizlispor maçıydı. Tesadüf sayısı biraz daha artıyor, o maç yeni hocamız Hagi'nin o dönemindeki son maçıydı. Hasan Kabze, şapkadan tavşan çıkarmasından 1 sene evvel dizlikten şapka çıkarıyordu. O şapka daha sonra Özhan Canaydın'a hediye edilmiş.

Gitmediğim bu Denizlispor maçının tribün için ayrı bir önemi vardır aslında ama burada tekrardan dillendirmek istemiyorum. Bugün Hagi sahaya çıkarken tribündeki herkes hep bir ağızdan "I love you Hagi" diye bağırınca; ekran başında 2005 mayısını hatırlayacağız.

Galatasaray'ın kazandığı son Türkiye Kupası'nın mimarı olan Hagi, kupa yolculuğuna bugün başlıyor.

Perşembe, Mayıs 27

Çağ-Lar

Denizlispor'dan İstanbul'a gelen sol ayaklı. Savunmacı. Uzun saçlı. 6 harfli, ilk 3 harfi ç-a-ğ. Denizlispor'da milli formayı da giydi. Ege kulüplerinde oynarken Süper Lig'de küme düştü.


Milan Baros kılıklı Çağdaş yüzünden, Çağlar'dan korkar oldum. Şehir zalim adamı yutar.

Cuma, Nisan 9

Youla Gelmesin


"Denizlispor'da Youla'nın Eskişehirspor maçında forma giyip giymeyeceğini bilmiyorum. Herhalde giyebilir. Youla ile ilgili söyleyebilecek bir şeyim yok. Benim kimseyle bir sorunum olmadı. Youla ile de olmadı. Youla'nın yaptıklarından ve söylediklerinden dolayı davamdan hiçbir zaman vazgeçmem. Bizim işimiz futbol oynamak. Youla ile veya başka bir futbolcu ile benim hiçbir zaman işim olmaz. Youla'da orada gitsin topunu oynasın, işine baksın. Youla'nın söylediklerinden dolayı geri adım atma şansım sıfır. Youla, yanıma gelse de istemem. Yanıma da gelmesin. Bizim tek amacımız maçı kazanmak. Takımda Youla olmuş, başka biri olsun bizi ilgilendirmiyor."

Pazar, Ağustos 16

Galatasaray 4-1 Denizlispor


Galatasaray geçen sene olduğu gibi, bu sezon da Sami Yen'deki ilk maçında Denizlispor'u konuk etti. Skor yine aynıydı
90 dakika boyunca izlediğimiz şey ise hakikaten iç açıcıydı. Üstelik kadroyu duyup "yedek kadro ile çıkıp hafife alınacak takım değil Denizlispor" diyenlere rağmen. İki sezondur alınan 4-1'lik galibiyetler öncesinde alınan 1-1'lik beraberlikler akıllarda ne de olsa.

Yedek kadroya(!) şöyle bir bakalım. Sağ bek Uğur, stoperler Emreler, sol bek Yaman. Uğur'un 11 oynaması kimseyi yadırgamamalı. Emreler ise milli takımın stoperleri olma özelliğini koruyorlar. Maçın en zayıf halkası olan Yaman, zaten bekleneni veremeyince yerini Balta'ya bıraktı.

Orta sahada Barış-Sarp ikilisi sezon başından beri oynayan isimler. Keita-Arda-Harry- Baros dörtlüsü de herhalde yedek kadro tanımını boşa çıkarmaktadır. Tabi zengin bir kadro olması bu düşünceyi getiriyor. Oynamayan isimler, Servet Çetin, Ayhan Akman, Elano, Hakan Balta, Gökhan Zan, Sabri Sarıoğlu, Mehmet Topal gibi isimler olunca kafalar karışıyor. Şu kadroya Linderoth, Nonda, Aydın ve Serdar eklense iki 11'de şampiyonluğa oynar herhalde. (Evet nihayet bu kilişeyi de kullandım)

Maçı uzun uzun anlatmaya pek gerek yok. Golü yediğimiz anda bile kazanacağımızdan emindim. Tabi gol biraz daha gecikse sıkıntı olabilirdi. Fakat bu maçı yarı sahada oynadığımız gerçeğini değiştirmez. Basit bir penaltıyla skora denge getirdiğimiz için Denizlispor savunmasına teşekkür etmemiz gerekir. Kenardaki Hollandalıların ustası Sarı Fare'nin bir lafını hatırlatalım horozlara: "Futbolda ne yaparsan yap, 45.dakikada gol yeme."

