chelsea etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
chelsea etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Mart 21

Son Sekiz

Şampiyonlar Ligi kuralarına bir bakalım.

Bir taraf alev alev yanıyor, diğer taraf bir başka...

Manchester City, Real Madrid, Chelsea ve Bayern Münih'ten üçü finali göremeyecek. Açıkçası artık finalde bir Real Madrid görmekten sıkıldım. Bu sezonun Bayern Münih'i de çok verimli değildi. Gerçi Bayern'e böyle derken, Chelsea'den olumlu bahsetmek adaletsiz olur. Fakat adamların finale çıktıkları her sezonda hoca değiştirdiklerini düşününce (2012 Boas - Di Matteo / 2021 Lampard - Tuchel) ve ligde beraber gittiklerini düşününce insan ister istemez bir "acaba" diyor...

Bu sezon Pep Guardiola kupayı kazanırsa hepimiz rahatlayacağız. Yani hayranı değilim, sıkı takipçisi değilim ama onun gibi bir hocanın Şampiyonlar Ligi şampiyonluğundan bu kadar yıldır uzak kalması da futbolun bir ayıbı gibi. Bence City ile bir kupa hak ediyor. Yine de ilk tercihim olmaz. Fakat bu dörtlüden ilk sıraya onları yazarım.

Diğer dörtlü, biraz düşük seviye kalıyor. Yine de bizim gönlümüz burada yatıyor. Benfica, Napoli, Inter ve Milan dörtlüsünden birinin final görmesi değişik olacak.

Benfica 1990'dan beri final göremedi. 1990'da Milan'a yenilmişlerdi. Bir kez daha yolları kesişebilir. Milan ise 2007'den beri burada yok. 2007'de tarihin en çok final oynayan ikinci takımıydı. Gerçi halen öyleler ama 2007'de Real ile aralarındaki fark sadece bir finaldi. Kapanabilir gibi duruyordu. Şimdi ise fark altıya çıktı.

Napoli'nin zaten daha önceden hiç finali yok. Finali en taze gören takım Inter bile 2010'da çıktı buraya. Eğer Inter, Benfica'yı yenerse bir İtalyan'ın İstanbul'a geleceği kesinleşecek. Diğer tarafta da iki İngiliz olduğuna göre; 2005'te olduğu gibi bir kez daha bir İngiliz-İtalyan finaline ev sahipliği yapmamız en yüksek ihtimal...

Benim bu dörtlüden tercihim İtalyanlardan ziyade Benfica. Napoli zaten yıllar sonra ligi kazanacak. Onlara o coşku yeter. O coşkunun devamında da buralar da oynamayı bir alışkanlık haline getirebilir. Inter'e karşı ekstra bir samimiyetim yok. Milan'ı severim. Final dünyanın başka yerinde olsaydı onları isteyebilirdim ama İstanbul'da bir final daha izleme imkanım olursa, bir kez daha Milan'ı görmeyi tercih etmem. Değişik bir takıma denk gelelim. Benfica da zaten çok iyi bir baş altı ekip. Buralara üç büyük lig ve Bayern ile PSG dışından biri gelirse çok şaşırıyor ve seviniyoruz. Üstelik Benfica buraya kadar da şansa gelmedi. Çok iyi oynayan bir ekip. Hak ediyorlar yani finali...

Bu sekizli; aynı zamanda çok fazla hikaye potansiyeli de barındırıyor. Mesela bir Real-Milan eşleşmesi Carlo Ancelotti açısından ilginç olur. Veya yarı finalde Milano derbisi. Ya da yarıda geçen seneden ve son 15 seneden kalan bir Real - Guardiola... Onlara da zamanla bakarız.

Şu an elimizde Bavyera'ya dönecek bir Pep Guardiola ve geçen seneki geri dönüşün devamı olan bir Real - Chelsea var.... O hafta gelince belki eşleşmeler özelinde daha yakından irdeleriz.

Ama şimdilik temennim belli.  Umarım TV 8.5, Milan - Napoli maçlarını verir...

Cuma, Eylül 9

Arena'dan Chelsea'ye

 

Chelsea'nin yeni kurtarıcısı Graham Potter, 2017 yılında Östersunds teknik direktörü olarak İstanbul'a geliyor, turu kapıyor, Igor Tudor'un unutulmaz basın toplantısına sebep oluyor, ardından Premier Lig'e ve Chelsea'ye uzanıyor...

