gio dos santos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gio dos santos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Haziran 27

Gio Dos Santos


Dün en çok konuşulan konuydu, Gio'nun ABD'ye attığı muhteşem gol. Gol güzel olunca Gio Dos Santos ve GS birlikteliği yine konuşulmaya başlandı. Niye gönderildi , kalmalı mıydı vs.. Olan olmuş, artık irdelemek yersiz olur. Fakat şu bir gerçek ki; konu ne zaman Gio olursa, o zaman aklımıza Şubat 2010 gelecektir.

Yaşadıklarımız, izlediklerimizden daha önemli, daha ciddi, daha unutulmaz. O gün stadyumda Galatasaray formasıyla izlediğimiz Giovanni Dos Santos'un her hareketi, ABD'ye veya başka takımlara, başka formalarla atacağı her golden daha eşsizdi.

Şubat 2010 aslında önemli bir tarih, o maç da önemli bir maç. Sanırım son kez o maçta şampiyonluk hissiyatı içimizdeydi, şampiyonluk düşüncesi zihnimizdeydi. O günden sonra bir daha stadı lider takım taraftarı olarak terk etmedik.

O maça kadar Dos Santos bekleneni tam olarak verememişti. Maçın başında da bir stadyum geleneği olarak tribünlerden homurdanmalar geliyordu. Fakat takım öyle bir iştahla başladı ki, insanların aşka gelmemesi mümkün değildi. Yoğun bir pres vardı takımda. Kalli dönemini hatırlatan bir iştah. İlk 20 dakikada farklı bir Gio izlemiştik, artık homurdanmalar alkışa bırakmıştı yerini. Yukarıdaki videoda gördüğümüz gibi; 27.dakikada Gio'nun yaptığı pres belki de onun Galatasaraylılar için kırılma dakikası olmuştu.

Uzaktan çektiği şutun gol olmamasına herkes üzülmüştü, herkes Gio'nun gol atmasını istiyordu. Zaten bu GS-GioSantos birlikteliğinin kısa sürmesinin nedenlerinden biri de sezon sonuna kadar gelmeyen o goldü.

İlk yarının sonlarında Gio bir iki kez daha esmişti, bu da devre arasında Kapalı koridorlarında "ulan çocuk kendini buldu" denilmesine neden olmuştu.

İkinci yarı olay çığrından çıktı. Santos müthişti. Maç 1-1 olunca tüm işleri o yapıyordu. Kaçırdığı her gole 2 kere üzülüyorduk. Onun bir gol atması, herşeyi değiştirirdi. Keita'nın muhteşem golünden önce kaçırdığı golü, Keita'nın golüne tercih edecek çok kişi vardır.

Fazla anlatmaya gerek yok o günü. Bazı futbolcularla (aslında çoğuyla), stadyumda ilişki kurarsınız. Tribün tepkisi, oyuncu reaksiyonu... Rıdvan Dilmen NTV Spor stüdyosunda anlayamaz bunu.
1.5 sene önce o akşam Ali Sami Yen Stadı'nda olup da Dos Santos'u sevmeyen, beğenmeyen yoktur. Galatasaray futbol takımının belki de son heyecanlı, güzel günüydü o gün. Başrolde de Gio Santos vardı.

Cumartesi, Haziran 5

Havalimanı


Gio Dos Santos kardeşim bundan 5 ay önce İstanbul'a ayak bastığında ben de oradaydım. Twitter'da diğer blogger arkadaşlarla çok muhabbetini yaptık. Gelişine karşıydım (öncelikli ihtiyacımız değildi) ama geldikten sonra çok sevdim. 5 ay içinde onun futbolundan etkilendim, zaten kötü futbolcu olmadığını biliyorduk fakat sevimli suratıyla, yaş olarak ufak olmasıyla bir kardeş gibi sevdik. O 5 ayı nasıl geçirdiğini, hakkında ne düşündüğümü blogdaki maç yazılarından bulabiliriz. Fazla ayrıntıya girmeyelim.

Şimdi ise nedenini bilmediğimiz bir şekilde takımda kalması için çaba sarfedilmediğini görüyoruz. Etkili olamadığını söyleyenler var. Türkiye'de onun kadar yetenekli çok çocuk var ama şans verilmiyor diyenler var.

Şimdi o yetenekli çocuklar yaz döneminde Pes 2010 atıyor evlerinde. Gio ise yine bir havalimanında. Bu sefer kalabalık yok. Kendisi Dünya Kupası'nda oynayacak. İyi oynar mı bilemem. Ama isteğim şudur: Gio kardeşimiz çok güzel top oynasın, gol atsın, goller attırsın, fiyatı tavan yapsın ve biz alamayalım. Kaçan fırsata biz şu an nasıl üzülüyorsak, bu fırsatı kaçırtanlar da üzülsün, kafalarını duvarlara vursun.