Herhalde topa sahip olma oranı bir ara yüzde 90 falan oldu. Sürekli top gezdiren bir Galatasaray vardı sahada. Son dakikalarda böyle bir fantazi gol atma girişimleri sonuçsuz kaldı. İkinci yarıda kapalının önünde Arda-Kewell paslaşmalarını izlemek büyük keyifti. Bu ikilye arada Leo Franco da katılınca zevk daha da arttı. Evet yanlış değil, Leo Franco enfes paslar attı dün. Topu oyuna sokmada çok başarılı olduğunun sinyallerini daha önce de vermişti zaten.

Aynı konuda başarılı olan bir diğer isim ise Emre Güngör. Özelikle ilk yarıda attığı toplarla Gökhan'ı kesmesi gerektiğine karar verdim. Hava toplarındaki üstünlüğü yine aynıydı. Bir diğer Emre, Aşık için ise söylenecek laf yok. İkinci yarının sonlarında kayarak kestiği bir top var ki tecrübe ne demek sorusuna cevap olabilecek nitelikteydi.

Uğur her zamanki gibiydi. Sanki bizim mahalleden bir çocuk oynuyormuş gibi hissediyorum. Top onun ayağındayken bambaşka bir ışık saçıyor. Florya'da yetişmiş olması mı yoksa arkasındaki sırt numarası mı bunda etkili karar veremedim. Ters taraftaki bekimiz Volkan Yaman verilen şansı pek iyi kullanamadı. Hakan Balta'nın tek alternatifi olduğu için takımdan gönderileceğini düşünmüyorum yine de.

Sarp her zamanki Sarp. Sağlam ve güven veriyor. Fakat nasıl rakiple boğuşuyorsa topla beraberken de güreşmeye devam ediyor. Barış da pek etkili değildi, hoca da onu oyundan aldı zaten.

Keita'nın deparları yıllar önce oynanan bir İstanbulspor maçında (Sebat da olabilir) Baliç'in attığı deparları hatırlattı. Baliç ve Keita çok farklı ve alakasız bir örnek gibi durabilir. Ama uzun süredir böyle atarlı bir kanat oyuncumuz olmadığının altını çizmek gerek. Topu çizgiden alıp, defansı yara yara giden bir Ribery vardı herhalde son 10 yılda, onu da pek göremedik. Yine de Keita'nın fiziksel olarak eksikleri var, sezon ilerledikçe hallolur diye umuyorum.

Arda'ya diyecek bir şey yok. Baros ise etksizdi. Etkisiz olan Baros yine de rakip savunmayı dağıttı. Bir pozisyonda önden arkadan aynı anda yapılan sert müdahelelerde rakipler yere düşerken ayakta kalan o oldu. Fakat çok yorgun olduğu ortaydı. Dayak yemekten yoruluyor herhalde. Kimsenin de pek gıkı çıkmıyor. Bahsettiğim pozisyonda hakem atışı kararı veren bir hakem vardı sahada.

İki penaltıya bakıp kanmamak lazım. Bariz el olan pozisyonu bile 10 saniye sonra çalabildi. Arda'nın bacağına basıldı es geçti, Uğur'a çift dalındı devam dendi. Hele Ahmet Burak Solakel'in İsmail Güldüren'i hatırlatan bir pozisyonu vardı ki evlere şenlik. Yanılmıyorsam top Kewell'ın önünde, arkada yerde olan Solakel. Skor 4-1 maçta son dakikalar. Solakel'in yerde Kewell'a arkadan salladığı ters tekmeler insanlık ayıbıdır. Pozisyon devam tabi.

Bu arada bu paragraf Kewell için. Hagi'yi canlı canlı izlemek pek nasip olmadı yaş nedeniyle. Televizyondan izlemek kesmiyor böyle topçular için. Dün bir kez daha hayran oldum Kewell'a. Her hareketiyle ders veriyor. Futbolcunun nasıl olması gerektiğini gösteriyor resmen. Çıktığı kafa topunu bile defalarca izlemek gerekiyor. Muhteşem bir futbolcuya sahip ligimiz.

Tribünlere gelirsek. Netenya maçındaki gibi değildi. Her maç öyle olamaz zaten. Önde olduğumuz vakitler çok iyi, fakat gol gecikince bır sıkıntı doğabilir. Birlik sağlanmalı. Hala herkes farklı telden çalmaya devam ediyor. Potansiyel yüksek, heyecan fazla, takım güzel. Herşey daha da oturacaktır. Şimdi perşembe gününü bekliyoruz.