Öyküyü 4.Lig takımı Östersunds'u devralmasıyla ve onu Avrupa'ya taşımasıyla da başlatabiliriz ama bizim için daha akılda kalan an burasıydı...

Cuma, Ağustos 16

Ders


Giroud'nun çok umurunda değildir ama kendisi Türkiye'de pek sevilmiyor. Hayatını Premier Lig'e adamış birçok futbolsever ve hatta yorumcu yıllardır bu adamı eleştiriyor. Özellikle 2018 Dünya Kupası sonrası atılan oklar iyice zehir doluydu. Muhakkak dünya çapında da eleştirenler vardır. Dünya Kupası'nı kazanan takımın santrforu turnuva boyunca isabetli şut çekemezse kafalar karışabilir. Fakat ne olursa olsun, çoğu zaman yedek de kalsa, özgüveni de azalsa hâlâ üst seviyede oynamaya devam ediyor.

Oysa bizim buranın fiyakalı gençleri adamı yerden yere vururken sıfatları bile çok acımasızca kullandılar.Yazının başında belirttiğim gibi, Giroud'nun haberi de yoktur, umurunda da değildir. Fakat hayatın bazen ince planları olabiliyor.

İşte o Giroud, İstanbul'da, senenin en iyi savunmacısı Van Dijk'ı şaşkına çevirerek muhteşem bir koşu yapıyor ve pozisyonun sonunda da golü atıyor. Adeta ders... 

Gerçi bizim buranın sabah akşam futbol konuşanlarının önüne Süper  Kupa da koysan, her hafta stadyumlarda Premier Lig maçı da oynatsan nafile. Onlar için üç dakikalık özetler ve topun olduğu noktalar esastır. Afilli olmak, hatasız oynamak, kusursuza yaklaşmak elzemdir. Gol kaçırıyorsan kötüsündür. Hatta kötü, kullanılacak en hafif tabirdir. Ve bu gözle görülen gerçeğe rağmen inatlarından vazgeçmeyen teknik direktörler futbolu bilmiyordur.

Yani ortada bir ders var ama kimsenin bu dersi almayacağını biliyoruz. Yine de Giroud'nun bu şehirde gol atması, hem de akıl dolu bir gol atması, anlamlı oldu. Darısı haksızlığa uğrayan herkesin başına...

Çarşamba, Mayıs 27

Barış Töreni




Uzun süredir buraya yazmıyorum. Tam da şampiyon olmuşken bir şey yazarken hepinizin beklediği şampiyonlukla ilgili bir şeyler olabilirdi. Ama sezon boyunca bir maça bile gitmediğim sezona dair ne yazabilrim emin değilim. Hamza hocam için sevindim, o ayrı konu.

Blogdaki boşluğu doldurmak için tam bu anda Drogba'yı seçmek de pek doğru tercih olmayabilir. Ama yine de olsun; ilginç bir durum var çünkü ortada... Geçen sezonu falan düşününce, çok çok ilginç bir durum hatta....

Drogba, Chelsea kariyerini bir kez daha sonlandırdı. Bu sefer kesin. Bu sefer daha duygusal. Şu sahneler oldukça güzel ve aslında olağan. Rakip oyuncu tebrik ediyor, arkadaşları omuzlarına alıyor, taraftarlar alkışlıyor, Legend Drogba pankartı yine orada, mavi forma Drogba'nın üzerinde... Her şey olması gerektiği gibi. Sanki, kariyerinin son 10 küsür yılını Londra'da geçiren Drogba sahneden ayrılıyor. Ama tam olarak öyle değil, tarihi yaşayanlar bilir; Drogba 1.5 sene burada top oynadı.

Dünya futbolunun gördüğü en büyük efsanelerden biri gözümüzün önündeydi. Gerçekten de Drogba - Galatasaray ilişkisi çok garip bir hâl aldı. Hagi, Sneijder, Mondragon, Ilie, Prekazi... Akla kim gelirse; hepsinden farklıydı. Daha iyi veya kötü demiyorum. Daha farklıydı. ''Başkan bize Drogba'yı al' tezahüratıyla başladı, buraya kadar geldi. Muhteşem bir bağdı ve bir anda parçalandı; onu farklı kılan biraz da buydu. Her şey en uçlardaydı ve çok hızlı geçti.

Görüp görebileceğimiz en büyük karakterlerden biri, tüm benliğini Galatasaray forması için verirken, hemen hemen her derbide golünü atıp, Juventus savunmasının arasından kafaya yükselirken; bir anda koptu gitti. Önce ruhen gitti bedenen buradaydı, sonra 'sakatım' diyerek bedenen de gitti. O, Chelsea maçlarını oynadı, Legend Drogba pankartına frikiğini attı, biz şampiyonluğu verdik, bütün yaz 'tavukları pişirmişem' dinlemek zorunda kaldık.

