Salı, Mayıs 8

O Şimdi Mahkum



Bandırma'ya giderken izlediğim filmi Bursa'ya gitmeden önce yazıyorum.

Yolda izlenebilecek bir film. Bazıları ne kadar cool. Bu filmi beğenmeyenler varmış. Tamam herkes beğenecek diye bir şey yok da, ulan bazı filmler eğlencelik işte. Otur, izle, gül, unut.

Levent Kazak'ın yaptığı işleri beğeniyorum. Oyuncu kadrosu fena değildi. Erkan Can ile Zafer Algöz'ü beğenmeyen yoktur herhalde. Burhan Öcal da fena değildi. Şimdi Asker'deki karakterlerin çakışması güzel, filmin sonunda For Real için "güzel şarkı ama biz kazandık" göndermesi hoştu.

Güzeldi yani. Biraz rahat olmak lazım.


Pazartesi, Mayıs 7

Gerçek Final




Şampiyon olmayı beklediğin, en azından hayalini kurduğun bir günün akşamını PFDK kararlarıyla kapatıyorsun..

3 Temmuz'dan beri yaşanan Süper Lig'in özeti. "Şampiyonluk haftaya kaldı, gördün mü PFDK'nın kararlarını."


Haftaya dananın kuyruğu kopuyor. Dananın kuyruğu deyimini ilk olarak 1992-93 sezonunda sondan bir önceki hafta oynanan Galatasaray-Beşiktaş maçı için yapılan Milliyet haberinde görmüştüm. Falco penaltıyı kaçırmasa veya maçın hakemi (Ahmet Çakar olabilir) düdükten önce ceza sahasına giren Gökhan'ı görebilse dananın kuyruğu o hafta kopacaktı ama son haftaya kaldı. O maç 1-1 bitti, dananın kuyruğu kopmadı. Bu sefer kopacak. Kuyruk da kopacak, fırtınalar da kopacak, kalpler de kopacak. 

Böyle bir sezona böyle bir final yakışırdı. Deplasmanda olmanın dezavantajını, beraberliği alarak karşılamaya çalışacağız. 34 + 6 haftalık maraton, pazar günü son bulacak. Şampiyon belli olacak, telafisi yok. Herşey ortada, herşey sahada.

Kirlenen herşeye rağmen, yapılan onca konuşmaya, yüzlerce polemiğe rağmen, kurulan onca senaryoya rağmen bak ne oldu? Galatasaray ile Fenerbahçe final oynuyor. 2011-12 sezonunun şampiyonu tek bir maçla belli olacak.

Başkanı içeride, futbolcularını kaybetmiş bir takım, karşısında baştan aşağı yenilenen, 1 sezon önce çöken ezeli rakibi. Herkes kendine göre haklı, herkes karşısındakini suçluyor.

Sezonun başladığı Eylül gününden bugünü görmek imkansız gibiydi. Fakat bu sezona öyle anlamlar yüklendi ki, ister istemez bu iki camia şampiyonluğa çok büyük önem vermeye başladı. Sonunda Mayıs ayında bu noktaya gelindi. Bu şampiyonluk kimseyi sevindirmeyecek, kimseyi mutlu etmeyecek, hep bir burukluk veya soru işareti olacak. Ama kazanan, gerçek bir meydan okumayı kazanacak. Üstelik böyle bir final sonunda.

90 dakika boyunca. Sonraki hafta yok, puan hesaplaması yok, PFDK kararı yok, sarı kart cezası yok, hesap yok, kitap yok (Galatasaray taraftarı da yok). Sadece 90 dakika var. Leş gibi kokmuş, suyu çıkmış bir sezonun en romantik savaşı olacak belki de. Sadece futbolcular olacak. Sadece futbol topu olacak. Çok ironik işte. 3 Temmuz'dan beri kulüpler açıklamalar yayınladı, avukatlar konuştu, davalar yapıldı, cezalar verildi, Kulüpler Birliği defalarca toplandı, federasyon başkanları değişti. 

Ve ne oldu? Galatasaray ile Fenerbahçe son topa kaldı. Cumartesi günü saat 21.00 gibi Türkiye'de futbol bitiyor. Böyle bir finale yakışan da buydu. Jubileyi Galatasaray ile Fenerbahçe yapacak. Kazanan son noktayı koyma onuruna erişecek. Kupa değil, bu Onur'u kazanma savaşı aslından bütün her şey. Birçok şeyden daha önemli. Maya takvimi halt etmiş, hayatı futbol ve taraftarlık üzerine kurmuşlar için kıyamet denilen şey olarak tam bu. Ve belki de gerçek kıyamet bile bu kadar epik bir sahneye sahip olamayacak.



