feyyaz uçar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
feyyaz uçar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Salı, Ekim 27
Çarşamba, Şubat 19
Çarşamba, Aralık 7
Derbi Günü

"Biz yatıp kalkıp derbilere dua etmeliyiz. Çünkü Türk futbol tarihinde uluslararası anlamda birkaç başarı var. Ama içerden baktığımızda sanki burası dünyanın en büyük futbol ülkesi; bunun tek sebebi de derbilerdir. Derbiler olmasaydı futbol bu ülkede bu kadar sevilmezdi. Derbi maçlarını üç takımdan biri kazanıyor, birileri seviniyor ve en büyük olduğunu zannediyor. Dünyanın haberi var mı? Yok. Biz sadece kendimizi avutuyoruz. Bu açıdan Türk futbolunun lokomotifi derbileridir diyebiliriz"
Feyyaz Uçar / Galatasaray Dergisi Kasım Sayısı
Etiketler:
beşiktaş,
Derbi,
Fenerbahçe,
feyyaz uçar,
futbol,
Galatasaray
Cumartesi, Aralık 3
Güne Dair

"Bizde bir orta yol bulma sevdası var. Üç kişi tecavüze karışmış, suça karışanlardan birini mağdur ile evlendirmişler. İki kardeşten abisi ölmüş, karısını kardeşine vermişler. Kaza yapmış, ölüme sebep olmuş, kan parası verip kurtulmuş. Başımıza ne geldiyse orta yolu bulmaktan geldi. Bana kimse Tayfur'un suçlu olduğuna inandırmaz. Her takım taraftarı da aynı şekilde kendi yöneticisine, sporcusuna inanıyor. Kulüpler Birliği, futbolcu sağlığı konusunda ike kere üst üste toplandı mı ya da seyirci güvenliği konusunda... Ama şimdi devamlı bir toplantı hali var. Bu yasanın tartışma zamanı şimdi değil. Yasa çıkmadan önce incelemeliydik. Madem suça inanmıyorsun, neden yasayı değiştirip suçun karşılığı cezayı azaltmaya çalışıyorsun. Bu süreç Türk futboluna bir tokattır. Kimsenin futbola sahip çıkmadığının göstergesidir."
Feyyaz Uçar
Etiketler:
feyyaz uçar,
futbol
Cumartesi, Nisan 10
Serpil Hamdi Tüzün

Hikayeyi daha doğrusu cümleyi bize aktaran, Tüzün'ün talebelerinden biri olan Feyyaz Uçar'dır:
"Dünyaca ünlü futbol adamlarının bulunduğu bir seminerde, "Futbol iki bölümden oluşur, top rakipteyken ve top takımdayken" denir. Bunun üzerine Serpil Hamdi Tüzün şu ifadeyi kullanır: "Hayır üçe ayrılır, bir de topun kimsede olmadığı zamanlar vardır ki bu oyunun yaklaşık 60 dakikasını kapsar."
Etiketler:
feyyaz uçar,
futbol,
serpil hamdi tüzün
Cumartesi, Mart 20
Sol Ayak

Daha önce David Villa için yazmıştık. Henüz küçük bir futbolcuyken, sağ ayağı kırılıyor. Sağ ayağı alçıdayken, babası ile onun sol ayağını çalışıyorlar. Bugün Avrupa'nın en önemli santrforlarından biri olan David Villa'nın iki ayağını da kullanabilme özelliği buradan geliyormuş.
Hatırlanacağı gibi Kezman da Türkiye'ye ilk geldiğinde "çılgın forvet" olarak lanse edilmiş ve bunun için ortaya atılan delil de sol ayağını geliştirmek için bilerek sağ ayağını kırdığı dedikodusuydu. Bunun gerçek olmadığını öğrendik.
Şimdi aynı konu hakkında, yani sol ayağı geliştirme konusunda, Feyyaz Uçar'ın ne dediğini yazalım:
''Küçükken sol ayağımı geliştirmek için yemeği sol elle yemek dahil kendi kendime formüller üretmiştim. O zamanlar beynin sağ ve sol loblarının bağımsız çalıştığını duymuştum. Ellerim de beyni etkiler belki dedim. Üzerime çok yemek döktüm ama faydasını da gördüm. Sol ayağımla attığım goller sağ ayağımla attıklarımdan az değildir, belki de fazladır."
Etiketler:
feyyaz uçar,
futbol
Salı, Mart 9
1 2 3 Yetmez

Nerede okuduğumu hatırlamıyorum da şöyle bir hikaye vardı. Aklıma geldi, yazıyım dedim:
Beşiktaşlı Metin-Ali-Feyyaz, 1980'lerin sonunda dünyanın bir ucuna tatile gider. Tabi o zaman daha "Türküz'' dendiğinde "Galatasaray/Hasan Şaş/İlhan Mansız" denmiyor. Bir tane Alman ile muhabbet ediyor bizim Metin Ali Feyyaz, dialog şu:
Alman: Nerelisiniz?
MAF: Biz Türk'üz, futbolcuyuz.
Alman: Hadi ya, bizim milli takımının kalecisi Schumacher orada kalecilik yapıyor, gördünüz mü hiç?
Ali: Ben bu sene ona 3 gol attım.
Metin: Ben de 2 gol attım.
Feyyaz: Ben de 2 gol attım.
Etiketler:
ali gültiken,
beşiktaş,
ezeli rekabetler,
feyyaz uçar,
metin tekin,
nostalji
Pazar, Eylül 20
Gol Benim Hatam