Giderken, gittikten sonra, hatta son günlere kadar Drogba'ya kırgındım. Ulan o değilde Drogba'ya da kırgın olabilmenin de ayrı bir keyfi var. Herkese nasip olmuyordur. Drogba'ya o konuda ben de çok kırgınım....

Neyse; şimdi düşününce, şu sahneleri görünce Drogba'ya biraz da olsa hak verdim. Tabi bunda şampiyonluğun da payı var. Yine Fenerbahçe şampiyon olsaydı bu kadar kolay kurtulamayabilirdi! Adam, en çok mutlu olduğu yerde, en çok saygı gördüğü şekilde, en doğaçlama anla saygı ve sevgi görmek istedi belki de. "O an" için yaptı tercihini. Şimdi bakınca, biraz daha iyi anlıyorum.

Her şeye rağmen; bu adamı canlı izledik be kardeşim...

Salı, Aralık 30

Sokaktan Gelen



Sokaklar benim okulum. Herkesle kavga ettim. Kendimi kontrol edemiyordum. Herkese hakaret ettim. Hiçbir rakibe saygı duymadım. Onları öldürmem gerektiğini düşündüm. Akademilerde büyüyen çocuklara kendilerini kontrol etmeleri ve rakiplere saygı duymaları gerektiği öğretildi. Ama bana kimse böyle bir şey söylemedi. Oyuncuların birbirlerine dirsek attığını gördüm ve bunu olması gereken bir şey olarak değerlendirdim...

... Sahaya çıkınca benim dışımdaki hayatları sürdürmek için savaşıyorum. Gol attığım her an kendi adıma elbette seviniyorum ama gollerim yakınlarım için çok daha fazla şey ifade ediyor. Çünkü yaşamlarını sürdürmek için bana bağımlılar. 

Diego Costa

Cumartesi, Ağustos 9

Sizde Yanlış Olmaz



Fenerbahçe'nin resmi ağızlarının her olayda başka birilerini suçlamasından gına geldi. Soma için yapılan turnuvada tribünler dolmadı. Maçtan önce basın toplantısında Aziz Yıldırım, FB TV'de yorumcular Saffet Akbaş, Kemalettin Şentürk ve Müjdat Yetkiner sürekli basını suçladı. Basın turnuvaya gerektiği kadar yer vermemiş de insanlar bilgisiz kalmış, o nedenle tribünler boş kalmış.

Basınla arasına mesafe koymayı büyüklüğün göstergesi olarak değerlendiren ve kendi medyasını (kanal,resmi site, sosyal medya) oluşturan İstanbul kulüpleri bu tip konularda "Ama basın..." diyerek iyiyce komik duruma düşüyor. Fenerbahçeli taraftarlar takımlarını akıllı telefonlarından takip edebiliyor. Özellikle İstanbul'da yaşayan taraftarların Soma Turnuvası'ndan haberi olmaması mümkün değil. Bu palavrayı geçin.

En ucuz bileti 50 lira yapanların Soma üzerinden maça gelmeyenlere sallama hakkı da yok. Üke gerçeklerini bilmeyenler, ülkenin insanlarını eleştirmek için "ahlak"a başvurmasın.

Cuma gününe TFF maç koysa isyan edecek olanlar, anlamlı bir turnuvayı cuma gününe koyuyor. Başka zaman "cuma günü taraftarımız nasıl maça gelecek" diyenler, bu sefer "taraftarımız basın yüzünden maça gelmedi" diyor. İnanıp inanmamak sizin elinizde. Ama artık gına geldi. Bir kere de hata yaptığınızı kabul edin. Çıkıp "hata yapmışız" demenizi de beklemiyorum, en azından kendi içinizde kabullenin, bundan sonra ona göre tavır alın. Ama mümkün değil galiba...


Çarşamba, Şubat 26

Dönis Vays



Şimdi Chelsea maçı öncesi herkes bu pankartı ve Dennis Wise'ı hatırlıyor. İyi güzel, Londra'da sahaya giren örgüt üyesini dışarı attığı için Türkiye'de kahraman olmuştu.  Adına pankartlar açılmıştı.