Arena'da Baroni Attı



- Maç 45 artı da bitti.

- İki maç vardı. Başlama düdüğüyle Almeida arasındaki....

- Almeida ile Baroni arasındaki...

- Beşiktaş 2 gol atarak, Süper Final'de unutamayacağı bir başarı elde etti. En azından o taraftaki hava öyle.

- Necati yerine Baros tercihi sevindirdi.

- Bir de Emre Çolak yerine Aydın tercihi olsa...

- Beşiktaş neden bu kara çok sarı kart görüyor?

- Melo, 4 Beşiktaş maçı 3 gol. Korkmayın, seneye olmayabilir.

- Elmander be hadi ya.

- Arena çilesi de bitti.

- Yazacak şeyler bu kadar, kısa, akıllar Cumartesi gününde.

Pazar, Mayıs 6

Çanlar Kimin İçin Çalıyor?



Böyle klasikleri bu yaşta okuduğum için lisedeki öğretmenlerimi hep kötü anıyorum. Çok geride bıraktılar bizi. Çalıkuşu ile senelerce oyaladılar.

Böyle kitapları seviyorum. Kitabı okumaya ilk başladığım zamanlarda bazı arkadaşlarım "sıkılabilirsin" dedi. Aslında haklılar, sayfalarca yazılmış bir kitap, sadece 3.5 günü anlatıyor. Ama ben seviyorum bu tarzı. Sinemada da hoşuma gider. Kısa süre içinde değişen karakterler, göründükleri ilk anlardaki gibi olmayan karakterler, o karakterlerin içe yönelişleri, kaygıları, çelişkilier. Güzel şeyler bunları okumak.

Amerika'da öğretmenlik yaparken İspanya iç savaşına katılıp, güvenilmeyecek bir gerillaya el açmak zorunda kalan, bir de bir kıza aşık olan adam. 3.5 gün. Yine bazı yan karakterlerin delikanlı tavırları, baş karakterin önüne geçti benim için. "En iyi 2.adamlar" benim adamlarım.

Bunun filmi de var, şarkısı da var, şiiri de var. Öyle bir şey yani.


Cumartesi, Mayıs 5

Chelsea'den Sezon Siftahı



- FA Cup'ın da Premier Lig'den bir farkı yokmuş.

- Son 35 dakika biraz daha heyecanlıydı.

- Bu senenin yıldızlarından biri kesinlikle Ramires. Durmuyor.

- Ramires'i oynatıyor diye Dunga'ya laf atılıyordu.

- Roberto Di Matteo, haziran-temmuz aylarında çıkacak dergilerin yazı konusu. Seneye kalmazsa, yazıklar olsun.

- 90.000 kişi izlemiş maçı.

- Meireles hipster

- Maç öncesi şov Türkiye'dekilieri aratmadı.

- Münih öncesi Wembley idmanı.

- Bellamy hangi ara Liverpool'a gidip geliyor. Bir prodesürü var mı?

- Liverpool gibi vasat bir takımın final oynaması büyük başarı.

- Zaten ülke kupaları bu tarz takımların final oynaması, adını duyurması için önemli.

- Liverpool çamur topçu oynatmayan, etik kulüp.

- Andy Caroll, atamadığı gole sevineceğine gidip o topa bir daha vursa, maçı uzatırdı, kahraman olurdu.

- Cech'ten Taffarel kurtarışı.

- Kupa töreninde merdivenden çıkarken, her topçuyla (rakip dahil) el sıkışıp memnun olan dallama...

- Villas Boas?

- Kupa beyi Terry&Lampard

Kapatıyoruz Gibi



Fena geriliyorum, stres oluyorum. Son 3 haftada maç zamanları dünyadan kopuyorum, telefonları kapatıyorum.

Farkındayım, abartıyorum. Neden bu kadar gerildiğimi soranlar oluyor. Bazıları anladıkları için sormuyor. Daha doğrusu onlar da anlamıyor, ben de anlamıyorum.

Son 3 haftada, tartıştığım, gerginlik yaşadığım insan sayısı elliyi bulmuştur. Aralarında Galatasaray-Fenerbahçe muhabbeti olmayan da var. Fakat sonuçta sinir sitemimizi tetikliyor. Bazı şeyleri, 1 ay önceki gibi alttan alamıyoruz. İspanya'daki Fenerbahçeli arkadaşım 2 sene sonra telefon açıyor. Onlar tabi orada daha rahat. İstanbul kaynıyor. 

