hleb etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hleb etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Ocak 8

Avrupai Konya



Konyaspor ile sözleşme imzalayan Hleb, ilk açıklamasında "Konya'yı tipik bir Türk şehri olduğu için değil Avrupa şehrine benzediği için tercih ettim" mealinde bir cümle kullanınca Türkiye'de olay oldu. Hem bugüne kadar yaşadığı dar çevrenin bir adım bile dışına çıkmayı tercih etmemiş hem de önyargılarını "zeka pırıltısı" olarak sunmayı alışkanlık haline getirmiş bünyeler, anında bu açıklamayla dalga geçmeye başladılar.

Onların zhinlerinde; Avrupa şehirleri, Batı'nın özgürlüğü ve uçlarda yaşamasının merkeziyken, Konya, dindar insanların yasakçı ve baskıcı zihniyeti yüzünden geri kalmış bir Anadolu bozkırı... Onlar için bu ikisinin birbirine benzeme ihtimali bile yok.

Konya'yı her seçim gecesi aynı siyasi eğilime oy veren bir şehir olarak gördüğünüz için veya Konya'da okuyan arkadaşlarınız "Abi böyle bir şehir olamaz, içki satılmıyor" dediği için, Erasmus ve Interrail sayesinde cinsel deneyimlerinin ve uyuşturucunun dibine vuran arkadaşlarınızın anlattığı Avrupa algısı aynı cümlede buluşamaz.

Fakat öyle değil işte. Konya, coğrafi koşullarının avantajını da kullanarak harika bir planlamaya sahip olan bir şehirdir. Geniş yollar, temiz sokaklar, sessizlik, düzen, konfor... İstanbul'da 2013'te sevinçle karşılanan metro, orada 1993'ten beri var. Buna rağmen halk bisikletle gezmeyi tercih ediyor. Bu açıdan Amsterdam gibi şehir ama tabi esrar yok; üzgünüz bu nedenle Avrupa şehri gibi olamaz...

 Dünyanın bir çok yerinde "Örnek belediye" olarak gösterilmiş (Bunu ben yeni öğrendim) bu şehir aslında işine sadık bir futbolcu için bulunmaz bir ortam yaratıyor... Bu açıdan 33 yaşındaki evli Hleb'i anlamak çok mümkün. Konya'nın özellikle Avrupa'nın küçük şehirlerine benzeme ihtimali çok yüksek. Eğer Hleb Konya'dan önce İstanbul'u gördüyse, Türk şehirleri algısı da İstanbul sayesinde şekillendiyse, trafiği, kaosu, karmaşayı yaşadıysa, Konya'yı beğenmesine şaşırmak büyük saçmalık haline geliyor.

Konya'nın sosyal yaşamında bazı sorunlar olabilir. Türkiye'nin toplumsal hayatında da bir çok mesele var. Bunlar tartışılır. Ama anlıyoruz ki, çoğu çözüme ulaşamaz. Bu örnekte de olduğu gibi herkesin kafasında bir ön yargı var. Ona göre hareket ediyor, düşünceleri o kalıbın dışına çıkmıyor. Karşı tarafın yaptığı iyi şeyler görmezden geliniyor, hatta bilinmiyor. Etiket yapıştırılmış bir kere. El oğlu söyleyince de "kafayı bulmuş herhalde ehehe" deniyor. O el oğlu senin hayatın boyunca görmediğin şehirde şu an, ve bir müddet orada yaşayacak. Sen hala Avrupa'ya nasıl kapağı atarım diye düşün...

"Adamlar belediyecilikten anlıyor" önermesini yine hatırlatmak lazım herhalde ama bu sefer de İzi kızar kesin. "Yerel seçimler öncesi nasıl böyle bir şey yazarsın, onları övmemen lazım" diyecektir. Neyse işte bu iş böyle, Hleb Konya'da ne yaşar, Konyaspor'a ne katar bilmiyorum ama Türk insanının kafa yapısının -hangi kesimden olursa olsun- ne kadar bağnaz ve dışa kapalı olduğunu ilk günden hatırlatmış oldu. 

"Abi ama orada Ramazan'da lokantalar...."