Ama aslında o adamın bize başka bir hayrı dokundu, bu da gözden çıkarılıyor. Biz Berlin'i deplasmanda 4-1 yenerken Milan ile Chelsea ile karşılaşıyordu. Bu maçtan beraberlik çıkması çok önemliydi Galatasaray için. Milano'daki maç Milan'ın 1-0 üstünlüğüyle devam ediyordu. 76'da Wise bu golü attı. Milan 1 puan aldı.

Maç berabere bitmeseydi Milan 8 puana yükselecekti, Galatasaray'ın da UEFA Kupası olmayacaktı. 

Böyle işte. Bu yazıyı yazmak için de bugünü bekledim ki, anlamı olsun.

Pazar, Mayıs 20

Sonunda Oldu




- Fener'e gıcıklık olsun diye Bayern'i tutmak istedim ama olmadı.

- Neden Chelsea bu kadar sempatik geldi bilmiyorum ama tarihin en sempatik Chelsea takımı olduğu kesin.

- En azından son 10 yılın.

- Di Matteo'nun bunda etkisi çoktur.

- Bayern'e de gıcık olarak haksızlık ediyoruz ama çocukken bize çok kötülediler. Oysa tam bir futbol kulübü. Sevmek gerek.

- Sonuç olarak benim istediiğim takım kazandı.

- Drogba, kendi kaderini kendi yazdı. Epik bir maçtı onun için. Yarın futbolcu bırkasın, 2-3 yerde heykeli 
dikilir 1 ayda.

- Cech, seneler önceki haline geri döndü.

- Neuer'in ilk 5 penaltı içinde penaltı atması. Müthiş özgüven. Neuer bir penaltı kurtarsaydı, 2012 yılının topçusu olmayı garantilerdi. Euro 2012'de ne yapacak çok merak ediyorum.

- Terry yok, ayağı kayan yok.

- Londra şehri Şampiyonlar Ligi Kupası ile tanışacak.

- Güzel geyik: Arsene Wenger 20 senedir kazanamadı, Di Matteo 6 maçta kazandı.

- Robben hem overrated hem loser

- Neuer = Sinan Akçıl

-Kupa törenine çıkarken herkes taraftarlarla münasabet halindeyken, küçük çocuğu öpen David Luiz.

- Ezik Chelsea beraberliğe sevindi.

- Kuffour

- Lampard, penaltılarda Bayern taraftarlarının bulunduğu kaleyi seçince "saçmaladı" dedik ama yanıldık.

- Almanların bizlerle aynı melodili tezahüratları. Onlar da arabesk tribüncü.

- Aslında maçın 80 dakikasında bir numara yoktu.

- 1 senelik aradan sonra CL finali izledim, tatmin oldum.

- Ercan Taner'in mesleki anlamda zirvesi mi acaba?

- Seneye görüşürüz....

Cumartesi, Mayıs 5

Chelsea'den Sezon Siftahı



- FA Cup'ın da Premier Lig'den bir farkı yokmuş.

- Son 35 dakika biraz daha heyecanlıydı.

- Bu senenin yıldızlarından biri kesinlikle Ramires. Durmuyor.

- Ramires'i oynatıyor diye Dunga'ya laf atılıyordu.

- Roberto Di Matteo, haziran-temmuz aylarında çıkacak dergilerin yazı konusu. Seneye kalmazsa, yazıklar olsun.

- 90.000 kişi izlemiş maçı.

- Meireles hipster

- Maç öncesi şov Türkiye'dekilieri aratmadı.

- Münih öncesi Wembley idmanı.

- Bellamy hangi ara Liverpool'a gidip geliyor. Bir prodesürü var mı?

- Liverpool gibi vasat bir takımın final oynaması büyük başarı.

- Zaten ülke kupaları bu tarz takımların final oynaması, adını duyurması için önemli.

- Liverpool çamur topçu oynatmayan, etik kulüp.

- Andy Caroll, atamadığı gole sevineceğine gidip o topa bir daha vursa, maçı uzatırdı, kahraman olurdu.

- Cech'ten Taffarel kurtarışı.

- Kupa töreninde merdivenden çıkarken, her topçuyla (rakip dahil) el sıkışıp memnun olan dallama...

- Villas Boas?

- Kupa beyi Terry&Lampard

Perşembe, Nisan 5

Tek İngiliz




- Maç tercihi İlker Yılmaz kardeşimden.

- Real maçının spikerini sevmedi Londra'ya döndü.

- Bu maçı Cem Yılmaz anlattı, beğenerek izliyoruz.

- İngiltere'nin tek temsilcisi, gururu Chelsea.

