villareal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
villareal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çarşamba, Nisan 27
Yarı Final
Etiketler:
avrupa futbolu,
avrupa kupaları,
ispanya,
villareal
Salı, Mart 15
Yedeği Daha İyiydi
Fernandao, Süper Lig kariyerinde ilk kez penaltı kaçırdı. Bu onun için oldukça önemli. Çünkü onu Fenerbahçe'ye taşıyan, attığı penaltılar oldu!
Kesinlikle kötü bir forvet değil. Faydalı, golünü de atan, iyi bir oyuncu. Bursaspor için iyi. Fenerbahçe için? Aslında böyle bir sezonda bunu tartışmak da yersiz. İki santrforla mücadele eden bir takımdan bahsediyoruz. Fernandao ise Van Persie ile rekabet halinde. Ne desek ayıp olur. Saygı duymak lazım çabasına. Fakat en başa dönmek lazım. 28 yaşında Fenerbahçe'ye transfer olan bu Brezilyalı neden bu kadar gözde oldu.
Ülke futbolunda her şey haberlerle, fısıltılarla yürüyor, büyüyor. Sol açık Tarık Çamdal'ın bir anda aranan sağ bek olmasının nedeni de buydu. Fernandao, Bursaspor'da gol attıkça değeri arttı. Zaten normali de buydu. Fakat 'süper forvet' attığı gollerin bir kısmını penaltıdan kaydetmişti. İlk penaltısını kaçırınca akla o günler geldi. Yazının başında Bakambu fotoğrafı olmasının da sebebi bu.
Fernandao 22 golle gol kralı olurken, gollerin 6'sını penaltıdan kaydetmişti. 22 gol onu göz önüne çıkardı, 6 gol dikkate alınmadı. Bakambu ise 'yedek forvet' gibi kaldı. Türkiye'de dikkate alınmadı. Fernandao, 2840 dakikada 22 gol kaydetti. Penaltıları çıkarınca 16'ya düştü. Bakambu penaltısız 13 gol attı. 1844 dakika oynadı. Üstelik kupa maçlarında Fernandao'dan üç gol fazla atarak sezon genelinde o açığı da kapamış oldu.
Fakat Fernandao, Galatasaray ile Fenerbahçe arasında ufak çaplı bir savaşa neden olurken, manşetlerden düşmezken, Bakambu sessiz sedasız Villarreal'a gitti. Sessiz sedasız ama 7.5 milyona gitti, Fernandao ise 5 milyon.
Bu yazının ana fikri 'Penaltı kaçıran Fernandao'nun yetersizliği' değil. Fakat, onun değerinin yükselmesine neden olan penaltılardan biri kaçarken Bakambu La Liga'da esmeye devam ediyordu. İlginç bir tesadüf oldu. Leverkusen'e iki gol attı, döndü Sevilla deplasmanında da iki tane attı. La Liga'daki ilk sezonunda gol sayısı 10'a yükseldi. Tüm sezon resmi maçlarda 17... Oyuna bakışın, daha doğrusu Anadolu'ya bakışın sadece rakamlar üzerinde kalmasının sonucu.
Çarşamba, Ocak 28
Any Given Sunday
"Pazar, benim için haftanın en güzel günüydü. Sahaya çıkar ve en sevdiğim şeyi yapardım. Futbolu tıpkı küçük kızların oyuncak bebeklerini sevdiği gibi seviyorum. Sahip olabileceğim en iyi oyuncağım futboldu. Ama artık bir taraftar olacağım."
Riquelme de bıraktı. Eskilerden kim kaldı diyeceğim de Riquelme zaten bizim yaşayarak gördüğümüz kahramanlarımız arasında en eskisi değildi. Raul'dan, Del Piero'dan, Totti'den sonra çıktı. En azından Avrupa'ya gelişi çok sonraydı. Bizim lise çağlarımıza denk gelmişti. Çok da eski değil yani ve bu daha da kötü...
Gerçi ben genel anlamda da Riquelme hayranı olamadım. Barcelona'da tutunamadı, sonra Villarreal ile bizi elediler. Bir de Boca'nın tarihin en iyi oyuncusu anketinde Maradona'yı geçmişti. İnternet ile büyüyen yeni kuşak beni şok etmiş ve bunun bendeki geri dönüşü Riquelme antipatisi olmuştu.
