azerbaycan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
azerbaycan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Ekim 12

Olmazsa Olmaz: Play-Off


- Heyecanı severiz, Play-Off tam bizim kalemimiz.

- Yine milli maç, yine sıkıcı maç.

- Burak Yılmaz.

- Kazım, geçen sene bize ilk geldiğinde iyidi, bu sezona hem bizde hem milli takımda kötü başladı.

- Azerbaycan milli marşını beğendim, Avrupa sinemasında sırıtmaz, Cannes'da ödül alır.

- Sadıkov burada, Kocaelispor nerede.

- Emre sakatlanınca şampiyonluk geldi sandım, Hakan Balta sakatlanınca Çağlar'ı hatırladım.

- Rasmussen diye hakem mi olur? Tam politikacı ismi. Gerçi futbolcu bile var.

- Selçuk + Burak = Trabzonspor 2011. İnşallah yakın zamanda Galatasaray.

- Mehmet Topal'ı çok seviyorum ama çok beğenmiyorum.

- Ufuk Budak isimli rakip topçu.

- Vatan Haini Mesut'un golüne sevinen milliyetçiler.

- Play-Off iyi de seribaşı sistemi kötü.

- Rıdvan Dilmen şaşırdı baya, kart durumu falan sormaya başladı bir ara.

Salı, Ekim 11

Almanya Sonrası / Azerbaycan Öncesi




Normalde milli takımı, hele hele ekim ayında bu kadar önemsemem ama gündem bu.

Almanya'ya neden yenildiğimiz tartışılıyor. Çok ilginç. Almanya'ya Brezilya yenilse üzerinde çok durmaz, biz 2 günüdür bu maçı konuşuyoruz. 1 ay önceden salı günkü Almanya-Belçika maçının öneminin daha büyük olduğunu biliyordum, demek ki bazıları Almanya'yı yeneceğini düşünmüş. Bazıları da Almanya'ya yenilince Hiddink'e sallama fırsatı bulmuş, değerlendiriyor.

Aslında maçı kazanabilirdik belki. Ama 5.dakikadaki pozisyon bitirdi bizi. Hamit vuruyor, Neuer kurtarıyor. Mesele kaçan gol değil, kalecinin duruşu. Biraz Wakabayashi gibi, biraz Bülent-Şaban gibi. Tek elle kurtarıyor, bir anda kurtarıyor. Gözü kapalı olsa yine çelecekmiş gibi. Sanki, " ben burdayım hocam, gol olmaz burada" diyor. Takım bitiyor. Hamit, dağa taşa vursa bu kadar etkileyici olmazdı.

Hamit demişken, maç sonu açıklamaları üzüntü verici. Daha da rahatsız edici olan insanların hoşuna gitmesi. Önümüzdeki maçlara bakıyoruz diyen topçunun ötesini zor gördüğümüzden böyle farklılıklar ilk anda heyecan uyandırıyor. Ama takım arkadaşlarını muhabire eleştiren bir adam var ortada. Takım arkadaşlarından biri çıksa "o kaçırdığın golleri atsayadın ya" dese Hamit ne ceveap verecek " 6 aydır oynamıyordum ama" mı? Yine de Hamit'in rahat duruşu falan etkileyici. Real Madrid'de, Bayern Münih'te oynamak böyle konuşma hakkı doğurabilir, bunu da yadırgamam.

Golü bir Almanya doğumlu attı. Hakan Balta'nın vuruşunu görmeseniz, golden sonra televizyonu açsanız, gol olduğunu anlamazsınız. Sanki 30 metreden kaleyi yokladı, top auta çıktı ve görev yerine dönüyor. Suratında bir değişim yok Hakan'ın. Onun da kaderi bu. Kritik maçlarda skoru 2-1'e getirip, maç sonunda 3-1'i görmek.

Umutların son maça kalmasına alışkınız da, son maçın Azerbaycan maçı olması ve sorulan sorunun "Acaba bu sefer Azerbaycan'ı yener miyiz?" olması şaşırtıcı.

Hiddink "yenemezsek gitmeyelim" dedi. Haklı ve güzel cümle. Ama sanki bunu bizim dememiz lazım. Repliğimizi çalmış. Lise yıllarında falan derdik, "XSpor'u yenemezsek şampiyon olmayalım". Xspor'a yenilince de hoca çıkar "lig uzun maraton, böyle kazalar olur" derdi.