- Maç öncesi Chelsea tribünleri çok güzel ve heyecanlıydı. Maça olan ilgimizi yükseltti.

- Maç 37.dakikada Maxi Pereria'nın kırmızı kartıyla ara verdi, son 5 dakika yine başladı.

- Hakem çok kötüydü.

- Bir penaltı, bir kırmızı kart.

- Benfica turu ufak farklarla kaybetti aslında.

- Maçın son 5 dakikası işte.

- Portekizi yıkan Portekizli.

- Roberto Di Matteo'nun örnekleri Türkiye'de çok fazla. Emanetçi hoca ol, başarılı ol.

- David Luiz'i sevsem mi sevmesem mi bilemedim.

- Maçtan aylar sonra aklımda kalan tek şey Ramires'in kaçırdığı gol olur.

- Torres'e çok fazla yükleniyor sanırım, çok iyi oynadı. Golü de başkası atsın.

Çarşamba, Şubat 22

İngilizler'e Napoli Tekmesi




- Maç öncesi tribünler müthişti.

- Napoli, bu sezon San Paolo'da Şampiyonlar Ligi maçı kaybetmedi.

- Napoli bu sezon İngilizler ile 3 maç yaptı, yenilmedi.

- Cavani İngilizler'e 3 maçta 4 gol attı.

- Adam vücudunun her yeriyle gol atıyor, asist yapıyor.

- United, City elendi, Arsenal ile Chelsea'ya İtalyanlar çaktı. Bir şehir efsanesi sona mı eriyor.

- Gary Cahill kim amk.

- Hamsik, Napoli'nin zayıf karnı.

- Maggio, Campagnaro, Aronica. İsmi güzel futbolcular.

- Aronica ölmek istiyor.

- Torres kesilecek adam değil. İsterse hiç gol atamasın.

- Napoli'de oyuna giren adam Pandev.

- Chelsea'de oyuna giren adamlar Lampard, Essien, Cole. Bir zamanlar efsaneydiler.

- Top taca çıkınca "ayyy" diye bağıran Drogba

Pazartesi, Ocak 2

Boas'a İlaç




- Uzun süre kazanamayan takım 89'da kaldı.

- Galibiyet güzel şey ama bu galibiyet de tatmin edici değil.

- Villas Boas için sıkıntı var.

- Biz de iyice İngiltere Ligi izleyicisi olduk.

- Wolves'ın stadı, Saraçoğlu gibi yapılıyormuş, bunu öğrendik.

- Ramires, bu sene ilk kez deplasmanda gol attı.

- Villas Boas ıslığı

- İngiltere'de artık deplasmanlar zor geçiyor, ya da bu son 10 günde bize denk geldi.

- Pazartesi 15.00'te burada maç olsa.

- Chelsea sanırım 1 oyuncu değiştirdi, o da 83. dakikada.

- Torres baya enteresan oldu. Maç içinde iyi, gol pozisyonunda felaket.

Pazartesi, Aralık 26

İşte Premier Lig Bu


- Pazartesi günü maçı. Senede 1-2 günü yaşıyor bunu İngilizler.

- İngiltere futbolunu sevmem ama İngilizler'in futbol kültürüne saygı

- Maçın yıldızı, maç boyunca hıyar gibi bağıran herfiler. Sanırım Noel'den kalma sarhoşlukları da vardı.

- Fulham taraftarının Terry'i yuhalaması sorun değil de, deplasman taraftarının sesini bu kadar net duyurması sorun.

- S.Bridge yıkılmasın (böyle bir proje var mı bilmiyorum), sempatik stad.

- Villas Boas gider mi?

- Chelsea, Arsenal'i Tottenham'ı ve Fulham'ı yenemedi. TSYD Londra Şubesi'nin sonucusu.

- Ne yaptığı belli olmayan topçular, tribünden bağıran adamlar.. Futbol bu. İstediğimiz tam olarak bu değil ama İngiltere'de bundan iyisini bulamıyorum.

- Bir aralar Chelsea'yi izlemek için birinci neden Anelka'ydı. Artık Meirales.

- Mata'nın golünü göremedik. Erken geldi.(47)

- Stockdale iyi çıkardı sonlarda.

- Musa Dembele, söylenmesi güzel isimlerden.

- Fulhamlı Kerim

Perşembe, Aralık 1

Kırmızı>Mavi



- Yine sarmadı beni. Keşke Napoli-Juventus'u tercih etseydim.

- Liverpool'un her maç Chelsea'yi tokatlaması ne olacak?