Fakat yaşlandıktan sonra onu da sevmeye başladım. Zidane ve Cantona'da da böyle olmuştu. 36 yaşına geldiğine inanmak çok zor, fakat öyle işte. Bizim yaşıtlarımız henüz olmasa da, üst sınıflardaki abilerimizin yaşıtları artık futbolu bırakıyor. Sıra bizimkilere geliyor. Korkutucu.
Riquelme'yi 30'undan sonra niye sevmeye başladım; çünkü futbolu sevdiğini farkettim. Yukarıdaki cümleleri gibi... Sahada bunu hissettiriyordu. Güney Amerikalı topçularda daha yaygın bu durum. Amatör ruhu biraz daha koruyorlar. Sevdikleri içi yaptıklarını fark ediyorlar. Oradan kazandıkları parayla ailelerini geçindirdiklerini biliyorlar, belki de minnet duyuyorlar o futbol topuna. .Avrupalı daha profesyonel bakıyor, yaptığı işi metalaştırıyor, kurduğu bağ daha akli dengelerden besleniyor. Türk topçusunda ise ikisi de olamıyor. İş ahlakı da yok, sevgi de.. O nedenle bizim coğrafyamızdan bakınca Riquelme gibi adamlar nadir görüldüğü için sempatimizi kazanıyor.
Sanırım şimdi değil ama 1-2 sene sonra futbolu bırakan her futbolcu için buraya yazı döşeyeceğiz. Hepsi bize acımasız gerçeği hatırlatıyor. Rahatsız edici. Dünya değişiyor, biz ayak uyduramıyoruz. Zaten, pazar günleri de artık eskisi kadar güzel değil.
Etiketler:
arjantin,
avrupa futbolu,
boca juniors,
güney afrika,
ispanya,
roman riquelme,
villareal
Salı, Ocak 10
Tiki Taka
Haftanın gündemi bu oldu. Villarreal-Valencia maçında, Villarrealli futbolcuların tiki takası. Görsel olarak muhteşem. Kısa ve tek paslar. Hızlı hareketler. Gerçekten ayrı bir meziyet. Bunu inkar edemeyiz. Ama yeterli mi?
Çok fazla teknik-taktik yazmak istemiyorum. Ama bu topa girilir. En azından bu videonun blogda yer almasını istedim. Altına da iki üç cümle yazarsam yeter.
Tiki taka yapmak güzeldir, İzleyene zevk verir. Hoştur. En iyi savunma topu ayakta tutabilmektir falan filan. Ama yaratıcı oyuncunuz yoksa bu pek yeterli olmuyor. Yaratıcı oyuncu olmayınca, en sonunda topu alan futbolcu; alıp giden futbolcu değilse, Valencia'nın gözden kaçan ama muhteşem olan alan savunmasına çözüm üretemiyorsun.
Top en sonunda, 17 saniye sonunda sağ beke gidiyor. Bekler modern futbolun en önemli silahı, küçümsemiyorum. Ama tiki taka yaptığın bir atağı sağ bek bitiriyorsa o zaman sıkıntı vardır. Bu arada yaratıcı futbolcu, daha doğrusu oyunda farklılık yaratacak oyuncu olmak için illa 10 numara olmak da gerekmiyor. Mesela Hakan Ünsal zamanında attığı ters toplarla önemli işler yapardı. Real Madrid'de Süper Kupa finalinde atılan altın gol (başı döndü Real Madrid'in), bekler arasında gidip gelen top sayesinde oluşmuştu.
Burada Villarreal oyuncuları topu 17 saniyede sağ beke yolluyor. Eğer sol taraftaki bek, ters top atabilmeyi öngörse, top 2 saniyede oraya gidecekti. Savunmanın dengesi bozulacaktı. (Gerçi duran topla başlayan bir atak var, savunma daha dertli toplu). Kısa paslar iyi hoş ama savunma hazır. O paslar da eriyip gidiyor.
