malatyaspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
malatyaspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Şubat 11

Büyüklere Dokunma!


Anadolu takımları, İstanbul'un şampiyonluk adaylarını yendikten sonra, hemen ertesi hafta oynanacak maça kolay kolay konsantre olamazlar ve genellikle kayıp yaşarlar. Süper Lig'in yazılı olmayan kuralıdır. Fakat bu sezon işler daha da çetrefilli bir hal aldı. Sadece ertesi haftayı değil, sonrasındaki periyodun neredeyse tamamını kara bulutlarla geçiriyorlar. Günün sonunda da fatura teknik direktörlere kesiliyor. 


Sergen Yalçın (Yeni Malatyaspor): Beşiktaş'ı yendi iki maç sonra görevinden alındı.

Yücel İldiz (Denizlispor): İlk hafta Galatasaray'ı yendi. Ardından oynadığı altı haftada sadece bir galibiyet alabildi. Yerine Mehmet Özdilek geldi.

Bülent Korkmaz (Antalyaspor): Kadıköy'de Fenerbahçe'yi yendi, Ardından üst üste dört hafta yenildi. Görevinden ayrılmak zorunda kaldı.

Metin Diyadin (Ankaragücü): Beşiktaş ile berabere kaldı. Sonrasındaki üç hafta yenildi. Görevi sona erdi.

Mustafa Kaplan (Ankaragücü): İstanbul'da 2-0 geriden gelerek Galatasaray ile 2-2 berabere kaldı. Sonrasındaki üç maçı kazanamadı. Görevde kalamadı..

Mustafa Kaplan (Gençlerbirliği): Galatasaray ile 0-0 berabere kaldı. Ertesi hafta kazandı ama sonraki hafta yenilince görevden alındı.

Bülent Uygun (Kayserispor): İlk maçında Fenerbahçe'yi yendi. Devamındaki altı haftada sadece bir maç kazanabildi. Yollar ayrıldı.

Pazartesi, Mayıs 29

Blogun En Güzel Zamanları



Bu aylar en sevmediğim aylar işte. Her şeyin şekillenmeye başladığı aylar çünkü, + 15 gün koysan bugünün üzerine ya varsın/ya yoksun.

Şampiyonlar belli olur, play-off'lar başlar, koca senenin emeği pis bir kontrpiye topta çürür gider, herkes tatil moduna girerken çalışmak zorunda olmak ve nedense tüm gündem belirleyicilerin herkesi tatil yapıyor zannetmesi gibi bir büyük resim belirir, tozunu almaya üşendiğin.

Mesela aralık-ocak-şubat falan daha çekici. Her an, her şey olabilir. Dibe de vursan, bir kaşar hoca gelir tutar elinden UEFA'ya sokabilir veya Gebze E-5 kenarında sulu karlı bir havada Aspor rejisi + futbolcu aileleri (reklamlarda evlilik programlarına zaplayan anneler dahil) + 2 liraya 29873 TL alma peşinde koşanlar hariç kimsenin izlemediği maçlarda oynarken, UEFA gruplarında oynayacağın Lille deplasmanını düşünebilirsin, "Güntekin Onay'ın Fransa'da getto dediği böyle yerler herhalde" diye yüzüne kömür sürersin Rençber gibi.

Vatani görevden sonra teskere alıp o dönüş yolculuğunda düştüğün boşluk veya 18 yaşa girdiğin gecenin 00:32'si gibi bir anlamsız boşluk. "Bu muydu yani, ee peki şimdi ne olacak" Son 15 yılda gündem oburu olduk resmen. Hep bir şeyler olsun istiyoruz, hep bir son dakika, hep bir radikal karar.

Ve bu finaller sonucunda oluşan içimizde oluşan kocaman boşluklar , cevaplanmayı bekleyen sorular, olmamışlıklar.

* Üsküdar Belediye Başkanı'nın Sivasspor ve Yeni Malatya'yı kutlaması

Senin koskoca Anadolu Üsküdar 1908'in var başkanım, Selimiye desen insan eksen sol bek çıkar, Beylerbeyi küçük Auxerre , Çengelköy desen Süper Baba'dan sonra fetret devrinde..