- Kenny Daglish'in güzel bir hikayesi var. Takipteyiz.

- Melih Gümüşbıçak ile İngiltere futbolu; çok değişik geldi.

- Adam 40 yılda bir Che-Liv maçı anlatıyor onda bile " Aleeeexx dışarıya" diyebiliyor..

- Ekranın solunda Che-Liv yapıyorz, bilmesek Chesterfield - Livingston maçı sanacağız.

- Biliyorum, Livingston İngiltere değil.

- Maç sonunda Pınar Argun oyuncularla röportaj yapmalıydı.

- Andy Caroll'ü bu kadar maliyeli yapan ne, onu anlamadım.

- Şarap Bellamy.

- Turnbull, Bertrand, McEachran, Coates,Kelly, Spearing.. Değişik değişik adamlar.

- Lukaku, balon olacak sanırım

Perşembe, Nisan 7

Premier Lig Maçı


- Tatsız keyifsiz bir maç işte.

- Maçın sonunda United lehine verilen bir karar, maçı tam Premier Lig haline getirdi.

- Torres, Fenerbahçe'ye gelen yabancı forvetler (Kezman, Guiza) gibi oldu. Çalışıyor ama gol yok.

- Fenerbahçe'ye gelen ve giden diğer forvet Anelka; bence hiçbir zaman yedek oturmamalı.

- Şampiyonlar Ligi'nde grup maçları sonrası izlediğim en kötü maç olabilir.

- İlker Yasin, çok garip adamsın.

- Chelsea deplasmanlarda daha iyidir. Öyle umuyorum.

- Tribünde kıvırcık saçlarıyla maç izleyen David Luiz.

- 6 gün sonra bu maçın rovanşın, diğer eşleşmelere (salı günü) 8 gün ara.

Pazartesi, Şubat 7

Blue vs Red


Kesin birçok yerde görmüşsünüzdür. Hatta, bu maçtan önce böyle bir fotoğrafın çekileceği az çok belliydi. Herkes bu anı bekliyordu. Ve bu kare çıktı. Sonuç olarak, İngiltere futbolunun en önemli fotoğraflarından biridir. Gerçi sonuç diyoruz ama sonucu tam bilmiyoruz, bu derenin altından çok su akar.

Taraftarları ne kadar sinirlendirse de, ne kadar "endüstriyel futbol günahı" olarak adlandırılsa da, bu tip olaylar daha önce de vardı. Sebepler değişikti veya daha az oluyordu ama oluyordu. Daha da olacaktır, hazır olun.

Salı, Nisan 27

FA Cup 2010


Dünyanın en önemli futbol organizasyonlarından biri bu sene 15 Mayıs'ta sahibini bulacak. Bir klasik olarak finale efsane stadyum Wembley evsahipliği yapacak. Wembley'in çimlerine çıkma şerefine ulaşacak futbolcular Chelsea ve Portsmouth formalarını giyiyor.

Wembley, bu finallere ev sahipliği yapan stadyum olmasına bir dönem ara vermişti. 2001'den 2006'ya kadar oynanan 6 finale de Cardiff Milennium Stadı evsahipliği yapmıştı. İşin ilginç tarafı, finaller yeniden Wembley'de oynanmaya başladığından beri ya Chelsea ya Portsmouth kupayı kazandı. Son 3 final Wembley'de oynandı ve ikisini Chelsea, bir tanesini de Portsmouth kazandı.

Portsmouth, 5.defa FA Cup finali oynayacak. Daha önce oynadığı ilk 2 finali kaybeden Pompey, sonraki 2 finali kazandı. 2008'de Cardiff'i yenerek kazandıkları final ise onların 1939'dan sonra oynadıkları ilk finaldi. Daha önce kazandıkları finalde Wolwes'ı 4-1 yendiler. 1934'te Manchester City'e son dakika golüyle 2-1 mağlup oldular. İlk finallerinde ise Bolton'a 2-0 mağlup oldular.

Chelsea final tecrübesi daha fazla olan bir camia. Londra'nın zengin çocukları, daha önce 9 kez final oynadılar. 4 kez kaybetmelerine rağmen kupayı 5 kez müzelerine götürdüler. Son kupanın sahibi de onlar. Everton'ı yenik duruma düştükleri maçta Drogba ve Lampard'ın golleriyle 2-1 yendiler.