Oysa ne şampiyonluklar, ne sezonlar yaşadık. Bu sezon, belki de en kötüsü, en sıkıcısı, en zevksizi ama nedense en önemlisi gibi. Bu pazar veya haftaya pazar şampiyon olursak, pazartesi günü o kadar  da sevinmeyeceğim mesela. Bu gerginliğin karşılığı olacak bir sevinme olacak. Çok büyük bir rahatlama olacak o kesin ama 2006'da sevindiğim gibi hiç olmayacağım mesela. 2008 olmayacak. Fakat şampiyon olamazsak yıkım mı olur dünyanın sonu mu bilmiyorum...

Bu sezonun ilginç bir özelliği var. Sanki son sezonmuş gibi hissediyorum. Bu sezon biri şampiyon olacak ve 50 küsür senelik Türkiye Ligi'nin son şampiyonu olacak. Defteri kapatacak, tavlayı rakibinin koltuk altına sokuşturacak. Sezon bitecek ve pazartesi günü Süper Lig diye bir şey kalmayacak sanki.  Kapatıyoruz diyeceğiz. Bir daha kimse uğramayacak Seneler sonra merak edip bakan biri "Son Şampiyon X" yazısını görecek. O yazıyı yazdırabilmek için bütün bu koşuşturmaca. Yani, sadece tarihe bir kupa daha kazandırmak değil mesele, tarihi sonlandırmak. 

Maya takviminden daha çok ağzımıza sıçtınız; federasyon başkanları, kulüp başkanları, yayıncı kuruluş...

Kafalar Karışık



Yönetici tribünü ateşliyor;
Tribün grubu 58.madde'yi tartışıyor;

Şampiyon olursak; herkes her işe koşturdu;
Şampiyon olamazsak; herkes işini karıştırdı.



Perşembe, Mayıs 3

Strange Days







Tuhaf günler bizi buldu,
Tuhaf günler izimizi sürdü,
Gündelik keyiflerimizin canına okuyacaklar, 
Ya çalmaya devam edecek, ya da yeni bir yer bulacağız.

Tuhaf bakışlar tuhaf odaları doldurur,
Sesler yorgun sonlarının işaretini verecek,
Ev sahibi sırıtıyor, 
Konuklar uykudalar günahtan, 
Günahtan söz ettiğimi duy ve işte bu o.

Tuhaf günler bizi buldu, ve tuhaf saatler boyunca,
Yapayalnız dolaşmaktayız,
Vücutlar şaşkın, 
Kötüye kullanılmış anılar,
Günün elinden kaçarken,
Taştan tuhaf bir geceye.



10 gün

Yürüyelim



- Söylenecek sözler azaldı. Umudum daha da azaldı. Bugün Fenerbahçe kazanırsa ve sezon sonunda şampiyon olursak bu yazıyı çıkarın karşıma.

- İşbu yazı, Fenerbahçe'nin Beşiktaş'ı yendiği varsayılarak yazılmıştır.

- Bütün düğüm Kadıköy'de çözülecek.

- Maç gününe yürüyüş koymak. Hata desen yetmez.

- Camianın tüm katmanları, şampiyonluk kovalamayı unutmuş.

- Akıllar hep başka yerde.

- Maçla ilgili ne yazsam, çok da sıkıcı maçı.

- Trabzon yattı tabi, onu es geçmeyelim.

- Şampiyonluğu kaybettiğin maçta gol yemiyorsun, hani şöyle hançeri, buz gibi kalmayı hissedemiyorsun.

- Şampiyonluğu kaybettiğin sene sadece 1 derbi kaybediyorsun ve onda da rakibini perişan ediyorsun.

- Futbol nankör bir oyun değil, nankör olan Lig TV. Veya, bu play-off'u kim getirdiyse.

- Muslera yine gol yemedi.

- Bir ara Hakan Balta, Engin Baytar ve Emre Çolak bir üçgen kurdu. Şampiyon olamayacağımızı o an anladım.

- Giray Kaçar kadar onurlu futbolcu pek yoktur diyerek, Avni Aker için gazı veriyorum.

- Süper Final yapıyorsun, Tolgalar, Halisler, Hüseyinler yönetiyor. Her maça Fırat ve Cüneyt yetişemezse patlarsın.

- Alanzinho senede 20 Galatasaray maçı oynasa, fiyatını 5'e katlar.

- Seneye Trabzonspor ile 2 maçımız ve onların 46.yılı...

Çarşamba, Mayıs 2

Gerçek Dilo



Gençlerbirliği - Kayserispor maçı, 19 Mayıs Stadı.

Okulun yok mu evladım senin?

Kötü Liverpool, Sıkıcı Liverpool



- Sıkıcı güne bir maç bulduk. Liverpool'u, Napoli'ye; İngiltere'yi İtalya'ya tercih ettik.