* Fenerbahçe'nin şampiyonluk maçında İsmet Badem'in stüdyoda olması

Önemli figürlerdendir İsmet Badem. Hikayeleri bitmez, güzel hayalleri vardır (ki kimi gerçek oluyor), bir yandan Sırbistan basketbolunu dinlerken diğer yandan Yugoslavya'nın dağılmasını da anlatırdı mesela. O gece Aspor'da idi üstad. Kırgındı. Küskündü sanki. Orada olamadığı için içi içini yiyordu. Bizim kuşak için özel adamlardandı. Nusret yerine oralarda bir yer olmalıydı. Bence sistemin dışına itildi, bir dolaplar döndü.

O gece futbol programlarının sağ üst köşede skor göstermemesi de enteresandı. 

* Erzurumspor'un kupa töreninde yaşanan kupa alışverişi...

1.Lig'e yükselen Erzurumspor kupayı alınca fondan "Sen Aldırma" çalacak diye iç geçirdim merhuma selam için. (Ki bazı taraftarlar söylediler, sesleri geldi)

Bir yandan "We are the champions" çalarken bir yandan "çimler mafoluyo" diye içimiz giderken Erzurumspor başkanı kupayı kapıp birisine götürdü.

Ben bir an; İbrahim Erkal'ın eşi, şehit çocuğu veya engelli bir vatandaşa diye düşündüm. Futbolcular tur atmadan, başkan kupayı kapıp birisine götürdü.

Kimdir çözemedim ama garip bir itiş/kakış oldu orada. Hıncal Uluç gibi olacak ama; benim medyamda kimse bunun üzerinde durmadı.


İstanbul'a yaz geç gelecek ama tam gelecek. Cemrelerin düşüş sırası gibi mikro-milliyetçilerin bayrakları da semtleri süslemeye başladı. Hemşehri muhabbetlerine asıyorlar bayraklarını dükkanlara, KARDEŞLER İLETİŞİM 1.LİG'TE BAŞARILAR DİLİYOR doğduğu şehrin takımına.


Yazar: Refet

Çarşamba, Mayıs 17

Sürpriz



İrfan Buz'u ilk olarak Galatasaray ile Bursaspor arasında oynanan Türkiye Kupası yarı final maçında tanımış ve açıkçası baya sinir olmuştum. Daum'un ayrılmasının ardından Bursaspor'da göreve başlamış bir emanetçi hocaydı. O akşamki coşkulu ve gösterişli hareketleri nedeniyle onun tribüne oynadığını ve bu sebepten dolayı da uzun bir kariyeri olmayacağını tahmin etmiştim. Yanılmışız.

Bursaspor'dan sonra kısa bir Gençlerbirliği kariyerinin ardından Yeni Malatyaspor'a geçti. Geçen sezondan beri orada. 1.Lig gibi devamlı teknik direktör değişen bir ortamda 1.5 sene aynı takımda kalmak çok büyük iş. Tabi en büyük iş, o takımı şampiyon yapmak olurdu. Adam onu da yaptı.

Üstelik Malatyaspor, sezon başında ligin favorisi de değildi. Sivasspor, Eskişehirspor, Göztepe, hatta şimdi çok gerilerde kalan Adana Demirspor, Samsunspor gibi takımlar çok daha şanslıydı. Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı. Her anlamda büyük iş. 35 yaşındaki Sedat Ağçay'ın yönlendirdiği bir takımdan bahsediyoruz.

Malatyaspor, 14 Mayıs 2006'da küme düşmüştü. Oradan isim değişikliğine kadar uzanan bir çöküşe girdiler. Ve tekrar bir 14 Mayıs günü Süper Lig'e yükseldiler. İyi hikaye.