Youtube sağolsun, bu tarz pozisyonları dünyanın hangi stadında yaşanmış olursa olsun artık izleyebiliyoruz, görebiliyoruz. Eğer bu pozisyon 20 sene önce olsaydı, sadece stadyumda izleyen adam hatırlardı. Çünkü pozisyonu sağ bek bitirdi ve golle bitiremedi.
20 sene önce yaşanmış bir pozisyonu ancak gol olduysa görebiliriz. Gol olması için de her zaman tiki taka gerekmiyor.
Tekrar yazalım; Valencia'nın savunması çok iyi.
Not: Maç 2-2 bitiyor.
Cuma, Nisan 29
Denizaltı Bombacısı Falcao

- Falcao'yu beğenmeyenler vardı, hala var.
- Bence Hulk'tan daha iyi. En azından Hulk'tan daha çok seviyorum.
- Kolombiya ve Güney Amerika candır.
- Kolombiya demişken, Guarin'i unutmamak lazım.
- Villareal'in bu şekilde dağılması kötü oldu, 2-1'de tutsalar avantaj olurdu.
- Porto'yu bu sene yenebilen 2 takım var; Nacional M. ve Sevilla. Toplam oynadıkları maç sayısı:50
- Cazorla onu atsa..
- Mubarek Wakaso
- Geçen turlarda sanırım Braga maçında duymuştum, dün de Dragao'da söylendi: Horto Magiko
- Rövanş gününde tercihimiz; Braga-Benfica maçı olur.
- Guarin'in golü mahallede 8 sayılır. Kafa+bacak arası
-
Etiketler:
avrupa futbolu,
avrupa kupaları,
ispanya,
portekiz,
porto,
villareal
Çarşamba, Şubat 17
İspanya'daki Son Maç

2003-04 sezonunun şubat ayı. Tam 6 sene sonra yine İspanya. Rakip o zaman Villareal, şimdi A.Madrid. İki takımın kadrosu:
Villarreal: josé manuel reina; juliano haus belletti, quique [enrique] álvarez, fabricio coloccini, rodolfo martín arruabarrena (javi venta [javier rodríguez venta] 45+); josico [josé joaquín moreno], sebastián alejandro battaglia, roger garcía (josé mari [josé maría romero] 65’), juan román riquelme; víctor manuel fernández (pedro martí 75’), "sonny" anderson [anderson da silva]
teknik direktör: paquito [francisco garcía]
Galatasaray: faryd aly mondragón; césar luis prates, orhan ak, ömer erdoğan, ergün penbe (hasan gökhan şaş 75’); suat usta, murat erdoğan (sabri sarıoğlu 46’), ovidiu petre, joão batista casemiro; ümit karan (necati ateş 75’), hakan şükür
teknik direktör: fatih terim
Kasaba takımına(!) 3-0 yenildik. Orhan Ak-Ömer Erdoğan tandemi, Suat Usta var mesela, Murat Erdoğan, Petre, Batista orta sahası. Ve tabi ki Sarbi. Yarın için aradığımız sağlam bir Sabri.
Etiketler:
a.madrid,
avrupa kupaları,
Galatasaray,
nostalji,
villareal
Salı, Nisan 7
Nerden Nereye
Lise sondayız. Sınıfta ben yokum anlattılar sonra. Artık mezun olmaya sayılı günler kalmış. Sınıfta sessizlik hakim. Herkes test çözüyor. O esnada derste olan Fizik hocamız iç geçiriyor:Bugün Villareal ile Arsenal ile karşılaşacak. El Madrigal'de. Robert Pires için tam "nereden nereye" maçı. Yine bir nisan ayında oynanan bir Villareal-Arsenal maçı vardı.Maç 1-0'ın rövanşında 0-0 bitmişti. El Madrigal'de Riquelme penaltıyı kaçırınca Şampiyonlar Ligi tarihi baştan yazıldı. Pires ve Arsenal o stadyumdan Şampiyonlar Ligi Finali'ne yürüdü. Şimdi yine bir nisan ayı. Yine Arsenal geliyor El Madrigal'e. Pires bu sefer "yellow submarine". Rakibini bekliyor. Eski dostunu bekliyor. Nerden, nereye....

Etiketler:
arsenal,
avrupa kupaları,
robert pires,
villareal
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