Doğal işleyiş böyle olmalı. Şimdi hoca "yenemezsek gitmeyelim" diyince biz de ne diyeceğimizi şaşırıyoruz.

Azerbaycan maçında kalecinin Sinan Bolat olması da enteresan. Hatalı bir gol yerse ve Belçika bir üst tura çıkarsa "zaten bu Belçikalı" derler mi? Türkiye'de derler. 2 sene öncesinin Vatan Haini Mesut Belçika'ya gol atarsa posterleri dağıtılır. Son 3 günün muhabbeti bunu gösteriyor. Emre Tilev gibi vasıfsız biri bile Hiddink'i eleştiriyor. Ustası İlker Yasin, 15 dakika boyunca Hollandalı'nın maaşından bahsediyor. Bilgin Gökberk karşılarında deliriyor, hadi onun sinirlenmesi normal, Uğur Meleke bile bilindik sakinliğini koruyamıyor.

Neryse, bugün geçsin de yeniden lig başlasın.

Çarşamba, Ekim 13

Azeri Golü


Yıllarca bu golü denedim. Halı sahalarda oynadığım takımlarda. Mahallerden çocukluk arkadaşım Türker ile taktiğimizdi bu. Fakat Türker ile yollarımız ayrılınca bu golü atamaz olmuştum.

İşin zorlayıcı kısmı yapabilmek değil. Bıraksalar yapardık. Ama haftada 1 kez maç yapanın "adam sürekli maç yapıyor" denilerek baştacı edildiği halı saha takımlarında bu golü atmamıza izin verilmiyordu. Defans oyuncuları 1 öğrenci ve 1 bakkaldan oluşan ve bizden maç içinde 26 gol yiyen takımlar bu golü yemiyorlardı. Üstelik bizim atmaya çalıştığımız golde sadece bir kişi topun üzerinden atlıyordu. Onu bile yemiyorlar genelde.

Korner demişken; San Marino'dan kornerden yediğimiz golü hatırlayan var mı? San Marino tarihinin ilk korneri olarak geçmişti sokak literatürüne. Herşey bir yana o günler güzeldi işte. San Marino'yu son 10 dakikada yenebildiğimiz günler.

Azerbaycan'a yenilmek şaşırtmadı. Geçen sezon Qarabag takımının Avrupa Kupaları'nda yaşattıklarını hatırlıyoruz. Azeriler kasıyorlar birşeylere, çalışıyorlar. Dün bir arkadaşım aradı; "Türkiye'ye 1.15 veriyor, 1.05 olması lazımdı" dedi. Ben de Azerbaycan'a oyna dedim hafif şakayla karışık. O oynadı mı bilmiyorum ama ben oynamadım. Akıl alıyordu bir noktadan sonra ama kalp hiç almıyordu.

Kalp demişken; bugün işte ve sokakta üzgün kimse yok. Defalarca yazdık bir daha yazalım. Futbol milli takım misyonunu çoktan doldurdu. Bu halkın takımı olmaktan çıktı. Galatasaray Karabük'e, Fenerbahçe Kayserispor'a yenilince daha çok üzülüyoruz. Daha da ilginci Galatasaray'ın Karabük'e yenilmesi sokakta daha çok konuşuluyor. Tarihinde ilk kez Azerbaycan'a yenilmek ne kimseyi üzüyor ne de şaşırtıyor.

Peki bu takıma Fatih Terim'in takımı deniliyor. Azerbaycan'ın Derwall'i ise Rasim Kara'ymış. Beşiktaşlı olsam Rasim Kara'nın takımı Fatih Terim'in takımını yendi derdim. Kulüpçülük sokmadan bu milli takımın muhabbeti sarmaz. Keyif veren hiçbir şey yok.
Şunu da ekleyelim. Sadıkov'un Eskişehirspor futbolcusu olduğunu, daha önceden Türkiye'de oynadığını bilmeyen insanlar var. Bu insanlar geçimini futboldan kazanıyorlar. Kendi liginden bihaber olan insanlar, bugün kimseyi eleştirme hakkı bulmamalı. Bana göre; Azerbaycan'a yenilen milli takım futbolcuları değildir. Türk futbolu hocasıyla, topçusuyla, basınıyla, spor adamıyla yenilmiştir Azerbaycan'a. Geçen hafta Alman futboluna yenildiğimiz gibi.