- Maçın başında hemen gol oldu. Biz de sevindik, meğer Montpellier maçı daha güzelmiş.

- Rakibi kendi kalesine gol atınca aşırı sevinmeyen futbolcu

- Kadroya baktım Lig Kupası falan sandım, meğer Premier Lig'miş. Orduspor, Spor Toto Kupası'na daha ciddi kadroyla çıkıyor.

- Hangeland'ın çizgiden çıkardığı top, komikti. Çok rahattı lan adam.

- Maxi, biraz Çağdaş Atan, biraz Milan Baros, biraz Tevez sanki.

- Maç öncesi YNWA güzeldi.

- Schwarzer yalan çıktı bu maç. Sürekli top sektirdi.

- Liverpool çok kötü. Çok kötü.

- Anfield'da yalandı. Yandaki masörlerin, malzemecilerin sesi geliyordu.

- Türk Kerim.

- Dempsey büyük futbolcu.

- Liverpool'da Rahim varmış.

- Son topta frikiği genç futbolcuya bırakmak.

- Pogrebnyak'ın adını ikinci yarının ortasında duydum.

- Seneler sonra ilk defa yenmiş Fulham, Liverpool'u deplasmanda.

- Roy Hodgson'ın iki eski takımı.

- Çok kötü Liverpool, yenilmeyen Chelsea. FA Cup'ı sanırım Liverpool alacak.

Salı, Mayıs 1

Es-Es Emrespor


3.Lig'e yükselen takımlar belli oldu. Bir İstanbullu olarak en çok Karagümrük maçına dikkat kesildik ve Gümrük'ün dönüşüne sevindik. 

İkinci dikkat çekici maç ise Emrespor ile Muğlaspor arasındaydı.

48 Muğla'nın takımı ile ilginç isimli Isparta takımı Emrespor arasındaki maçı Emrespor kazandı. Pazar gününe kadar Emrespor ile ilgili bildiğimiz tek şey ismiydi. Muhabbetler de isimleri üzerinden gidiyor. Maçı kazanınca sevinç fotoğrafları geldi. Dikkat çekici nokta, Emrespor'un logosu, Eskişehirspor ile aynı logo. 3.lig renkli bir takım kazandı sanırım.

Hem Golcü Hem Sempatik



- Taraftardan aldığın en iyi geri dönüş neydi?

- Kaçırdığım penaltıdan sonra bütün tribünün "Burak Yılmaz" diye bağırarak bana destek olması. Çok mutlu oldum, çok duygulandım. Bir penaltı daha kaçırasım geldi..


Pazartesi, Nisan 30

Köprü


Bisiklet > Araba

Arabadan in, bisiklete bin

Çekirge





- Play-off bitse de stresinden de kavgasından da kurtulsak.

- Sakatlanan, bacağına dikiş atılan kaleci bile bunun primini kovuluyor.

- Keşke Fenerbahçe 4-0 yenseydi, 2-1 hem de böyle bir 2-1, Fenerbahçe'ye pozitif moral oldu.

- Halis Özkahya, standart bir Türk hakemi, yani rezalet.

- Fırat Aydınus ve Cüneyt Çakır da kötü maç yönetiyor ama bu kadar maçı çığrından çıkarmıyor.

- Semih Şentürk, efendi geçen futbolcu.

- Rüştü ikinci golde ne yaptı öyle?

- Alex ve Emre, hatta Sow yokken 3 puan kazanmak önemli.

- Felipe yine sahada.

- Sevmediğiniz Selçuk Şahin maçın adamı.

- Tayfur, Carvalhal'den bile kötü. Mustafa Pektemek'i kenarda tutup Edu'ya bel bağlamak.. İnanılmaz.

- Maçın en çok konuşulan iki ismi Kartalsporlu Egemen - Kartalsporlu Volkan

- Stoch Süper Final'e yürek koymuş.

- Mehmet Topuz, Caner Erkin....

- Simao da çok kötüydü.

- Sahaya giren çocuk tabi ki Fenerbahçeli değil. Üzerinde Fenerium ürünü yok.

- Egemen için TD'den: Kendisi yazdı, kendisi bozdu.

- Rüştü'nün maç sonu açıklamaları dikkate alınmalı. Bünyamin Gezer ekolü bitsin.

- Fenerbahçe atak yaparken Yobo'yu çeken Lig Tv

- Bir takıma 9 sarı kart harbi fazla (Sadece Simao ve İsmail). 9 sarı kart çıkıyorsa, kırmızı nasıl çıkmıyor.

- Stoch'un taç çizgisinde tribünlere vurduğu topa kart çıkarmamak da olmadı.

- Perşembe günkü maçı Fenerbahçe daha rahat kazanır.