Malatyaspor'un küme düştüğü günü hatırlıyorum. Aynı gün Galatasaray, Fenerbahçe'yi geçerek şampiyon olmuştu. Ertesi gün okulda Zonguldaklı ve Fenerbahçeli olan bir arkadaş; Galatasaraylı ve Malatyalı olan bir arkadaşa "Nasıl küme düştünüz ama" diyerek dalga geçmeye ve bu sayede akşam yaşanan tarihi anları unutturmaya çalışmıştı. Çok uzun odaklı olmasa da işe de yaramıştı. O nedenle, devamlı yanında oralardan birilerini bulabileceğin şehir takımlarını severim. Malatyaspor da bir renktir. İnşallah sezon boyunca, geçen sene yükselen Adanaspor gibi çelimsiz kalmazlar ve tüm lige zor deplasmanlardan birini yaşatırlar.

Pazartesi, Ekim 10

Sarı-kırmızı


Çok değil, 2 sene önce. Ali Sami Yen Stadı hala ayakta, Kocaelispor Süper Lig'de. Yine yağmurlu bir gün, yine beklenmedik bir skor.

Kocaelispor, Galatasaray'a 5 gol atıyor.

O günden sonra çok değişti Galatasaray. Kötü mü oldu iyi mi oldu tartışılır, herkesin kendi fikri vardır. Ama o akşam ve o akşamdan sonra Kocaelispor'a beddua eden çok oldu (ben etmedim).

Artık o günün etkisi mi bilinmez, Kocaelispor da o günden beri toparlanamadı.

2 sene önce sarı-kırmızıya 5 attı, dün sarı-kırmızıdan 9 yedi. Bu sene hala gol atamadı, her sezonun kalsikleşen başarısız kasaba takımları gibi; her hafta istatistikleri zorluyor, her hafta yeni rekorlar kırıyor.

Şehir takımı olmasını boş ver, iki ayrı yüzyılda Türkiye Kupası kazanmış bir takımdan bahsediyoruz. Yakında bahsedemeyeceğiz bile..

Pazartesi, Eylül 14

Nagalip


Bir zamanlar Süper Lig'de oynayan (çok da eski değil, son 10 yıl içinde) 4 takım şu anda 3.kademede. Yani TFF 2.Lig'de. Şu gün Süper Lig'de maç yapsalar tribünler ağzına kadar dolar. Bulundukları şehir futbolla yatıp kalkmaya başlar. TFF 2.Lig'e bile fazla gelecek takımlar bunlar. Özellikle Göztepe ve Sakaryaspor.

1.Grup'ta Sakaryaspor, 2.Grup'ta Göztepe, 3.Grupta A.Sebatspor ve 4.Grup'ta Malatyaspor, henüz galibiyetle tanışamadılar. Biz onların geri dönmesini beklerken, onlar gelmemek için direniyorlar sanki.

Salı, Ocak 6

En Azından Bu Var

Fortis Türkiye Kupası iğrenç formatıyla yine karşımızda. Bu ay sonunda grup maçları sona erecek. Uzun bir aradan sonra bugün ilk maç oynandı.
Malatyaspor, Adana'da oyanan maçta Kayserispor'a 3-1 yenildi. Bu maçın, kupanın bu turunun hiç önemi yok. Bu maç sezon bitmeden unutulacak. Üstelik Kayserispor yine şampiyon olsa bile, takımın oraya nasıl geldiği üzerine oluşturulan haberlerde sadece bir satır olarak kalacak.
Biz yine de bu maçtan Türk futboluna bir fayda çıkaralım. Malatyaspor'un tek golünü 80. dakikada oyuna giren 1990 doğumlu Mert Güneş attı.10 gün önce A takıma çıkmış 19 yaşındaki genç bir futbolcu için önemli bir olay. Üstelik kendisi 5 Ocak doğumlu. Doğum gününden bir gün sonra golünü atıyor kupada. Maçın oynandığı stadyumun adı da Adana 5 Ocak Stadı.
Böyle tesadüfler ve benim manyaklığım olmasa bu kupanın yüzüne bakılmaz ya neyse.Bu arada Mert'in değil google'da federasyonun resmi sitesinde bile resmi olmadığı için bu yazının üstüne fotoğraf koymuyorum.