2007'de uzatmalara kalan finalde Drogba ile United'ı 1-0 mağlup ettiler. 2002'de ise Arsenal'in çifte zafer yaşamasına vesile oldular ve finalde kuzey Londra takımına 2-0 mağlup oldular. Son 10 senede 4 final oynayan ikinci takım olacak Chelsea. Diğer ise Arsenal.

Fa Cup finalleri 3 farklı yüzyılda oynanmış bir organizasyon. Eski, köklü ve geleneksel bir turnuva. Futbola lig statüsünün getirilmesinden çok daha önce oynanmaya başlayan, en iyiyi belirleme amaçlı bir eleme organizasyonu. Birçok takım uzun süre bu kupada final oynadı. Bugün adını sanını anmadığımız Royal Engineers takımı mesela finallerin ilk kaybedeni. Oxford, Old Etonians, Clapham Rovers gibi takımlar ilk zamanlarda final oynayan takımlar.

Bu sene 10.finalini oynayacak olan 1905 doğumlu Chelsea ise ilk finalini oynamak için 10 sene, ilk kupasını almak için 65 sene bekledi. İlk finalinde Old Trafford'da Sheffield United'a 3-0 mağlup oldular. İkinci finalde Tottenham'a 2-1 yenildiler.

1970 yılında ise Leeds United 58 sene sonra oynanan ilk tekrar finalinde mağlup ettiler. İlk maç Wembley'de 2-2 sona erince, ikinci maç teasdüf eseri Old Trafford'da, yani Chelsea'nin ilk finalini kaybettiği stadyumda oynandı. İlk maçta 2 defa yenik duruma düşen ve 84.dakikada mağlup duruma düşen "maviler", 86.dakiakada Ian Hutchinson'ın golüyle umutlarını Manchester'a taşıdı. Old Trafford'da da yenik duruma düşen Chelsea, önce bitime 12 dakika kala 23 yaşındaki Peter Osgood ile berberliği yakaladı ve maçı uzatmalara taşıdı. Uzatmalarda ise 24 yaşındaki savunmacı David Webb kupanın Londra'ya gelmesini sağladı.

Bu finalden sonra 24 sene boyunca Wembley göremedi Chelsea. 1994'de finalde Old Trafford'un gerçek sakinleri olan United bu sefer Londra'da karşılarına çıktı. 60 dakika boyunca golsüz devam eden maç, Cantona'nın 2, Mark Hughes ve Brian Mc Clair 'in golleriye 4-0 sona erdi.

Chelsea'nin Wembley'de ilk kupasını havaya kaldırması 1997 senesini buluyor. Çok iyi hatırladığım ve sanırım NTV'den izlediğimiz finalde, Juninho'nun, Ravenelli'nin, Emerson'un oynadığı Middlesborugh'u 2-0 yendiler. 2000 yılında Aston Villa'yı 1-0 yenerek bir kez daha kupaya uzandılar.

FA Cup'ı en fazla kazanan takım Manchester United. Tam 18 defa oynadıkları finalin 11 tanesinde kupayı kazandılar. Arsenal de 17 finalden 10 tanesini kazanarak sıralamada ikinci sırada yer alıyor. 8 defa kupa kazanan Tottenham'ın 3.sırada bulunmasının yanında bir başka özelliği sadece 1 defa finalde kaybetmesi. 1987 yılındaki dramatik finalde, Coventy ile karşılaşan Spurs, 2 kez öne geçmesine rağmen normal süreyi 2-2 noktalayıp, üzatmada yediği golle kupayı rakibine kaptırdı.

Kupanın en fazla final kaybedeni ise Everon. 13 defa final oynayan takım, biri geçen sezon olmak üzere tam 8 defa finalde kaybetti 5 kez ise kupayı müzesine götürdü.

Wembley'de oynanan ilk final olan Bolton - West Ham maçı tarihe en fazla seyircili final olarak geçti. 126.000 kişinin izlediği finali Bolton 2-0 kazandı.


Pazartesi, Nisan 26

Boşnak Mehmet


Takımın yedek kalecisi olmak zor bir şey. As kaleci beklenmedik anda sakatlanır veya kırmızı kart görür, bütün ihale yedek kaleciye kalır. Bazen 2007'de oynanan Antalyaspor maçıyla akıllara kazınan Murat Şahin gibileri çıkabilir ama her zaman öyle olmuyor işte.

İngiltere Ligi farklı skorlara alışık bir lig. Tottenham 9 atar, City 6 atar, acımazlar kimseye. Bu hafta sıra Chelsea'nin oldu. 7 tane attılar Stoke City'e. İlk 2 golü 34 yaşındaki Sorensen'e attılar. Geri kalan 5 golü ise 23 yaşındaki Boşnak kaleci Asmir Begoviç yemiş.