Go Gio Go!!!

Perşembe, Şubat 4

Hangisi Daha Korkunç

1 hafta önce 1000 kişinin arasında kalmak mı?

1 hafta sonra Erhan, Yalçın, Şenol, Batak, Sedat Ağçay arasında kalmak mı?

Çarşamba, Ocak 27

Kesişen Yollar


Gio Dos Santos hayırlı olsun öncelikle. Olsun ama bizim bu transfere sevinmemizi engelleyen herkese de şimdiden yazıklar olsun. Testiyi kırmadan diyelim. Yoksa Batistuta ve Baggio'nun gidişinden sonra kulübü basan Fiorentina taraftarından farkımız kalmaz. Elimiz boş, gözümüz yaşlı.

Bu ara çok konuşuluyor bu kesişen yollar. Galatasaray'ın yabancıları daha önce aynı takımda oynadı, geldiler Galatasaray'da buluştular. Bunlar beni çok heyecanlandırmıyor açıkçası. Beni asıl heyecanlandıran bir noktada tesadüfen buluşan insanların yıllar sonra başka bir yerde buluşması.

Giovanni Dos Santos ile Frank Rijkaard buluşmasından daha çok Giovanni Dos Santos/Abdullah Avcı buluşması daha dikkat çekici benim için. Geride kalan 5 senede neler yaşadıklarını gözden geçirmek açısından önemli.

Abdullah Avcı diyorum, çünkü 2005 yılında düzenlenen U-17 turnuvasında, milli takımımız tarihibir başarı elde ederken başında Abdullah Avcı vardı. O turnuvanın yıldızlarından biri Gio Dos Santos olmuştu.

1989 doğumlu Gio. Galatasaray'ın son yıllardaki en genç yabancısı olabilir mi? Veya İstanbul'a gelen. Alışık olmadığımız bir hamle. 20 yaşındaki bir futbolcuyu, dünya çapında tanınan bir futbolcuyu transfer etmek.

Dos Santos, 2005'te 16 yaşındaydı. Meksika takımı ilk defa o sene U-17'de şampiyon oldu. Finale çıktıkları gün Frank Rijkaard'ın memleketi Hollanda'yı yenmişlerdi. Aynı gün İstanbul'da ne yaşandı ona bakalım.

Galatasaray'ın son 10 yılı anlatılırken bugünü es geçmek olmaz. Galatasaray, 1-0 yenildiği ilk maçın rövanşında Tromso ile karşılaşıyor. Ali Sami Yen seneler sonra bir Avrupa Kupası maçına ev sahipliği yapıyor.

Bir alttaki postta hatırlattı. Hagi 2005 yılında şampiyonluk maçında Hakan'ı çıkartıp Cafercan'ı alıyordu. Bütün Türkiye şok oluyordu. Yıllardır yapılmamıştı bu değişiklik. Sonuçta Hagi kalmadı, yerine Eric Gerets geldi. Eric Gerets'ı de kısa bir cümleyle analım. Nerdeyse gittiği her ülkede şampiyonluk yaşayan Gerets, bu hafta sonu Suudi Arabistan'da şampiyon oldu. Galatasaray tarihinin en hakedilmiş ve en mucizevi şampiyonluğu (gs dergisi-Atahan Altınordu cümlesi) bu Tromso maçından 7.5 ay sonra yaşanacaktı.

İşte o Gerets, Tromso maçında Hakan'ı oyundan almak bir yana, Hakan'ı yedek başlatıyordu. Hakan kimin yerine girdi diye soranlara yardımcı olalım: Volkan Aslan. Şu an Orduspor'da forma giyen, oynadığı bir Fenerbahçe maçı sayesinde pitbull lakabı alan ve bir daha gözükmeyen Volkan Aslan.

Bu Tromso maçını hatırlatma nedenim Galatasaray'ın kadrosu. Bastonlu Ergün, sağ bek Cihan, sol bek Orhan. Şu an Kewell mı gidecek Nonda mı diye kara kara düşünen Galatasaray taraftarı, Heinz, Saidoo gibi yabancılara bel bağlamıştı.