- Biz eskiden 5-0 öne geçerdik, sonra pas yapmaya başlardık. Ama Milne bunu bile istemezdi. 10-0 lık Demirspor galibiyeti de öyle geldi. Mesela şimdi ki Beşiktaş'a bakıyorum, sürekli pas yapıyor. Tamam pas yaparsanız da, önce bir 5 tane gol atın sonra pas yaparsınız.
- Fenerbahçe'ye çok güzel bir gol attım. Kalede de Schumacher vardı. O gol ayın golü seçildi. Ödül töreninde Schumacher "gol benim hatam" dedi. Ben de "Schumaceher gol senin hatan değil,benim hatam" dedim.
- Bülent Korkmaz'ın direskelerinden kurtulmak için Kickbox dersleri almaya gittim. Çok ciddiyim. Hamit Hocam vardı, dedim "hocam ne yapacağız?". O da "yapacak birşey yok, kaçıracaksın kafayı" dedi.
Etiketler:
beşiktaş,
feyyaz uçar,
futbol
Salı, Ocak 27
Beşiktaş Duruşu
Son yıllarda dillerden düşmez oldu bu laf. Sağolsunlar her olayda bir duruş şarkısı soyledi bazıları. Her sık tekrarlanan şey gibi bunun da işi boşaldı. Artık bir dalga konusu Beşiktaşlı olmayan bizler için.Oysa eskiden hiç öyle değildi. Eskiden doğruya doğru bir Beşiktaşlı duruşu vardı. Anneden Galatasataylıyım ama baba Beşiktaşlı. Beşiktaş hikayeleri çok dinledim. Şu günlerde çocuklara anlatılan hikayelere tanıklık ettim. Üzerinden 15 sene geçmesine rağmen hala ezbere sayılabilen Recep,Ulvi,Gökhan,Kadir,-Rıza,Mehmet,Şenol,Metin,-Ali,Feyyazkadrosuyla büyüdüm. Belki de onların başarılı olması beni Galatasaraylı yaptı. Bunlar ayrı konular. Ama şöyle bir gerçek vardı o zamanlar; Beşiktaş sevilirdi, en azından nefret edilmezdi.Babam anlatmıştı, daha sonra bir çok yerde okudum. Hikaye bilinir:Beşiktaş'ı Beşiktaş yapan efsane kaptan "Baba" Hakkı Yeten bir maçta seyirciler tarafından ıslıklanır. Beşiktaş tarihinin altın renkli ismine belki de "birkaç kendini bilmez" böyle bir ayıp yapar. Baba'nın tarihinde ilktir belki. Ama baba bakmaz buna. Soyunma odasına gider formasını asar: " Beni buraya taraftar getirdi, onlar istemezse gitmek gerekir." der. Baba Hakkı son maçını oynamıştır. Beşiktaş duruşu onu gerektirmiştir.Gelelim bugüne. Birbirine terlik atan kaptanlardan, futbolunun son deminde Beşiktaş'a gelen ezeli rakiplerde oynamış topçulardan, başarı için herşey mübah anlayışını benimsemiş başkanın transfer ettiği genç futbolculardan böyle birşey beklemek mümkün değil haliyle. Ama işte o duruş hala vuku buluyor bazı yerlerde. Çocukluk kahramanlarımdan biri. Feyyaz Uçar. Metin Tekin'i daha çok severdim, ama Feyyaz da sevilirdi.Futbolu bırakınca aynı şekilde sevdirdi kendini. Aklı başında konuşmalarına çok şahit olduk. Belki teknik adam olmayı seçmese şu an Rıdvan Dilmen'in yanında olurdu. O tarzda bir adam, o yolun yolcusu. Tanju Çolak veya Selçuk Yula ekolünden değil. Zaten o 11den kimse o yolda yürümez.İşte o Feyyaz, teknik adamlık için İzmir yolunu seçti. 1.5 yıldır Altay'ın başındaydı. İlk 6ya kesin diyorduk, belki ilk 2 olurdu diye düşünüyorduk. 3 maçta 6 puan kaybetti. Pazar günü İzmir'de ıslıklandı. " Destek bitti Feyyaz istifa" dendi. O da Beşiktaşlıydı. Tıpkı Baba Hakkı gibi. Çıkardı akreditasyon kartını, koydu kenara. "Taraftarın isteği göz ardı edilemez." dedi. İstifasını verdi. Başkan ve yöneticiler kalmasını istedi. Ama o kararını vermişti. Öyle görmüş, öyle yetişmişti çünkü. Takımdan, kulüpten, görevinden ayrıldı.Aynı günlerde Feyyaz'ı Beşiktaşlı yapan İnönü Stadı'nda, Beşiktaş tribünü birilerine "yeter" diyordu. Ama o birileri Beşiktaş duruşu lafının içini boşaltmaya devam ediyor hala. Onu oraya getirenler birşey yapmıyorsa benim bir yazı yazmam bile çok aslında, ama dayanamadım. Baba hatrı var çünkü.
Etiketler:
beşiktaş,
feyyaz uçar,
futbol
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)