Kendisi bu sezon Portsmouth ve Ipswich Town takımlarında oynamış ama Stoke formasını ilk defa bu maçta giydi.

Oyuna girdikten kısa bir süre sonra Lampard'dan penaltı golü yedi. Kalou, bir daha Lampard, Sturrige ile devam etti. Son noktayı Malouda koydu. İlk maçında Chelsea'den 5 gol yedi.

Bu goller Begoviç'in bu sene Chelsea'den yediği ilk goller değildi. Daha önce de Portsmouth formasıyla 2 gol yedi. Biri yine bir Lampard penaltısı, diğeri Anelka.

Peki başlık niye Boşnak Mehmet diye soracak olanlara daha önce Chelsea'den 5 gol yiyen bir yedek kaleciyi hatırlatır ve yazıyı noktalarım.

Çarşamba, Mart 17

Mavi Gece


-Bu sene ilk defa Şampiyonlar Ligi maçı izlemek için evden çıkıp, kahvelere veya cafelere gidiyoruz. Kaderde bunu da yaşamak varmış. Hayırlısı olsun.

-Telaşla yaptığım iddia kuponunda Chelsea'ye oynadım. Oysa İnter'e 4.5 veriyormuş. Oranlara baksaydım Inter'e oynardım. İddia aynı salaklığı Real Madrid-Milan maçında da yapmıştı. Milan'dan İnter'den bahsediyoruz, dalga geçer gibi 4.5 veya 5.5 oran vermek ne demek. Milan maçını bildik o gece ama dün yattık. Gerçi Sevilla her türlü yatırırdı zaten.

- Maçta en çok Thiago Motta'yı beğendim.

-Bloglarda bu maçı Mourinho-Chelsea ilişkisini kullanmadan yazanları ıslak odunla dövüyorlarmış. Mecbur bir maddeyi buna ayırdım ben de.

- Stanford Bridge'in zemini Konya Atatürk Stadı ile yarışır düzeyde. Saha kennarında da mazgal mı var, her maç aynı tartışma dönüyor muhabbetlerde.

- Lucio çok çirkef adam yahu. Sevemedim yıllardır.

- Zannetti'ye saygı duymamak imkansız gibi bir şey.

-İnter beklediğimden daha atak başladı. Milito-Pandev-Eto üçlüsüyle çıkmak yürek ister.

- Milito, Robert De Niro'ya benzemiyor mu?

- Malouda'nın Chelsea'de oynaması Carrusca'ın Galatasaray'da oynaması gibi birşey. Futbolda bazen anlaşılmaz şeyler olabilir.

- Zhirkov oyundan çıkarken bulunduğumuz yerde alkışlar yükseldi. Meğer birinin doğum günü kutlanıyormuş.

- Seyircisiz maç ne kadar zevksiz oluyorsa, Star spikeri olmayan maç da o kadar zevkli oluyor. Ses kısık, müzik eşliğinde izledik. Gayet güzel oldu ama Maicon'un kaç kardeşi varmış öğrenemedik.

- Materazzi İnter'in Emre Aşık'ı gibi. Oynamadığı maçların galibiyetinde ne kadar çok seviniyor. Misal, Milano derbisi, misal dün.

- İnter taraftarı baya doldurmuş diyeceğim de Şampiyonlar Ligi maçı tabi dolduracak. Maçtan sonra Ancelotti'ye "sallasana sallasana mendilini" demişler midir acaba?

Pazartesi, Mart 1

Elimi Tutan El Nerde Hani?



Bridge-Terry olayı bu hafta sonunun en çok konuşulan olayıydı. Bridge, Terry'nin yediği nane yüzünden Chelsea-City maçında eski kaptanının elini sıkmadı. Buraya kadar normal. Ben de bu serenomi esnasında ne yaşanacağını merakla bekliyordum. Tahmin ettiğim bir olaydı.

Peki el sıkmamanın cezası var mı? Cezası yoksa bir futbolcu rakip takımdan hiç kimsenin elini sıkmasa ne olur? Cezası yoksa niye her maç el sıkışılıyor? Kafama takılan sorular bunlardan ibaret değil.

Bütün Cityli futbolcular, Terry'nin yanındaki ufak çocuğun da elini sıkarken, Kompany onu es geçiyor. Yoksa o ufaklık da Kompany'nin hatuna mı hallendi?