Galatasaray tarihinin en zor gecelerinden biri. O esnada Meksika finale çıkıyor işte. Ve tabi bizim çocuklar, belki de son 10 yılın en unutulmaz maçını oynuyor ve kaybediyor. Florya çocukları ağırlıkta. Erkan Ferin, Harun Karadaş, Özgürcan. Hiçbiri Galatasaray'a yar olamıyor. Bir tanesi hariç. O da yaklaşık 3 ay önce giydi parçalıyı ilk defa. Caner Erkin, turnuvada milli takımızın en golcü ismi oldu. 8 numaralı formayı giyiyordu. Aynı turnuvanın bir başka 8 numarası Gio Dos Santos ile şimdi aynı takımda. Hatta aynı mevkide.

Bokunu çıkarmaya devam edelim mi? Giovanni Dos Santos, Barcelona ile ilk maçına 2 Eylül 2007'de çıktı. Onu oyuna alan Rijkaard. Yerine girdiği isim Henry. 2000 yılında Arif Erdem'in "oğlum sen rahatsız mısın" dediği Henry. Aynı gün bu sefer Manisa'dayız. Galatasaray, Manisaspor ile 2-2 berabere kalıyor. Karşımıza yine Hakan Şükür çıkıyor, rekor kırıyor attığı golle. O gün Manisaspor'da forma giyen Ufuk Ceylan ve Hakan Balta bugün Gio'nun yeni takım arkadaşları olacak.

Peki Gio'nun Barcelona'daki son maçı? Aynı zamanda Rijkaard'ın da son maçı. Real Murcia'ya karşı. 5-3 yeniyor Barcelona, 3 gol Gio'dan. Tarih? 17 Mayıs.

2000 değil ama 2008.. Biraz özele girelim, aynı gün ben Tekirdağ'daki kışladan elimde terhis belgemle çıkıyorum. 1 hafta önce Hakan Balta ve (yine karşımızda) Hakan Şükür'ün golleriyle şampiyon oluruz. O günlerin en sevilen ismi bu Nonda ise, Gio'nun Galatasaray'a transferinden 3 gün önce Sami Yen'de ıslıklanıyor.

Gio Tottenham'a gidiyor. Geçen senenin mart ayında Ipswich Town'a kiralanıyor. Ipswich takımının formasını ilk giydiği gün 14 Mart. Bir gün sonra Galatasaray, Trabzon deplasmanında. Tarihe Lincoln vakası olarak geçiyor. Lincoln, deplasmanda oynanan Hamburg maçında oyundan alınırken asabileşiyor, Trabzon'da yedek oturuyor. 3 gün sonra ise Sami Yen'de ıslıklandı Lincoln. Büyük ihtimalle Gio yarın havalimanında kalabalık bir karşılamaya tanık olacak. O karşılamaların en büyüğü Lincoln için olmuş, aynı Lincoln ıslıklarla oyundan alındı.

Gio'nun Ipswich formasını ilk defa giydiği günün önceki 3, sonrakı 3 günü Galatasaray tarihinin Tromso ile beraber en büyük hüsranının yaşandığı haftadır. İsteyen blogda o gün yazılanları okuyabilir. Ama kesişen yollar bağlamında hatırlatalım.

Teknik Direktör Bülent Korkmaz, Florya'da kulübede Hakan Ünsal, gazetlerde-ekranlarda (yine karşımızda) Hakan Şükür, ikinci kaptanlığı kabul etmeyen Arda Turan ve Gio gibi bir Brezilyalı olan Lincoln. Gio Meksikalı diyen olabilir ama babası Brezilyalı'dır.

Ve Gio'nun bu konuda çok dikkatli olması lazım. Keza bu yazıdan sıkça anlaşıldığı gibi karşısına sürekli Hakan Şükür çıkacaktır. Hakan yüzde 90 "bu Brezilyalılar çete kuruyor" diyecektir, Gio " ben Meksikalıyım, babam Brezilyalı "derse ona büyük ihtimalle "babanı da sevmezdim sütoğlan" denilecektir.

Yine o hafta ile bitirelim. Kewell öyle 1 ay geçirdi ki Galatasaray'da eğer efsane olduysa o hafta olmuştur. Önce oyuna girip Bordeux maçında efsane bir gol atmış, sonra Hamburg maçlarında stoper oynamıştı. Gio'nun Ipswich günlerine başladığı zamanlar. Ve işte şimdi Gio gelince Kewell gidebilir. Ipswich'te forma giymeye başlayan Gio ile Hamburg'da stoper oynayan Kewell. Ve tabi 2005'in 8 numarası Caner Erkin'den formayı kapmak için. Ona Barcelona formasını ilk defa veren Rijkaard verecek bu kararı. Devamlılığı ise Tromso'ya, Manisaspor'a Oftaş'a gol atan Hakan Şükür sağlayacak, kızmazsa, kırgın olmazsa.